Yazdır

Kadınlarda kalp krizi neden artıyor? Prof. Dr. Avcı'dan hayat kurtaran uyarılar

Tarih: 24 Haziran 2026 - 08:30

Genç oyuncunun ani ölümü, gözleri kalp sağlığına, kadınlara çevirdi. Neler oluyor, neler gözden kaçıyor, merak ettik. Ölümcül krizlere karşı nasıl hayatta kalınır soralım dedik. “Has Cerrahpaşalı” Kardiyolog Prof. Dr. Burçak Kılıçkıran Avcı ile konuştuk.

Volkan Karsan – Finansingundemi.com / Kazandıran Sohbetler

Dizi oyuncusu Ece İrtem’ingenç yaşta ani ölümü, kadınlarda ve özellikle de genç kadınlarda kalp sağlığı konusunu yeniden gündeme taşıdı. Mutsuzluğun, ekonomik kaygıların, yoğun çalışma temposunun ve iklim koşullarının hayatı zorlaştırdığı bir dönemde kalbimizi nasıl koruyabileceğimizi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Burçak Kılıçkıran Avcı ile konuştuk.

“HASTALARIN YAŞAMINA DOĞRUDAN DOKUNABİLMEK DE BENİM İÇİN HER ZAMAN EN ÖNEMLİ MOTİVASYONLARDAN BİRİ OLDU”

- Sayın Avcı, ülkenin sayılı bilim insanlarından biri olarak akademik hikâyenizi özetlemeniz mümkün mü? Kardiyolojiyi isteyerek mi seçtiniz?

- Tıp eğitimimi ve kardiyoloji uzmanlık eğitimimi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tamamladım. Bir dönem Başkent Üniversitesi'nde çalıştıktan sonra yeniden Cerrahpaşa'ya döndüm ve doçentlik ile profesörlük unvanlarımı da burada aldım. Bu nedenle kendimi "has Cerrahpaşalı" olarak tanımlıyorum ve kurumuma büyük bir aidiyet hissediyorum.

Mesleki ilgi alanlarım arasında pulmoner hipertansiyon, kalp kası hastalıkları, kardiyovasküler görüntüleme ve ileri kardiyovasküler tanı yöntemleri yer alıyor. Kariyerim boyunca Cleveland Clinic Kalp ve Damar Hastalıkları Bölümü'nde gözlemci olarak bulunma ve İtalya'daki Bologna Üniversitesi'nde pulmoner hipertansiyon alanında yüksek lisans yapma fırsatı buldum.

Bu deneyimler hem klinik pratiğime hem de bilimsel bakış açıma önemli katkılar sağladı.

Kardiyolojiyi isteyerek seçtim. Kardiyoloji, tıbbın en dinamik alanlarından biri. Sürekli yeni bilimsel gelişmelerin yaşandığı, araştırmalara yoğun yatırım yapılan ve kendinizi sürekli geliştirmeniz gereken heyecan verici bir branş. Ayrıca kalp, insan vücudunun en özel organlarından biri. Hastaların yaşamına doğrudan dokunabilmek de benim için her zaman en önemli motivasyonlardan biri oldu.

“ÖZELLİKLE YENİ BAŞLAYAN, ALIŞILMADIK VEYA RİSK FAKTÖRLERİ BULUNAN KİŞİLERDE ORTAYA ÇIKAN GÖĞÜS AĞRILARI MUTLAKA CİDDİYE ALINMALIDIR”

- Geçtiğimiz günlerde ortak tanıdığımız bir hocamızla sohbet ederken dedi ki: “Göğsünde ağrı hisseden herkes önce kardiyolojik olarak tetkik edilmeli. Bir hocam vardı derdi ki, öksüren kişi önce akciğer kanseri mi diye bakılmalı. En kötüsünü elimine edersek diğerlerini kolay tedavi ederiz...” Siz bu konuda nasıl düşünüyorsunuz?

- Göğüs ağrısı olan herkes mutlaka değerlendirilmelidir. Elbette her göğüs ağrısı kalp kaynaklı değildir. Kas-iskelet sistemi, mide, akciğer veya psikolojik nedenlere bağlı ağrılar da sık görülür. Ancak önemli olan, kalple ilgili ciddi nedenleri zamanında dışlayabilmektir. En büyük hatalardan biri ciddi bir kalp hastalığını gözden kaçırmaktır.

Özellikle yeni başlayan, alışılmadık veya risk faktörleri bulunan kişilerde ortaya çıkan göğüs ağrıları mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bunun yanında yalnızca şikâyet ortaya çıktığında değil, düzenli sağlık kontrolleriyle tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi risk faktörlerinin erken dönemde tespit edilmesi de büyük önem taşır. Çünkü kalp hastalıklarının önemli bir bölümü yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir.

“BAZI KALP KRİZLERİNDE AĞRI ÜST KARIN BÖLGESİNE YERLEŞEBİLİR VE HASTA BUNU MİDE VEYA SİNDİRİM SİSTEMİ KAYNAKLI BİR SORUN OLARAK YORUMLAYABİLİR”

- Kamuoyunda çok konuşulan Ece İrtem'in ölümüyle ilgili yapılan spekülasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Kamuoyuna yansıyan bilgiler ışığında bu tablo tıp literatüründe "ani ölüm" olarak değerlendirilir. Genç bireylerde ani ölümlerin en sık nedenlerinden biri ölümcül kalp ritim bozukluklarıdır. Bunlar kalp krizine bağlı gelişebileceği gibi kişinin farkında olmadığı genetik kalp kası hastalıkları, geçirilmiş enfeksiyonların kalp üzerindeki etkileri veya doğuştan gelen ritim bozuklukları nedeniyle de ortaya çıkabilir. Elbette tüm ani ölümler kalp kaynaklı değildir; beyne pıhtı gitmesi veya akciğer damarlarının büyük bir pıhtıyla tıkanması da benzer tablolara yol açabilir.

Bu nedenle otopsi sonuçları netleşmeden ölüm nedenine ilişkin kesin yorum yapmak doğru değildir. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler arasında dikkatimi çeken nokta, olay öncesinde halsizlik ve karın ağrısından söz edilmesiydi. Toplumda kalp krizinin mutlaka göğüs ağrısıyla ortaya çıktığı düşünülür. Oysa bazı kalp krizlerinde ağrı üst karın bölgesine yerleşebilir ve hasta bunu mide veya sindirim sistemi kaynaklı bir sorun olarak yorumlayabilir. Bu da hastaneye başvurunun gecikmesine yol açabilir.

Aşırı alkol tüketimi bazı kişilerde ölümcül ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Bazı antidepresan ilaçların da belirli hasta gruplarında ritim üzerine etkileri olabilir. Ancak belirli bir kişi veya olay hakkında otopsi ve tıbbi inceleme sonuçları olmadan neden-sonuç ilişkisi kurmak bilimsel olarak mümkün değildir.

“SON YILLARDA KRONİK STRES, DEPRESYON, EKONOMİK KAYGILAR VE UYKU BOZUKLUKLARININ DA KALP SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİNİ DAHA NET GÖRÜYORUZ”

- Değerli hocam, Eurostat verilerine göre Türkiye, yüzde 10,8 ile kalp krizi kaynaklı ölüm oranında Avrupa'da ilk sırada yer alıyor. Ayrıca TÜİK 2023 verilerine göre, Türkiye'deki toplam ölümlerin yüzde 35,9'u dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı… Bunun nedenleri neler?

- Bunun tek bir nedeni yok. Hipertansiyon, diyabet, obezite, sigara kullanımı ve yüksek kolesterol gibi klasik risk faktörleri toplumumuzda oldukça yaygın. Buna fiziksel aktivitenin azalması, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, kilo problemi ve düzensiz yaşam tarzı da ekleniyor.

Son yıllarda kronik stres, depresyon, ekonomik kaygılar ve uyku bozukluklarının da kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini daha net görüyoruz. Bir diğer sorun ise kalp ve damar hastalıklarının çoğu zaman sessiz ilerlemesi. Pek çok kişi ancak şikâyetleri başladıktan sonra doktora başvuruyor. 

Oysa sevindirici olan şu ki; bu risk faktörlerinin önemli bir kısmı kontrol edilebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigaranın bırakılması ve tansiyon, kolesterol ile kan şekeri takibi sayesinde kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir ya da geciktirilebilir.

KADINLARDA KALP SAĞLIĞI

- Türk Kardiyoloji Derneği verilerine göre ülkemizde kadınlarda en sık ölüm nedeni kalp ve damar hastalıkları… Bazı yıllarda kadın ölümlerinin yaklaşık yüzde 44'ü bu gruptaki hastalıklardan kaynaklanmış... Bu verilerden yola çıkarak bir kaç soru sormak isterim... Bu cevapları verirken tavsiyelerinizde erkekler için geçerli olanlarını vurgularsanız seviniriz...  Son yıllarda kadın kalp hastalarında gerçekten bir artış var mı?

- Kardiyovasküler hastalıklar hâlâ erkeklerde kadınlara göre daha sık görülüyor. Ancak son yıllarda iki cinsiyet arasındaki farkın giderek azaldığını görüyoruz. Özellikle genç ve orta yaş kadınlarda kalp krizi ve kalp damar hastalıklarında artış bildiriliyor.

Bunun bir nedeni farkındalığın ve tanı yöntemlerinin gelişmesi. Ancak obezite, diyabet, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, kronik stres ve uyku bozuklukları gibi risk faktörlerinin kadınlarda da giderek yaygınlaşması gerçek bir risk artışına yol açıyor.

Son yıllarda kronik stres, depresyon, ekonomik kaygılar ve uyku bozukluklarının da kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini daha net görüyoruz. Bir diğer sorun ise kalp ve damar hastalıklarının çoğu zaman sessiz ilerlemesi. Pek çok kişi ancak şikâyetleri başladıktan sonra doktora başvuruyor.

- Kalp hastalıklarının hâlâ "erkek hastalığı" olarak görülmesi tanıyı geciktiriyor mu?

- Evet. Uzun yıllar boyunca kalp hastalıkları bir "erkek hastalığı" olarak görüldü. Oysa bugün biliyoruz ki kadınlarda da en sık ölüm nedeni kalp ve damar hastalıklarıdır. Bu yanlış algı hem hastaların hem de zaman zaman sağlık çalışanlarının kalp hastalığı olasılığını daha geç düşünmesine neden olabiliyor. Sonuç olarak tanıda ve tedavide gecikmeler yaşanabiliyor.

- Genç kadınlarda kalp krizi vakaları artıyor mu?

- Özellikle 45 yaş altı kadınlarda kalp krizi tanısında artış olduğunu gösteren veriler mevcut ve klinik pratiğimizde de benzer bir eğilim gözlemliyoruz. Sigara kullanımı, obezite, diyabet, hipertansiyon ve fiziksel hareketsizlik bunun başlıca nedenleri arasında. Bunun yanında polikistik over sendromu, gebelik şekeri, gebelik hipertansiyonu ve preeklampsi gibi kadınlara özgü risk faktörleri de bulunuyor. Özellikle sigara kullanan kadınlarda doğum kontrol haplarının kullanımı kardiyovasküler riski daha da artırabiliyor.

Özellikle yeni başlayan, alışılmadık veya risk faktörleri bulunan kişilerde ortaya çıkan göğüs ağrıları mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bunun yanında yalnızca şikâyet ortaya çıktığında değil, düzenli sağlık kontrolleriyle tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi risk faktörlerinin erken dönemde tespit edilmesi de büyük önem taşır. Çünkü kalp hastalıklarının önemli bir bölümü yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir.

- Kadınlarda kalp krizi belirtileri erkeklerden farklı mı?

- Kadınlarda belirtiler daha belirsiz olabilir. Göğüs ağrısına ek olarak açıklanamayan aşırı yorgunluk, nefes darlığı, bulantı, kusma, baş dönmesi, soğuk terleme ve çarpıntı görülebilir. Ancak şunu da vurgulamak gerekir ki kadınlarda da kalp krizinin en sık belirtisi göğüs ağrısıdır. Sorun, belirtilerin daha sık atipik seyretmesi ve bu nedenle kalple ilişkilendirilmeyebilmesidir. Özellikle yeni başlayan, daha önce yaşanmamış göğüs ağrısı, nefes darlığı, aşırı halsizlik veya üst karın ağrısı durumunda vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.

“NE YAZIK Kİ BİRÇOK KADIN MENOPOZUN KALP SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN FARKINDA DEĞİL”

- Menopoz kalp sağlığını nasıl etkiliyor?

-Menopoz, kadınların kalp sağlığı açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Östrojen hormonunun koruyucu etkisinin azalmasıyla birlikte kardiyovasküler risk de artmaya başlar. Örneğin menopozdan sonraki ilk yıl içinde her 3-4 kadından birinde hipertansiyon gelişebildiğini görüyoruz. İlerleyen yaşlarda kadınlar ve erkekler arasındaki kardiyovasküler risk farkı giderek azalır. Bu nedenle menopoz sonrasında kalp krizi ve inme sıklığında belirgin artış görülür. Ne yazık ki birçok kadın menopozun kalp sağlığı üzerindeki etkilerinin farkında değil. Oysa bu dönem risk faktörlerinin gözden geçirilmesi için önemli bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

Kronik stres sadece psikolojik bir durum değildir; hormonal ve damar sistemi üzerinde de etkiler yaratır. Ayrıca kişilerin daha az hareket etmesine, daha kötü beslenmesine ve uyku düzeninin bozulmasına yol açabilir. Özellikle uzun çalışma saatlerinin hem kalp damar hastalıkları hem de inme riskini artırdığı biliniyor.

- Kadın kalbi için en büyük tehdit hangisi: Sigara, obezite, diyabet yoksa stres mi?

- Hepsi önemli olmakla birlikte diyabet kadınlarda en güçlü risk faktörlerinden biridir. Çeşitli çalışmalarda diyabetli kadınlarda kalp ve damar hastalığı riskinin erkeklere kıyasla daha belirgin arttığı gösterilmiştir. İkinci sıraya sigarayı koyabilirim. Özellikle sigara ve diyabet birlikte olduğunda risk yalnızca eklenmez, adeta katlanır. Hipertansiyon da son derece önemli bir risk faktörüdür. Obezite ise diyabet ve hipertansiyon gibi sorunları tetikleyerek dolaylı yoldan riski artırır.

“KRONİK STRES SADECE PSİKOLOJİK BİR DURUM DEĞİLDİR; HORMONAL VE DAMAR SİSTEMİ ÜZERİNDE DE ETKİLER YARATIR”

- Çalışma hayatı, bakım yükü ve ekonomik kaygıların etkilerini klinikte görüyor musunuz?

- Kesinlikle görüyoruz. Kronik stres sadece psikolojik bir durum değildir; hormonal ve damar sistemi üzerinde de etkiler yaratır. Ayrıca kişilerin daha az hareket etmesine, daha kötü beslenmesine ve uyku düzeninin bozulmasına yol açabilir. Özellikle uzun çalışma saatlerinin hem kalp damar hastalıkları hem de inme riskini artırdığı biliniyor. Günümüzde birçok kadın aynı anda çalışan, evin sorumluluğunu taşıyan ve aile bireylerinin bakımını üstlenen kişiler konumunda. Bu durum zaman içinde ciddi bir fiziksel ve duygusal yük oluşturabiliyor.

Kadınlarda belirtiler daha belirsiz olabilir. Göğüs ağrısına ek olarak açıklanamayan aşırı yorgunluk, nefes darlığı, bulantı, kusma, baş dönmesi, soğuk terleme ve çarpıntı görülebilir. Ancak şunu da vurgulamak gerekir ki kadınlarda da kalp krizinin en sık belirtisi göğüs ağrısıdır. Sorun, belirtilerin daha sık atipik seyretmesi ve bu nedenle kalple ilişkilendirilmeyebilmesidir.

- Gebelikte yaşanan sağlık sorunları ilerleyen yıllarda riski artırıyor mu?

- Kesinlikle artırıyor. Gebelik hipertansiyonu, preeklampsi ve gebelik şekeri gibi durumlar yalnızca gebelik dönemine ait sorunlar değildir. Bunlar ilerleyen yıllardaki kalp ve damar hastalığı riski hakkında önemli ipuçları veren erken uyarı işaretleri olarak kabul edilmektedir. Bu kadınlarda ilerleyen yıllarda hipertansiyon, diyabet, kalp krizi ve inme riski daha yüksek olabiliyor. Ne yazık ki kadınların büyük bölümü bunun farkında değil. Oysa bir kadının gebelik öyküsü, kardiyovasküler risk değerlendirmesinin önemli bir parçası olmalıdır.

“KIRK YAŞINDAN SONRA İSE HER KADININ AYRINTILI KARDİYOVASKÜLER RİSK DEĞERLENDİRMESİNDEN GEÇMESİ FAYDALIDIR”

- Kadınlar hangi yaştan itibaren kalp kontrolüne başlamalı?

- Nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma veya çabuk yorulma gibi şikâyetler varsa yaşa bakılmaksızın kardiyolojik değerlendirme yapılmalıdır. Şikâyeti olmayan kişilerde ise genç yaşlardan itibaren tansiyon, kolesterol, kilo ve yaşam tarzı risklerinin takip edilmesi gerekir. Yirmili yaşlarda en az bir kez kolesterol kontrolü yapılmasını öneriyoruz. Kırk yaşından sonra ise her kadının ayrıntılı kardiyovasküler risk değerlendirmesinden geçmesi faydalıdır.

Gebelik hipertansiyonu, preeklampsi ve gebelik şekeri gibi durumlar yalnızca gebelik dönemine ait sorunlar değildir. Bunlar ilerleyen yıllardaki kalp ve damar hastalığı riski hakkında önemli ipuçları veren erken uyarı işaretleri olarak kabul edilmektedir. Bu kadınlarda ilerleyen yıllarda hipertansiyon, diyabet, kalp krizi ve inme riski daha yüksek olabiliyor. Ne yazık ki kadınların büyük bölümü bunun farkında değil.

- Yine Türk Kardiyoloji Derneği verilerine göre her üç kadından biri kalp-damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirirken, meme kanserine bağlı ölümler bunun çok altında kalmakta... "Meme kanseri konusunda farkındalık kampanyaları çok güçlü. Sizce kalp hastalıkları kadınlar açısından çok daha büyük bir ölüm nedeni olmasına rağmen neden aynı görünürlüğe sahip değil?"

- Bunun en önemli nedeni algı. "Kanser" kelimesi toplumda çok güçlü bir farkındalık oluşturuyor. Buna karşılık kalp ve damar hastalıkları çok daha fazla ölüme yol açmasına rağmen aynı görünürlüğe sahip değil. Oysa kadınlarda en sık ölüm nedeni kalp ve damar hastalıklarıdır. Buna rağmen pek çok kadın meme kanseri riskinin farkında olmasına karşın kalp hastalığı riskini yeterince önemsemiyor. Kadın sağlığı denildiğinde yalnızca meme kanseri veya jinekolojik hastalıklar değil, kalp sağlığı da akla gelmelidir.

- Bugün Türkiye'deki kadınlara tek bir mesaj verecek olsanız ne söylerdiniz?

- Kalbinize, sevdiklerinize gösterdiğiniz özeni gösterin. Kalbinizin sesini beklemeyin.

“MÜMKÜN OLDUĞUNCA SERİN ORTAMLARDA BULUNULMALI, GÜNÜN EN SICAK SAATLERİNDE DIŞARI ÇIKILMAMALI, AĞIR EGZERSİZLERDEN KAÇINILMALI VE YETERLİ SIVI TÜKETİLMELİDİR”

- Yaz sıcaklarında kalp hastalarına en önemli tavsiyeleriniz neler olur?

- Yüksek sıcaklıklar kalp ve damar hastalıklarıyla ilişkili hastane başvurularını ve ölümleri artırabiliyor. Özellikle yaşlılar, kalp hastaları, hipertansiyon, diyabet veya böbrek hastalığı bulunan kişiler daha fazla risk altında. Mümkün olduğunca serin ortamlarda bulunulmalı, günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkılmamalı, ağır egzersizlerden kaçınılmalı ve yeterli sıvı tüketilmelidir. Kalp hastalarının önemli bir kısmı tansiyon ve idrar söktürücü ilaçlar kullandığı için sıcak havalarda sıvı kaybına daha yatkın olabilir. Hastaların kendi başlarına ilaç değişikliği yapmamaları, gerekli durumlarda takip eden hekimlerine danışmaları önemlidir. Aslında ideal olan, sıcak hava dalgaları başlamadan önce özellikle kalp hastalarının bu konuda bilgilendirilmesi ve gerekli planlamaların yapılmasıdır.

Bağımsız, tarafsız İstanbul Tahkim Merkezi adım adım 'küresel adaletBağımsız, tarafsız İstanbul Tahkim Merkezi adım adım 'küresel adalet" olma yolunda

Doç. Dr. Efe Tokdemir’den terörün perde arkasına dair çarpıcı analizDoç. Dr. Efe Tokdemir’den terörün perde arkasına dair çarpıcı analiz

Yavuz Altun’dan gıda hilecilerine uyarı, marketlere israfı bitirecek bomba öneriYavuz Altun’dan gıda hilecilerine uyarı, marketlere israfı bitirecek bomba öneri

Giyimde kütürel mirasa yeni bir ruh verildi, Pür Atölye ile kadın emeği sanata dönüştüGiyimde kütürel mirasa yeni bir ruh verildi, Pür Atölye ile kadın emeği sanata dönüştü

Togg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattıTogg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattı

Dr. Zekeriya Yelboğa ile ABD/İsrail - İran savaşının psikolojisini masaya yatırdıkDr. Zekeriya Yelboğa ile ABD/İsrail - İran savaşının psikolojisini masaya yatırdık

Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/kadinlarda-kalp-krizi-neden-artiyor-prof-dr-avcidan-hayat-kurtaran-uyarilar/1899220