Finansingundemi.com – Dış Haberler Servisi
ABD Başkanı Donald Trump’ın 14 Mayıs’ta gerçekleştireceği Pekin ziyareti öncesinde, Washington ile Pekin arasındaki güç dengesi tartışılmaya devam ediyor. Fortune dergisinde yayımlanan bir analizde, Trump’ın Çin karşısında elinin sanıldığından çok daha zayıf olduğu ve küresel diplomaside dengelerin Çin lehine kaydığı vurgulandı.
Söz konusu değerlendirme, Johns Hopkins Üniversitesi profesörü, dünyaca ünlü ekonomist Steve Hanke’ye ait. Hanke’ye göre, Washington yaptırımlar ve blokajlarla duvarlar örerken, Pekin stratejik hamlelerle küresel ölçekte "kapıları açan" bir küresel güç konumuna yerleşiyor.
Çin’in emtia stratejisi ve "diplomatik temettü"
Hanke, Çin’in yıllardır sessizce oluşturduğu devasa emtia rezervlerinin bugün meyvelerini topladığını belirtiyor. 2018 yılında Huawei yöneticisi Meng Wanzhou’nun tutuklanmasıyla başlayan süreçte Çin’in, ABD’nin kaynaklarını kesme ihtimaline karşı yaklaşık 1,4 milyar varillik bir stratejik petrol rezervi inşa ettiğini hatırlatan yazar, bu durumun bugün stratejik bir koz hâline geldiğini ifade ediyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlik sürerken Çin’in, elindeki stokları Güney Kore, Tayland ve Japonya gibi komşularına yönlendirdiğine dikkat çeken Hanke, tabloyu şu şekilde değerlendiriyor:
"Pekin, Asyalı komşularına yardım eli uzatırken, ABD Hürmüz Boğazı'ndaki ablukasıyla tam tersini yapıyor. Bunun diplomatik sonucu tam da beklendiği gibi oldu; Seul, Tokyo ve Cakarta, Pekin'e teşekkür notları göndererek rotalarını ABD’den uzaklaştırmaya başladı."
Washington duvar örerken Pekin kapı açıyor
Hanke’ye göre, ABD’nin ikincil yaptırım tehditleri Çin nezdinde karşılık bulmadığı gibi, Pekin ekonomik ve teknolojik iş birlikleriyle etki alanını genişletiyor. 1 Mayıs itibarıyla Çin’in 53 Afrika ülkesinden yapılan ithalatta gümrük vergilerini sıfırlaması ve Avrupalılara vize serbestisi tanıması bu stratejinin bir parçası olarak görülüyor.
Ekonomist benzer bir tablonun teknoloji alanında da görüldüğüne dikkat çekti. ABD’nin yapay zekâ ihracat kontrollerini sıkılaştırdığı bir dönemde, Çinli DeepSeek AI’ın yazılımını açık kaynaklı hale getirerek dünya çapındaki geliştiricilere ücretsiz erişim sunuyor. Hanke’ye göre bu durum, "Washington duvarlar örerken, Pekin’in kapıları açtığının" en somut göstergesi.
Nadir toprak elementleri: Pekin’in kozu
Hanke’nin analizinde, ABD savunma sanayisinin en büyük açmazının nadir toprak elementleri konusunda Çin’e olan bağımlılığı olduğu vurgulanıyor. Ekonomi profesörü Çin’in neodimyum ve samaryum gibi kritik mineraller üzerindeki kontrolünün neredeyse tam olduğunu belirtiyor. Üstelik bu gibi nadir elemetler akıllı telefonlardan gelişmiş silah sistemlerine kadar her alanda kullanılıyor.
Hanke, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) tükenen silah stoklarını yenilemek için fiilen Pekin’in iznine ihtiyaç duyduğunu iddia ederek, "Oyunun kuralları artık Pekin’de yeniden yazılıyor" ifadesini kullandı.
ABD’nin küresel algısı çöküşte
Hanke, yazısında 8 Mayıs’ta yayımlanan Demokrasi Algı Endeksi verilerine de yer verdi. Verilere göre, Çin’in küresel net algısı +%7 seviyesine çıkarken, ABD’nin iki yıl önce +%22 olan algısı dramatik bir düşüşle -%16’ya gerilemiş durumda.
Yazara göre, Trump’ın Pekin ziyareti beklendiği gibi Çin için bir baskı unsuru oluşturmaktan uzak kalacak. Hanke, analizini Trump’ın Çin ziyaretinden "eli boş döneceği" öngörüsüyle sonlandırıyor.
Hulusi Akar’dan gençlere çağrı: Çin’e gidin
Piyasaların kaderini bu zirve belirleyecek
Trump: Çin lideri Şi Tayvan’a silah satışını istemiyor
Yazdır