| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 72,20 | -0,14 | 375.440.000.000,00 |
| ALBRK | 8,07 | -0,62 | 20.175.000.000,00 |
| GARAN | 145,50 | -0,48 | 611.100.000.000,00 |
| HALKB | 42,08 | 0,14 | 302.335.460.007,36 |
| ICBCT | 13,80 | -0,58 | 11.868.000.000,00 |
| ISCTR | 14,36 | -0,42 | 358.999.569.200,00 |
| SKBNK | 7,51 | -0,53 | 18.775.000.000,00 |
| TSKB | 13,45 | -0,37 | 37.660.000.000,00 |
| VAKBN | 33,54 | 1,76 | 332.580.007.881,42 |
| YKBNK | 37,60 | -0,11 | 317.609.128.278,40 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri'nde basın kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.
Burada konuşan Göktaş, demografik görünüm ve nüfus yapısı, nüfus politikalarında tarihsel dönüşüm, evlenme ve anne olma yaşı, hanelerdeki çocuk sayısı, Aile ve Gençlik Fonu ve çocukları dijital dünyanın zararlarından korumak için yapılan çalışmalara ilişkin konulara değindi.

Ailenin kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle ve yaşlısıyla toplumun en güçlü dayanağı olduğunu vurgulayan Göktaş, "Güçlü aile olmadan güçlü toplum, güçlü toplum olmadan güçlü devlet olmaz. Bu anlayış doğrultusunda da tüm politikalarımızın merkezine aileyi yerleştiriyoruz. Biz sosyal politikalarımızı, aileyi güçlendiren bir anlayışla inşa ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Göktaş, bugün tüm araştırma sonuçlarının Türkiye'nin doğurganlık hızında kritik bir eşiğin altına düştüğünü gösterdiğini ifade ederek, "Bu düşüş sadece demografik bir veri değil, ekonomiden sosyal yapıya, çalışma hayatından milli güvenliğe kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen bir gelecek meselesidir." diye konuştu.
Bu nedenle nüfus meselesini, günübirlik tartışmaların ötesinde, uzun vadeli ve kararlı bir devlet politikası olarak ele aldıklarını vurgulayan Göktaş, şunları söyledi:
"Birleşmiş Milletler'in çok düşük senaryosuna göre, mevcut eğilimler devam ederse Türkiye nüfusu 2100 yılında 25 milyona kadar gerileyecek. TÜİK'in düşük senaryosuna göre ise 54 milyona gerileyecek. Bugün baktığımızda ise 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızımız, bugün itibarıyla 1,48'e gerilemiş durumda. Ülkemiz, bu doğurganlık hızıyla Avrupa ülkelerinin düşük doğurganlık oranlarına yaklaşmış hatta Fransa'nın gerisinde kalmıştır. Bu oran, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1'in altındadır ve bu Türkiye'yi Avrupa'nın en düşük doğurganlık oranlarına sahip ülkeleriyle aynı seviyeye getirmiştir. Sadece istatistikten ibaret olmayan bu durum üretimden savunmaya, sosyal güvenlikten kalkınmaya kadar her alanı etkileyecek stratejik bir meseledir. Bu yüzden nüfus meselesini milli güvenlik ve beka sorunu olarak ele alıyor, çok boyutlu stratejilerle nüfus artışını teşvik eden politikalar yürütüyor ve yasal düzenlemeleri birbiri ardına hayata geçiriyoruz."
"Aile ve Gençlik Fonu'nu 81 ilde yaygınlaştırdık"
Ortalama ilk evlenme yaşının arttığına, ilk anne olma yaşında da artış olduğuna işaret eden Bakan Göktaş, kadınlarda ilk anne olma yaşı 2001'de 25,8 iken, 2024'te ilk anne olma yaşının 29,3'e çıktığını, ilk baba olma yaşının 26'dan 28'e yükseldiğini ve bu durumun doğurganlığı da doğrudan etkilediğini aktardı.
Bugün Türkiye'deki hanelerin yüzde 57'sinde hiç çocuk bulunmadığına dikkati çeken Göktaş, şunları kaydetti:
"Bu oran, sadece aile yapısındaki değil, toplumsal yapımızdaki sessiz dönüşümü de göstermesi bakımından önemlidir. Gençlerimizin evlenmesini, aile kurmasını ve çocuk sahibi olmasını desteklemeden nüfus meselesini çözemeyeceğimize inanıyoruz. Çok yönlü çalışmalarımızla illere göre doğurganlık hızı, hane çocuk sayısı gibi pek çok parametreyi belirledik ve çalışmalarımızı bu bilimsel veriler ışığında sürdürüyoruz. İnanıyorum ki attığımız adımlarla, hayata geçirdiğimiz projelerimizle, teşvik programlarımızla nüfus hızımızı istediğimiz seviyeye çıkaracak ve Türkiye'nin genç ve dinamik yapısını muhafaza edeceğiz."
"Aile Yılı'nı ailenin önemini yeniden hatırlattığımız, risklere karşı aileyi topyekün desteklediğimiz bir toplumsal farkındalık seferberliği olarak gördük ve çalışmalarınızı büyük bir aşkla ve şevkle yürüttük" diyen Göktaş, 81 ilde gerçekleştirilen 19 bin 67 faaliyet, imzalanan protokoller ve sağlanan ekonomik avantajlarla ailelerin yanında olduklarını söyledi.
Göktaş, 2025 Aile Yılı'nda "Aile ve Gençlik Fonu"nu 81 ilde yaygınlaştırdıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bugüne kadar 68 bin 763 çiftimiz bu fondan yararlanmaya hak kazandı, 8 milyar 466 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Ayrıca, farklı sektörlerde yaptığımız 2 bin 24 indirim anlaşmasıyla çiftlerimizin evlilik hazırlıklarını kolaylaştırdık. Faizsiz sunduğumuz kredi miktarını yükselterek, 25 yaşına kadar olan gençlerimiz için 250 bin lira, 26 ila 29 yaş arasındaki gençlerimiz için 200 bin lira olarak belirledik. 48 ay içinde çocuk sahibi olan gençlerimize ise her çocuk için 12 ay erteleme imkanı sunduk. Önemli ve ilk kez duyuracağımız bir bilgiyi de burada sizlerle paylaşmış olayım. Fondan faydalanan 4 bin 715 gencimizin 4 bin 765 çocuğu dünyaya geldi. Bu gençlerde ilk anne olma yaşı ortalaması 23, ilk baba olma ortalama yaşı 26. Bu veri Aile ve Gençlik Fonu'nun işlevselliği açısından da son derece umut verici."
"Aileyi, nüfusu ve sosyal yapıyı birlikte ele alan uzun soluklu bir vizyonu hayata geçiriyoruz"
Göktaş, Aile Yılı'nda, doğum yardımlarında da önemli bir reformu hayata geçirdiklerini belirterek, ilk çocuk için tek seferlik doğum desteğini 5 bin liraya çıkardıklarını, ikinci çocuk için 1500 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için 5 bin liralık destekleri her ay çocuklar 5 yaşını doldurana kadar düzenli olarak annelerin hesaplarına yatıracaklarını ve bu kapsamda Aile Yılı'nda, 721 bin çocuk için toplam 8,7 milyar lira ödeme gerçekleştirdiklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 2026-2035 döneminin "Aile ve Nüfus On Yılı" olarak ilan edildiğini ifade eden Göktaş, "Bu dönemi geçici çözümler değil, kalıcı ve yapısal adımlar atacağımız bir yol haritasıyla sürdüreceğiz. Aileyi, nüfusu ve sosyal yapıyı birlikte ele alan uzun soluklu bir vizyonu hayata geçiriyoruz. Çalışmalarımızı bir genelgeyle yapısal çerçeveye oturtacağız. Önümüzdeki ay Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle bu genelgeyi tanıtacak ve adımları atacağız." şeklinde konuştu.
Göktaş, hem kadın hem erkek memurların, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarım zamanlı çalışma hakkından faydalanmalarını sağladıklarını hatırlatarak, "Ayrıca, doğum izni ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına da öncülük ettik. Bu kapsamda, hem kamu hem de özel sektör çalışanları için doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya, babalık iznininiyse 10 güne çıkarılmasını sağlayacak kanun teklifinin yakın zamanda Meclisimizin onayına sunulmasını bekliyoruz. Bunun yanı sıra, kamu kurum ve kuruluşlarında, kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmalarımızı da hızlandırdık." ifadelerini kullandı.
"Huzurevlerindeki yaşlılarımızın yüzde 30'una ücretsiz hizmet veriyoruz"
Bakan Göktaş, yaşlı hizmetlerinde önceliklerinin yaşlıların kendi evlerinde, ailelerinin yanında onurlu ve güvenli bir şekilde yaşamalarını sağlamak olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Evde bakım yardımı, gündüzlü bakım merkezleri ve Yaşlı Destek Modeli (YADES) gibi programlarla bu anlayışı sahaya yansıtıyoruz. 2007'de 'çok yaşlı' olarak tanımlanan il sayısı 19 iken, 2024'te bu sayı 59'a çıkmıştır. Bu artık iş yükümüzü de artırmıştır ancak programlı, sistemli yürüttüğümüz çalışmalarımız sayesinde hiçbir şey zor değil. Yaşlılarımızın sosyal hayata katılımını sağlamak için önceliğimiz aile ve birey odaklı yatılı bakımdır. Bu anlayışla Bakanlığımıza bağlı 173 huzurevinde 14 bin 885 yaşlıya hizmet sunarken, 282 özel huzurevinde de 13 bin 740 yaşlımız hizmet alıyor."
2025 yılında 8 huzurevinin açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Göktaş, "İnşallah bu yıl da 8 huzurevimiz daha hizmete girecek. Huzurevlerindeki yaşlılarımızın yüzde 30'una ücretsiz hizmet veriyoruz. Öte yandan Türkiye genelinde 42 Gündüzlü Bakım ve Rehabilitasyon Merkezimizle de yaşlılarımızın yanındayız. 2025 yılında 517 bin yaşlı ve yaşlı yakınımıza hizmet verdiğimiz Evde Bakım Yardımı için aylık 11 bin 702 lira ödeme yapıyoruz. YADES kapsamında da sadece 2025 yılında 42 milyon lira kaynak aktarımı yaptık. 108 bin hanedeki 162 bin yaşlımız için bu kaynak kullanıldı." diye konuştu.
Göktaş, çocukların dijital alanda güvenliğini sağlamak ve bilinçli kullanım alışkanlıkları kazandırmak için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek, yıl sonunda kullanıma açılan "Çocuklar Güvende" web sitesi ve uygulamasıyla ailelerin ve çocukların karşılaştığı riskli durumları doğrudan iletmelerini sağlayıp, gerekli rehberlik hizmetlerini sunduklarını belirtti.
"Her çocuğun haklarına tam erişebildiği bir Türkiye inşa etmek için çalışıyoruz"
Göktaş, bakanlık olarak 7 gün 24 saat zararlı içerikleri tespit edip, gerekli müdahaleleri anında yaptıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bu çerçevede 2 bin 904 içeriğe doğrudan müdahale ettik. 81 ilimizde 47 bin üyeye ulaşan Çocuk Hakları Komitelerimizle, her çocuğun haklarına tam erişebildiği bir Türkiye inşa etmek için çalışıyoruz. Geçtiğimiz Kasım ayı sonunda 'Dijital Dünyada Çocuk Hakları' temasıyla 26. Çocuk Forumu'nu gerçekleştirdik. Çocuklarımız güvenli internetten sosyal medya kültürüne, aile desteğinden uluslararası işbirliklerine kadar pek çok detayın yer aldığı 17 maddelik bir bildiri hazırladık. Öte yandan, ilk imzacısı olduğumuz Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ulusal ve uluslararası platformlarda çocukların güvenliğini önceleyen çalışmalar yürütüyoruz."
Sosyal medya platformlarının çocukları zihinsel, fiziksel ve psikolojik olarak olumsuz etkilediğini vurgulayan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Avustralya 16 yaş altı çocuklara sosyal medya erişimini yasakladı. Biz de yaklaşık 15 aydır bu konuda çalışıyoruz. 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini de içeren torba yasa taslağımız bu ay sonunda Meclis'te ilgili komisyona sevk edilecek. 15 yaşından küçük çocuklara hiçbir şekilde hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini, çocuklar zararlı içeriklere maruz kalmadan etkili filtreleme sistemlerinin kurulmasını önerdik. Böylece çocuklarımızı dijital dünyanın gölgesine değil, güvenli bir geleceğe taşıyacak iradeyi hep birlikte ortaya koyabiliriz."
Göktaş, Türkiye genelinde oluşturulan Sosyal Risk Haritaları sayesinde, hangi bölgede, hangi sosyal desteğe ihtiyaç olduğunu mahalle mahalle analiz ettiklerini belirterek, bu haritaların yardımların sadece bir "kaynak aktarımı" değil, riski yerinde durduran bir "müdahale aracı" olmasını sağladığını, intihar, bağımlılık, çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet, kadın cinayeti ve radikalleşme gibi başlıklarda 648 sosyal göstergeyi baz alarak, 35 sosyal risk haritasını çıkartma çalışmalarının devam ettiğini ifade etti.
"İhtiyaç sahiplerine doğrudan temas ediyor, hizmetlerimizin her noktaya ulaştırılmasını sağlıyoruz"
Bakan Göktaş, uluslararası alanda takdir gören Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemiyle çalışmalarını veriye dayalı, hızlı ve etkili şekilde sürdürdüklerini ifade ederek, şunları aktardı:
"81 ilimizde bulunan 1003 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıyla ihtiyaç sahiplerine doğrudan temas ediyor, hizmetlerimizin her noktaya ulaştırılmasını sağlıyoruz. Özellikle belirtmek isterim ki, sosyal yardımlardan faydalanan her 10 kişiden 8'i engellilik, yaşlılık, hastalık ya da bakım yükümlülüğü nedeniyle çalışamayacak durumda olan kişilerdir. İŞKUR'la birlikte çalışabilir durumdaki vatandaşlarımızı istihdam fırsatlarıyla buluşturuyoruz. 571 ADEM ve 87 SODAM'da, yılda 162 bin kadın, sunduğumuz kurslar, eğitimler ve üretim faaliyetleriyle yeteneklerini gelire dönüştürüyor. Ulusal Vefa Programıyla, 128 bin 80 yaşlımızın temel ihtiyaçlarını evlerinde karşılıyoruz."
Aynı zamanda dijital dönüşüme uyum sağlayarak bilgi teknolojilerinde de önemli adımlar attıklarını vurgulayan Göktaş, "Sosyal yardımlara erişimi güçlendirmek adına e-Ailem, Yeni Sosyal Ödeme Sistemi ve Aile Kart gibi dijital uygulamaları hayata geçirdik. Bu dönüşümle birlikte, sosyal yardım sistemimiz, uluslararası düzeyde tanınan ve 22 ülke tarafından örnek alınan bir yapıya ulaştı." diye konuştu.
Doğum yardımında yüzde 41,7’lik pay birinci çocukların
Rusya'dan Batı'ya tehdit gibi uyarı
Erdoğan'dan Özel'e 500 bin liralık tazminat davası
Londra’da dev zirve: Şimşek ve Karahan yatırımcılarla buluşacak
Bankacılık sektörünün mevduatı geriledi
Taksilere 'mali cihaz' zorunluluğu geliyor
Uyuşturucu soruşturmasında Aleyna Tilki'nin test sonucu çıktı
Çinli turiste vize muafiyeti, turizme can suyu olacak
Sosyal medyada manipülasyon yapan hesaplara soruşturma
İstanbul’da hava sertleşiyor: Yağmur, fırtına ve kar yolda
Finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.