| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 70,00 | -1,27 | 364.000.000.000,00 |
| ALBRK | 8,30 | -0,60 | 20.750.000.000,00 |
| GARAN | 129,00 | -0,62 | 541.800.000.000,00 |
| ICBCT | 15,64 | -4,87 | 13.450.400.000,00 |
| ISCTR | 12,96 | -0,84 | 324.000.000.000,00 |
| SKBNK | 5,15 | -5,50 | 12.875.000.000,00 |
| TSKB | 10,10 | -2,42 | 28.280.000.000,00 |
| VAKBN | 33,82 | 0,06 | 335.356.465.907,86 |
| YKBNK | 35,52 | -0,73 | 300.039.261.607,68 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Volkan Karsan – Finansingundemi.com / Kazandıran Sohbetler
Bu bir kadın dayanışmasının başarı söyleşisi… Bu bir kadın emeğinin tasarımla desteklenip sanata dönüşme hikayesi… Bu aynı zamanda bir kitapla başlayan kadın kooperatifi ile devam eden geçmişten geleceğe kültür mirası aktarımının kilometre taşlarının sıralanması… Ege kadınlarının nasıl yola çıktıklarını, neler yaptıklarını, hangi değerlere imza attıklarını, Pür Atölye’nin anası Güler Sarıgöl Köymen sorularımızı tüm detayları ile cevap vererek anlattı…

“MADEM BİR HAYAT YAŞIYORUZ, SADECE KENDİNİ AYDINLATMAK DEĞİL, YAPTIĞIN, ETTİĞİN, ÜRETTİĞİN HER ŞEYLE ÇEVRENE BİR FAYDA SAĞLAMALISIN DİYE DÜŞÜNENLERDENİM”
- Sayın Köymen, “Annesinin Kızı” ve “Avukma” kooperatifinden Pür Atölye’ye, akademi ve sanat formasyonunuza, bugünlere nasıl gelindi bize kısaca anlatır mısınız?
- Bugünkü üretimimi tetikleyen duygu 2012 yılında Boyut Yayınevi tarafından basılan ‘’Annesinin Kızı’’ isimli kitabımdı. Çoğu zaman ‘eline sağlık’ bile duymamış, aileyi beslemeyi görevi edinmiş, (başta kendi annem olmak üzere) hiçbir sosyal güvencesi olmamış, mutfakta ve hayatta kızlarına el veren annelerin emeğinin ne kadar değerli olduğunu göstermek istedim. 2011 yılında yazmaya başladığım kendi çocukluk anılarımız ve mutfaktaki emek konusunu, kırk arkadaşımı ve annelerini de kitaba katarak onların emeğine bir saygı duruşunda bulunmak ve bu heyecanı onlarla da paylaşmak istedim.
İçimden çıkan ilk duygusal patlamaydı. Kitabın ayracı Ege yöresine ait Efe oyası olsun istemiştim. Bu sebeple on beş bin adet oyayı İzmir ve Ödemiş çevresindeki kadınlara ürettirdim. Böylece mutfaktaki yeteneklerinin dışında el yetenekleriyle de buluşmuş oldum.
Ayraç üretimleri bittikten sonra kadınlar tekrar başka şeyler üretmek için talepte bulundular.
Biz imece ile büyütülmüş çocuklarız. Marifetli komşu annelerimiz vardı, bizi sevgileriyle sarıp sarmalayan ruhumuzu doyuran, lezzetli elleriyle midemizi şenlendiren… Yugoslav göçmeni, Boşnak, Giritli bir dolu kadınla büyüdük.
Kolektif ruhum, kolektif girişimciliğim, sevdiklerimi oyuna davet etme isteğim çocuklukta tohumlanmış.
Madem bir hayat yaşıyoruz, sadece kendini aydınlatmak değil, yaptığın, ettiğin, ürettiğin her şeyle çevrene bir fayda sağlamalısın diye düşünenlerdenim.
Resim, müzik, sanat, sanat tarihiyle çok iç içeydim. Annemi gözlemlemek ve genlerinden gelen çoklu yetenekler sayesinde Grafik Tasarımcı olarak başladığım üretim hayatıma, 2012 yılında yazdığım kitap ve ondan türeyen el emeği buluşmaları bir firmanın da desteğiyle kooperatif kurma ihtiyacına taşıdı bizi. Çünkü evde gizli kalmış el emeği geleneksel formatında sıkışıp kalmış hepten yüzüne bakılmaz olmuştu.
Kadınların üretim talebi üzerine ilk yaptığım tasarımlar ‘’Annesinin Kızı’’ mutfak seti olmuştu. Önlük, tutaç vs.. birkaç örme ve işleme tekniğiyle, şimşir kaşıklar da kitabın kapağındaki yemeni motifiyle boyandı.
Hafızamdaki diğer sembol de tel dolaptı. Kitapların ve mutfak tekstilinin yerleşeceği şekilde bir tel dolap tasarladım. Ödemiş’te ürettirdim. İlk pazarlamamız havaalanı ve feribot iskelelerinde, Tadında Anadolu mekanlarındaydı. Bazı kitabevlerinde, restoranlarda da dolaplar yer aldı. Kitap ve Annesinin Kızı Mutfak Tekstili bugün Köstem Zeytinyağı Müzesi’nde tel dolapla yer alıyor.
Tüm bu reklam, tasarım ve iletişimin birikimlerini 16 yıl emek verdiğim reklam sektöründeki merakım ve heyecanımla geliştirmiştim.
Kadın yeteneklerinin tasarımla buluşma sürecinde KEDV ve UNDP projelerinde kadınlarla buluştum. Onların yeteneklerini keşfederek satışa değer tasarımlarla yörelerine özel ürünler ürettik.
Bu süreçte bu yetenekleri evden vitrine çıkarma duygusu iyice içime işledi. Ve AvukmaKoop’u kurduk. Bu Koop’ta tüm tasarımların kreatif sürecini yönetiyordum. Koop ürünleri tasarımlarıyla dikkat çekiyordu ve kurumsal tasarımlar talep ediliyordu.

“SANDIK HAFIZAMIZI AÇTIK. İÇİNDEN RAFİNE, DOĞAL, SÜRDÜRÜLEBİLİR, EN SADE FİKİRLER ÇIKTI”
- Avukma’nın öyküsünde bugünlerin sağlam temelleri atılıyor değil mi?
- Kooperatifçilik, kooperatif kafası yatay ilişki kurmanın, eşit ilişkilerin, yardımlaşmanın, dayanışmanın birlikte üretmenin hazzını aldıkça gelişiyor. Ve hayatıma çok derin tecrübeler katmamı sağladı.
Diğer taraftan, kurumsal ve resmi bir yapı olarak kooperatif mevzuatları, yönetimsel disiplinleri bir tasarımcı olarak bir süre sonra beni zorlamaya başladı. Biz artık her şartta birlikte üretme ilkelerini, disiplinini ve kültürünü edinmiştik.
2019 yılında annemin sandığıma koyduğu dantel yakalı bir geceliği elbise olarak giymeye başlamıştım. Gören pek çok kişi hayranlıkla durdurup nereden aldığımı soruyordu. Biraz da eskimeye yüz tutmuştu. Anneme bu yakaları yeniden ördürüp çoğaltalım diye söyledim. Önce tığla örülecek kıvamda Ödemiş İpeğinden (ibrişim) ürettirdim. Herkesten sandıklarını açıp yaka örneklerini çıkarmasını istedim. Sonra kusursuz tığ işi yeteneği olan kadınlara paylaştırdım. Örülen yakaların dokuma kumaşlarını temin ettim. Annemle birlikte dikmeye başladık. O da hala kendi cevherlerinin sönmediğini gördü, 80 yaşındaydı, yeniden üretmenin heyecanını yaşadı.
Pür koyduk ismini.. Sandık hafızamızı açtık. İçinden rafine, doğal, sürdürülebilir, en sade fikirler çıktı. Geçmişten günümüze köprü olmak istedik.
Evde çalışıyorduk. Annemle birlikte ve dantel ören kadınlarla iki ay içinde o kadar üretmişiz ki bizi İstanbul’da özel bir yeni yıl etkinliğine davet ettiler.
2020 başlarında pandemiyle başlayan eve kapanma hali konsantre bir şekilde tasarlama ve üretmeye dönüştü. Malzemeleri evlere dağıtıp özellikle 60 yaş üstü kadınların emekleriyle hırkadan çantaya, giysiden takıya üretiyorduk. Sosyal medyada organik bir kitle yaratmıştık. İsminden iletişimine, fotoğraflanmasına, ürün çizgisine, marka ilkelerine kadar iyice şekillenmeye başlamıştı Pür. Ve artık bu üretim evden dışarı taşıyordu. Ağustos ayında hırka ören kadınlardan Sevinç Hanım’ın dükkanını kiraladık. İç dış mekan tasarımlarını yaptık ve tüm detaylarıyla ağustos ayında Pür’ün ışığı yandı. Kooperatif kültürüyle boyadık Pür’ü de… Ürettikçe kazanıyoruz, kazandıkça paylaşıyoruz.
Pür’ü ve Avukmayı birlikte yürütmek zor oluyordu.
2023 yılında ismini koyduğum, logosunu, kurumsal kimliğini yaptığım, naif bir ürün çizgisi yarattığım ve çok yeteneklerle tanıştığım Avukma’yı kapattık. Hepimize çok değerli tecrübeler kattı.
Pür Atölye’de herkesin birbirini geliştirdiği, her anlamda yardımlaşmanın yaşatıldığı bir sosyal topluluk halindeyiz. Üretmediğimiz tek şey ayakkabı. Mirasçı gençlerimiz var. Onları da bu kültürle yaşatıyoruz. Ayrıca yaptığımız bir güzel şey daha var, mesela ekmek, yoğurt, pasta, reçel vs gibi ev yapımı ürünleri birbirimizden alıyoruz.
Pür: Zamansız, Mevsimsiz, Ütüsüz, Etiketsiz, Atıksız ilkeleriyle bu yıl altıncı yaşına girecek.
Bir Egeli, İzmirli, Ödemişli olarak yaşadığım topraklardan ilham alıyorum.
On yıldır Urla’da yaşıyorum. Pür Güler Sarıgöl Tasarım Atölyesi Urla’dan ilham almaya ve vermeye devam ediyor.
Pür Atölye’de herkesin birbirini geliştirdiği, her anlamda yardımlaşmanın yaşatıldığı bir sosyal topluluk halindeyiz. Üretmediğimiz tek şey ayakkabı. Mirasçı gençlerimiz var. Onları da bu kültürle yaşatıyoruz. Ayrıca yaptığımız bir güzel şey daha var, mesela ekmek, yoğurt, pasta, reçel vs gibi ev yapımı ürünleri birbirimizden alıyoruz
- Bu üretim hattında kadınların bilgi ve ustalığı nasıl aktarılıyor: ustalık mı, sezgi mi, kolektif hafıza mı?
- Hangi yeteneklere sahip oldukları geçmişte yaptığı işlerden ipucu veriyor. El yeteneklerine ve işleme tekniklerine göre tasarımlar yapıyorum veya hedefler koyuyorum onlar da önerileriyle katılıyorlar. İsmiyle cismiyle oluşturduğum Pür çizgisine uygun kreatif yatay bir yönetim geliştirdim.

“ÜRETTİĞİMİZ TÜM GİYSİ VE AKSESUARLARI KENDİMİZ GİYİP FOTOĞRAFLIYORUZ YA DA VİDEOSUNU HAZIRLIYORUZ, SOSYAL MEDYASINI YÖNETİYORUZ”
- Kadın emeği çoğu zaman “zanaat” içinde görünmez kalıyor. Sizce bu görünmezlik nasıl kırılabilir?
- Kadın emeğini satışa değer hatta çok katma değerli bir üretime dönüştürmek için tasarımlamak gerekiyor. Aslında kadının da kendi emeğinin ne kadar değerli olduğunun farkında olmadığını gördüm geçen zaman içinde.
Avukma’da ve Pür’de yaptığımız tasarımlar sonucunda üretenler de daha çok keyif almaya başladı, ürünün talep edilmesi ve çok beğenilmesi, emeklerinin alkışlanması önce kendilerinin görmesini ve sonra diğer insanlara ulaşmasını sağladı. Ürettiğimiz tüm giysi ve aksesuarları kendimiz giyip fotoğraflıyoruz ya da videosunu hazırlıyoruz. Sosyal medyasını yönetiyoruz. Sadece emeğimizi değil kendimizi de görünür kılıyoruz. Üreten profillerimizi sayfada tanıtıyoruz.

“TASARIM VE İÇİNDE BİR FİKİR BARINDIRAN VE DE ÜSTELİK ELDE ÜRETİLMİŞ DETAYLARI OLAN BİR ÜRÜNÜN GERÇEK ALICISIYLA BULUŞMASI BİRAZ ZAMAN ALIYOR”
- Atölye Pür’de üretim sürecinde kadınların karar mekanizmalarına katılımı nasıl?
- Fikir paylaşımlarında bulunuyoruz sonrasındaki kreatif değerlendirmeleri yapıyoruz. Pür’ün ilkeleri çerçevesinin dışına çıkmaması en önemli kritik.
- El emeği üretimde “bedel” en çok kimin üzerinde kalıyor: zaman, emek, ekonomik karşılık?
- Tasarım ve içinde bir fikir barındıran ve de üstelik elde üretilmiş detayları olan bir ürünün gerçek alıcısıyla buluşması biraz zaman alıyor. Yani yavaş bir satış, tıpkı üretirken olduğu gibi. Bence üçü de aynı bedeli ödüyor.
- Antika kumaşı kullanmak mı daha değerli, yoksa aynı tekniği yeniden üretmek mi?
- Biz ikisini de yapıyoruz. İkisinin arasında şöyle bir fark var, biri antika değeriyle konuşulur çünkü emeğin üzerinden yıllar geçmiştir. Diğeri bugünkü emeğin güncel değerine sahiptir. Maddi boyutunda ikisi de eşittir.
- Geçmişi korumak ile yeniden yorumlamak arasındaki çizgiyi nerede çiziyorsunuz?
- Geçmişi korumak için yüksek değerde ve gelecek nesillerin orijinali bozulmadan görebilmesi için karşılaştığım bir objeyi müzeye vermeyi düşünürüm. Yeniden yorumladığımız malzemeler lekelenmiş yıpranmış gibi tasarıma katılacak durumda olanlardır.

“GELENEKSEL DOKUMADA ‘BOZULMAMASI GEREKEN’ UNSURLARI KORUMAK İÇİN ÖNCE RUHUNA UYGUN MODELLEMEYİ TERCİH EDERİM”
- Bu kumaşlar sizce bir “tasarım ürünü” mü yoksa “kültürel miras” mı?
- Elbette kültürel miras, biz de o mirasa sahip çıkmak için onları yaşayan bir hale getirmek duygusundayız. Geleneksel dokumada “bozulmaması gereken” unsurları korumak için önce ruhuna uygun modellemeyi tercih ederim. Eskiyi yansıtması ancak otantik olmamasına dikkat ederim. Hele içinde bir hikaye barındırıyorsa tasarımımla hikayesini yaşatmak isterim.

“HER GÜN BİR TASARIM HEYECANI VARSA YARATICI EYLEM KAÇINILMAZ OLUR, ÇOĞU ÖZEL TASARIMLARI BİR ADET ÜRETİYORUZ”
- “Birebir üretim” bir noktada yaratıcı bir eyleme dönüşüyor mu, Replika üretim hiç “taklit” eleştirisiyle karşılaşıyor mu?
- Biz bu ikisini de yapmıyoruz. Pür’ün kendine özgü masalsı bir tarzı var. Şöyle ki, ben modacı değilim, iyi bir terzi değilim. Yaptığım şeyin modayla ilgisi olmadığı için bir hikaye yaratıyorum tasarımlarımla. Onu giyen insan içinde kendini hikayenin oyuncusu gibi hissediyor. Atölyeye ilk defa girmiş kişilerin tanımladığı da budur. Çok masalsı bir ortam. Her gün bir tasarım heyecanı varsa yaratıcı eylem kaçınılmaz olur, çoğu özel tasarımları bir adet üretiyoruz. Bizde her ürün kendine benzer.

“MODELLERİN TASARIMLARI GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE YANSITTIĞIMIZ SADE VE BASİT DÜZ KESİMLERDİR, HATTA BAZILARI EN BASİT ÖRTÜNME BİÇİMİNDEN BEDENE SARILAN KUMAŞLARI GİBİDİR”
- Sıfır atık sizce gerçekçi bir hedef mi, yoksa ideal bir söylem mi?
- Pür dokuttuğu kumaşları ortak beden olacak bir ölçüyle dokutur. Genellikle 38-44 bedenlere uygun üretilir. Modellerin tasarımları geçmişten günümüze yansıttığımız sade ve basit düz kesimlerdir. Hatta bazıları en basit örtünme biçiminden bedene sarılan kumaşları gibidir. Doğal dokumaların kesiminden sonra ortaya dökülen kumaş iplikleri toplanır, küçük oyuntu parçalarıyla birlikte yeteneğini bu konuda uzmanlaştırdığımız arkadaşımız tarafından yaka çiçeği ve tokaya, başka bir arkadaşımız tarafından takıya dönüştürülür.Gerçek bir sıfır atık atölyesiyiz biz. Sadece söylemde kalanlar vardır.
Atıksız ilkesine göre tüm tasarımlarımızı gerçekleştiriyoruz. Bazı eteklerin paçalarını iplik söküp püskül haline getiriyoruz, bu iplikleri ve küçük oyuntuları ürüne dönüştürüyoruz. Ayrıca her tasarım tek tek elde kesildiği için daha özen ve dikkat gerekiyor. Asla “Bunu atmak zorundayız” dediğimiz anlar olmuyor…
Pür’ün sadeliğini öncelikle kumaşının doğal rengiyle sağladık. Elbette Pür meraklısı müşterilerimizin de heyecanını sürdürebilmeleri için benzer softlukta uçuk renklerde de dokutuyoruz. Geleneksel işleme teknikleriyle stilize ettiğim motifler basit ama sade bir tarza dönüşüyor, aynı zamanda tek ve sadeliğiyle göz alıcı, basitliğiyle kolay algılanan ürünler ortaya çıkıyor
- Sürdürülebilir üretim maliyeti nasıl etkiliyor?
- İlk maliyetlerimiz dokuma yaptırmak ve özel tasarım malzemelerini almak epey zorlayıcıdır. Tasarım ve elde üretim emek boyutu da eklendiğinde özel bir ürün satın almakla karşı karşıyasınızdır. Bunun bedeli elbette emeğin ve maliyetin karşılığını almak üzere belirlenmiş özel bütçelerdir.

“PÜR’E GELEN HER KONUK PROFİLİ NEREDEYSE GEÇMİŞTEN BİRBİRİNİ TANIYORMUŞCASINA BENZER DÜNYA DERTLERİ OLAN BENZER YAŞAM KÜLTÜRÜNDE OLAN İNSANLARDIR”
- Müşteri gerçekten sürdürülebilirliği satın alıyor mu, yoksa sadece bir trend mi?
- Kendi yaşamımdan örnek verirsem ürettiğim her şey kendi hayatımın izleridir, geçmişle kurduğum güçlü bağlar ve bugünkü yaşam şartlarına o değerli emekleri taşımak istememdir. Bu, sorunun üreten tarafından cevabı. Bu kültürün sürdürülmesini isteyen taraf da satın alarak katkı sağlıyor. Pür’e gelen her konuk profili neredeyse geçmişten birbirini tanıyormuşcasına benzer dünya dertleri olan benzer yaşam kültüründe olan insanlardır. Bu profil, trendi olmadığı için özel giyinmeyi, sosyal faydayı, özellikle geçmişle kurulan bu köprünün ne kadar kıymetli olduğunu bilir ve onları taşımanın bir ayrıcalık olduğunun farkındadır.

“PÜR’ÜN SADELİĞİNİ ÖNCELİKLE KUMAŞININ DOĞAL RENGİYLE SAĞLADIK. ELBETTE PÜR MERAKLISI MÜŞTERİLERİMİZİN DE HEYECANINI SÜRDÜREBİLMELERİ İÇİN BENZER SOFTLUKTA UÇUK RENKLERDE DE DOKUTUYORUZ”
- Türkiye’de geleneksel üretimin giderek kaybolmasının temel nedeni nedir?
- Sadelik ve basitliği endüstriyel bir tişörtte aramak, tıpkı mimari geçmişin yok edilmesi yerine akıllı evlerin tercih edilmesi gibi. Dünyanın sorunu değişim dedikleri şeyin bir yok olma ve aidiyetsizlik olduğudur.
- Sadelik sürdürülebilirliği kolaylaştırıyor mu?
- Öncelikle Leonardo da Vinci’nin sözünü hatırlatmak isterim: ‘’Sadelik yaratıcılığın en üst noktasıdır’’
Sadelik, yalın ve süsten uzak olan, kendinde sadece kendisi olan şeydir bir eklenti yoktur. Bu yüzden dokuttuğumuz lokomotif kumaşımızın rengi ham renktir. Pür’ün sadeliğini öncelikle kumaşının doğal rengiyle sağladık. Elbette Pür meraklısı müşterilerimizin de heyecanını sürdürebilmeleri için benzer softlukta uçuk renklerde de dokutuyoruz. Geleneksel işleme teknikleriyle stilize ettiğim motifler basit ama sade bir tarza dönüşüyor, aynı zamanda tek ve sadeliğiyle göz alıcı, basitliğiyle kolay algılanan ürünler ortaya çıkıyor. Benim mottom, her gün yeni bir tasarım. Bu sürdürülebilirliği sağlayan özel bir durum.
- Bu üretim modeli ölçeklenebilir mi, yoksa butik kalmaya mahkûm mu?
- Endüstriyel üretimin hızına yetişmesi söz konusu olamaz ama çok büyük bir enerji ve finansal bir güç gerektirir. Bunun güzel örnekleri var. PÜR kendi küçük mutlu azınlığını inşa etti yıllar içinde… İletişimini daha çok artırarak tanınması ve model oluşturması tercihimiz.

“HEDEF KİTLEMİZ PÜR’LE İLK TANIŞMASINDA DUYGULARINI ANLATAN KİŞİLER, ÜRÜNÜ ALDIKTAN SONRA TUTKUYLA BAĞLANAN KİŞİLER”
- Türkiye’de bu işin gerçek bir alıcı kitlesi var mı, hedef kitleniz kimler?
- Var elbette. İstanbul, İzmir, Ankara, Urla, Bursa, Antalya instagram sıralamasında durumumuz bu şekilde…
Hedef kitlemiz Pür’le ilk tanışmasında duygularını anlatan kişiler. Ürünü aldıktan sonra tutkuyla bağlanan kişiler. Ürünlerimizi alan kişilerden bugüne kadar hiçbir hayal kırıklığı yaşamadıklarını biliyoruz. Çünkü her giden ürünün ardından memnuniyeti sorguluyoruz. Bazen bizden önce davranıp beğenilerini tatlı tatlı aktarıyorlar.
Pür ürünleri şu şekilde paketleniyor. Özel dokumalar olduğu için yıkama filesi, saklamak için bez kesesi, minik lavantalı kalbiyle birlikte teslim ediliyor. Yani paketleme malzemelerimiz de el emeği, pamuk ve atıksız.

“PÜR GERÇEK BİR YAŞAM ÖYKÜSÜNDEN YOLA ÇIKMIŞ, SAMİMİ, DOĞAL, NAİF, BASİT, SADE, YEREL, YARATICI, İLERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ, KULLANICISINDA FARK YARATAN MASALSI BİR TARZ”
- Mesela saray kumaşı olarak bilinen Kutnu kumaşlar markalaştı ve çok modern tasarımla günümüzün modasını da yakaladı. Sizin koleksiyonunuz nasıl tanımlanır?
- Pür gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkmış, samimi, doğal, naif, basit, sade, yerel, yaratıcı, ileri dönüştürülmüş, kullanıcısında fark yaratan, kullanıcı deneyiminde kendini özel hissettiren, sahip olma duygusu uyandıran, nostaljisi olan, geçmişle kurduğu bağla aidiyet duygusu güçlü, deneyimleyen kişide çocuksu bir bayram sevinci uyandıran, masalsı bir tarz. Bu tanımlamaların çoğu kullanıcı ifadeleridir. Benim de içimden gelen ve oluşturmak istediğim çizgiyle denk.
- Türkiye geçmişine sahip çıkıyor mu, yoksa tüketip geçiyor mu?
- Sahip çıkıyor demek için çok büyük bir kısmından söz ediyor olmak lazım. Yeteri kadar sahip çıkılmadığını düşünüyorum. Kısa yoldan bir şeylere sahip olmak isteyen tablet nesiller oluştu.

“ANNESİNİN KIZI” KİTABI 2012 YILINDA PARİS’TE DÜZENLENEN YARIŞMADA DÜNYA YEMEK KİTAPLARI ARŞİVİNDE YER ALDI
Not: Güler Sarıgöl Köymen’in “Annesinin Kızı” kitabı 2012 yılında Paris’te düzenlenen “World CookbookGourmandAwards” isimli yarışmada Dünya Yemek Kitapları arşivinde yer aldı…
Atölye Pür geçen yıla kadar tasarımlarını Urla Kadın Kooperatifi ve Gülbahçe Kadın Kooperatifi ile birlikte üretti…
Pür’ün üretenleri şu isimlerden oluşuyor: Pür üretenler Güler Sarıgöl, Altan Şahin, Gülden Altunkaynak, Sevil Kıran, Kadriye Genç, Hatice Güngör, Fatma Gürsoy, Nermin İnelbars, N. Deniz Ölçer, Şafak Karagözlü, Sevinç Yılmaz.
Togg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattı
Dr. Zekeriya Yelboğa ile ABD/İsrail - İran savaşının psikolojisini masaya yatırdık
Gülser Corat: Kadınlar ve erkekler arasındaki dijital beceri uçurumu çok önemli
Japon mutfağının temsilcisi Itsumi’den ‘sürdürülebilir beslenme’nin sırları
Doç. Dr. Efsun Dindar: Türkiye su fakiri olma yolunda ilerleyen ülke konumunda
Dünyanın neresinde olursanız olun garsondan bir Türk kahvesi isteyin, çünkü...
Sodexo CEO'su Bora Koçak açıkladı: Yapay zekâ çağında hangi çalışanlar öne çıkacak?
Erhan Erken: Kapalıçarşı sadece çarşı değil, yaşayan bir medeniyet okuludur
İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken'den İstanbul'un hafızasına yolculuk
Hikmet Baydar: En önemli sorun ekonomide serbest piyasadan uzaklaşılması, oligopol ortama girilmesi
Kadınlarda kalp krizi neden artıyor? Prof. Dr. Avcı'dan hayat kurtaran uyarılar
Bağımsız, tarafsız İstanbul Tahkim Merkezi adım adım 'küresel adalet" olma yolunda
Doç. Dr. Efe Tokdemir’den terörün perde arkasına dair çarpıcı analiz
Yavuz Altun’dan gıda hilecilerine uyarı, marketlere israfı bitirecek bomba öneri
Togg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattı
finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.