Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Ozan Uyar, bankanın 2025 yılı boyunca kalkınma finansmanı kurumları ile imzaladığı anlaşmaların yanı sıra uluslararası piyasalar ve finansal kurumlardan temin ettiği sendikasyon ve tahvil ihraçlarıyla toplam 1,8 milyar dolar tutarında kaynak temin ederek rekora imza attığını belirtti.
Uyar, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda, 2025 yılını yatırım ve kalkınma konuları perspektifinden değerlendirirken, bankanın yeni dönem hedeflerini paylaştı.
Bankanın toplam aktif büyüklüğünü yüzde 41 artışla 326,7 milyar lira seviyesine ulaştırdıklarını belirten Uyar, aynı dönemde, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınması için sağladıkları uzun vadeli nakdi finansman desteğinde 2 milyar dolar seviyesine yaklaştıklarını kaydetti.
Uyar, kurdan arındırılmış bazda yüzde 11,2 büyüme kaydederek kredi portföyü büyüklüğünü 235,9 milyar liraya çıkardıklarını ifade ederek, "Bu başarılı performans sonucunda yüzde 29,3 oranında güçlü bir öz kaynak karlılığı elde ettik" dedi.
"TSKB, 2025 yılı boyunca kalkınma finansmanı kurumları ile imzaladığı anlaşmaların yanı sıra uluslararası piyasalar ve finansal kurumlardan temin ettiği sendikasyon ve tahvil ihraçlarıyla toplam 1,8 milyar dolar tutarında kaynak temin ederek bir rekora imza attı" ifadelerini kullanan Uyar, TSKB'nin, 350 milyon dolarlık 5 yıl vadeli tahvil ihracıyla güçlü likiditesini pekiştirdiğini ve sendikasyon kredisini yüzde 120 çevirme oranıyla başarıyla yenilediğini bildirdi.
Uyar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kalkınma finansmanı kurumları ile 2025 yılında 6 kredi anlaşmasına imza attık. Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) ile imzaladığımız 300 milyon avro ve KfW Kalkınma Bankası (KfW) ile gerçekleştirdiğimiz 250 milyon avro tutarındaki anlaşmalarla şirketlerin iklim risklerine karşı direncini artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile imzaladığımız 75 milyon avro tutarında kredi anlaşmamız, OPEC Fund ile gerçekleştirdiğimiz 50 milyon avroluk ilk işbirliğimiz ve Asya Altyapı Yatırım Bankasından (AIIB) sağladığımız 200 milyon dolarlık kaynakla dijital altyapıdan kapsayıcılığa ve döngüsel ekonomiye kadar geniş bir yelpazede özel sektör projelerini desteklemeyi sürdüreceğiz."
Kredilerin sektörel dağılımında yüzde 30'a yakın ağırlıkla elektrik üretimi ve yenilebilir enerjinin geldiğini aktaran Uyar, daha sonra metal, makine ve diğer sektörlerin sıralandığını kaydetti.
Uyar, 2025 sonu itibarıyla kredi kalitesi tarafında bir sorun bulunmadığını belirterek şunları kaydetti:
"Son derece kaliteli bir portföyümüz var. Takipteki kredi oranımız 2025 yılı sonu itibarıyla 2,4 olarak gerçekleşti. Yakın izlemedeki kredilerimizin oranı yüzde 7,2 oldu. Yani takipteki kredilerle birlikte yakın izlemedeki kredilerin toplam kredi portföyüne oranı 2025 yılı sonu itibarıyla 9,6 olarak gerçekleşti, bu oran 2024 yıl sonunda yüzde 9'du. Karlılık tarafında yaklaşık 11,4 milyar liralık rakama ulaştık. Öz kaynaklı karlılığımız yüzde 29,3 oldu ve enflasyona karşı sermayemizi korumayı başardık. Son 3 yıldır bankamızın öz kaynaklı karlılığı bankacılık sektörünün ortalamasının üzerinde."
"Enflasyonla mücadele programını destekliyoruz"
Uyar, toplantıda basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan tarafından Enflasyon Raporu'nda açıklanan yıl sonu enflasyon tahminlerine ilişkin yöneltilen soruyu şöyle cevapladı:
"2026 yılında da düşen bir enflasyonu göreceğiz. Merkez Bankasının son enflasyon raporunun ocak ve şubat ayının izleneceği, enflasyonuna mücadeleden taviz vermeyeceği ancak olanak bulduğu her toplantıda ölçülü de olsa faiz indirimlerini değerlendireceğini yönünde, bu kapsamda enflasyondaki düşüşe birlikte faizlerde düşüş olacaktır. Genel resme baktığımızda finansman maliyetlerinin özellikle TL tarafında yüksek seyrettiği bir sene olacak. Bu biraz makro ihtiyati tedbirlerden de ileri geliyor. Kontrolü bir kredi ve büyüme politikası olacaktır. Enflasyonla mücadele herkes gibi bizim de birincil önceliğimiz. Sürdürülebilir bir büyüme için mutlaka enflasyonu kontrol altına almamız gerektiğini düşünüyoruz, enflasyonla mücadele programını biz de destekliyoruz. Makro ihtiyati tedbirlerle uyum içinde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz."
Dünya genelinde merkez bankalarının para politikalarının uzun vadeli yatırımın finansmanına etkilerini değerlendiren Uyar, "Belirsizlik çağındayız, değişen koşullar var, bir yandan jeopolitik riskler var. Önümüzdeki dönem ABD Merkez Bankası (Fed) başkanı değişecek, onunla ilgili belirsizlikler var. Avrupa tarafı daha istikrarlı, daha öngörülebilir. Burada kamu harcamalarıyla birlikte büyümenin bir miktar daha ivme kazanabileceğini düşünüyoruz." diye konuştu.
Avrupa'nın Türkiye'nin ana ticaret partneri olduğuna dikkati çeken Uyar, "Avrupa ile ticareti hangi kalemlerde ihracat payımız artıyor hangi kalemlerde düşüyor, bunları yakından izliyoruz. Japonya'da genişleyici politikalar izlenmesi bekleniyor." dedi.
Uyar, son 2 yılı kaynak sağlama faaliyetleri açısından çok iyi geçirdiklerinin altını çizerek, bu anlamda rekorların görüldüğünü belirtti.
2026 yılında da Türkiye'nin kaynak sağlama açısından iyi bir performans sergileyeceği kanaatinde olduklarını bildiren Uyar, "Türkiye'nin kredi risk priminin (CDS) mevcut seviyelerini olumlu buluyoruz. Kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinde Türkiye ile ilgili beklentilerini onlar da deklare ediyor. Şu anki mevcut piyasada borçlanma seviyelerine baktığımızda yabancı para kredi tarafından iyi oranlarla borçlanılabildiğini düşünüyoruz. Ufak tefek oynamalar tabii olabilir ama gayet iyi oranlardan borçlanabiliyoruz." diye konuştu.
Öte yandan küresel anlamda sağlanan ticaret anlaşmalarının orta ve uzun vadede etkilerinin hissedileceğine vurgu yapan Uyar, reel sektörün bunların farkında ve bu yönde hazırlık yaptığını kaydetti.
Uyar, "Avrupa ile ticarette üretimlerin kalitesi, esneklik önemli ama işinizi ne ölçüde sürdürebilir yaptığınız, şeffaf olmanız ve onların normlarına göre yapmanız da önemli. Reel sektörümüzü desteklemeye devam ediyoruz" ifadesini kullandı.
“Deprem bölgesinde 'Yeşil İyileşme' ve kalıcı destek 2026'da devam edecek"
Ozan Uyar, kimseyi geride bırakmayan kapsayıcı kalkınma anlayışıyla, toplumsal fayda yaratmayı önceliklendiren TSKB'nin, 6 Şubat depremlerinin ardından ana gündemleri arasına aldığı "Yeşil iyileşme" faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.
2023 yılından bu yana bölgeye 600 milyon doları aşan deprem temalı finansman sağladıklarını ifade eden Uyar, "Depremden etkilenen kentlerimizin sürdürülebilirlik kriterleriyle yeniden toparlanarak kalkınma adımları atmaları için sağladığımız desteği 2026’da da sürdüreceğiz. Deprem bölgesindeki kalıcı iyileşme için hayata geçirdiğimiz mevcut kredi anlaşmalarımızın ötesinde sosyal ve kültürel kalkınma için de çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Her şirketin bir yapay zekâ stratejisi olmalı"
Finansingündemi.com’dan Selman Yavuz Demiröz’ün, sorusunu da yanıtlayan Ozan Uyar, yapay zekânın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğuna işaret etti.
Uyar, "Yapay zekâdan kendimizi bağımsız hissetmemiz mümkün değil. Her işletmenin ve her sektörün muhakkak kendi yapay zeka stratejisinin olması şart. TSKB olarak biz teknoloji yoğun bir perakende bankası değiliz ancak kendi süreçlerimizde ve çalışanlarımızın yetkinliğini artırmada yapay zekayı etkin kullanmak için yatırımlar yapıyoruz” açıklamasında bulundu.
Yatırım tarafında ise Uyar, bankanın altyapı vizyonunu şu örnekle detaylandırdı: "2025 yılı içerisinde SOCAR’ın fiber altyapı yatırımlarına kredi desteği sağladık. Benzer şekilde reel sektörün veri merkezi yatırımlarıyla da ilgileniyoruz. Önümüzdeki dönemde bu alanda yeni yatırımlar görebiliriz ve biz de bunları finanse etmeye devam edeceğiz."
Anadolu Sigorta ve TSKB’den sürdürülebilir gelecek için stratejik iş birliği
Dolar riskine karşı euro beklentisi!
Kurumsal cihazlarda yapay zekâ engellendi
Yazdır