BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 89,50 0,90 465.400.000.000,00
ALBRK 10,29 4,68 25.725.000.000,00
GARAN 161,30 0,31 677.460.000.000,00
HALKB 48,38 -1,63 347.599.561.671,96
ICBCT 14,85 1,02 12.771.000.000,00
ISCTR 17,77 -0,78 444.249.466.900,00
SKBNK 10,82 -1,73 27.050.000.000,00
TSKB 14,41 0,49 40.348.000.000,00
VAKBN 40,96 -0,87 406.156.145.582,08
YKBNK 42,02 0,48 354.945.094.953,68

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaMakro EkonomiGümrük Birliği'nde siyasi karar zamanı! Zeybekci: Kimse imzadan kaçamaz----

Gümrük Birliği'nde siyasi karar zamanı! Zeybekci: Kimse imzadan kaçamaz

Gümrük Birliği'nde siyasi karar zamanı! Zeybekci: Kimse imzadan kaçamaz
16 Şubat 2026 - 11:47 www.finansingundemi.com

Ekonomideki kritik virajları değerlendiren Nihat Zeybekci, Gümrük Birliği'ndeki mevcut tablonun sürdürülemez olduğunu belirtti. AB'ye seslenen Zeybekci, güncelleme süreci için "Kimse bu imzalardan kaçamaz" restini çekti

AK Parti Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, Gümrük Birliği’nin geleceği ve Türkiye ekonomisinin kritik virajları üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Zeybekci Ekonomim.com’daki röportajında, Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle, özellikle de Hindistan ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarının (STA) Türkiye üzerinde yaratacağı baskıya dikkat çekti. Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecinde teknik defterin aslında yıllar önce kapandığını hatırlatan Zeybekci, sıranın artık Avrupa Konseyi'nin vereceği siyasi onaya geldiğini vurguladı. Mevcut tablonun sürdürülemez olduğunu "Kimse bu imzalardan kaçamaz" restiyle özetleyen ve enflasyonla mücadeleden 'Made in Europe' riskine kadar pek çok başlığa değindi. İşte Nihat Zeybekci'nin o röportajı:

30 yıldır yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşmasının revize edilmesi için son dönemde iş dünyasından, ihracatçıdan gelen çağrılar arttı. Bu konuda nasıl ilerleme sağlanacak, neden olacağı sıkıntıların önüne geçmek için bir yol haritası var mı?

Daha henüz bir sıkıntı haline dönüşmedi ama sıkıntı haline dönüşeceği de kesin olan bir şey. Gümrük Birliği anlaşması imzalandığı dönemde de çok tepki çekmişti. Özel sektörün, Türkiye’de ekonomi ile ilgili hemen hemen herkesin büyük endişelerle karşıladığı bir anlaşmaydı. Türkiye’ye çok faydaları oldu; sanayi, üretim, ihracat, kalite, rekabet, sürdürülebilirlik, uyum, servisteki anlayış ve dünya standartlarına uyma gibi birçok konuda çok büyük aşama kaydedildi. Onun içindir ki, biz Gümrük Birliği Anlaşması ile ulaştığımız noktada ihracatımızın yüzde 50’ye yakınını, ithalatımızın da yüzde 40’a yakınını Avrupa Birliği’nden yapar hale geldik. Bu büyük bir avantaj ama diğer taraftan içinde bir risk de barındırıyor. Tabii o anlaşmanın içinde bazı otomatik maddeler var. Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA’ların otomatik olarak Türkiye’de o ürünlerin Avrupa Birliği üzerinden gelebilmesinin önünde hiçbir engel yok. AB, STA imzalayan ülkelere Türkiye ile de anlaşma imzalaması konusunda zorunluk getirmiyor ve o ülke de böyle bir şeye yanaşmıyor. “Nasıl olsa ben istediğim Avrupa Birliği üzerinden Türkiye pazarına girebiliyorum” diyor.

Raporun, tekrar Avrupa Konseyi’ne gönderilmesi gerekiyor

Bu da bir haksız rekabete ve ticarette bir asimetrik bir duruma yol açmıyor mu?

Tabii, onu söylüyorum. Gümrük Bilgi Anlaşması’nda bu madde o zaman da dikkat çekmiş, o zaman da bununla ilgili itirazlar olmuş. Ama o günkü siyasi irade “ Zaten biz bunun hemen arkasından üç beş sene sonra Avrupa Birliği’ne giriyoruz. Onun için bunu fazla uzatmayalım, büyütmeyelim. Bu tartışmayı, bu kavgayı abartmayalım” demiş. Ama bu öyle olmamış, 30 sene sonra hala Avrupa Birliği’ne tam üyelik veyahut da Avrupa Birliğine ortaklıkla ilgili ilave bir mesafe katedilemedi. Ama diğer taraftan da Gümrük Birliği diye bir anlaşma hala orada duruyor.

Onu gördüğümüz için de 2014 yılında bakanlığımızın ilk dönemlerinde biz bunu çok hızlı bir şekilde gündeme getirdik. Avrupa Birliği ile oturduk, çok hızlı bir şekilde seri toplantılarla görüşmelerle, teknik çalışmalarla 2016’nın sonunda Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşması görüşmelerinde Türkiye’nin de masada olması, hatta otomatiğe bağlanması konusunda uzlaştık. İkincisi, gıda ve tarım ürünleriyle ilgili genişlemeyi de koyduk buraya. Üçüncüsü, servisler, hizmet sektörünün de dahil olması hususunda 2016’nın sonunda Avrupa Komisyonu Malta, Güney Kıbrıs, Yunanistan dahil olmak üzere oy birliğiyle bu anlaşmayı, bizim yaptığımız bu teknik çalışmayı Avrupa Konseyi’ne onaylanmak üzere gönderdi. Yani Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci teknik anlamda tamamlanmış oldu. Bugün “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için süreç görüşmelerine başlamamız lazım” şeklinde değerlendirmeler yapılıyor, oysa o süreç görüşmeleri tamamlandı. Avrupa Konseyi’ne gönderilen bu komisyon raporu kadük hale geldi. 2017-2018’de gerek Avrupa’daki, gerek bizdeki seçim dönemlerinde yaşanan o süreçler nedeniyle bu süreç tamamlanamadı. Şimdi Avrupa Komisyon Raporu’nun, Avrupa Konseyi’ne tekrar gönderilmesi ve bunun tamamlanması gerekiyor. Yani sürecin büyük bir bölümü tamamlandı. Sadece Avrupa Konseyi’ne onaylanması süreci var. O güncelleme tamamlandığında biz Türkiye olarak istediğimiz hemen her şeyi almış oluyoruz.

Bizim bir daha teknik düzeyde görüşecek bir şeyimiz yok

Bir seferberlik mi ilan edeceksiniz, özel sektör bu konuda biraz daha mı önde gidiyor?

Yok, özel sektör nedense bıçak kemiğe dayanana kadar biraz sessiz kalıyor. Bu konuda farkındalığı olan ve temaslarda bulunan bazı kurumlarımız var ama bu topyekun olmalı. Teknik bölümü tamamlanan bir süreçten bahsediyoruz. Olması gereken o teknik bölümün siyasi bölüme aktarılması. Siyasi süreci tamamlamamız, süreci oradan devam ettirmemiz lazım. Bizim bir daha teknik düzeyde görüşecek bir şeyimiz yok. Biz görüştük, anlaştık. Bunun sadece siyasi onayı gerekiyor. Kimse bu imzalardan kaçamaz. Bizim o imzaların tekrar Avrupa Konseyi’ne gönderilmesini sağlamamız lazım.

Hindistan’la imzalanan STA bizi çok önemli şekilde etkileyecek

AB’nin Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ve n Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları da var, bu konuda bir plan var mı, iş dünyası bir an evvel tedbir alınmasını istiyor?

AB Hindistan’la yaklaşık 20 yıl süren görüşmelerden sonra, Avrupa Birliği’nde ‘anlaşmaların anası” olarak tanımlanan, dünya ticaretinin yüzde 25’ini kapsayan bir anlaşma yaptı. Yaklaşık olarak 2 milyar nüfusu kapsıyor. Bugün itibari ile baktığımız zaman birçok sektörde önümüzdeki 5 yılda özellikle hazır giyim konfeksiyon, tekstil, otomotivde çok hızlı bir şekilde gümrük vergilerinde sıfırlamaya giden uygulamalar olacak. Bu bizi etkileyecek tabii ki, çok önemli şekilde etkileyecek.

Bunun için hangi tedbirler alınacak?

Bizimiz bu Gümrük Birliği Antlaşması’nda sonuca ulaşmamız lazım. Biraz daha belki diyaloglarımızda ve temaslarımızda sertleşmemiz lazım. Hindistan’la imzaladığı bu serbest ticaret anlaşmasının aynısını ben de kabul etmiş olduğum için bana böyle doğrudan gelebilme ihtimali de var. Ama ben onun önlemlerini alabiliyorum Türkiye olarak, onu durdurabiliyorum. Ama Avrupa Birliği üzerinden sapmayı durduramıyorum. İşte Avrupa Komisyon Raporu’nun, Avrupa Konseyi’ne tekrar gönderilmesi ve bunun tamamlanması gerekiyor, AB üzerinden gelse dahi bu ülkeye Mercosur ve Hindistan ürünlerinin girmesine izin vermeyeceğim, şeklinde bir noktaya doğru götürmemiz lazım. Ama diğer taraftan Avrupa Birliği de “O zaman ben de senin ürünlerini…” deme noktasına gelebilir. Yani bizim artık bu işi sonuçlandırmamız lazım.

Artık bıçak kemiğe dayandı diyebilir miyiz?

Dayanacak, çünkü sonuçlarını görüyorum ben şu anda. Hindistan’la biz rekabet de edebiliriz Avrupa Birliği’nde. Bundan endişe etmiyoruz. Ama diğer taraftan Hint mallarının gelip benim iç piyasamı bozmasıyla ilgili bizim kati olarak bir sonuca gitmemiz lazım. Nasıl ki Avrupa Birliği 3. ülkelerle STA imzalarken ‘Turkey clause’ koyuyor benim de artık bundan sonra Avrupa Birliği ile olan anlaşmalara aynı şartlarla değil farklı şartlarla bir ‘Hindistan clause’ koymam lazım.

Gıda üretimi ile ilgili bir seferberliğe ihtiyaç var

Yüksek enflasyonu rekabet açısından bir handikap olarak görüyor musunuz?

İki yıl, iki buçuk yıl sonra gıda enflasyonunu birinci aktör olarak yaşıyorsam benim gıda üretimi ile ilgili bir seferberliğe ihtiyacım var. Enflasyonla mücadelenin tek bir enstrümanı var, arzı artırmak. Vatandaşımın aylık harcamaları içinde yine yüzde 30-31’ler seviyesinde olan gıda harcamalarını ben arzı artırarak yüzde 20’lere doğru çekersem işte o zaman ben enflasyonla mücadelede başarı sağlamış olurum.

Made in Europe'un takibindeyiz

AB’nin kamu alımlarında Avrupa şirketlerine öncelik verilmesine ilişkin “Made in Europe” uygulaması Türkiye’deki şirketlerde endişeleri artıyor. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir, bu konuda yapılan çalışmalar nelerdir?

Yeni dünya ticaret düzeninin getirdiği şeyler bunlar. “Trump düzeni” de diyebiliriz. Yani ülkelerin kendi menfaatlerini önceleyen Dünya Ticaret Örgütü ve diğer örgütlerin tamamını ve anlaşmaları yok sayan ve yeniden “Benim ülkem, benim menfaatlerim gerisini de tanımıyorum” diyecekleri bir dönemin Avrupa Birliği’ndeki yansıması bu... Avrupa Birliğindeki kamu alımlarının yüzde 100 Avrupa Birliği “Made in Europe” olması, ayrıca malın üretiminde kullanılan malzemelerin de “European Content”, Avrupa’daki ürünler yedek parça veya tedarik sisteminin ürünleri olmasıyla ilgili hakikaten Türkiye’yi tedirgin etmesi gereken bir çalışma var. Bu AB tarafına bakarsak siyasi bir karar. Burada Cumhurbaşkanımızın bu konudaki temaslarına ihtiyaç olduğunu da biliyoruz. Cumhurbaşkanımızın Avrupa Birliği Komisyon Başkanıyla artı ülke liderleriyle birinci temaslarını da sağladık ve takibini de yapıyoruz. Gerekirse Cumhurbaşkanımızın bundan sonraki süreçte yoğunluğunu buraya vermesi gerektiği hususunda kendilerine raporlarımız da oluyor. Takibindeyiz ama bir risk ve bir tehlike olarak orada duruyor.

Türkiye’nin dışlanması söz konusu olabilir mi?

Türkiye’nin dışlanması şöyle; Gümrük Birliği kapsamında biz “ Made in Europe” ve “ European Content “dışında bırakılırsak Avrupa Birliği’nin 3. ülkelerde yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının tamamı da aynı kategoriye girer. Hatta bizden daha zayıf anlaşmalar onlar, bizim ki Gümrük Birliği Antlaşması. Onlarla yapılan şey serbest ticaret anlaşmaları. Yani bizimki bir basamak önde olan bir anlaşma. Yakında siyasi olarak da bunun liderler seviyesinde özellikle tekrar gündeme getirilmesi kanaatindeyim.

Türkiye önemli bir tedarikçi olduğu için belli sektörlerde büyük bir endişe var, bu endişeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

En çok etkilenecek sektörler grubuna bakarsak burada tabii ki yedek parça sektörümüz, elektrik elektronik sektörümüz, otomotiv sektörümüz, altyapı sistemlerindeki sektörlerimiz, yani gerek şehirsel altyapı gerekse ulaşım altyapılarındaki çok güçlü sektörlerimiz de var. Buralarda etkilenme ihtimali son derece yüksek olur. Bu konuda biz eğer Gümrük Birliği ile Avrupa Birliği’nin içinde Avrupa Birliği sayılacak bir şekilde bir sonuca ulaşılamazsak bunun bize etkileri mutlaka olur. Daha uygulamaya işleme konmuş olan bir durum yok.

Karbon vergisi daha yakın tehdit

Ama diğer taraftan şunu söyleyeyim. Sürdürülebilirlikle ilgili karbon ayak izi ve karbon vergisiyle ilgili sürece biz çok hızlı bir şekilde başladık ve süreç hızlı bir şekilde devam edecek. Sınırda karbon uygulamasını ben daha yakın bir tehdit olarak görüyorum. Çok çok hızlı bir şekilde 2030’a kadar hemen hemen bütün sektörlere tarım, gıda dahil olmak üzere hepsi dahil olacak. Onun için Türkiye olarak dikkat etmemiz gereken önemli bir konu olarak görüyorum.

Avrupa'da gaz fiyatları 5 haftanın dibindeAvrupa'da gaz fiyatları 5 haftanın dibinde

 

ECB’den euronun gücünü artıracak adımECB’den euronun gücünü artıracak adım

 

'Made in Europe' Türkiye'yi dışlayamaz'Made in Europe' Türkiye'yi dışlayamaz

 

YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
DM TV YAYINDA! ABONE OL!