BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 69,55 -4,14 361.660.000.000,00
ALBRK 8,40 -3,45 21.000.000.000,00
GARAN 127,80 -4,56 536.760.000.000,00
HALKB 46,08 -2,12 331.074.572.175,36
ICBCT 18,20 -3,24 15.652.000.000,00
ISCTR 13,36 -3,47 334.000.000.000,00
SKBNK 6,32 -2,47 15.800.000.000,00
TSKB 11,23 -2,26 31.444.000.000,00
VAKBN 33,88 -5,20 335.951.421.199,24
YKBNK 34,68 -5,35 292.943.738.529,12

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaKazandıran SohbetlerTogg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattı----

Togg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattı

Togg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattı
17 Nisan 2026 - 08:30 www.finansingundemi.com

Son dönemde hem dünyada hem Türkiye’de en çok konuşulan konulardan biri elektrikli araçlar. Ülkemizde de satışlar hızla artıyor. Peki bu yükselişte fiyatın, teknolojinin etkisi ne? Togg neleri değiştirdi? OGD Başkanı Murat Öztürk’e soruyoruz.

Volkan Karsan - Finansıngundemi.com / Kazandıran Sohbetler

Otomobil hem ihtiyaç, bazen statü göstergesi hatta bazı aileler için yıllardır yatırım araçlarından biri. Teknoloji ile birlikte otomotiv sektörü hızla gelişiyor. Otomobil ihracatı ve iç piyasadaki satışlar hep en çok konuşulan konular… Hazır Otomobil Gazetecileri Derneği’ne yeni bir başkan seçilmişken hem kendisine “hayırlı olsun” demek istedik hem de sektördeki son durumu konuştuk… OGD’nin yeni başkanı Murat Öztürk “Kazandıran Sohbetler”e konuk oldu…

“KARİYERİMİN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ OTOMOTİV SEKTÖRÜ VE MOTOR SPORLARIYLA İÇ İÇE GEÇTİ”

- Sayın Öztürk değerli meslektaşım, Otomotiv Gazetecileri Derneği (OGD) başkanlığına uzanan yolda kariyer olarak neler yaşadınız?

- OGD Başkanlığı’na uzanan süreci anlatmadan önce kendi hikâyemi kısaca paylaşmam gerektiğini düşünüyorum. 1991 yılında televizyonculuğa başladım. O dönemde ATV kuruluyordu. Ardından Star TV’ye geçtim. Star’dan sonra Olay TV’nin kuruluş sürecinde yer aldım. Daha sonra farklı televizyon kanallarında çalıştıktan sonra TV8’de, kuruluşundan satışına kadar geçen süreçte yaklaşık 15 yıl görev yaptım.

Bu dönemde “8. Etap” adını verdiğimiz otomobil ve motor sporları programını başlattım. Bu nedenle kariyerimin önemli bir bölümü otomotiv sektörü ve motor sporlarıyla iç içe geçti. Aynı zamanda bu dönem, Türkiye’de otomotiv basınının da şekillenmeye başladığı yıllardı. Bu süreçte sektörden birçok arkadaş edindik. Kendi aramızda konuşurken hep bir dernek kurma, bir yapı oluşturma fikri gündeme geliyordu.

Nihayet 2014 yılında yedi kurucu üye olarak bu derneği kurduk. Derneğin başkanlığına değerli dostumuz Ufuk Sandık seçildi ve bu görevi 12 yıl boyunca sürdürdü. Bu süre zarfında derneğe önemli bir kurumsal yapı kazandırdı. Daha sonra görevden ayrılmak, biraz dinlenmek ve kendine zaman ayırmak istediğini ifade edince ben de aday olacağımı kendisine ilettim. Sektördeki diğer arkadaşlarımın da desteğiyle 1 Nisan’da gerçekleşen seçim sürecinin ardından bu görevi devraldım.

Bugüne baktığımızda 35 yıllık bir televizyonculuk kariyerinden, 27 yıldır devam eden bir otomotiv programından ve yaklaşık 1200 bölümden söz ediyoruz. Bu ölçekte ve süreklilikte bir programın hem Türkiye’de hem de dünyada çok fazla örneği olmadığını düşünüyorum.

“İÇTEN YANMALI MOTORLARA SAHİP, BENZER DONANIMDAKİ ARAÇLARLA KARŞILAŞTIRILDIĞINDA ELEKTRİKLİ ARAÇLAR CİDDİ BİR FİYAT AVANTAJI SUNUYOR”

- Türkiye’de elektrikli araç satışlarında son dönemde gözlenen artışı neye bağlıyorsunuz? Bu trend kalıcı mı? Şarj ve vergi konularında da bizi aydınlatmanız mümkün mü?

- Son dönemde en çok konuşulan konulardan biri elektrikli araçlar. Bu yükselişin nedenlerine baktığımızda, bunun yalnızca teknoloji merakıyla açıklanamayacağını görüyoruz. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşulları bu tercih üzerinde önemli bir rol oynuyor.

İçten yanmalı motorlara sahip, benzer donanımdaki araçlarla karşılaştırıldığında elektrikli araçlar ciddi bir fiyat avantajı sunuyor. Bu da tüketicinin daha donanımlı bir aracı daha uygun maliyetle satın alabilmesini sağlıyor. Dolayısıyla insanlar doğal olarak bu seçeneğe yöneliyor.

Bunun yanında Türkiye, teknolojiye hızlı adapte olabilen bir ülke. Elektrikli araçların sunduğu bağlantı özellikleri, güvenlik sistemleri ve dijital donanımlar da bu ilgiyi artırıyor. Şarj altyapısı da bu gelişime paralel olarak ilerledi. Bugün ortalamada bir şarj soketine yaklaşık 10-11 araç düşüyor. Bu oran Avrupa ile benzer seviyede. Ancak bu ortalama her yerde aynı değil; bazı lokasyonlarda yoğunluk daha fazla olabiliyor ve bu da kullanıcı deneyimini etkileyebiliyor.

Elektrikli araçların toplam pazar payı bugün yaklaşık yüzde 18-20 seviyelerinde. Mevcut ekonomik koşulların ve vergi avantajlarının devam etmesi halinde bu oranın 5 yıl içinde yüzde 30-35 seviyelerine ulaşabileceğini düşünüyorum. Devletin sunduğu teşvikler şu an için yeterli görünüyor. Zaten satış rakamları da bunu doğruluyor. Ancak devletin daha fazla vergi kaybını göze alıp almayacağı ilerleyen dönemde belirleyici olacaktır.

“BUGÜN GELİNEN NOKTADA TOGG, TÜRKİYE’DE EN ÇOK SATAN ELEKTRİKLİ ARAÇ KONUMUNDA VE PAZARI LİDER OLARAK TAŞIYOR”

- Yerli üretim elektrikli araç projelerinin (örneğin Togg gibi) pazara etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Yerli üretim elektrikli araçların pazara girmesi de talebi önemli ölçüde artırdı. Özellikle Togg’un pazara sunduğu modeller, fiyat avantajı ve kampanyalar sayesinde araç erişimini kolaylaştırdı. Bu da elektrikli araçlara olan ilgiyi ciddi şekilde artırdı.

Bugün gelinen noktada Togg, Türkiye’de en çok satan elektrikli araç konumunda ve pazarı lider olarak taşıyor. Bu durum, elektrikli araç pazarının büyümesine doğrudan katkı sağlıyor.

“GEÇTİĞİMİZ YIL 7,5 MİLYON ADET İKİNCİ EL ARAÇ SATIŞI GERÇEKLEŞTİ, SIFIR ARAÇ SATIŞLARI ARTTIKÇA İKİNCİ EL PİYASASI DA BÜYÜYECEKTİR”

- İkinci el araç piyasasında son dönemde neler yaşanıyor, sıfır araç bulunurluğunun artması ikinci el piyasasını nasıl etkiledi? Elektrikli araçların ikinci el piyasasında değeri nasıl oluşuyor, alıcı güveni yeterli mi?

- Elektrikli araçların ikinci el piyasası başlangıçta bazı soru işaretleri barındırıyordu. Özellikle ilk nesil araçların menzil sınırlamaları, kullanıcıların “yarın daha uzun menzilli modeller çıkarsa ne olur” endişesi taşımasına neden oluyordu.

Ancak bugün gelinen noktada menzil değerleri ciddi şekilde arttı ve artık günlük kullanım için yeterli seviyelere ulaştı. Bu da elektrikli araçların ikinci elde daha talep edilebilir hale gelmesini sağladı.

Sıfır araç bulunurluğunun artması ikinci el piyasasını da olumlu etkiledi. Daha önce oluşan fiyat balonu ortadan kalktı ve piyasa daha gerçekçi seviyelere oturdu. Bu durum tüketicinin ikinci el araçlara daha güvenle yönelmesini sağladı.

Galeriler ve kurumsal firmalar ile bireysel satışlar arasındaki rekabet ise giderek kurumsal taraf lehine gelişiyor. Bugün satışların önemli bir kısmı hâlâ bireysel olsa da galeriler ve kurumsal şirketler; garanti sunmaları, kredi imkânı sağlamaları, iade seçenekleri ve ekspertiz hizmetleriyle öne çıkıyor. Bu farkındalık arttıkça kurumsal satışların payının daha da yükseleceğini düşünüyorum.

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7,5 milyon adet ikinci el araç satışı gerçekleşti. Sıfır araç satışları arttıkça ikinci el piyasasının da büyümeye devam edeceğini öngörüyorum. Araç parkı genişledikçe ikinci eldeki sirkülasyon da artacaktır.

“YAPAY ZEKÂ OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE ARAÇ İÇİ TEKNOLOJİLERLE SINIRLI KALMAYIP ÜRETİMDEN SÜRÜŞ DENEYİMİNE KADAR GENİŞ BİR EKOSİSTEMİ KAPSAR HALE GELDİ”

- Yapay zekâ, otomotiv sektöründe en çok hangi alanlarda dönüşüm yaratacak ve otonom sürüş teknolojilerinin Türkiye’de yaygınlaşması sizce ne kadar zaman alır?

- Yapay zekâ, 2026 itibarıyla otomotiv sektöründe sadece araç içi teknolojilerle sınırlı kalmayıp üretimden sürüş deneyimine kadar geniş bir ekosistemi kapsar hale geldi.

Bu dönüşümü dört ana başlıkta ele alabiliriz. İlk olarak sürüş deneyimi ve kabin içi asistanlar. Araçlar artık sürücünün dikkatini, sağlık durumunu takip edebiliyor. Örneğin sürücünün bayılması veya dikkatinin dağılması durumunda araç kendini güvenli şekilde durdurabiliyor ve diğer sürücüleri uyarabiliyor.

İkinci olarak otonom sürüş teknolojileri öne çıkıyor. Ancak bu sistemlerin yaygınlaşması yalnızca teknolojiye bağlı değil. Ülkelerin mevzuatları, sigorta sistemleri ve altyapı gibi birçok faktör bu süreci etkiliyor.

Üçüncü başlık üretim süreçleri. Yapay zekâ destekli sistemler üretim verimliliğini yüzde 20-30 oranında artırabiliyor. Görsel kalite kontrol sistemleri, insan gözünün fark edemeyeceği mikro hataları tespit edebiliyor. Bu sistemler fabrika ziyaretlerinde de açıkça görülebiliyor.

Dördüncü olarak tedarik zinciri ve bakım süreçlerinde yapay zekâ önemli rol oynuyor. Araç parçalarının ne zaman arızalanacağı önceden tahmin edilerek servis süreçleri planlanabiliyor. Bu sayede kullanıcılar serviste bekleme süresi yaşamıyor. Aynı zamanda bayiler gereksiz stok maliyetlerinden kurtuluyor ve daha verimli bir operasyon yürütüyor.

“YENİ NESİL KULLANICILAR İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, VERİMLİLİK VE KONFOR ÖNEMLİ KRİTERLER ARASINDA, KADINLARIN BU TEKNOLOJİYE DAHA HIZLI ADAPTE OLDUĞU GÖRÜLÜYOR”

- Kadın kullanıcıla rın araç tercihinde en belirleyici kriterler neler, güvenlik donanımları ve teknolojik özellikler kadın kullanıcılar için ne kadar belirleyici?

- Kadın kullanıcıların araç tercihinde en önemli kriterlerden biri güvenlik. Genellikle daha büyük ve yüksek araçların daha güvenli olduğu düşüncesi, SUV segmentine olan ilgiyi artırıyor. Ancak büyük araç her zaman daha güvenli anlamına gelmeyebilir; bu da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

Ergonomi ve kullanım kolaylığı da kadın kullanıcılar için oldukça önemli. Araç içindeki depolama alanları, erişim kolaylığı ve kabin içi düzen tercihleri etkiliyor. Eskiden makyaj aynası gibi detaylar öne çıkarken, bugün bu özellikler standart hale geldiği için beklentiler daha farklı alanlara kaymış durumda.

Yeni nesil kullanıcılar için sürdürülebilirlik, verimlilik ve konfor da önemli kriterler arasında. Elektrikli araçlara karşı bazı çekinceler olsa da özellikle genç kadın kullanıcıların bu teknolojiye daha hızlı adapte olduğu görülüyor. Ayrıca marka algısı ve araç rengi de tercih üzerinde belirleyici rol oynuyor. Kadın kullanıcılar genellikle bilinen ve güvenilir markalara yöneliyor.

“TEKNOLOJİ, BAĞLANTI ÖZELLİKLERİ VE DİJİTAL DENEYİM GENÇ KULLANICILAR İÇİN ÖNEMLİ KRİTERLER ARASINDA, ELEKTRİKLİ ARAÇLARA OLAN İLGİ DE BU NEDENLE DAHA YÜKSEK”

- Gençlerin otomotiv sektöründe bakış açıları nasıl gelişiyor ya da değişiyor?

- Gençler açısından otomobile erişim ekonomik nedenlerle zorlaştığı için araç sahipliği anlayışı da değişiyor. Sahip olmak yerine ihtiyaç anında kullanmak daha cazip hale geliyor. Araç paylaşım sistemleri bu nedenle gençler arasında daha fazla ilgi görüyor.

Teknoloji, bağlantı özellikleri ve dijital deneyim genç kullanıcılar için en önemli kriterler arasında yer alıyor. Elektrikli araçlara olan ilgi de bu nedenle daha yüksek. Bununla birlikte marka algısı gençler için de önemini koruyor.Sosyal medya ve influencer etkisi görünürlük açısından önemli olsa da satın alma kararında genellikle çevreden alınan geri bildirimler ve uzman görüşleri daha belirleyici oluyor.

“TOPLAM İHRACAT BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE YÜZDE 4,5 ARTIŞLA 273,4 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞARAK CUMHURİYET TARİHİNİN REKORU KIRILDI”

- Geçen yılın ve 2026’nın otomotivdeki ihracat durumuna bir bakabilir miyiz?

- 2025 yılı, küresel talepteki yavaşlamaya rağmen Türkiye için "ihracatta rekor" yılı oldu.

Toplam İhracat bir önceki yıla göre yüzde 4,5 artışla 273,4 milyar dolar seviyesine ulaşarak Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı.

İthalat yüzde 6,2 artışla 365,5 milyar dolar oldu. Bu durum dış ticaret açığının 92 milyar doların üzerine çıkmasına neden oldu.

İhracatın lokomotifi yine sanayi sektörü (yüzde 82 pay ile) olurken, en yüksek aylık rakama 26,4 milyar dolar ile Aralık ayında ulaşıldı.

2026 ilk çeyrek (Ocak-Mart) sonuçlarına baktığımızda duraklama sinyallerini görüyoruz. 2026’nın ilk üç ayı, önceki yılın güçlü kapanışına kıyasla daha durağan bir seyir izledi.

İlk çeyrek ihracatı 63,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1’lik bir daralmaya işaret ediyor. Mart ayında ihracat 21,9 milyar dolar oldu.

Otomotiv 3,3 milyar dolarla liderliğini korusa da Mart ayında 26 sektörün 18’inde ihracat daralması yaşandı.

İlk çeyrekteki bu hafif gerilemede parite etkileri ve ana pazarlardaki (özellikle Avrupa) talep değişimleri etkili oldu.

“GELECEKTE TEK BİR MOTOR TİPİNİN HÂKİM OLACAĞI BİR TABLO KISA VADEDE GERÇEKÇİ GÖRÜNMÜYOR, ELEKTRİKLİ, HİBRİT VE İÇTEN YANMALI MOTORLARIN BİR ARADA BULUNDUĞU BİR GEÇİŞ DÖNEMİ YAŞANACAK”

- Otomotiv sektöründe gelecek perspektifini nasıl yorumluyorsunuz?

- Son yıllarda elektrikli araçlar ön plana çıksa da gelecekte yalnızca tek bir motor tipinin hâkim olacağı bir tablo kısa vadede gerçekçi görünmüyor. Elektrikli, hibrit ve içten yanmalı motorların bir arada bulunduğu bir geçiş dönemi yaşanacak.

Avrupa’da teşviklerin kesilmesiyle plug-in hibrit araç satışlarının düşmesi, ekonomik koşulların tüketici tercihlerinde ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Türkiye’de de benzer şekilde elektrikli araçlara olan talebi sadece teknoloji merakıyla değil, ekonomik avantajlarla birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Bunun yanında batarya üretiminde kullanılan ham maddelerin geleceği, bu kaynaklara sahip ülkelerin politikaları ve küresel gelişmeler de otomotiv sektörünün yönünü belirleyecek önemli faktörler arasında yer alıyor.

Bu nedenle otomotiv sektörünün geleceğine dair kesin yargılarda bulunmak yerine temkinli yaklaşmak daha doğru olacaktır. Sektör hızla değişiyor ve bu değişimin yönünü zaman içinde daha net göreceğiz.

Dr. Zekeriya Yelboğa ile ABD/İsrail - İran savaşının psikolojisini masaya yatırdıkDr. Zekeriya Yelboğa ile ABD/İsrail - İran savaşının psikolojisini masaya yatırdık

Gülser Corat: Kadınlar ve erkekler arasındaki dijital beceri uçurumu çok önemliGülser Corat: Kadınlar ve erkekler arasındaki dijital beceri uçurumu çok önemli

Japon mutfağının temsilcisi Itsumi’den ‘sürdürülebilir beslenme’nin sırlarıJapon mutfağının temsilcisi Itsumi’den ‘sürdürülebilir beslenme’nin sırları

Doç. Dr. Efsun Dindar: Türkiye su fakiri olma yolunda ilerleyen ülke konumundaDoç. Dr. Efsun Dindar: Türkiye su fakiri olma yolunda ilerleyen ülke konumunda

Dünyanın neresinde olursanız olun garsondan bir Türk kahvesi isteyin, çünkü...Dünyanın neresinde olursanız olun garsondan bir Türk kahvesi isteyin, çünkü...

Kadınlar 'kadim tohum'a sahip çıkıyor: İşte Kadınlar 'kadim tohum'a sahip çıkıyor: İşte "nadir tarım elementi" keten mucizesi

YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)