| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 66,75 | -1,84 | 347.100.000.000,00 |
| ALBRK | 8,57 | -2,39 | 21.425.000.000,00 |
| GARAN | 131,60 | -1,72 | 552.720.000.000,00 |
| HALKB | 42,36 | -2,40 | 304.347.197.859,12 |
| ICBCT | 14,20 | -2,87 | 12.212.000.000,00 |
| ISCTR | 12,87 | -1,76 | 321.750.000.000,00 |
| SKBNK | 4,92 | -3,53 | 12.300.000.000,00 |
| TSKB | 9,43 | -2,98 | 26.404.000.000,00 |
| VAKBN | 32,86 | -3,58 | 325.837.181.245,78 |
| YKBNK | 35,70 | -1,65 | 301.559.730.838,80 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

22 Ekim 2010 tarihinde Vatan Gazetesi'nde yayınlanan, 23 Ekim 2010 tarihinde ise sitemizte Vatan Gazetesini kaynak göstererek yayınladığımız Bumerang Gibi İhbar mektubu" başlıklı habere ilişkin Bakırköy Hakimi F. A. bir açıklama gönderdi. Açıklamanın tüm metni şöyle:
Sn.
Finans Gündem İNTERNET PORTALININ YÖNETİCİLERİ;
Finans Gündem İnternet Portalı isimli internet sitenizde 23/10/2010 tarihli yeralan "Bumerang Gibi İhbar mektubuı" isimli yalan haberinize muttali olur olmaz gerekli hukuki girimleri başlattım.Bu yalan haberin hesabını KUŞKUSUZ hukuk önünde hem ceza mahkemesinde ve hem de hukuk mahkemelerinde vereceksiniz.
Ama yinede biraz sağduyunuz vardır diye hiç bilginiz olmadığı anlaşılan şahsım hakkındaki gerçekleri vicdanınıza aktarayım. Sonra taleplerimi bildireceğim.
Benim Adım F.A. 32274 Sicil numaralı Bakırköy Hakimiyim.
Habertürk Gazetesinin 17 Kasım 2009 Salı günlü nüshasının 15 nci sahifesinde üst bölümde yeralan "Belgeler Kırmızı Noktalı" haber nedeni ile hakkımda İstanbul Ticaret Odası ve CNR fuarcılık arasında devam eden davalarla ilgili olarak rüşvet, kadın, temin edilmesi ve uyuşturucu ticaretine karışan kişilerle çok yakın irtibat içinde bulunduğum iftirası nedeniyle ihzari mahiyette araştırma yapılmış olup,
Bu haberi okur okumaz bu haberden önce hiç bir şeyden zerre kadar haberim olmadığı için Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde EK:1 olarak sunduğum 18/11/2009 tarihli Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına yazdığım yazı ile,
"Ne İstanbul Ticaret Odasından ve de CNR fuarcılık firmasından kimse ile tanışmam, gıyaben, şahsen, yüzyüze, simaen, uzaktan yakından, hiç birisi ile bir merhabam yoktur, buralardan kimse ziyaretime gelmemiştir, kimsenin ziyaretine gitmişliğim yoktur, bu taraflar ile uzaktan da olsa ilgilileri ile konuşmuşluğum, selam vermişliğim, yoktur, yemek yeme veya başka bir şekil altında hiç bir surette bu kurumlarının temsilcisi bayan, erkek, hiç bir şahısla yüzyüze iletişimim olmamıştır, telefonla dahi en kısa bir iletişimim olmamıştır, haberde belirtilen yüz kızartıcı hiç bir eylemin içerisinde asla ve kat'a yeralmadım" diyerek ve haberdeki olaylar ile en küçük bir irtibatım olmadığını belirterek bilgi edinme kanunu çerçevesinde Yüksek Bakanlıktan bilgi talebinde bulundum. Adalet Bakanlığı Teftiş kurulu Başkanlığı EK:2 olarak sunduğum belge ile tarafıma "YAPILAN İNCELEME VE ARAŞTIRMA SONUCUNDA ADI GEÇEN YÖNÜNDEN SORUŞTURMAYA GEÇİLMEMİŞTİR." şeklinde bilgi verilmiştir.
Anlamadığınızı düşünerek biraz daha açıklayayım.
Bu demektir ki;
Adalet Bakanlığı kendisine ulaşan bu alçak, iğrenç ve şerefsiz iftira üzerine diğer iki hakim ile birlikte benim hakkımda ve başkaca kişiler hakkında da iki yıla yakın bir süre benden habersiz olarak ve üstelik tamamen kanaatime göre CMK.ya aykırı biçimde iletişimimi tesbit etmiş.
Yani CEZA MUHAKEMELERİ KANUNUNDA BELİRTİLEN KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİNİN VARLIĞI ARANMADAN TAM İKİ YILA YAKIN BİR SÜRE İLE İLETİŞİMİM TESBİT EDİLMİŞ,
Sonra ne olmuş,
Sonra iki başmüfettiş 2009 yılının Nisan ayında Bakırköy Adliyesine geldi. Bunlar 200 den fazla insanı dinlediler. Bunlar Bakırköy Adliyesindeki hakim ve savcıların pek çoğunu dinlediler. Bunlar CNR den herkesi dinlediler. Bunlar İTO'dan herkesi dinlediler. Bunlar benim ve diğer hakimlerin telefon görüşmeleri yaptığı onlarca insanı dinlediler. Bunlar Bakırköy Adliyesindeki adalet personelini dinlediler. Bunlar icra dairelerindeki onlarca personeli dinlediler. Bunlar devam eden ve biten CNR ve İTO arasındaki tüm dava dosyalarını İstanbul'un her yerindeki mahkemelerinden getirtip incelediler. Devasa bir araştırma yaptılar. Araştırma sonucunda şikayet dilekçesinde belirtilen hususlarda benimle ilgili olarak en ufak bir delil bile elde edilemedi. Bu nedenle benden savunma bile istenmedi. Soruşturmaya geçilemeden hakkımdaki ihzari mahiyette araştırma sonlandırıldı. Sizin bu haberi yaptığınız iş bu tarihten yaklaşık 11 ay kadar önce bu araştırma benim için soruşturmaya dönüştürülmeden bitmiş oldu,
Bilinmediği yapılan haberden anlaşıldığı için şu konuda da bilgilendirmek isterim. Hakim ve savcıların görev suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun özel düzenlemeleri nedeniyle özel usullere bağlıdır. Hakim ve savcı görevine ilişkin olarak şikayet edildiğinde şikayet edenin dilekçesinin işleme konulması için bu kanunun 97 nci maddesi gereğince şikayet edenin gerçek kişi olması sahte bir isimle şikayetin yapılmamış olması gerekir. A.Aydın sahte ismiyle yapılan iftiraya rağmen Adalet Bakanlığınca hakkımdaki iğrenç iftira dilekçesi işleme alınmıştır. Bundan hiç rahatsız değilim. Bende olsam işleme alırdım. Böyle bir şikayet dilekçesi üzerine Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu müfettişlerince öncelikle iddialar hakkında İHZARİ MAHİYETTE TAHKİKAT (ARAŞTIRMA) YAPILIR. Yani hemen soruşturma yapılmaz. Öncelikle bu iftira mı değil mi bir soruşturma öncesi araştırma yapılır.. Eğer bu dilekçeyi destekleyen bir delil elde edilirse o zaman Ceza Muhakemesi Kanunundaki soruşturma safhasına yani savcının yaptığı araştırma safhasına ve akabinde kovuşturma safhasına yani hakimin yaptığı yargılama safhasına geçilebilir.. İhzari mahiyette tahkikat; ilgili şikayet edilen hakim ve savcı hakkında araştırmadan sonra soruşturma yapılıp yapılmayacağına ilişkin kanaat edinilmesi için ve şüphelerin araştırılması, delillerin toplanması için yapılan bir araştırma faaliyetidir. Bu aşamadaki tüm işlemler mutlak bir gizlilik içerisinde yapılır. En az soruşturma kadar gizlidir. Hatta soruşturma öncesi olduğundan ondan daha gizlidir.Bu araştırma sonucunda ilgili hakkında atılı suçu işlediğine dair şüphe, kuşku elde edilmiş ise şikayet edilene suç isnat edilir. Yani savunma istenir.Sonra ona “Gel kardeşim bak, şikayet konusunda araştırma yaptık, araştırmada da bu delilleri bulduk, bize savunma ver.”denir.Yani bakanlık müfettişleri kişiden savunma ister, işte burada soruşturma başlar.Bu savunma ihzari mahiyette araştırmayı soruşturmaya dönüştürür. Bilahare bu safhanın sonucunda da ilgilinin atılı suçu işlediğine dair yeterli şüphe elde edilmiş ise, ilgili hakkında iddianame düzenlenir ve soruşturma evresi sona ermekle kovuşturma evresi başlar. Yani hakim ve mahkeme devreye girer.
Benimle ilgili sürece baktığımızda;
Sahte bir ad ile hakkımda yapılan bu iftira üzerine hakkımda diğer ismi geçen hakimler ile birlikte başlatılan ihzari mahiyette araştırma safhasında adalet müfettişlerince
1)Onlarca kişi (tahminime göre bu sayı iki yüz kişinin üzerindedir.) iftira dilekçesinde belirtilen olaylar ile ilgili olarak bilgi ve görgüsüne başvurulmak suretiyle tanık olarak dinlenmiş,
2)Uzun zaman dilimlerine ilişkin olarak iletişimim tesbit edilmiş, iki yıllık bir süreçte telefon irtibatı kurduğum kişiler birer birer çağrılarak iftiralarla ilgili bilgi ve görgüleri sorulmuş, ifadeleri alınmış,
3)Bakırköy Adliyesindeki pek çok hakim ve savcıların tanık olarak bilgi ve görgüsüne başvurulmuş,
4)Başka mahkeme ve mercilerden dava dosyaları, soruşturma evrakları, icra dosyaları getirtilmek suretiyle dosyalar incelenmiş,
ve tam iki yıla yaklaşık bir süreç sonunda hakkımda TOPLU İĞNE UCU kadar şüphe, kuşku ve delil elde edilemediğinden hakkımdaki araştırma tefrik edilerek tarafımdan savunma bile istenmemiş ve soruşturmaya geçilmesine gerek olmadığına karar verilerek araştırma sonlandırılmış ve hakkımdaki takibat sona erdirilmiştir.
Şimdi siz çıkmış ismimi açıkça yazarak beni fuhuşla ve rüşvetle yan yana gösteriyorsunuz, hakkımda ciddi iddialar olduğunu söylemeye cüret edebiliyorsunuz.
İşi yaparken azıcık vicdan sahibi olmak gerekir. Azıcık araştırmak gerekir. Bu haber kimlere nasıl etkisi olacak bakmak gerekir. Sonuçlarını biraz tahayyül etmek gerekir. Bir imzasız mektupta size ağır bir suç itham edilse başkaca hiçbir delil bulunmasa ulusal basında manşet manşet haber olsanız ne hissedersiniz. Allah korusun. Bu şikayette siz ne hissediyorsanız bende aynını hissediyorum.. Aramızdaki tek fark benim şikayet edilmiş olmam, sizin edilmemiş olmanızdır.Benim hakkımda müfteri şikayetçinin şikayet dilekçesinde adının geçmesinden başkaca elde edilebilmiş tek delil yoktur.Yoksa siz sanıyor musunuz ki Adalet Bakanlığı beni Bakırköy'de buradaki görevimde bırakırdı. Adalet Bakanlığı benim kara gözüme kara kaşıma mı aşık. Adalet Bakanlığı beni gönderemedi. Çünkü ben tertemizim.. Siz sanıyor musunuz onca araştırma işleminden sonra Adalet Bakanlığı iğne ucu kadar bir delil elde etse benden savunma istemezdi. İsteyemedi. İsteyemedi, çünkü iletişimimi kuvvetli şüphe olmadığı halde CMK.ya aykırı şekilde tesbit etti Tesbitte bir şeyler bulmuş olsalardı, elbette CMK.ya aykırılık o zaman o kadar önemli görünmeyeceğinden benden savunmayı hemen isterlerdi. Hem sahi bana sözler misiniz içinizden hanginizin iletişimi iki yıl boyunca tesbit edilip te bu tesbitten HUKUKEN, AHLAKEN, İÇTİMAEN alnının akıyla çıkabilir. Sorun bir vicdanınıza. Bakın bir aynaya. Bu imtihandan gerçekten çıkabilir misiniz.? Ama ben çıktım.
Bu dilekçede adımın geçmesinin bana göre tek sebebi var onu aşağıda izah edeceğim.
Şimdi bu haberi yaparken işlediğiniz suçlara değineyim.
1)Haberiniz hakkımda yalan ve iğrenç bir iftira olduğu kesinleşmiş bir konuya ilişkin olduğundan bu haber hakkımda yapılan ve bir sonraki süreç olan soruşturmaya geçilmeden kapatılan ARAŞTIRMANIN GİZLİLİĞİNİ ihlal etmiştir. TCK.nın 285 nci maddesi aynen "Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlâl eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, soruşturma aşamasında alınan ve kanun hükmü gereğince gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğinin ihlâli açısından aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz. (Asliye Ceza) [2] Kanuna göre kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğini alenen ihlâl eden kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. Ancak, bu suçun oluşması için tanığın korunmasına ilişkin olarak alınan gizlilik kararına aykırılık açısından aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz.[3] Bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır. (Asliye Ceza)[4] Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerinin yayınlanması hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenleme getirmiştir. Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı için olmazsa olmaz en temel hak ve özgürlüklerden biri ise de, anayasa temel hak ve özgürlükleri sadece basına tanımamıştır. Haber almak hakkı kuşkusuz anayasada tanınan diğer hak ve özgürlükleri asla zedeleyemeyecek şekilde kullanılmalıdır. Aslında basının soruşturmanın gizli tutulmasının nedenini iyi anlaması gerekir. Soruşturmanın gizli tutulmasının en temel gerekçe MASUMİYET KARİNESİDİR. MASUMİYET KARİNESİ TIPKI HABER ALMA HAKKI GİBİ EN TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN BİRİ OLUP EN ÖZEN GÖSTERİLMESİ GEREKEN BİR HAK ÖZGÜRLÜK OLARAK KARŞIMIZDA DURUR.Kanun koyucu diğer demokratik ülkelerde olduğu gibi suç isnadının ancak yeterli şüphe olduğunda iddianame ile düzenlenebileceğini boşuna vazetmemiştir. Zira bir kişiye bir suçu işlediğini isnat etmek ve bunu alenileştirmek o kişi hakkında toplumun ona bakışında DEĞİŞMELER OLMASINA VESİLE OLMAKTADIR. Elbette bir kişi suç işlemiş ise bu suç ortaya çıkmalı ve bu eylemi kamu tarafından bilinmelidir. Ancak bu bilinme ancak suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüphe haline ilişkindir. Eğer yeterli şüphe yoksa toplumun bu kişiye bakışının zedelenmemesi için soruşturma gizli tutulur. Yani soruşturma masumiyet karinesi çercevesinde toplumun bilmesinden habersiz yürür. Ancak yeterli şüphe elde edildiğinde bilgi topluma iddianame tanzim edilmekle sunulur. Ama ortada hiç bir delil yok iken, hakkımda soruşturma evresine bile geçilememiş iken, hakkımda araştırma tamamlanmış iken HALA ismimin fuhuş çetesiyle, uyuşturucu ile rüşvetle yanyana konulması, demokratik hak ve özgürlüklere gösterilen duyarsızlığının varabileceği son aşamadır. Layuselliğin zirve noktasıdır. Dokunulmaz olduğunu sanmanın, dokunulmayacağı zehabı ile yaşamanın göstergesidir. İş bu haber ile hakkımda kapatılan soruşturma ile ilgili olarak yayınlanmaması gereken bilgiler şahsım açısından soruşturmanın gizliliği ihlal edilerek, masumiyet karinem çiğnenerek yayınlanmıştır.
2)Keza zikrolunan haber ile rüşvet alan, kadın temin ettiren ve uyuşturucu ticareti ile uğraşan kişilerle irtibatlı olduğum intibaı verilmek suretiyle iftirada bulunulmakla şerefim, saygınlığım ve onuruma açıktan saldırılmıştır. Buda TCK.nın 125 nci maddesini ihlal eder mahiyettedir. TCK.nın 125 nci maddesi, "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.(Sulh Ceza)[2] Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. [3] Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. [4] (8.7.2005 T. 5377 sk değ.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. [5] (8.7.2005 T. 5377 sk değ.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." demek suretiyle onura, şerefe saygınlığa saldırmayı ceza altına almıştır. Çirkef iftira ile hiç bir irtibatım olmadığı açıkça sabit olduğu halde, beni bu iddialarla yan yana anmanız bunun gerçekliğinin ve araştırmanın sona erip ermediğinin araştırılmaması, açıkça maddei mahsusa tayini suretiyle hakarettir.
Her iki suç açısından da ismimin açıkça yazılmamış olması ile F.A. şeklinde kısaltılarak yazılmış olması arasında suçların oluşması açısından hiç bir fark yoktur. Yoktur zira Bakırköy adliyesinde 300 hakim ve savcı arasında F.A. benim. Ve bu camiada ve sonradan tüm adalet camiasında haberlerdeki kişinin ben olduğum duyulmuş ve bilinmiştir. kaldı ki mahkememin adı açıkça yazılmıştır, Daha bu haberlerin ertesi günü Türkiye'nin her yerinden bir çok arkadaşım aramış ve üzüntüleri dile getirilmiştir. F.A. kısaltması, haberin kamuya yayılmasını engelleyici sibop etkisi yapmıyorsa, haber kamuya buna rağmen yayılıyor ise ismimin bu şekilde kısaltma olarak yazılmış olması suçun oluşmasını engelleyemez.. Kaldı ki zikrolunan haberde ismim anlaşılamaz bir biçimde açıkça yazılmıştır.
Burada kendimle ilgili bir iki hususa da işaret etmek isterim. Ben Adalet Camiasının bir mensubuyum.Ben mazbut ve anti sosyal bir yaşam sürmekteyim. Yolum ev iş arası, aracım adliye servisidir. Günlerim birbirinin hep aynıdır. İçki yemek kadın bunlar benim hayatımın enstrümanları değildir. En önemlisi gururla ifade etmeliyim ki ailem beni içinde ALLAH KORKUSU ile yetiştirmiştir. Her şey bir yana bu korku en başta benim sibobumdur. Ayrıca ben bu cumhuriyetin ve demokrasisinin yetiştirdiği ve onun hizmetkarı hatta kölesi olan, bu ülkenin en çalışkan, en adil, en iyi ceza hakimlerinden birisiyim. Terfilerimi tamamı son derece nitelikli olup, müfettiş sicillerim görevdeki liyakatımın derecesini ve yapmış olduğum ağır ceza mahkemesi başkanlıkları çalışkanlığımın en temel göstergeleridir. Bu bağlamda kendimi bu meslekte sonraki nesillere en örnek gösterilecek ceza hakimlerinden biri olarak görüyorum. Bu konuda tevazuya da hiç gerek görmüyorum. Bu nedenle bu çirkef ve aşağılık iftira bana yapışmaz, yapışmayacaktır Kıyamete kadar yapışmayacaktır, üç ayda bir gündeme taşısanız da yapışmayacaktır.
Talebimi dile getirmeden önce şunu da söylemem gerekir. Ben 18 seneden beri ceza hakimiyim ceza hakimi suç işleyen kişiye ceza verir. İTO ile CNR arasındaki uyuşmazlıklar yer meselesi, tahliye tazminat gibi tamamen HUKUK MAHKEMESİNİN görev alanı ile ilgilidir. Ben ise CEZA MAHKEMESİ HAKİMİYİM. Bunlar arasındaki hiç bir davaya asla bakmadım. Ne davaya baktım, ne esastan karar verdim, ne değişik iş kararı verdim, ne nöbetlerde karar verdim, taraflar arasındaki hiçbir hukuki işlemde tek imzam yoktur. Çünkü onların arasındaki uyuşmazlık ceza mahkemesinin görevi alanında değildir, Bu nedenle bu uyuşmazlığa benim bakmam mümkün değildir. Baktığıma ilişkin bir tek delil bulun, bir imzamı bir ses kaydını bir fotoğrafı bulun, kendimi beylik tabancamla Taksim’in ortasında vuracağım. Benim İTO yada CNR nin temsilcileri ile vekilleri ile personelleri ile avukatları ile bunların tarafları ile konuştuğuma ilişkin bir tek resim bulun kendimi Taksim’de vuracağım. Benim bunlarla temsilcileriyle bir tek konuşmamın kaydını bana dinletin, kendimi Taksim’de vuracağım. Hem de hepinizde özür dileyerek vuracağım. BAKILMAMIŞ DAVANIN, ATILMAMIŞ İMZANIN, ÇÖZÜLMEMİŞ HUKUKİ UYUŞMAZLIĞIN RÜŞVETİNİ ALDIĞIM HUSUSUNDA KAMUOYUNDA İNTİBA OLUŞTURMAK İSE SORUMLU BİR BASININ MEŞGALESİ OLAMAZ..Ancak bu iftira dilekçesinde adımın yazılı olmasının en temel sebebi aslında çok daha basittir. Zira müfterinin en büyük gayreti bir diğer hakimin telefonlarını dinletmektir. Oysa CMK.nın 135 nci maddesi ancak maddede sayılan suçlardan ötürü iletişimin tesbit ve dinlenmesine müsaade etmekte, aksi halde iletişimin dinlemesine izin vermemektedir.. Dilekçeyi yazan müfteri; diğer hakimin telefonlarının dinlenmesini temin etmek amacıyla o hakimin odasında otururken gördüğü ben ve diğer hakimin ismini sanık sayısının ikiden fazla olması ve böylece suçları örgütlü suç kapsamında gösterebilmek ve dinlemeyi temin edebilmek için dilekçesine eklemiştir. Bu dilekçede yeralmamın tek ve basit nedeni çirkef iftiranın örgütlü suç kapsamında kabul olunup zikrolunan hakimin telefonlarının dinlenebilmesidir. Tek eylemim ise bu hakim ile tanışıyor olmak ve o dönemde bir iki kez odasına gitmem ve odama gelmesidir.
Bu izahattan sonra 5651 Sayılı Yasanın 9/1 maddesi gereğince; yukarıdaki yayının kaldırılması yayının yerine “Bakırköy Hakimi F.A. hakkında verdiğimiz haberin masumiyet karinesini zedelediğini düşündüğümüzden ve haberin doğruluğunu araştırmadan yayınlamamız nedeni ile doğruluğunu teyit etmediğimizden bu haberi onun talebi üzerine yayından kaldırdık.” şeklinde yazı konulmasını ihtar ve talep ediyorum.
İş bu talebim tebliğ tarihinden itibaren iki gün içerisinde yerine getirilmez ise 5651 Sayılı yasanın 9/2 nci maddesindeki yasal yollara müracaat edeceğimin bilinmesini önemle rica ederim. 25/11/2010
F.A
Bakırköy Hakimi
Fransa iyice karıştı! Öğrenciler, çiftçiler, sarı yelekliler...
Hindistan merkezli enerji devi Niğde’de üretime başladı
Üzümlerde pestisit alarmı! Tonlarca ürün sınırdan çevrildi
Erdoğan'dan '38 bin sağlıkçı alınacak' müjdesi
Kripto vurguncusu yakalanmıştı! Eşinin 9 aracına el konuldu
Sadece trilyon dolarlık fonu yönetmiyor, CEO'ları da sorguya çekiyor
Vali Gül: Dere yatağındaki yapılar yıkılacak
Etimesgut Belediyesi soruşturmasında 7 tutuklama!
Önce uzaylılar, sonra ölümsüzlük! İşte Baba Vanga’nın kehanet listesi
finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.