İnsanlar çoğu zaman bir şirketin kâr etmesini onun sağlamlığının ve sürdürülebilirliğinin açık göstergesi olarak yorumlar. Ancak, Emre Alkin'in Türkiye gazetesindeki köşesinde aktardığı gibi, kâr tek başına başarı için yeterli olmuyor. Şirketlerin gerçek gücü, özellikle beklenmedik ekonomik dalgalanmalar, toplumsal değişimler ve uluslararası gerilimler karşısında sınanıyor. Çok kârlı denilen dev şirketler dahi, bir gecede iflasın eşiğine gelebiliyor ya da faaliyetlerine ara vermek zorunda kalabiliyor.
Lehman Brothers örneği
2008 yılında yaşanan küresel kriz bunun etkileyici bir örneği. O dönem Lehman Brothers gibi büyük yatırım bankaları, yüksek riskli mortgage kredileriyle ve aşırı borçlanmayla öyle bir tuzağa düştü ki, sonunda dünya ekonomisinin tamamını sarsan bir çöküş yaşandı. Sadece finans sektörü değil, çok sayıda şirket aniden geri dönülmez sıkıntılarla yüzleşti. Yıllarca süren yüksek kârlar bile, bu tip krizlerin önüne geçemedi.
Toplumsal riskler
Ekonomik krizler kadar toplumsal hareketler de şirketlerin kaderini değiştirebiliyor. Emre Alkin'in dikkat çektiği üzere, "Arap Baharı" gibi toplumsal dalgalar demokrasi taleplerinden doğsa da, hemen ardından birçok şirketin kepenk kapatmasına, pazardan çekilmesine veya büyük gelir kayıplarına yol açtı. Güvenlik problemleri ve toplumsal huzursuzluk, özellikle turizm ve enerji gibi sektörlerde yıkıcı etki yarattı.
Siyasi krizler
Sadece iç dinamikler değil, uluslararası siyasetteki gelişmeler de şirketlerin planlarını alt üst edebiliyor. İç savaşa sürüklenen ülkeler veya bölgesel çatışmalar, orada faal olan tüm şirketleri derinden sarsıyor. İran-Irak Savaşı, petrol devlerini üretimi durdurmaya zorladı; Körfez Savaşı sırasında da sayısız şirket büyük zararlar yaşadı. Benzer şekilde, İran’a uygulanan yaptırımlar veya ABD-Çin arasındaki ticaret savaşları, Total ve Huawei gibi devlerin pazarlardan çekilmesine neden oldu. Alkin'in vurguladığı gibi, siyasi belirsizliklere hazırlıksız yakalanan hiçbir şirket sadece kârla ayakta kalamıyor.
Şirketler bazen sadece dışsal krizlere değil, içerideki yönetim hatalarına ya da skandallara yeniliyor. Enron’un başına gelenler bunun klasik örneği. Alkin, şirketlerin sadece bilanço değil, şeffaflık, etik ve güvene de yatırım yapmasının şart olduğunu vurguluyor. İyi yönetilmeyen, içsel olarak zayıf kalan şirketler, kârları ne kadar yüksek olursa olsun batabiliyor.
Bütünsel risk yönetimi
Uzun süreli savaşlar, devlet politikaları, sosyal kargaşa ve düzenleyici değişimler; bunların tümü sadece petrol veya finans sektörü değil, inşaat, turizm, havacılık gibi sayısız sektörü de doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla başarılı bir şirket olmanın yolu; yalnızca ticari başarıdan geçmiyor, dışsal riskleri zamanında tanımak, esnek ve proaktif stratejiler geliştirmekten geçiyor.
İflas eden 13 ünlü marka! Devlerin çöküşü
12 milyar dolarlık iflas zinciri: Sigorta sektörü alarmda
100'ün üzerinde markaya üretim yapan dev şirket iflas etti
11 fabrikası vardı! Dev firma iflas bayrağını çekti
Yazdır