JPMorgan Markets’in e-Trading Survey 2026 sonuçları, kurumsal yatırımcıların küresel piyasalarda siyasi ve jeopolitik riskleri daha yakından takip ettiğini ortaya koydu. Ankete katılan yatırımcıların yüzde 41’i, yeni ortaya çıkan ve devam eden siyasi gerilimlerin 2026 yılında piyasalar üzerinde en güçlü etkiyi yaratacak unsur olacağını düşünüyor.
Siyasi gerilimler piyasalarda en önemli risk olarak öne çıkıyor
Anket sonuçları, piyasalarda makro oynaklık temasına yönelik ilginin belirgin şekilde arttığına işaret ediyor. JPMorgan Küresel Makro Satış Direktörü Gergana Thiel, söz konusu eğilimin stratejik portföylerin temel varsayımından ziyade, yükselen oynaklığın önemli bir risk olarak değerlendirilmesi ve buna karşı korunma stratejilerinin geliştirilmesi etrafında şekillendiğini belirtti.
Rapora göre, küreselleşmenin tersine dönmesiyle birlikte ekonomik sürtüşmeler de artıyor. Tedarik zincirlerindeki aksamalar, ekonomik milliyetçilik ve kaynakların korunmasına yönelik politikalar bu sürecin öne çıkan unsurları arasında yer alıyor. ABD’nin dış ve ekonomi politikaları, ABD Kongresi’ndeki görüş ayrılıkları, Avrupa Birliği’ndeki seçimler ve daha geniş çaplı makroekonomik ile jeopolitik gelişmeler de belirsizlik ortamını güçlendiriyor.
Emtialarda arz riskleri ve jeopolitik baskı etkili oluyor
Ekonomik ve jeopolitik dalgalanmaların en belirgin sonuçlarından biri, özellikle emtialar başta olmak üzere birçok varlık sınıfında oynaklığın yükselmesi oldu. OPEC’in politika esnekliği, tekrarlanan arz şokları ve Hürmüz Boğazı’nın kapanma riski, İran’a yönelik askeri operasyonların başlamasının ardından petrol piyasalarındaki hareketliliği artıran başlıca gelişmeler arasında gösteriliyor.
Metaller tarafında ise altın, reel faizlerdeki değişimler ve merkez bankalarının kalıcı talebiyle öne çıkarken, bakırda enerji dönüşümüne yönelik yatırım ihtiyacı, uzun süren ruhsatlandırma süreçleri ve jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu kıtlık primi dikkat çekiyor. ABD’deki Project Vault gibi stoklama politikalarının da küresel tedarik zincirleri üzerinde etkili olduğu belirtiliyor.
Piyasa odağı istihdam verilerinden daha geniş bir alana yayıldı
Gergana Thiel, piyasaların artık yalnızca tarım dışı istihdam verisine odaklanmadığını belirterek, yatırımcı duyarlılığının TÜFE’nin yanı sıra haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve kişisel tüketim harcamaları (PCE) gibi ekonomik göstergeleri de kapsayacak şekilde genişlediğini ifade etti.
Thiel ayrıca, emtia kaynaklı enflasyonun 2022’de olduğu gibi küresel merkez bankalarının aynı anda politika ve tepki fonksiyonlarını değiştirmesine yol açması durumunda, piyasalar açısından güçlü bir itici güç oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu tablo, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra emtia fiyatları ve enflasyon verilerinin de 2026’da piyasa yönü üzerinde belirleyici olmaya devam edebileceğine işaret ediyor.
Fed için şahin senaryo: Barclays tahminini revize etti
Altın, bakır ve enerjide dikkat çeken gelişme: UBS pozitif
ABD’den İran’a yeni yaptırım dalgası: İlk hedef bankalar
Yazdır