Anneannemin şurup şişesi
Eskiler, "İsraf haramdır." derdi.
Bu sözü yalnızca sofrada artan ekmek için söylemezlerdi. Aslında ihtiyaçtan fazlasını tüketmemenin, emekle üretileni hoyratça harcamamanın ve nimetin kıymetini bilmenin ahlâkını anlatırlardı.
Bizim çocukluğumuzda sokakta bir şey yiyip içmek pek alışılmış bir davranış değildi. Çok susarsanız güvenilir bir çeşmeden su içerdiniz. Anneannemin çantasında ise küçük bir şurup şişesine doldurulmuş su, bir de kâğıda sarılmış üç beş bisküvi bulunurdu. Torunlardan biri acıkır ya da susarsa iki yudum su, bir bisküvi yeterdi.
O günlerde kimsenin elinde kocaman kahve bardakları, pet şişeler ya da tek kullanımlık ambalajlar yoktu.
Bugün ise nereye baksanız aynı manzara...
Sokakta yürüyen insanların elinde bir kahve bardağı, bir pet şişe, kutu içecek ya da paketlenmiş bir atıştırmalık...
Hayatın hızlanmasıyla birlikte tüketme biçimimiz de değişti.
İlk bakışta bunun doğal olduğunu düşünüyoruz. Oysa çoğu zaman satın aldığımız şeyin kendisinden çok onu taşıyan kılıfa para ödüyoruz.
Bir litre suyun içindeki suyun maliyeti birkaç kuruşla ifade edilirken, ödediğimiz bedelin büyük kısmını PET şişe, kapak, etiket, koli, nakliye ve satış zinciri oluşturuyor. Kahvede de durum farklı değil. Kahvenin yanında karton bardak, plastik kapak, karıştırıcı, peçete ve taşıma aparatı da satın alıyoruz. Üstelik "kâğıt bardak" diye bildiğimiz ürünlerin büyük bölümü, iç yüzeylerindeki plastik kaplama nedeniyle ne kolayca geri dönüştürülebiliyor ne de çevreye düşündüğümüz kadar masum davranıyor.
Bir başka ifadeyle; artık yalnızca ürünü değil, onun ambalajını da tüketiyoruz.
Bir zamanlar cam şişelerin de bir ömrü vardı. Gazoz şişesi, maden suyu şişesi, süt şişesi... Boşalınca çöpe atılmaz, bakkala geri götürülürdü. Aynı şişe yıkanır, yeniden doldurulur, belki onlarca kez kullanılırdı. Bugün ise cam gibi defalarca kullanılabilecek bir malzeme bile artan toplama ve taşıma maliyetleri nedeniyle eski döngüsünü büyük ölçüde kaybetti. Her yeni şişe için yeniden hammadde, yeniden enerji ve yeniden taşıma gerekiyor.
İşte bu yüzden bugün yeniden depozito sistemlerini konuşuyoruz. Aslında keşfedilen yeni bir yöntem yok; sadece yıllar önce terk ettiğimiz bir alışkanlığı yeniden hatırlamaya çalışıyoruz. Yeni uygulamaların ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecek. Ama şu gerçeği değiştirmeyecek: En gelişmiş geri dönüşüm sistemi bile hiç oluşmamış bir atıktan daha değerli değildir.
İlginçtir, bugün adına "döngüsel ekonomi" dediğimiz modeli büyüklerimiz yıllar önce sessizce uyguluyordu. Onlar çevreci olmak için değil, israf etmemek için cam şişeyi geri veriyordu. Biz ise çevreyi korumaktan söz ederken tek kullanımlık hayatı normal kabul ediyoruz.
Üstelik bunun bedelini yalnızca cebimizden ödemiyoruz.
Doğa ödüyor.
Şehirler ödüyor.
Gelecek nesiller ödüyor.
Türkiye'de her yıl 11 milyon tondan fazla ambalaj atığı oluşuyor. Bunun önemli bir kısmı geri dönüştürülse de milyonlarca ton ambalaj hâlâ doğaya yük olmaya devam ediyor.
İşin bir de ekonomik boyutu var.
Bugün plastik ambalajın temel hammaddesi olan PET'in yaklaşık yüzde 80-85'i ithal ediliyor. Yani daha fazla ambalaj üretmek için daha fazla petrol türevi hammadde ithal ediyor, daha fazla enerji harcıyor, daha fazla akaryakıt tüketiyor ve sonunda ortaya çıkan atıkları yeniden toplamak için yeniden kaynak kullanıyoruz.
Kâğıt üzerinde üretim artıyor.
Fabrikalar çalışıyor.
Kamyonlar yollarda.
Depolar doluyor.
Milli gelir büyüyor.
Ama aynı anda döviz de harcıyoruz, enerji de tüketiyoruz, doğanın yükünü de artırıyoruz.
Elbette ambalaj sektörü küçümsenecek bir alan değil. Yaklaşık 30 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmış, ihracat yapan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan önemli bir sektör.
Ancak burada sormamız gereken soru başka.
Gerçekten daha fazla değer mi üretiyoruz?
Yoksa aynı suyu, aynı kahveyi, aynı bisküviyi her seferinde biraz daha fazla malzeme kullanarak daha pahalı hâle mi getiriyoruz?
Dikkat ederseniz artık ambalajın görevi yalnızca içindekini korumak değil. Aynı zamanda bize "beni satın al" demek. Daha parlak renkler, daha gösterişli baskılar, daha dikkat çekici şişeler, daha cazip kutular... Raflarda çoğu zaman ürün değil, ambalaj yarışıyor.
Belki de artık gıdayı değil, onun etrafında oluşturulan yaşam tarzını satın alıyoruz.
Anneannemin çantasındaki o küçük şurup şişesini düşündükçe aklıma hep aynı soru geliyor.
O küçük şişe yıllarca kullanıldı.
Kimse onu eski diye çöpe atmadı.
Kimse her seferinde yenisini istemedi.
Belki de o şişenin içinde yalnızca su yoktu.
Kanaat vardı.
Tutumluluk vardı.
Emeğe saygı vardı.
İsraf etmeme terbiyesi vardı.
Bugün elimizde taşıdığımız şişelerde ise sudan çok daha fazlası var.
Plastik var.
Petrol var.
İthal hammadde var.
Enerji var.
Lojistik var.
Reklam var.
Pazarlama var.
Ve sonunda tonlarca atık...
Belki de artık içtiğimiz su değişmedi.
Değişen, onu tüketme biçimimiz oldu.
Çünkü medeniyet, yalnızca daha çok üretmek değildir.
Elindekini daha uzun süre kullanabilmek, ihtiyacın kadar tüketebilmek ve senden sonrakine yaşanabilir bir dünya bırakabilmektir.
UNUTMAYIN… Bu dünyayı torunlarımızdan ödünç aldık. BUGÜN DÜNYA BARIŞI, ÇEVRE, HAK VE ADALET İÇİN BİR ŞEYLER YAPMIŞ OLMANIZI DİLİYORUM.
-
Eskiye Özlem26 Haziran 2026 14:48
Çok doğru tespitler. Elinize, emeğinize sağlık.
-
TULAY Rojay26 Haziran 2026 12:51
Çok güzel bir yazı. Düşüncelerimize tercüman oldunuz. Lütfen her yerde paylaşın
- 28 Ağustos 2026, Cuma Devamını Oku
-
07 Ağustos 2026, Cuma
Renkli kutular yetmiyor; geri dönüşüm bir adanmışlık meselesi
Devamını Oku -
03 Ağustos 2026, Pazartesi
200 TL eziyeti: Cüzdana sığmayan enflasyon
Devamını Oku - 27 Temmuz 2026, Pazartesi Devamını Oku
-
21 Temmuz 2026, Salı
Refahın görünmeyen anahtarı: Kuralsever olmak
Devamını Oku -
01 Temmuz 2026, Çarşamba
Sıfır telefon zenginlik, ikinci el fakirlik mi?
Devamını Oku - 26 Haziran 2026, Cuma Devamını Oku
-
22 Haziran 2026, Pazartesi
Teknoloji değişti, insan değişmedi: 2000 yıllık ikna formülü
Devamını Oku -
08 Haziran 2026, Pazartesi
Kâr mı bereket mi? Erdoğan'ın Erbakanlı mesajı Türkiye ekonomisine ne söylüyor?
Devamını Oku -
01 Haziran 2026, Pazartesi
İran’a saldırıdan kim kârlı çıktı?
Devamını Oku
- BANKA HİSSELERİ
-
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri AKBNK 70,90 0,35 368.680.000.000,00 ALBRK 8,41 0,72 21.025.000.000,00 GARAN 129,80 0,31 545.160.000.000,00 HALKB 44,90 -0,66 322.596.534.085,80 ICBCT 16,20 0,62 13.932.000.000,00 ISCTR 13,07 -0,98 326.750.000.000,00 SKBNK 5,42 2,65 13.550.000.000,00 TSKB 10,34 -1,05 28.952.000.000,00 VAKBN 33,84 0,18 335.554.784.338,32 YKBNK 35,66 -0,11 301.221.848.787,44

Yen için ortak gelişme:...
Altında haftalık kayıp yüzde 2'yi...
Morgan Stanley’den dolar tahmininde...
ING ve ANZ'den tahvil faizleri için...
Fed’in faiz politikası yeniden...
New York borsasında düşüş: Tahvil...