| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 66,75 | -1,84 | 347.100.000.000,00 |
| ALBRK | 8,57 | -2,39 | 21.425.000.000,00 |
| GARAN | 131,60 | -1,72 | 552.720.000.000,00 |
| HALKB | 42,36 | -2,40 | 304.347.197.859,12 |
| ICBCT | 14,20 | -2,87 | 12.212.000.000,00 |
| ISCTR | 12,87 | -1,76 | 321.750.000.000,00 |
| SKBNK | 4,92 | -3,53 | 12.300.000.000,00 |
| TSKB | 9,43 | -2,98 | 26.404.000.000,00 |
| VAKBN | 32,86 | -3,58 | 325.837.181.245,78 |
| YKBNK | 35,70 | -1,65 | 301.559.730.838,80 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, sermaye akımlarına ilişkin olarak bugün itibariyle bir adım atmamalarının, gerek görmemelerinden kaynaklandığını belirterek, ''Sağdan soldan yeni fikirler geldi diye, iki ay ortalığı yatıştıralım, hiç olmazsa kimsenin sesi çıkmasın gibi bir adım atamayız. Atacağımız adımların sonuç alıcı adımlar olması lazım'' dedi.
Babacan, Uluslararası İşbirliği Platformu'nun düzenlediği ''Boğaziçi Bölgesel Ortaklık Zirvesi'' sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
IMF heyetinin, Türkiye ziyareti sırasında Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği ile (GYODER) görüşerek ''Konutta balon var mı?'' sorusuna yanıt aradığına ilişkin bir haberin hatırlatılarak, görüşünün sorulması üzerine Babacan, IMF heyetinin 6 ayda bir gerçekleştirdiği rutin görüşmeler çerçevesinde pek çok konuyu ele aldığını anımsattı.
IMF raporunda bu konuda ne yazdığının çok da önemli olmadığını söyleyen Babacan, ''Şu anda konut sektörüyle, konut finansmanıyla ilgili oldukça sağlam bir durumdayız. Olumlu rapor yazdıkları ülkelerde konut piyasasının ne hale düştüğünü de gördük. ABD ile ilgili konut finansmanı rakamları 5 trilyondan 10 trilyon dolara çıkarken, o kuruluşlar hangi raporları yazmışlar, hangi uyarıları yazmışlar ona da bakmak lazım. Biz işimizi sağlam götürüyoruz. Birçok ülkede doğruları göre göre yapamıyorlar. Biz doğru neyse gözümüzü kırpmadan yapıyoruz'' diye konuştu.
Babacan, sıcak para girişiyle ilgili tedbir almayı düşünüp düşünmedikleri konusunda ise, bu kadar çok merkez bankasının bu kadar çok ve karşılıksız para bastığı bir dönemde sermaye akımlarının önemli bir konu olduğunu belirterek, sermaye hareketlerinin en çok 2007 yılında yaşandığını, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere akımların geçen yıl 240 milyar dolara kadar gerilediğini, bu yıl da 300 milyar doların biraz üzerinde bir rakama ulaşılmasının beklendiğini ancak 2007 değerlerinin önümüzdeki 1-2 sene daha görülemeyeceğini anlattı.
Tasarruf oranı düşük olan Türkiye'nin, büyüme, refah, kalkınma için mutlaka dünyanın yatırımlarını çekmesi gerektiğini vurgulayan Babacan, ''Tabii ki tercihimiz kalıcı, doğrudan, uzun vadeli yatırımların Türkiye'ye daha çok geliyor olması ama biz hem doğrudan yatırımlara hem portföy yatırımlarına açık bir ülkeyiz'' dedi.
Gelen sermayenin daha uzun vadeli olması için gerekli teşvikleri, tedbirleri aldıklarını söyleyen Babacan, Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Hazine'nin bu konuları sık sık değerlendirdiğini ve gerektiği zaman gerekli adımları attığını ifade etti.
-''EKONOMİDE MODA AKIMLARA YER YOK''-
Ekonomide popülizme yer olmadığının altını çizen Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün dünya genelinde bu sermaye hareketlerinin biraz popülizmi yapılıyor. Bazı ülkeler bazı kararlar alıyor. Bakıyorsunuz hiçbir sonuç alamayacaklar. Soruyoruz, 'Siz bunu niye yaptınız? Bir işe yaramıyor' diye, 'Çok baskı geldi biz de yaptık, hiç olmazsa iki ay kimsenin sesi çıkmaz' diyorlar. Türkiye'de böyle şeyler yapamayız. Sağdan soldan yeni fikirler geldi diye, iki ay ortalığı yatıştıralım, hiç olmazsa kimsenin sesi çıkmasın gibi bir adım atamayız. Atacağımız adımların sonuç alıcı adımlar olması lazım.''
Tobin vergisi tartışmalarına da değinen Ali Babacan, Brezilya örneğinde bu verginin işe yaramadığını söyledi. Babacan, ''Burada temel politika makro ihtiyati tedbirlerle ve uygulamalarla bu işi götürmektir. Uzun vadeli bakacaksınız. Ekonomide moda akımlarına, günlük akımlara yer yok. Yaptılar da ne oldu? Geçen sene Avrupa'da para harcama modasına kapılsaydık, bugün Türkiye hangi durumda olurdu, onu da düşünmek lazım'' değerlendirmesinde bulundu.
Sermaye akımlarıyla ilgili doğruları yaptıklarını ve bundan sonra yapmaya devam edeceklerini dile getiren Babacan, şöyle devam etti:
''İhtiyaç duyduğumuz, gerek gördüğümüz anda da gerekli tedbirleri kuşkusuz alacağız. Ama bugün itibariyle bir adım atmıyorsak, gerek görmediğimiz içindir. Yakından takip ettiğimiz bir konudur. Uzun vadede Türkiye'de istikrar, güven olduktan sonra, Türkiye'ye giren sermaye, çıkan sermayeden çok daha fazla olacaktır. Güven ve istikrar olduktan sonra net anlamda Türkiye uzun vadede hep sermaye çeken ülke olacaktır. Refah, büyüme, kalkınma için Türkiye dünya sermayesini cezbetmek zorunda bir ülke olacağı için sermayeyi ürküten tutumlardan uzak durmalıyız. Sermaye hareketlerinin popülizminden de uzak durmalıyız. Yakından da takip edip gerekli zamanda gerekli adımı da atmalıyız.''
-WIKILEAKS-
Wikileaks'de açıklanan yazışmalara ilişkin bir soru üzerine de Babacan, ortaya çıkan dokümanların yazışmalardan ibaret olduğunu ve sonuçta oluşturulan politikalarla ilgili bir belge bulunmadığını söyledi.
Türkiye ile ilgili olarak kamuoyunda tartışılan konuların çoğunun diplomatların şahsi gözlemlerine ya da duyumlarına dayandığını, bazı ülkelerin dedikodu da olsa her bilgiyi almak istediğini, Türkiye'nin dış politika duruşunun ise yalnızca sağlam, kaynağa dayalı bilgilerin iletilmesine dayandığını kaydeden Babacan, şöyle devam etti:
''Dedikodulara bakarak hareket edemeyiz. Onlar kendilerini bağlar, bizi bağlamaz. 2004'te, 2005'te yazmışlar da ne olmuş? ABD Başkanı Obama, Kanada'dan sonra ilk okyanus aşırı seyahatini Türkiye'ye yapmıştır. O ülkenin başkanı, dışişleri bakanı ne demiş? 'Türkiye çok önemli bir ülkedir, bu hükümetle işbirliği yapmalıyız, beraber çalışmalıyız' Sonra karar o şekilde oluşmuş. Öncesinde yazılanlara kafamızı takmamamız gerekir diye düşünüyorum. Gerektiğinden fazla önem vermemek gerekir ve nihayetinde bizim dış politikamızda belli bir çizgimiz vardır, o da devam edecektir.''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, güç kullanımı ve gerginliği tırmandırıcı durumlardan kaçarak sorun ve ihtilafların siyasi diyalog ve diplomasiyle çözülmesini istediklerini ifade ederek, ''Bu balkanlar için de geçerli, İran'ın nükleer programı için de geçerli, Kafkaslar için de geçerli, Ortadoğu'daki pek çok sorunlar için de geçerli'' dedi.
Ali Babacan, Türkiye'de ana politikalarda kesinlikle bir sapma, bir farklı bakış açısı, uygulamanın olamayacağını belirterek, ''3 yıl 5 yıl sonra birileri gelir de temel unsurlara dokunursa, işte o zaman siz Türkiye ekonomisinden korkun. Kim gelir de Türkiye'de bir gün mali disiplinden taviz verirse, borç stokunun arttığı, açıkların artığı bir döneme sokarsa Türkiye'yi, o zaman Türkiye'den korkun'' diye konuştu.
Uluslararası İşbirliği Platformu'nun Swiss Otel'de düzenlendiği Boğaziçi Bölgesel Ortaklık Zirvesi'nin açılışında konuşan Babacan, Türkiye'nin çok sayıda bölgenin kesiştiği bir coğrafyada bulunduğunu, böylesine geniş bir coğrafyaya hitap eden, o kadar geniş bir coğrafya tarafından sahiplenilen ve aynı zamanda bütün bu bölgelerde işbirliği ve istikrarı destekleyen Türkiye'nin aynı zamanda çok sayıda uluslararası yapılanmanın içinde yer aldığını söyledi.
Babacan, Türkiye'nin bölgesel işbirliğine verdiği önemi vurgulayarak, ''Bu işbirliği kuşkusuz ekonomik boyutları olan bir işbirliği. Ama siyasi boyutları var ve güvenlik boyutları da olan bir işbirliği... Bölgesel girişim ve örgütler ortak sorunlara ortak çözümler üretmeye yönelik çaba gösteriyor ve işbirliği ruhuyla ihtilafları önleyen, barışa katkıda bulunan bir yapıyı da ortaya koymuş oluyor. Türkiye'nin sadece coğrafi konumu değil tarihi, siyasi, askeri ve kültürel kapasitesi de bir bakıma bunu gerektiriyor. Bu tarihimizin, kültürümüzün ve içinde bulunduğumuz konjonktürün bize yüklediği bir sorumluluk'' şeklinde konuştu.
Bölgesel politikalarla ilgili çok temel ilkeleri olduğunu belirten Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Biz öncelikle tüm ülkelerin, halkların ve bireylerin güvenlik içinde yaşama hakkı çerçevesinde herkes için güvenlik diyoruz. Güç kullanımından ve gerginliği tırmandırıcı durumlardan kaçarak sorun ve ihtilafların siyasi diyalog ve diplomasi ile çözülmesini istiyoruz. Bu yine Balkanlar için de geçerli, İran'ın nükleer programı için de geçerli, Kafkaslar için de geçerli, Ortadoğu'daki pek çok sorunlar için de geçerli. Diyalog, diyalog, diyalog, diyalog, diplomasi, diplomasi, diplomasi...''
Bölge içinde karşılıklı ekonomik bağımlılıklar oluşturmanın önemine işaret eden Babacan, ülkelerin hem ticaret hem yatırım kanallarıyla birbirlerine karşılıklı bağlı hale gelmesinin istikrar ve güven için son derece önemli olduğunu vurguladı. Babacan, ''Biz ne kadar ülkeleri birbirine bağlasak, birbirleriyle mümkün olduğunca entegre hale getirsek o kadar güvenlik ve istikrar adına doğru adım atmış oluruz'' dedi.
-''DÜNYANIN NERESİNDE OLURSA OLSUN HEP 'İNSAN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLER' DİYORUZ''-
Ali Babacan, çok kültürlülüğe saygıya ilişkin de, farklılıkları bir zenginlik olarak kabul ettiklerini, farklılıkları bir zenginlik sayıp ortak değerler, ortak ilkeler etrafında ülkeleri, toplumları birleştirmenin önemini vurguladı.
Babacan, ''Biz dünyanın neresinde olursa olsun hep 'insan hakları, özgürlükler' diyoruz. İnsanı baz alan politikalardan bahsediyoruz. Evrensel hukuk ilkeleri her yerde geçerlidir. Hiç kimse kendisini bu temel hukuk ilkelerinden soyutlayamayız, 'sana başka hukuk, bana başka hukuk' diyemez'' şeklinde konuştu.
Son yıllarda ikili olarak pek çok ülke ile yüksek düzeyde işbirliği konseyi kurduklarını hatırlatan Babacan, Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasında yüksek düzeyli dörtlü işbirliği kurduklarını, 4 ülkeyi bir araya getirdiklerini anlattı.
Babacan, ''Bütün bunlar nihayetinde ülkelerimizin, halklarımızın birbirleriyle yakınlaşması için atılmış olan adımlardır. Bizim tüm bölge için vizyonumuz şu; insanların, ürünlerin, sermayenin rahatça hareket edebildiği geniş bir coğrafya, engellerin, sınırların kalktığı ve insanların birbirine kolay kavuştuğu, ürünlerin, paranın rahat hareket ettiği bölgeler... Bunun sonucu her bir ülke için kazan-kazan sonucudur'' diye konuştu.
-''BÖLGEDEKİ PEK ÇOK ÜLKEYLE YAKIN İŞBİRLİĞİ İÇİNDEYİZ''-
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin reformlar konusunda bölgedeki pek çok ülke ile yakın işbirliği içinde olduğunu belirterek, 'Suriye'ye bu konuda teknik destek verdiklerini anlattı.
Siyasi reformlar konusunda da yine birçok ülke ile yakından çalıştıklarını belirten Babacan, bu konuda Afganistan ve Irak'ta gerçekleştirdikleri örnekleri hatırlattı.
Demokrasiye inanan bir iktidar olduklarını ifade eden Babacan, ''Halkın iradesine güvenen bir iktidarız ve bu anlayışın bütün bölgelerde egemen olmasını istiyoruz. Mutlaka bir mücadele varsa bunu demokratik zeminde yapabilmek...'' dedi.
Türkiye'nin kendi içindeki reformları ve başarısının pek çok ülke için ilham kaynağı olduğunu belirten Babacan, aynı zamanda Türkiye'nin dışarıda daha etkin bir ülke haline geldiğini kaydetti.
Ali Babacan, Türkiye'nin G20'de çok yoğun çalıştığının altını çizerek, ''G20 masası etrafında bu krizde ciddi sorun yaşamayan birkaç ülkeden birisi Türkiye. Aynı zamanda G20 içinde en hızlı büyüyen birkaç ekonomiden biri'' dedi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Genel Sekterinin son G20 zirvesinde yanlarına gelip ''Şu masaya bakıyorum, bir tek sizin yüzünüz gülüyor. Herkesin yüzleri asık, endişeler var. Ne olur şu büyüme oranınızdan yüzde yarımşar puan dağıtsanız şu masaya dağıtsanız bunlar aslında gülecek, mutlu olacaklar'' dediğini anlatan Babacan, şöyle devam etti:
''Şaka bir yana gerçekten çok şükür içinde bulunduğumuz ortamın kıymetini bilmemiz gerekiyor. Asla rehavete yer yok. Bizi bugüne getiren politikalardan da taviz yok. Her çalkantıda, ekonomik iniş ve çıkışlarda tartışmalar olur. Bazen temel politikalar sorgulanır. Ama bizim 8 yıldır kararlı ve istikrarlı bir şekilde uyguladığımız bazı politikalar vardır ki bunlardan asla geri adım olmaz. Nedir bunlar? Mali disiplin, Merkez Bankası'nın fiyat istikrarı odaklı ve son zamanlarda da ağırlıklı olarak finansal istikrar odaklı para politikaları. Serbest kur rejimi, serbest sermaye hareketleri. Bunlardan taviz olmaz. Serbest ticaret. Mümkün olduğunca ticaretin önündeki engelleri kaldırmak... Bunlardan taviz olmaz.''
-''3 YIL 5 YIL SONRA BİRİLERİ GELİR DE...''-
Şu anda dünyada korumacılık akımı olduğunu hatırlatan Babacan, ''Herkesin korumacılık yaptığı bir dünyada bundan kim istifade edecek? Sözüm ona korumacılık yapan ülkelerin nihayetinde o ülkede yaşayan vatandaşları zarar görüyor'' dedi.
Çoğu zaman böyle kararlar alındığına işaret eden Ali Babacan, şunları kaydetti:
''Biraz dik duracaksınız. Sağdan soldan esen rüzgarlarla yön değiştirmek olmaz. Bütün gelişmeleri izleyeceğiz, çok yakından takip edeceğiz. Ama ana politikalarda kesinlikle bir sapma bir farklı bakış açısı, uygulama Türkiye'de olmaz. 3 yıl 5 yıl sonra birileri gelir de temel unsurlara dokunursa, işte o zaman siz Türkiye ekonomisinden korkun. Kim gelir de Türkiye'de bir gün mali disiplinden taviz verirse, borç stokunun arttığı, açıkların artığı bir döneme sokarsa Türkiye'yi, o zaman Türkiye'den korkun. Kim gelip de fiyat istikrarı odaklı bir para politikasından Türkiye'yi uzaklaştırırsa o zaman Türkiye'den korkun. Kim serbest kur rejimine müdahale eder, artık Türkiye'de 'sabit olsun, piyasaları iyi biliriz' derse o zaman Türkiye'den korkun. Kim ticaretin, sermaye hareketinini önüne geçerse, bu hareketleri kısıtlayıcı tedbir alırsa işte o zaman Türkiye'den korkun. Ana unsurlar yerinde olduktan sonra korkacak bir şey yok. Yeter ki biz kendi ülkemizde istikrarı ve güveni koruyalım. İstikrar ve güven olduktan sonra Türk ekonomisi sürekli büyüyecektir. Para, sermaye kendini güvende hissetmek ister. İstikrardan ve güvenden taviz vermeyelim.''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, şu anda 12 tane AB üyesi ülkenin risk priminin Türkiye'nin üstünde olduğunu belirterek, ''Türkiye bir gelişmekte olan ülke olmasına rağmen, AB'ye üye olmamasına rağmen, içerideki ülkelerin yarısından daha güvenilir, daha güçlü bir ekonomi olarak görünüyor'' dedi.
Babacan, Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından düzenlenen Boğaziçi Bölgesel Ortaklık Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, 2008 sonlarına doğru şiddetini hissettiren son küresel krizin, dünyanın dört bir köşesini etkilediğini hatırlattı.
Her ne kadar bu yıl büyüme rakamlarına bakıldığında dünya ekonomisinde pozitif büyüme görülecek olsa da hala ciddi risklerin durduğunun altını çizen Babacan, pozitif büyüme rakamlarının ağırlıklı olarak suni tedbirlerle, devletlerin ya da merkez bankalarının almış olduğu kriz uygulamalarıyla mümkün olduğunu anlattı.
Bu büyümenin mutlaka sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğinin altını çizen Babacan, bugün bankacılığın hala ciddi sorunları içinde bulunduran bir sektör olduğunu söyledi.
Babacan, ülkelerin borç yükü ve kamu açığının çok önemli bir risk alanı olduğunu dile getirerek, krizin birinci safhasında bankalar sıkıntıya girdiğinde, hükümetlerin ve merkez bankalarının devreye girdiğini anımsattı.
Bu yıl özellikle mart ayında Yunanistan ile ilgili yaşanan gelişmelerin devletlerin kredibilitesinin sorgulanmasına neden olduğunu belirten Babacan, şöyle devam etti:
''Devletin imzasına güven sarsıldığında onun arkasında kim duracak, bunun cevabını vermek çok kolay değil. Şu anda AB'de sıkıntıya giren ülkelerle ilgili bir mekanizma kuruldu ancak bu mekanizmanın boyutuna, ulaşabileceği kaynaklara baktığımız zaman belki birkaç küçük çaplı ekonomi için yeterli olabilir ancak daha büyük boyutta Avrupa ekonomilerinin, benzer sorunları yaşaması durumunda bu mekanizmaların kafi geleceği konusunda ciddi şüpheler var. En sonunda dönüp dolaşıp ABD'de olduğu gibi yoğun bir para basma operasyonu AB'de de olası. Çünkü ülkelerin tedbir alması için o ülkelerin parlamentolarına gitmesi gerekiyor. Pekçok gelişmiş ekonomilerde zayıf iktidarlar iş başında. Koalisyon hükümetleri, azınlık hükümetleri ya da hükümet ile meclis arasında ciddi kopukluklar var. Böyle bir konjonktürde iş maalesef ağırlıklı olarak merkez bankalarına düşecek gibi görünüyor. Bu da tabii fiyat istikrarının ve hatta ilerideki finansal istikrarın önünde bir risk olarak duruyor.''
-''GÜVENİ SAĞLADIĞINIZDA HERŞEY KOLAYLAŞIR''-
İşsizliğin hala çok önemli bir problem olduğunu söyleyen Ali Babacan, işsizliğin yüksek olduğu ülkelerde iç piyasayı canlı tutmanın zor olduğunu anımsattı.
Ekonomilerde güvenin kilit unsur olduğunun altını çizen Babacan, ''Güveni sağladığınızda herşey kolaylaşıyor. Güven ortadan kalktığında işi toparlamak, durumu düzeltmek çok çok zor'' dedi.
Türkiye olarak, 8 yıldır iktidarda olan bir parti olarak güven unsurunu ön planda tuttuklarını anlatan Babacan, şöyle devam etti:
''Attığımız her adımda bunu düşündük, bu adım Türkiye'de güveni artırıyor mu zayıflatıyor mu? Halkın, iş dünyasının, finans sektörünün güveni çok çok kilit bir kavram. Biz bu anlayışla herkesten çok daha önce bir orta vadeli program açıkladık. Bununla kamu açıklarını nasıl kontrol altında tutacağız, nasıl azaltacağız bunu ortaya koyduk. Geçen ay yaptığımız G20 zirvesinde gelişmiş ekonomilere çağrıda bulunduk; 'artık sizler de orta vadeli programınızı yapın' diye. Bizim geçen yıl yaptığımızı pek çok gelişmiş ekonomi hala yapabilmiş değil. Herkes bugünün, yarının, bir haftanın hesabını yapıyor. Oysa uzun vadeli öngörülebilirlik getirmedikten sonra, önümüzdeki bir kaç yıl ne yapılacağını hükümet ortaya koymadıktan sonra özel sektörün pozisyon alması zorlaşıyor. Bu orta vadeli program Türkiye'yi pekçok ülkeden ayrıştırdı. Bunun yanında güçlü bankacılık sektörü Türkiye'yi ayrıştıran önemli faktörlerden birisi oldu. OECD ülkeleri arasında tek ülkedir ki Türkiye bu krizde bankacılık sektörüne ilave bir kaynak sağlamadı.''
Babacan, bütün bu kriz boyunca Türkiye'de mevduat garantisi sistemine bile dokunulmadığını hatırlattı.
-TÜRKİYE'NİN RİSK PRİMİ...
Bunun sonunda Türkiye'nin risk priminin çok düştüğünü ifade eden Babacan, ''Dün akşam itibariyle şu anda 12 tane AB üye ülkenin risk primi Türkiye'nin üstünde. 27 ülkeden 12'si Türkiye'den daha riskli olarak görülüyor''dedi.
AB'nin bir istikrar birliği olduğunu ifade eden Babacan, ''AB'ye girdikten sonra artık korkmazsınız, 'bu sağlamdır birşey olmaz' dersiniz. Fakat bu son kriz oyunun kurallarını değiştirdi. Türkiye bir gelişmekte olan ülke olmasına rağmen, AB'ye üye olmamasına rağmen içerideki ülkelerin yarısından daha güvenilir, daha güçlü bir ekonomi olarak görünüyor'' dedi.
Şu anda Türkiye'nin borçlanma faizinin pek çok AB üye ülkesinin borçlanma faizinin altında olduğunu belirten Babacan, Türkiye'nin o ülkelere göre daha sağlam bir ekonomi olarak görüldüğünü anlattı.
Güvenle birlikte risk priminin düşmesinin Türkiye'de büyümeyi getirdiğini ifade eden Babacan, bu yıl yüzde 6,5 ile 8 arasında büyüme tahminleri olduğunu, gelecek yılki tahminlerin ise yüzde 4 ile 5,5 arasında değiştiğini söyledi.
Babacan, ''Ama nereden bakacak olursak olalım hem bu yıl, hem gelecek yıl Türkiye tüm Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi olacak. Bunu sadece biz söylemiyoruz bütün uluslararası kuruluşlar söylüyor'' dedi.
-BÜYÜMENİN KAYNAĞI ÖZEL SEKTÖR-
Ali Babacan, şu anda Türkiye'nin büyümesinin ana kaynağının özel sektör olduğunu hatırlatarak, kamu harcamalarının, yatırımlarının büyümeye hiçbir katkısının olmadığını, mali disipline önem verdiklerini hatırlattı.
Babacan, kamu yatırımlarının ilk 6 ayda 16 milyar lira civarında gerçekleştiğini, özel sektörün ise 79 milyar liralık yatırım yaptığını bildirdi.
Geçen yıl krizden nasıl çıkılacağı konusunun çok tartışıldığını hatırlatan Babacan, pek çok ülkenin daha fazla kamu harcaması, daha fazla açık gibi bir yola girdiğini söyledi.
Bunların içinde pek çok Avrupa ülkesi bulunduğunu belirten Babacan, şunları kaydetti:
''Çıkıp dediler ki 'biz tedbir alıyoruz'. Ne yapıyorsunuz? 'Daha fazla para harcıyoruz'. Bunu borçlanarak harcıyorsan, borcun da zaten yüksek, büyüme nasıl olacak? Biz evimize döndük kendi çizgimizi çizdik. Biz kendimize çeki düzen vereceğiz, mali sıkılaştırmaya başladık, vergi artışları yaptık, kamu harcamalarında tasarrufa gittik. Biz kendi yolumuzu çizdik. Bugün bunun olumlu sonuçlarını alıyoruz. Geçen yıl vatandaşlarına harcama çeki dağıtan, vergileri düşüren ülkeler bugün apar topar bu verdikleri zammı geri kesme peşinde, emekli maaşlarını düşürme peşinde. İşte zamanında tedbir almak kuşkusuz çok önemli. Bu da biraz popülizmden uzak durma ile oluyor. Biraz kendine güvenen hükümetlerle oluyor.''
-BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN MESAJI...-
Bu arada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zirveye gönderdiği mesajda, ''Zirvenin coğrafyamızda ve tüm dünyamızda siyasi, ekonomik ve kültürel birikimlerimiz, ortak ideallerimiz doğrultusunda kazanımlar sağlayacağına inancım tamdır'' görüşünü dile getirdi.
Guney Kore ye bakin neler yapiyor ustelik ekonomik gostergeleri daha da iyi bizden.
Fransa iyice karıştı! Öğrenciler, çiftçiler, sarı yelekliler...
Hindistan merkezli enerji devi Niğde’de üretime başladı
Üzümlerde pestisit alarmı! Tonlarca ürün sınırdan çevrildi
Erdoğan'dan '38 bin sağlıkçı alınacak' müjdesi
Kripto vurguncusu yakalanmıştı! Eşinin 9 aracına el konuldu
Sadece trilyon dolarlık fonu yönetmiyor, CEO'ları da sorguya çekiyor
Vali Gül: Dere yatağındaki yapılar yıkılacak
Etimesgut Belediyesi soruşturmasında 7 tutuklama!
Önce uzaylılar, sonra ölümsüzlük! İşte Baba Vanga’nın kehanet listesi
finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.