| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 69,55 | -4,14 | 361.660.000.000,00 |
| ALBRK | 8,40 | -3,45 | 21.000.000.000,00 |
| GARAN | 127,80 | -4,56 | 536.760.000.000,00 |
| HALKB | 46,08 | -2,12 | 331.074.572.175,36 |
| ICBCT | 18,20 | -3,24 | 15.652.000.000,00 |
| ISCTR | 13,36 | -3,47 | 334.000.000.000,00 |
| SKBNK | 6,32 | -2,47 | 15.800.000.000,00 |
| TSKB | 11,23 | -2,26 | 31.444.000.000,00 |
| VAKBN | 33,88 | -5,20 | 335.951.421.199,24 |
| YKBNK | 34,68 | -5,35 | 292.943.738.529,12 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Volkan Karsan - Finansingundemi.net / Kazandıran Sohbetler - 2. Bölüm
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Başkanı, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi ve Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Erhan Erken ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin ikinci bölümünde rotamızı bu kez İstanbul'un sokaklarına, semtlerine ve çarşılarına çeviriyoruz. Sosyal medyada ilgi gören "Semt Hikâyeleri" serisinin nasıl ortaya çıktığını anlatan Erken, bir semtin adının ardında bazen bir vakfın, bazen bir devlet adamının, bazen de yüzyılları aşan bir medeniyet hikâyesinin saklı olduğunu söylüyor. Kapalıçarşı'yı ise yalnızca alışveriş yapılan tarihî bir mekân olarak değil; ahilik geleneğinin, vakıf kültürünün ve güven üzerine kurulu ticaret anlayışının yaşayan hafızası olarak tanımlıyor.

“BANA GÖRE BUGÜN İHTİYACIMIZ OLAN ŞEY, ESKİ ESNAF DÜZENİNE GERİ DÖNMEK DEĞİL, O KÜLTÜRÜN TAŞIDIĞI DEĞERLERİ BUGÜNÜN DÜNYASINA VE KURUMLARINA TAŞIYABİLMEK”
- Esnaf kültürü ile kurumsal ticaret arasında nasıl bir dönüşüm yaşanıyor?
- Aslında burada bir değişimden söz edebiliriz ama bunu sadece “iyi” veya “kötü” diye değerlendirmek doğru olmaz.
Dünya değişiyor, ticaret büyüyor ve farklı şekiller alıyor, şirketler uluslararası hale geliyor, dijitalleşme hayatımızın merkezine yerleşiyor. Artık birçok alışverişimizi tanımadığımız insanlarla, hatta hiç görmediğimiz dijital platformlar üzerinden yapıyoruz. Bu dönüşümün kendine göre büyük kolaylıkları ve imkânları var.
Fakat bu süreçte üzerinde durmamız gereken bir nokta var. Geleneksel esnaf kültürü bize sadece alışveriş yapmayı öğretmiyordu; aynı zamanda güven inşa etmeyi, uzun vadeli ilişki kurmayı ve ticarete ahlaki bir zemin kazandırmayı da öğretiyordu.
Mahalle bakkalını düşünün. Sizi isminizle tanırdı.Bazen veresiye defterine yazardı. Çocuğunuzu tanır, annenizin hâlini hatırını sorardı. Orada alışverişten daha büyük bir ilişki vardı.
Bugün kurumsal ticaret elbette çok daha profesyonel bir yapıya sahip. Standartları var, denetimleri var, kalite sistemleri var. Bunlar son derece kıymetli kazanımlar.
Ama bence asıl mesele şu: Kurumsallaşırken güveni, büyürken samimiyeti, profesyonelleşirken insanı kaybetmemek.
Çünkü teknoloji değişebilir, şirketler büyüyebilir, ticaretin yöntemleri farklılaşabilir. Ama insanlar hâlâ güvendikleri kişilerle çalışmak, kendilerine değer verildiğini hissetmek istiyor.
Bana göre bugün ihtiyacımız olan şey, eski esnaf düzenine geri dönmek değil; o kültürün taşıdığı değerleri bugünün dünyasına ve kurumlarına taşıyabilmek.
Ahilikten dürüstlüğü, vakıf kültüründen toplumsal sorumluluğu, mahalle esnafından samimiyeti alıp bunları çağdaş işletmeciliğin içine yerleştirebilirsek, hem daha güçlü şirketler kurarız hem de daha güçlü bir toplum inşa ederiz.
Sonuçta şirketler de insanlar gibi, sadece bilançolarıyla değil; geride bıraktıkları güvenle hatırlanırlar.
Özetle bizim meselemiz esnaflığı kurumsallığa karşı savunmak değil; esnaflığın ahlakını kurumsallığın gücüyle buluşturabilmek olmalıdır.

“ASLINDA HER İSİM, ŞEHRİN BİZE BIRAKTIĞI KÜÇÜK BİR NOT GİBİDİR, BİZ O NOTU OKUMAYI UNUTTUĞUMUZ İÇİN SEMTLERİN İSİMLERİ ZAMANLA SADECE ADRES TARİFİNE DÖNÜŞÜYOR”
- Semt Hikâyeleri videolarına ve İstanbul'un hafızasına geçersek, "Semt Hikâyeleri" fikri nasıl doğdu? İstanbul'u anlamak için ticareti anlamak gerekir mi?
- Semt Hikâyeleri aslında isimlerin peşine düşme merakından doğdu.
Günlük hayatımızda yüzlerce kelime kullanıyoruz.Eminönü diyoruz, Kariye diyoruz, Aşirefendi diyoruz, Draman diyoruz… Ama birçoğumuz bu isimlerin neden o şekilde ortaya çıktığını bilmiyoruz.
Oysa bir ismin peşine düştüğünüzde karşınıza sadece bir semt çıkmıyor; bir insan çıkıyor, bir vakıf çıkıyor, bir devlet görevi çıkıyor, bazen Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan uzun bir tarih çıkıyor.
Benim ilgimi çeken de tam olarak bu. Bir kelimenin içinde saklanan hafızayı yeniden görünür kılabilmek.
Aslında her isim, şehrin bize bıraktığı küçük bir not gibidir. Biz o notu okumayı unuttuğumuz için semtlerin isimleri zamanla sadece adres tarifine dönüşüyor. Oysa o isimlerin her biri İstanbul’un geçmişinden bugüne ulaşan canlı birer hatıradır.
Elbette bu hikâyelerin içinde bazen ticaret var, bazen mimari var, bazen dinî hayat var, bazen devlet teşkilatı… Çünkü şehir dediğimiz şey bütün bunların birleşimidir. Ben özellikle bunlardan birini seçmiyorum; ismin bizi götürdüğü yere gidiyorum.
Aslında Semt Hikâyeleri’ anlatırken “ben semtlerin hikâyesini anlatmıyorum; hikâyesini kaybetmiş kelimelerin izini sürüyorum. Çünkü bazen bir kelime, koca bir şehrin hafızasını taşır.”

“KAPALIÇARŞI BİZE, YÜZYILLAR BOYUNCA BİR MEDENİYETİN TİCARETİ NASIL AHLAKLA, GÜVENLE VE İNSAN İLİŞKİLERİYLE YOĞURDUĞUNU ANLATAN CANLI BİR OKULDUR”
- "Kapalıçarşı'yı gezerken aslında sadece dükkânlara değil, bir medeniyetin hafızasına bakıyoruz diyebilir miyiz? Bu konu vakıf kültürü, ahilik, güven, söz senedi, mahalle, esnaf ahlakı ve şehir medeniyeti üzerinden mi okunmalı?
- Kesinlikle diyebiliriz. Hatta ben çoğu zaman Kapalıçarşı’yı gezenlere şunu söylüyorum: Eğer sadece vitrinlere bakarak çıkarsanız, Kapalıçarşı’nın belki yüzde onunu görmüş olursunuz. Asıl görülmesi gereken, o dükkânların arkasında yüzyıllar boyunca oluşmuş medeniyet birikimidir.
Çünkü Kapalıçarşı, sadece ticaret yapılan bir mekân değildir; güven üzerine kurulmuş bir hayat biçimidir. Burada bir zamanlar insanlar birbirlerine çoğu zaman imzadan önce sözlerine güvenerek iş yaparlardı. “Söz senettir.” sözü, burada sadece güzel bir ifade değil, ticaretin temel ilkelerinden biriydi.
Bu güveni ayakta tutan ise sadece bireylerin iyi niyeti değildi. Arkasında ahilik geleneği vardı, vakıf kültürü vardı, mahalle vardı, lonca teşkilatı vardı. Esnaf, yalnızca mal satan kişi değildi; aynı zamanda bir ahlakın, bir terbiyenin ve bir meslek anlayışının temsilcisiydi.
Vakıf sistemi ise bu ticaret hayatını sadece kazanç üzerine kurmuyordu. Kazanırken paylaşmayı, üretirken topluma ve belki de geleceğe hizmet etmeyi de öğretiyordu. Çarşının yakınındaki camiler, hanlar, sebiller, imaretler ve medreseler tesadüfen yan yana değildir. Bunların hepsi aynı medeniyet tasavvurunun parçalarıdır. Ticaret ile hayır, kazanç ile sorumluluk, ekonomi ile ahlak birbirinden kopuk düşünülmemiştir.

Ben Kapalıçarşı’yı anlatırken aslında dükkânlardan çok insanları anlatmayı seviyorum. Çünkü şehirleri binalar değil, insanlar inşa eder. O insanların kurduğu ilişkiler de zamanla bir şehir medeniyetine dönüşür.
Bugün belki binalar büyük ölçüde yerinde duruyor.Ama asıl sormamız gereken soru şu: O ruh ne kadar yaşıyor? Kapalıçarşı’nın gerçek mirası taş duvarları değil, o duvarların içinde oluşan güven iklimidir.
İşte bu sebeple Kapalıçarşı’yı gezerken sadece mimariye veya alışverişe bakmamak gerekir. Orası bize, yüzyıllar boyunca bir medeniyetin ticareti nasıl ahlakla, güvenle ve insan ilişkileriyle yoğurduğunu anlatan canlı bir okuldur.Kapalıçarşı’yı doğru okuyabilirsek, aslında sadece İstanbul’u değil, Osmanlı şehir medeniyetini de okumaya başlamış oluruz.
“Bir medeniyetin kalitesi, sadece inşa ettiği binalarla değil; o binaların içinde kurduğu insan ilişkileriyle ölçülür. Kapalıçarşı’nın asıl kıymeti de taşında değil, asırlardır yaşattığı güven kültüründedir.”

“BU ŞEHRİN TARİHİ VE KÜLTÜRÜNÜ ANLAMAYI SAĞLAYACAK GERÇEKÇİ HİKAYELERİMİZ MAALESEF EKSİK, YAŞANILAN YERE BU GÖZLE BAKABİLME ÖZELLİĞİNİN İNSANLARA KAZANDIRMAYA ÇALIŞMALIYIZ”
- Şimdi de olabildiğince kısa cevaplı hızlı sorulara geçsek…
*Bir semtin ticaretini anlamadan o semtin ruhunu anlamak mümkün mü?
- Bence eksik kalır. Çünkü ticaret sadece alışveriş değildir; insanların birbirleriyle olan münasebetlerinin detayları ile bilgi verir; nasıl üretim yaptıklarını, nelere talepleri olduğunu, birbirlerine ne ölçüde güvendiklerinin ve değer verdiklerini anlatır. Bir semtin çarşısı, aslında o semtin adeta kalbinin attığı yerdir. Oraya bakmadan o semtin ruhunu bütünüyle anlamak kolay değildir.
*İstanbul’un kaybetmesini istemediğiniz üç değer nedir?
- Birincisi hafızası… Çünkü hafızasını kaybeden şehir, kimliğini de kaybetmeye başlar.
İkincisi mahalle kültürü… İnsanların birbirini tanıdığı, selam verdiği, çocukların birlikte büyüdüğü hayat çok kıymetli.
Üçüncüsü ise güven… Bir şehir, binalarıyla değil, insanlar arasındaki güvenle yaşar.
*Bir günlüğüne İstanbul Belediye Başkanı olsanız ilk imzalayacağınız karar ne olurdu?
- İstanbul’un tarihi ve kültürel hafızasını koruyacak uzun vadeli bir seferberlik başlatmayı öncelikli hedefler arasına koyardım. Çünkü kaybettiğimiz bir tarihi bina yeniden yapılabilir belki ama unutulan bir kültürü geri getirmek çok daha zordur.
*Bugünün gençleri İstanbul’u yeterince tanıyor mu?
- Bence İstanbul’u seviyorlar ama yeterince tanımıyorlar. Sadece gençler değil bu şehirde hayatının büyük bölümü geçirmiş daha yaşlı hemşerilerimiz de maalesef şehirle ilgili yeterli bilgiye sahip değiller…
Bunda bir eksiklik varsa daha çok yaşlıların kusuru var diye düşünürüm. Bu şehrin tarihi ve kültürünü anlamayı sağlayacak gerçekçi hikayelerimiz maalesef eksik. Yaşanılan yere bu gözle bakabilme özelliğinin insanlara kazandırmaya çalışmalıyız..
*Sosyal medyada anlattığınız hikâyeler size yeni bir şeyler öğretti mi?
- Çok şey öğretti. Ben anlatırken insanların da kendi aile hikâyelerini, mahalle hatıralarını paylaşmaya başladığını gördüm. Bu tip hikayeleri dinleyenler artık geçtikleri her yerin geçmişi ile daha fazla ilgileniyorlar. O zaman şunu fark ettim: Bir şehir, sadece tarihçilerin anlattıklarıyla değil, insanların hatırladıklarıyla da yaşıyor.
*En sevdiğiniz semt?
- Buna tek bir isim vermek çok zor. Çünkü her semtin bana anlattığı başka bir hikâye var. Ailemizin uzun yıllar ticaret yaptığı Kapalıçarşı ve çevresi benim için her zaman özel bir anlam taşır. İlave olarak doğduğum günden beri hiç ayrılamadığım Fatih’in de bende çok ayrı bir yeri var. Burası adeta benim köyüm!
*Kokusunu hiç unutamadığınız sokak?
- Kapalıçarşı’nın hanlarına açılan dar sokaklar, Tahmis sokağının kahve kokusu, eski ahşap dükkânlar, dericiler, Mısır çarşısının baharat kokusu… İstanbul’u bazen gözünüzden önce burnunuz tanıyor.
*İstanbul’u anlatan tek kelime?
- Katman. Çünkü bu şehirde hiçbir şey tek katmanlı değil.Yakınlaştıkça yeni bir sayfa açılıyor. Her sokağın altında başka bir hikâye, her ismin arkasında medeniyetimizin başka bir yönünü keşfediyorsunuz
*Kaybolmaktan mutlu olduğunuz yer?
- Kapalıçarşı, Mahmutpaşa civarı ve buradan Sultanhamam’a inen yokuşlar ve ara sokakları…
Çünkü orada kaybolduğunuzda aslında yönünüzü değil, belki de asli köklerinizi buluyorsunuz.
*Her İstanbullunun mutlaka görmesi gereken ama çok az kişinin bildiği bir mekân?
- Öncelikle Zeyrek’teki dar sokaklarda yürümelerini tavsiye ederim. Bir de Kariye Camii’nin yanında Ebu Zer Gıfari Hazretlerinin makamının yanından geçen dar sokak
Orada sadece binaları ve sokağı değil, İstanbul’un sessiz kalmış hikâyelerini de görürsünüz. Bazen en büyük keşifler, en çok konuşulan yerlerde değil, en sessiz köşelerde saklıdır.
*Bir semti tek bir yemekle anlatacak olsanız hangisi olurdu?
- Eminönü desem, akla hemen balık ekmek gelir.
Ama biraz daha geriye de gidebiliriz. Mısır Çarşısı’nın baharat kokusunu, Osmanlı mutfağının zenginliğini ve farklı kültürlerin aynı sofrada buluşmasını anlatan bir baharatlı pilav derdim.Çünkü İstanbul’un mutfağı da tıpkı şehrin kendisi gibi, farklı coğrafyaların buluştuğu bir yerdir.
*İstanbul’da zamanın durduğunu hissettiğiniz yer neresi?
- İki nokta öne çıkıyor:
Birincisi; Süleymaniye’de, sabahın erken saatlerinde, kalabalık henüz başlamamışken avluda oturup şehre baktığınızda, Süleymaniye Camii’nin arkasından Haliç ve Boğaz’ın açıldığı noktayı yukarıdan seyretmek.
Diğeri de Salacak’tan karşı yakaya bakarak tarihi yedi tepeli İstanbul siluetini temaşa etmek.
Bu noktalarda; beş yüz yıl önce orada oturan bir insanın gördüğü manzarayla bugün gördüğünüz manzara arasında görünenden çok daha fazla ortaklık olduğunu hissediyorsunuz.
O an insan şunu düşünüyor:
Şehir değişiyor, insanlar değişiyor ama bazı mekânlar bize sadece yaşadığımız anı değil, sürekliliği hatırlatıyor.
Not: Bu adresten Dr. Erhan Erken’in tüm “Semt Hikayeleri” videolarına ulaşmak mümkün. https://www.instagram.com/kariyekitaphediye/
İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken'den İstanbul'un hafızasına yolculuk
Hikmet Baydar: En önemli sorun ekonomide serbest piyasadan uzaklaşılması, oligopol ortama girilmesi
Kadınlarda kalp krizi neden artıyor? Prof. Dr. Avcı'dan hayat kurtaran uyarılar
Bağımsız, tarafsız İstanbul Tahkim Merkezi adım adım 'küresel adalet" olma yolunda
Doç. Dr. Efe Tokdemir’den terörün perde arkasına dair çarpıcı analiz
Yavuz Altun’dan gıda hilecilerine uyarı, marketlere israfı bitirecek bomba öneri
Sodexo CEO'su Bora Koçak açıkladı: Yapay zekâ çağında hangi çalışanlar öne çıkacak?
İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken'den İstanbul'un hafızasına yolculuk
Hikmet Baydar: En önemli sorun ekonomide serbest piyasadan uzaklaşılması, oligopol ortama girilmesi
Kadınlarda kalp krizi neden artıyor? Prof. Dr. Avcı'dan hayat kurtaran uyarılar
Bağımsız, tarafsız İstanbul Tahkim Merkezi adım adım 'küresel adalet" olma yolunda
Doç. Dr. Efe Tokdemir’den terörün perde arkasına dair çarpıcı analiz
Yavuz Altun’dan gıda hilecilerine uyarı, marketlere israfı bitirecek bomba öneri
Giyimde kütürel mirasa yeni bir ruh verildi, Pür Atölye ile kadın emeği sanata dönüştü
Togg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattı
finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.