ABD Hazine tahvillerinde getiriler, küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler ve enflasyon baskılarının etkisiyle Asya işlemlerinde yükselişe geçti. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması, Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanma durumu ve ABD ile Çin arasında gerçekleştirilen zirveden somut bir sonuç çıkmaması, yatırımcıların güvenli liman arayışını artırdı.
Tahvil getirilerinde kritik seviyeler görüldü
Piyasalardaki hareketlilikle birlikte ABD’nin iki yıllık tahvil getirisi yüzde 4,064 seviyesine çıkarak Şubat 2025’ten bu yana en yüksek düzeyine ulaştı. 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,530 ile son bir yılın zirvesini test ederken, 30 yıllık tahvil getirisi ise yüzde 5,071’e yükselerek Temmuz 2025 sonrası en yüksek seviyeyi gördü.
Günün ilerleyen saatlerinde tahvil faizlerinde sınırlı geri çekilmeler yaşansa da getiriler, işlem gününde 6 ila 8 baz puan artıda kalmayı sürdürdü.
Yatırımcılar için “giriş seviyesi” değerlendirmesi
ING stratejistleri Padhraic Garvey ve Michiel Tukker, özellikle 10 yıllık ABD tahvillerinde yüzde 4,5 seviyesinin yatırımcılar açısından dikkat çekici bir alım noktası olarak değerlendirildiğini ifade etti. Stratejistlere göre birçok küresel yatırımcı, 10 yıllık tahvillerde yüzde 4,5’i, 30 yıllıklarda ise yüzde 5 seviyesini piyasaya giriş eşiği olarak görüyor.
SEB analistleri ise Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin belirsizliklerin sürdüğüne dikkat çekerek, mevcut senaryolarında daha geniş çaplı bir tırmanışın önlenebileceğini öngördüklerini belirtti. Analistler, yüksek petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanma riski ve kırılgan ABD-İran ateşkesinin piyasalar üzerinde belirleyici olmaya devam ettiğini vurguladı.
Fed beklentileri piyasaların odağında
SEB değerlendirmesinde, yükselen tahvil getirilerinin kısa vadede riskli varlıklar üzerinde büyük baskı yaratmayabileceği, ancak ABD Merkez Bankası’nın olası faiz artırımlarının piyasalarda çok daha sert etkiler doğurabileceği ifade edildi.
LBBW kıdemli sabit getirili menkul kıymetler analisti Elmar Voelker de Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kısa sürede sona ermemesi halinde yatırımcıların Fed’in enflasyon riskine daha fazla ağırlık vereceği bir sürece hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.
Voelker’e göre bu beklenti para piyasalarına da kısmen yansımış durumda. Piyasalarda, 2026 yılı sonuna kadar Fed’in yeniden faiz artırabileceği ihtimali yaklaşık yüzde 40 oranında fiyatlanıyor. Geçen hafta ise faiz beklentilerinin büyük ölçüde yatay seyrettiği belirtilmişti.
Analistler, Trump ile Xi Jinping arasında gerçekleşen zirvenin ardından Orta Doğu’daki gerilimde olumlu bir gelişme yaşanmaması halinde, Fed’in yeniden faiz artırabileceğine yönelik beklentilerin güç kazanabileceğine dikkat çekiyor.
İngiltere tahvil piyasasında 28 yılın şoku!
Tahvil fonları seriyi bozmadı: 4 haftadır giriş var
Bankalar tahvil piyasasına geri mi dönüyor?
Yazdır