Yazdır

Mahfi Eğilmez: Piyasa vicdanıyla değil hesap makinesiyle hareket ediyor

Tarih: 06 Mart 2026 - 15:27

Kemal Tahir’in romanından örnek veren Eğilmez, Piyasanın bugün vicdanıyla değil, hesap makinesiyle hareket ettiğini belirterek "Görünüşe göre finans piyasalarında da herkesin aklı o kâsede: Aman kırılmasın." dedi

Finans piyasalarının krizlere verdiği tepkiler çoğu zaman sanıldığı kadar basit olmadığını söyleyen iktisatçı Mahfi Eğilmez, savaşlar, jeopolitik gerilimler ya da ekonomik şokların ortaya çıktığında ilk refleksin aynı olduğuna işaret ediyor. Riskli varlıklardan kaçan, güvenli limanlara yönelen yatırımcılar, günümüzün küreselleşmiş finans dünyasında bu hareketlerin etkisini geçmişe göre çok daha hızlı dengeleyebiliyor.

Eğilmez, piyasaların artık yalnızca korkuyla değil, hesapla da hareket ettiğini belirtirken, büyük krizlerin ortasında bile finans piyasalarının beklenenden daha sınırlı tepki verdiğinin görüldüğünü vurguluyor.

Bu tabloda Kemal Tahir’in romanından örnek veren Eğilmez, görünüşte büyük bir sarsıntı yaşansa da sistemin çoğu zaman kendini hızla toparladığını ve herkesin gözünün aynı yerde olduğuna dikkat çekiyor.

İşte Mahfi Eğilmez’in “Kase kırılmasın” başlıklı yazısı:

"Kriz çıkar. Borsalar düşer. Altın ve dolar yükselir. Piyasaların bu refleksini artık herkes ezbere biliyor. Ne kadar alışılmış olursa olsun kriz halinde bir panik havası oluşur ve satışlar başlar. Ellerinde özellikle riskli piyasalara ait hisse senetleri bulunanlar bunları satmaya yönelir. Bu satışlar o piyasalarda borsaların gerilemesine yol açar.

Satıştan elde edilen paraların dolara çevrilip ülke dışına transfer edilmesi ise ikinci dalgayı oluşturur. Bu durumda o ülkede dolara talep arttığı için USD / yerli para kuru yükselir. Borsada yatırım yapmayan yurttaşlar bile dolardaki yükselişi görünce ellerindeki yerli parayı dolara ya da altına çevirmeye başlarlar. Bu da kurun ve altın fiyatlarının daha da yükselmesine yol açar.

Bu krizin ABD’de ortaya çıkmış olması ya da ABD’nin krizin yaratıcısı konumunda bulunması doların değer kaybetmesine yol açacakmış gibi düşünülebilir. Ama çoğu zaman beklenen olmaz. Özellikle gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmış olan yabancı yatırımcıların riskten kaçmak amacıyla paralarını çekerek dışarı çıkarmak için dolara çevirmeleri, doların düşmesine değil yükselmesine yol açar.

Örneğin ABD–İsrail–İran savaşı sırasında dolar endeksinde (DXY)) düşüş değil, sınırlı da olsa bir yükseliş görüldü. Benzer bir durum ABD tahvil faizlerinde de ortaya çıktı. Buna karşılık Dow Jones Industrial Average başta olmak üzere ABD borsaları düşüş eğilimine girmişti. Dünden itibaren oralarda da bir toparlanma görülmeye başlandı.

Goldman Sachs CEO’su David Solomon, piyasanın bu gelişmeye verdiği tepkiye bakarak şaşkınlığını şöyle dile getiriyor:

“Piyasa tepkisine bakıyorum ve aslında bu büyüklükte bir olay karşısında daha sert bir tepki beklerdim.”

“Sadece kıyafet değiştiriyor”

Aslında bu şaşkınlık yeni bir olguya işaret etmiyor. Sermaye hareketlerinin tamamen serbestleştiği yirmi birinci yüzyılın başlarından beri piyasaların krizlere verdiği tepki giderek değişiyor.

Günümüz finans piyasaları krizlerden kaçamasa da onları hızla sindirip çoğu zaman fırsata çevirmeyi beceriyor. Günümüzün fon yöneticileri için ABD – İsrail – İran Savaşı, bir parametre değişikliğinden ibarettir. Savaş riski artınca algoritmalar anında havacılık hisselerinden çıkıp savunma sanayi hisselerine giriyor. Para sistemin dışına çıkmıyor, sadece kıyafet değiştiriyor. Bu rotasyon, piyasanın genel endeksinin (kasedeki suyun) boşalmasını engelliyor. Buna karşılık reel sektör yatırımcısının yatırımının yerini ve biçimini değiştirmesi öyle bugünden yarına gerçekleşebilecek bir şey değil. Turizm ya da havayolu sektöründe yatırım yapanları düşünün. Eğer savaş uzun sürer ve daha da ciddileşirse kayıplar çok daha uzun süreli ve çok daha ağır maliyetli olabilir. Bu yatırımcıların faaliyetlerini terk etmeleri, en azından bu ortam devam ettiği sürece, kolay değildir. Çünkü böyle bir ortamda turizm ve havayolu şirketlerinin alıcısı da olmaz.

Kastettiğimiz finansal yatırımcılar: mevduat, tahvil, hisse senedi, döviz, altın ve benzeri finansal varlıkların sahipleri. Bunlar arasında zamanında karar alıp yatırımlarının yerini ya da biçimini değiştiremeyenler ciddi zararlarla karşılaşabiliyor. Özellikle bir yükseliş eğiliminin doruk noktasında alım yapanlar ellerindeki varlıkları kolay kolay elden çıkaramazlar. Çünkü daha kazanç sağlayamadan zararla karşılaşmışlardır. Bir süre, durumun düzelmesini beklerler. Birkaç gün zararı sineye çekerler ama sonunda satış yaparak zararı realize etmek zorunda kalırlar. Bazıları ise işlerin düzeleceğini düşünerek kâr realizasyonunu erteler. Fiyatlar gerilemeye başlayınca bu kez zarara doğru giderken satış yaparlar. Onlar da sonuçta kârdan zarar etmiş olurlar.

Finans piyasalarında kimileri kâr realizasyonu amacıyla, kimileri daha fazla zarar etmemek için satış yaparken bazıları da “alım zamanının geldiğini düşünerek” satın almaya girişir. Bu karşılıklı hareketler finans piyasalarında büyük çöküşlerin yaşanmasını çoğu zaman engeller.

Sermaye hareketleri serbest değilken, yani herkes büyük ölçüde kendi ülkesindeki piyasalarda yatırım yapmakla sınırlıyken bu tür dengelenmeler bu kadar kolay gerçekleşmiyordu. Bugün Amerikalının parası Avrupa’da, Avrupalının parası Uzak Doğu’da, Uzak Doğulunun parası Latin Amerika’da dolaşıyor. Dolayısıyla Amerikalı yatırımcı Avrupa’daki yatırımından vazgeçip tahvillerini satarak çıkarken, Uzak Doğulu yatırımcı o tahvilleri satın alabiliyor. Böylece tahvil faizleri ilk anda düşse bile kısa süre içinde yeniden yükselişe geçebiliyor.

“Piyasa hesap makinesiyle hareket ediyor”

Bu piyasa davranışı bana Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanındaki bir sahneyi hatırlattı: “…Bir yedek subay arkadaşım vardı…Geçen gün rastladım… (Millî mücadeleye katılmak için) Anadolu’ya geçecek misin diye sordum. Zerre kadar utanç duymadan hayır dedi. Ben bu işe karışmayacağım, doğrusunu ister misin benim gözüm yıldı. Ben artık hiçbir işe yaramam, dedi. Annesine birkaç defa ölüm haberi gelmiş…Çünkü birkaç defa haftalarca düşman içinde kaldı. Hepimiz öldüğüne inandık…İstanbul’a döndük, dedi. Bir akşamüzeri…Bizim mahallede bir yokuş vardı. Alacakaranlıkta bunu çıkıyorum. Bir yeldirmeli kadın da iniyor. Neredense annem olduğunu tanıdım. Bakkala yoğurt almaya gidiyormuş. O kadar heyecanlanmışım ki duvara dayanarak bekledim. Benim hizama gelince, anne, dedim…Ne yaptı bilir misin? Elindeki kâseyi eğilip yere koyduktan sonra kucakladı beni…Biz ana oğul öylece ağlaşırken, yemin ederim ki aklı fikri yere bıraktığı kasedeydi…Aman kırılmasın! Ben kendimi belki yüzlerce defa, o kâseden değersizmişim gibi ölüme attım…Annem, mezardan geri gelen oğlu için, kenarı çatlak bir kâseden…yere atamadı. Sonra akrabaları, dostları, komşuları, hemşerileri dolaştım. Hepsinde bu kâseyi yere atamamak hali fazlasıyla vardı.”

Piyasa bugün vicdanıyla değil, hesap makinesiyle hareket ediyor. Ölen insanlar veya yıkılan şehirler bir insanlık trajedisi olsa da piyasa için bunlar sadece tedarik zinciri aksaması anlamına geliyor.

Bu durumu başka bir açıdan ele alarak “piyasa aldırmazlığı” adını verdiğim bir tezle anlatmıştım. Bugün yaşananlar da bunun başka bir örneği gibi görünüyor.

Görünüşe göre finans piyasalarında da herkesin aklı o kâsede: Aman kırılmasın."(Ekonomim)

Savaş endişesi altını yeniden yükselttiSavaş endişesi altını yeniden yükseltti

 

Savaşın faturası tarıma: Gübre ve yakıt maliyetleri sıçradıSavaşın faturası tarıma: Gübre ve yakıt maliyetleri sıçradı

 

Mahfi Eğilmez uyardı: Türkiye krizi fırsata çevirebilirMahfi Eğilmez uyardı: Türkiye krizi fırsata çevirebilir

 

Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/mahfi-egilmez-piyasa-vicdaniyla-degil-hesap-makinesiyle-hareket-ediyor/1886889