Finansingundemi.com – Dış Haberler Servisi
Sosyal medya devleri tütün endüstrisinin geçmişte yaşadığı tarihi hesaplaşma dönemini anımsatan kritik bir süreçten geçiyor. Dünya genelinde düzenleyici kurumlar ve mahkemeler teknoloji platformlarını mercek altına alıyor.
Söz konusu değerlendirme, Financial Times yazarı Sarah O’Connor tarafından kaleme alındı. O’Connor’a göre ortaya çıkan tablo, tütün devlerinin bir zamanlar ürünlerinin toplumda yarattığı zararla yüzleşmek ve radikal kısıtlamalara boyun eğmek zorunda kaldığı o kritik dönüm noktasını hatırlatıyor.
Bir zamanların ortak alışkanlıkları
O’Connor, hem sigara hem de sosyal medyanın ilk dönemlerinde toplumun her kesimine hitap ettiğini belirtiyor. Zira bu ürünler gerçekten de başlangıçta "demokratik" birer yapıya sahipti.
1925 yılında gidildiğinde, American Mercury dergisinde sigara, "en demokratik emtia" olarak tanımlanmıştı. Zira o yıllarda bir bankacı ile bir ayakkabı boyacısının aynı markayı tercih etmesi oldukça doğal karşılanıyordu.
Benzer bir durum sosyal medyanın ilk yirmi yılında da yaşandı. Bir Hollywood yıldızı ile otobüsteki bir gencin aynı mecralarda vakit geçirmesi, geçmişte herkesin sigara içmesi kadar sıradan bir durumdu.
Fakat sigaranın sağlığa zararları bilimsel olarak kanıtlandığında bu tablo değişti. Bu alışkanlığı ilk terk edenlerin, bilgiye erişimi olan eğitimli ve yüksek gelirli kesim olduğu görüldü.
Bağımlılık ve sosyal uçurum
Haberde, bağımlılık yapıcı alışkanlıkların terk edilme sürecinin zamanla ciddi bir sosyo-ekonomik uçuruma dönüştüğü vurgulanıyor. 1980’lere gelindiğinde sigara kullanımı artık belirgin bir sınıf göstergesi haline gelmişti.
Bunun sonucunda varlıklı kesimler bu alışkanlıktan hızla uzaklaştı. O’Connor bu durumu, "Bağımlılık yapan alışkanlıkları kırmak, eğitime ve destekleyici sosyal çevreye erişimi kısıtlı olanlar için çok daha zordur" şeklinde değerlendiriyor.
İngiltere’den paylaşılan veriler de bu tespiti destekliyor. Ülkenin en yoksul bölgelerinde sigara içme oranı %22,6 iken, en varlıklı bölgelerde bu oran %6,6 seviyesinde kalıyor.
Ayrıca İngiliz sağlık yetkilileri sigarayı, "toplumsal sağlık eşitsizliklerinin temel nedeni" olarak tanımlıyor. Hatta bu alışkanlığın, zengin ile fakir arasındaki yaşam süresi farkının yarısından sorumlu olduğu belirtiliyor.
Sosyal medyada sınıf farkı
Sarah O’Connor, benzer bir ayrışmanın günümüzde sosyal medya kullanımı için de oluşmaya başladığını seziyor. Özellikle "akıllı telefonsuz çocukluk" kampanyaları büyük oranda orta sınıf ebeveynler tarafından sahipleniliyor.
Çünkü bilinçli aileler, sosyal medyanın ruh sağlığı üzerindeki zararlarını yakından takip ediyor. Diğer yandan, dar gelirli ailelerden gelen gençlerin bu platformlarda olumsuz deneyimler yaşama olasılığının daha yüksek olduğu görülüyor.
Ancak tütün ve sosyal medya arasında bazı temel farklar bulunuyor. Örneğin sigara içen ebeveynlerin çocuklarının da içici olma ihtimali yüksektir. Fakat sosyal medyada ebeveynler çocuklarına yasak koysa da kendi alışkanlıklarını henüz terk etmiş değil.
Buna ek olarak, sigara istisnasız herkes için fiziksel bir tehlike oluşturur. Oysa sosyal medya algoritmaları kişiye özel şekillenir ve her bireyi farklı düzeyde etkiler.
Eşitsizliği derinleştiren bir büyüteç
FT yazarı, sigara ile sosyal medya arasındaki yapısal farklara rağmen geçmişteki tecrübelerden ders çıkarılması gerektiğini savunuyor. Zira bağımlılık yapıcı ürünler ana akım olmaktan çıksalar bile, toplumun alt katmanlarında varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar.
Üstelik bu tür ürünler sadece bağımlılık yaratmakla kalmıyor. Aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştiren bir "büyüteç" işlevi görüyor.
Kısacası sosyal medya, tütün endüstrisinin yaşadığı tarihi yüzleşme sürecini tekrarlıyor. Bu süreçte bilinç düzeyi düşük kesimlerin bir "eşitsizlik tuzağına" düşme riski de her geçen gün artıyor.
EGM: 591 sosyal medya hesabı hakkında işlem başlatıldı
Sosyal medya ve oyun platformlarına yeni kurallar geliyor
ABD’den “ölüm öpücüğü”: İsviçreli banka çöktü
Yazdır