Volkan Karsan - Finansingundemi.com / Kazandıran Sohbetler
Enflasyon verileri gerçekten kalıcı bir iyileşmeye mi işaret ediyor? Merkez Bankası'nın faiz politikası nereye gidiyor? Döviz kurundaki denge ne kadar sürdürülebilir? Borsa neden hâlâ yabancı yatırımcının ilgisini çekemiyor? Emekli maaşlarından gelir dağılımına, Çin'in yükselişinden yapay zekânın ekonomiye etkilerine kadar pek çok başlık bugün hem piyasaların hem de vatandaşın gündeminde yer alıyor.
Ekonomist ve yönetim danışmanı, Finansingundemi.com yazarı Hikmet Baydar konuğumuz oldu ve Türkiye ekonomisinin bugünkü görünümünü ile önümüzdeki döneme ilişkin riskleri masaya yatırdık. Baydar, enflasyondaki gerilemenin arka planını değerlendirirken, üretim cephesinde yaşanan sıkıntılara, yüksek faizin maliyetine ve serbest piyasa dinamiklerinde yaşanan bozulmaya dikkat çekti. Altın, borsa, konut ve döviz piyasalarına ilişkin öngörülerini paylaşan Baydar, ekonomi yönetimine yönelik önerilerini ve genç ekonomistlere tavsiyelerini de anlattı.
“BİR EKONOMİDE MALİYETLER ARTARKEN FİYATLAR ARTAMIYORSA ORADA TALEP YETERSİZLİĞİ VAR DEMEKTİR”
- Sayın Baydar, Türkiye’de konusunda en deneyimli kişilerin başında gelen bir ekonomist ve yönetim danışmanı olarak enflasyon konusunda konuşarak sohbetimize başlamak isterim. Enflasyonda gerçekten kalıcı bir düşüş sürecine mi girildi, yoksa bu baz etkisinin yarattığı geçici bir tablo mu?
- Haziran ayı TÜFE ve ÜFE verilerine birlikte baktığımızda şunları görüyoruz. Aylık bazda TÜFE yani tüketici fiyat endeksi yüzde 0,99 artarken, ÜFE yani üretici fiyat endeksi ise yüzde 1.80 artmış. Diğer bir deyişle maliyetler yüzde 1.80 artarken perakende satış fiyatı sadece 0.99 artmış diye görüyoruz. Bir ekonomide maliyetler artarken fiyatlar artamıyorsa orada talep yetersizliği var demektir. Emin olmak için kapasite kullanım oranlarına baktığımızda özellikle tekstil ve ayakkabı grubunda yüzde 60 ve altı kapasite kullanımını görüyoruz. Kimse düşük kapasite ile çalışmak istemez. Demek ki üretileni piyasada satamama sıkıntısı var. Bu ürünü ihraç etmek de mümkün değil. Çünkü maliyet, düşük kapasite nedeniyle yüksek.
Sıkı para politikası ve yüksek reel faiz süreci devam ettiği takdirde bu firmaların nakit döngüsünü tamamlama gücü kalmayabilir. O yüzden önümüzdeki günlerde iflas, konkordato haberlerini bolca duyabiliriz. Tabi ki üretici piyasadan çekildikçe fiyatların yükselme potansiyeli de artacağından ani fiyat artışlarıyla karşılaşma ihtimali de artmaktadır.
Global durgunluk ve iç piyasadaki talep yetersizliği fiyatları aşağı yönde baskılasa da bu durum pek de sağlıklı ve sürdürülebilir değildir. Gelecekte fiyat oynaklıklarına da zemin hazırlamaktadır.

“TCMB'NIN UYGULADIĞI FAİZLER PARA PİYASALARI İÇİN ANLAMLI GİBİ GÖRÜNSE DE MEVCUT KONJONKTÜR DE SON DERECE YÜKSEKTİR”
- Merkez Bankası'nın mevcut faiz politikasını başarılı buluyor musunuz? Bundan sonraki adım ne olmalı?
- TCMB yüksek reel faiz vererek piyasayı dengede tutmaya çalışıyor. Ancak bunun ciddi bir maliyeti de var. Bir yandan finansal kaynağa ulaşımın zorlaştırılması, diğer yandan yüksek reel faizler ekonomide ciddi yapısal sorunları da beraberinde getirmeye başladı. Talep yetersizliği nedeniyle düşük kapasite üretim, yüksek maliyetleri de beraberinde getiriyor. Kaldı ki son açıklanan Haziran ayı ÜFE verisi de bu düşüncemizi teyit ediyor.
TCMB'nın uyguladığı faizler para piyasaları için anlamlı gibi görünse de mevcut konjonktür de son derece yüksektir. 2023 yılı başındaki reel faizlere dönmeye kalkarsak politika faizinin yüzde 35.5 seviyesine düşmesi gerekir.
Merkez Bankası bundan sonraki süreçte düşük gelen enflasyon rakamları, düşen petrol fiyatlarını dikkate alarak faiz oranlarını değiştirmeden politika faizini uyguladığı haftalık repo ihalelerine tekrar başlayabilir. Böylece piyasa faizlerinde de bir miktar düşüşü sağlar. Şimdilik faiz indirimi konusunda aceleci olacağını düşünmüyoruz.

“BİZCE EN ÖNEMLİ SORUN EKONOMİDE SERBEST PİYASADAN UZAKLAŞILMASI VE OLİGOPOL DEDİĞİMİZ BİR KAÇ KURULUŞUN FİYAT BELİRLEDİĞİ BİR ORTAMA GİRİLMESİDİR”
- Sizce bugün Türkiye ekonomisinin en büyük riski enflasyon mu, büyüme mi, işsizlik mi yoksa bütçe açığı mı?
- Bütçe açığı durgunluk dönemlerinde ekonomiyi ayakta tutmak için kullanılan bir silah olma özelliği de taşır. O yüzden şu an için bir sorun olacağını düşünmüyoruz. İşsizlik verilerinde çok ilginç gelişmeler görüyoruz. Mesela 15 yaş üstü çalışabilir nüfus arttığı halde iş gücünde azalma olduğunu görebiliyoruz. Bu durum kayıt dışı istihdamın arttığını gösteriyor olabilir ya da nitelikli nüfus göçü anlamına gelebilir. Bizce en önemli sorun ekonomide serbest piyasadan uzaklaşılması ve oligopol dediğimiz bir kaç kuruluşun fiyat belirlediği bir ortama girilmesidir. Bu durum yeni firmaların piyasaya girmesini imkansız hale getirdiği gibi mevcut zayıf mali yapısı olan firmaların da piyasadan çekilmek zorunda kalmasına de neden olabilir.Böyle bir ortamda fiyatlar belirli kişilerle belirlenir durumda olur.
Mevcut yapı piyasayı verimlilikten uzaklaştırmakta, dolayısıyla rekabet etme yeteneği kaybolmaktadır. Küçük ve orta ölçekte firmalar fiyat tutturamadıkları için iş yapamaz duruma gelirken, global talepte de düşüş beklenirken uluslararası kuruluşlar da büyüme beklentilerini hem ülkemiz için hem de diğer ülkeler için aşağı çekiyorlar. Bu durumun yakın gelecekte büyümenin de kolay olmayacağını bize göstermektedir. Ancak ana sorun piyasa dinamiklerinin bozularak serbest rekabet ortamından uzaklaşılması ve verimliliğin azalmasıdır…

“TASARRUF EDEBİLMEMİZ İÇİN EKONOMİDE DEVLETİN PAYININ KÜÇÜLTÜLMESİ GEREKLİDİR”
- Çok önemli tartışmalara neden olan bir konu da tasarruf… Türkiye'de kamuda tasarruf gerçekten uygulanabiliyor mu?
- Kamu tasarruftan çok gelirlerini artırma eğilimindeymiş gibi bir görüntü vermektedir. Vergi gelirlerinde, kamu işlemlerinden alınan diğer gelirlerinde ciddi artışlar sağlandığı halde maalesef kamuda tasarruftan bahsedemiyoruz. Tasarruf edebilmemiz için ekonomide devletin payının küçültülmesi gereklidir. Oysa büyümenin önemli bir kısmı kamu kaynaklıdır.
Küçük ve orta ölçekte firmalar fiyat tutturamadıkları için iş yapamaz duruma gelirken, global talepte de düşüş beklenirken uluslararası kuruluşlar da büyüme beklentilerini hem ülkemiz için hem de diğer ülkeler için aşağı çekiyorlar. Bu durumun yakın gelecekte büyümenin de kolay olmayacağını bize göstermektedir.
“YÜKSEK FAİZ GETİRİSİ VE "CARRY-TRADE" İLE GELEN PARA BİR GÜN KARI YETERLİ GÖRMEYEBİLİR”
- Döviz kurunda uzun süredir kontrollü bir görünüm var. Bu denge sürdürülebilir mi?
- Söz konusu dengenin hangi kaynaklarla sağlandığına iyi bakmamız lazım. Yüksek faiz getirisi ve "carry-trade" dediğimiz "Doları Türk Lirasına çevir sonra kazandığın parayı dolara dön ve dolar bazında yüksek getiri elde et" politikasıyla gelen para bir gün karı yeterli görmeyebilir. Geçmişte de bunu defalarca kez yaşadık. O yüzden kalıcı bir çözüm olduğunu düşünmüyoruz. Bu para çıkmaya kalktığında, bu süreç ne kadar kısa zamanda olursa o kadar hızlı bir şekilde kurlarda yukarı hareketi görme riski de artmaktadır.

“ŞUNU UNUTMAMAMIZ LAZIM, ALTIN BİR TASARRUF ARACIDIR ANCAK İHTİYAÇ OLDUĞUNDA BOZULUR”
- Altın ve borsa yatırımcısı önümüzdeki 12 ayda hangi risklere dikkat etmeli? Borsa İstanbul bugün gerçekten ucuz mu, yabancı yatırımcı neden hâlâ temkinli davranıyor?
- Altında piyasa oyuncuları değişti. Eskiden merkez bankaları alımlarla piyasayı desteklerdi. Oysa şimdi ETF dediğimiz borsa fonları çok aktif. O yüzden fiyat hareketleri de değişti. Altında ciddi dalgalanmalar devam edecektir. Şunu unutmamamız lazım. Altın bir tasarruf aracıdır ancak ihtiyaç olduğunda bozulur. Özellikle körfezdeki savaş, o bölgede yaşayan ve tasarruflarını altında tutan, gelir azalması yaşayan kişi ve kurumların ihtiyaçları için altın bozduğunu da unutmamak gerekmektedir.
Borsa ise dolar bazında hemen hemen yarı yarıya ucuzdur. Dolar bazında zirve yaptığı zamanlarda borsadaki yabancı payı yüzde 60’lar seviyesindeydi. Şimdi ise o seviyelerden çok uzaklardayız. Yabancı yatırımcının borsaya gelebilmesi için çözülmesi gereken iki önemli engel var. Birincisi ratinglerin yatırım yapılabilir olmaması. Bu nedenle iç tüzüklerinde rating sınırlaması olan fonlar alım yapamıyorlar. Diğeri de tahtası kapanan şirketlerde azınlık haklarının korunmaması. O yüzden hisse senedinin işlemlerinin çeşitli nedenlerle durdurulması ve kottan çıkarılması.Bir anda hisse senedi varlığının yok olmasına sebep olmaktadır. Bu durum güveni zedelediğinden muhafazakar ve uzun vadeli fonların ülkemize gelmesi zorlaşmıştır.

“YÜKSEK FAİZLER VE GETİRİLEN KISITLAMALAR NEDENİYLE KONUT PİYASASI ÇOK CANLI DEĞİLDİR”
- Konut piyasasında balon riski görüyor musunuz, vatandaş bugün ev mi alsın, altın mı alsın, borsa mı, döviz mi; yoksa nakitte mi beklesin?
- Konut piyasasında en önemli risk zaten gerçekleşmiş durumda. Aşırı düşürülen faizler nedeniyle tasarrufların ani bir şekilde gayrimenkule yönelmesi fiyatları şişirmişti. Şimdi yüksek faizler ve getirilen kısıtlamalar nedeniyle konut piyasası çok canlı değildir. 1-2 yıl içerisinde fiyatların oturması beklenebilir. Ancak yüksek maliyetler fiyat düşüşünü de engellemektedir.

“EMEKLİ MAAŞLARI SON DERECE YETERSİZ VE SATINALMA GÜCÜ DE DÜŞÜKTÜR”
- Emekli maaşlarıyla ilgili siz nasıl bir model öneriyorsunuz?
- Emekli maaşları son derece yetersiz ve satınalma gücü de düşüktür. Bu durum geleceği garanti altına almak için sigortalı olma eğilimini kırmakta ve insanları kayıt dışı çalışmaya itmektedir. O yüzden özellikle emeklilik şartlarının iyileştirilmesi şart. Primleri toplayan devlet kurumları ve ekonomiyi yöneten de devlet olduğuna göre, toplanan primlerin enflasyona karşı korunamaması prim ödeyenin suçu olmamalıdır.
Altında ciddi dalgalanmalar devam edecektir. Şunu unutmamamız lazım. Altın bir tasarruf aracıdır ancak ihtiyaç olduğunda bozulur. Özellikle körfezdeki savaş, o bölgede yaşayan ve tasarruflarını altında tutan, gelir azalması yaşayan kişi ve kurumların ihtiyaçları için altın bozduğunu da unutmamak gerekmektedir.
- Türkiye'de gelir dağılımındaki bozulmanın temel nedeni sizce nedir?
- Ücret gelirlerinin enflasyona göre uygun bir şekilde artırılmaması, piyasanın serbest rekabet yeteneğini kaybederek oligopol piyasa haline düşmesi nedeniyle birçok firmanın zor duruma girmesi ana sebeplerdir.

“ABD TEDARİK ZİNCİRİNDE ÇİN’İN PAYINI AZALTMAYA ÇALIŞMAKTADIR, BU DURUM TÜRKİYE’YE YARAMAKTADIR”
- ABD'nin gümrük tarifeleri ve korumacı politikaları Türkiye'yi nasıl etkiler?
- Bu politikalar Trump, tarafından bir baskı aracı olarak kullanılsa da mahkemece iptal edilmiştir. Ancak ABD’ye Türkiye’nin yaptığı ihracatta ciddi artış olmaktadır. Çünkü ABD tedarik zincirinde Çin’in payını azaltmaya çalışmaktadır. Bu durum Türkiye’ye yaramaktadır. Ancak söz konusu ihracat daha sonra tehdit unsuru olarak da kullanılabilir olduğundan ülke bazında riskleri iyi yönetmemiz gerekmektedir.

“BİZİM ÇİN’LE REKABET EDEBİLMEK İÇİN SABİT MALİYETLERİ DÜŞÜRECEK ÖLÇEK BÜYÜKLÜĞÜNE ULAŞMAMIZ ŞARTTIR”
- Çin'in yükselişi Türk sanayisi için tehdit mi fırsat mı?
- Çin’in yükselişi öncelikle bir tehdit olarak görülebilir. Çünkü bizim algımızda ucuz kaynak olarak görülmektedir. Oysa Çin’de de maliyetlerde hızlı artış var. Ayrıca Çin de büyük bir tüketim gücüne sahip. Dolayısıyla özellikle kalite ile girildiğinde ihracat fırsatları veriyor. O yüzden Çin’in yükselişi hem bir tehdittir hem de fırsattır diyebiliriz. Burada bizim Çin’le rekabet edebilmek için sabit maliyetleri düşürecek ölçek büyüklüğüne ulaşmamız şarttır.
Küçük ve orta ölçekte firmalar fiyat tutturamadıkları için iş yapamaz duruma gelirken, global talepte de düşüş beklenirken uluslararası kuruluşlar da büyüme beklentilerini hem ülkemiz için hem de diğer ülkeler için aşağı çekiyorlar. Bu durumun yakın gelecekte büyümenin de kolay olmayacağını bize göstermektedir. Ancak ana sorun piyasa dinamiklerinin bozularak serbest rekabet ortamından uzaklaşılması ve verimliliğin azalmasıdır…
“MARKA ÜRÜNLERE FASON YAPILAN ÜRETİM VE İHRACATTA AZALMA OLABİLİR”
- Avrupa'daki durgunluk ihracatçıyı ne kadar zorlayacak?
- Avrupa’daki durgunluk daha pahalı üründen daha ekonomik ürünlere doğru bir talep kaymasını da beraberinde getirmektedir. Türk ürünleri de daha çok bu segmentte bulunmaktadır. Marka ürünlere fason yapılan üretim ve ihracatta azalma olabilir. Ancak firmaların kendi markalarıyla daha uygun fiyatlarla piyasaya girmeleri için de iyi bir fırsattır.
“YALAN YANLIŞ BİR SÜRÜ HABER İNTERNETTE YER ALDIĞINDAN YAPAY ZEKANIN YANLIŞ BİLGİLER VERME İHTİMALİ DE FAZLADIR”
- Yapay zekâ finans sektörünü nasıl değiştirecek?
- Yapay zeka internet veri tabanını kullandığından, bu verilerin güvenilirliği çok önemlidir. Oysa maalesef son derece yalan yanlış bir sürü haber de yine internette yer aldığından yapay zekanın yanlış bilgiler verme ihtimali de fazladır. O yüzden sağlıklı analiz yapabileceğine kuşkuyla bakıyoruz. Bazı otomasyon ve basit işlemlerde kullanılabilme imkanları var. Ancak değerlendirme ve yorumlama bacağında yakın zamanda önemli bir başarı beklemiyoruz.
- Son bir soru, bugün Türkiye ekonomisi için yalnızca tek bir karar alma yetkiniz olsa hangi kararı alırdınız ve vatandaş bunun etkisini ne kadar sürede hissederdi? - Tek bir karar alma yetkim olsa hemen vergileri yarı yarıya düşürürüm…
- Genç ekonomistlere ne tavsiye edersiniz?
- Gençlere önerim, ekonomik teorilerin hangi şartlarda geçerli olduğuna iyi baksınlar. Ayrıca gerçek piyasada asla "seterisparibus" yani tüm koşulların sabit olduğu bir ortam bulunmamaktadır. O yüzden tüm kuramların mantığını iyice kavramalılar ve ezberden uzak durmalılar…
Ekonomist & Yönetim Danışmanı, 3. Göz Danışmanlık Kurucusu Hikmet Baydar
Hikmet Baydar, 35 yılı aşkın mesleki deneyimiyle Türkiye'nin önde gelen ekonomist ve yönetim danışmanları arasında yer almaktadır. Finans, ekonomi, iç denetim, risk yönetimi ve kurumsallaşma alanlarında yüzlerce şirkete stratejik rehberlik sağlamıştır. CNN Türk, Ekonomi Doktoru ve pek çok ulusal yayın organında ekonomik değerlendirmeleriyle kamuoyunu bilgilendiren Baydar, aynı zamanda üniversitelerde konferanslar vererek akademik çevrelere de katkı sunmaktadır.
KARİYER VE UZMANLIK ALANLARI
* Finans ve Ekonomi Danışmanlığı
* Yönetim ve Kurumsallaşma
* İç Denetim ve Risk Yönetimi
* Pazarlama, Satış ve Bütçe Planlaması
* Şirket Birleşme ve Satın Almaları
* Ekonomi Yorumculuğu, Yazarlık (CNN Türk, Ekonomist, Finansingundemi.com, vb.)
Kadınlarda kalp krizi neden artıyor? Prof. Dr. Avcı'dan hayat kurtaran uyarılar
Bağımsız, tarafsız İstanbul Tahkim Merkezi adım adım 'küresel adalet" olma yolunda
Doç. Dr. Efe Tokdemir’den terörün perde arkasına dair çarpıcı analiz
Yavuz Altun’dan gıda hilecilerine uyarı, marketlere israfı bitirecek bomba öneri
Giyimde kütürel mirasa yeni bir ruh verildi, Pür Atölye ile kadın emeği sanata dönüştü
Togg’la gelen büyük ilgi! OGD Başkanı Öztürk elektrikli otomobillerin avantajını anlattı
Yazdır