BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 66,75 -1,84 347.100.000.000,00
ALBRK 8,57 -2,39 21.425.000.000,00
GARAN 131,60 -1,72 552.720.000.000,00
HALKB 42,36 -2,40 304.347.197.859,12
ICBCT 14,20 -2,87 12.212.000.000,00
ISCTR 12,87 -1,76 321.750.000.000,00
SKBNK 4,92 -3,53 12.300.000.000,00
TSKB 9,43 -2,98 26.404.000.000,00
VAKBN 32,86 -3,58 325.837.181.245,78
YKBNK 35,70 -1,65 301.559.730.838,80

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaGündem"Yapılması gerekeni yapacağız" ----

"Yapılması gerekeni yapacağız"

Yapılması gerekeni yapacağız
22 Ağustos 2011 - 00:21 www.finansingundemi.com

BaşbakanErdoğan, adaletten ve hakkaniyetten, demokrasi ve hukuktan geri adım atmadan bu acılara son verme mücadelemiz sürecek" dedi

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bütün sabotajlara, bütün provokasyonlara, demokrasiye kurulan bütün pusu ve tuzaklara rağmen, biz kardeşlik hukukumuzdan, adaletten ve hakkaniyetten, demokrasi ve hukuktan geri adım atmadan bu acılara son verme mücadelemizi sürdüreceğiz'' dedi.
Erdoğan, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca WOW İstanbul Otel'de verilen geleneksel iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, buradan Türkiye'nin her köşesine, İslam dünyasının her ülkesine ve bütün insanlığa selam, sevgi ve muhabbetlerini gönderdiğini dile getirerek, İstanbul teşkilatının gelenekselleşen iftar sofralarının sadece Türkiye'nin bütün renklerini bir araya getirmediğini, dünyanın bütün renklerini bütünleştirdiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Diliyoruz ki, bu iftar sofrasındaki birlik ve beraberlik ruhumuz sonsuza kadar devam etsin. Konuşmama başlarken şehit kardeşlerime Allah'tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve milletimize sabır ve metanet diliyorum. Ulvi duyguların zirveye çıktığı bu manevi iklimde yaşanan acılar şüphesiz yüreklerimizi yaktı, kalplerimizi sızlattı. Ama hemen söyleyeyim. Bu devran böyle gitmeyecek. Açık söylüyorum. Bütün sabotajlara, bütün provokasyonlara, demokrasiye kurulan bütün pusu ve tuzaklara rağmen, biz kardeşlik hukukumuzdan, adaletten ve hakkaniyetten, demokrasi ve hukuktan geri adım atmadan bu acılara son verme mücadelemizi sürdüreceğiz. Edirne'den Hakkari'ye istisnasız bütün vatandaşlarımızın huzur ve güveni için bu yola girdik. Yapılması gereken ne ise onu yapacağız. Her türlü ayrımcılığı başta ret ettik. Reddetme politikalarını biz bitirdik. İnkar politikalarını biz bitirdik. Asimilasyon politikalarını bitiriyoruz. Böyle bir noktaya geldik.''
Milletin bunu çok iyi bildiğini ve millete gidilen her seçimde her referandumda kardeşlik siyasetinin ibra edildiğini dile getiren Erdoğan, ibra edildiği için 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve 2 referandumun kazanıldığını, bunun milletin ibrası olduğunu vurguladı.
Erdoğan, ''Bu birlik siyaseti sayesinde Türkiye ayağa kalktı ve tarihi mesafeler aldı. Zira biz aklımızla, gönlümüzle, vicdanımızla beraber bu yola çıktık. Yolun bir yerinde aklımızı, yolun bir yerinde vicdanımızı, yolun bir yerinde ruhumuzu iktidara, koltuğa, makama, mevkiye feda etmedik, etmeyeceğiz. Bugüne kadar böyle geldik, bundan sonra da böyle yürüyeceğiz. Hiçbir zaman meşruiyet yolundan ayrılmadık ve herkese meşruiyetin adresini gösterdik. Meşruiyetin yegane adresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu her vatandaşımız zaten biliyor. Sayısız haksızlığa maruz kaldık ama millet yolundan, hukuk ve adalet yolundan, meşruiyet dairesinden ayrılmayı aklımızdan geçirmedik'' diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Büyük riskler pahasına milletimizin bütünlüğünden, bütün vatandaşlarımızın aidiyet bağlarını güçlendirmekten zerre kadar geri adım atmadık, atmayacağız. Hiçbir vatandaşımızın şiddet ve terör tarafından rehin alınmasına da izin vermedik, vermeyeceğiz'' dedi.
Erdoğan, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca WOW İstanbul Otel'de verilen geleneksel iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, milletin birlik ve bütünlüğü sayesinde çözümsüz olduğu iddia edilen sorunların çözebileceğine başta inandıklarını ifade ederek, bu inanç ve azimle sayısız zorluğun üstesinden geldiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''AK Parti iktidarının ilk gününden itibaren bu ülkede illegal tezgahlar, hukuksuz sektörler çöküşe geçti. Devlet ile vatandaşın arasına giren, istediği yere, zayıf gördüğü noktaya kin ve nefret tohumları eken, terör örgütleri eliyle devleti milletten soğutan, organize suç şebekeleri, çeteler, mafyalar hallaç pamuğu gibi dağılmaya, savrulmaya başladı. Demokrasi açığından beslenenler artık siyaseti bu ülkede rehin alamazlar. Organize suç örgütlerinin, terör ve suç şebekelerinin nasıl iç içe oldukları, birbirlerinden nasıl el alıp el verdikleri, birbirlerini nasıl besledikleri alenen deşifre olmuştur. Suyun başı tutulunca sular temiz akmaya başladı. Tıkanan yollar açılınca milletimiz aynı anda bütün alanlarda ayağa kalktı, yürümeye, koşmaya başladı.
Eski aktörlerin açtıkları yaralar büyük ölçüde kapanmaya yüz tuttu. Çözümsüz denilen sorunlar için güçlü bir millet iradesi vücut buldu, kronik sorunların çözümü ete kemiğe büründü. Barış ve huzurun ülkemize neler kazandırdığını memleketimizin her köşesi, her şehri, her insanı hissetti. Türkiye hiç konuşamadığı kadar konuştu, konuşuyor. Demokratik kanallar açıldıkça açıldı. İktidarımız milletimizi bir bütün olarak görme kararlılığından hiçbir geri adım atmadı. Bütün oyunlar, tezgahlar, tuzaklar boşa çıktı.''
''TÜRKİYE, DEMOKRASİYLE BİRLİKTE BÜYÜDÜ''
Türkiye'nin demokrasiyle birlikte büyüdüğünü ve dünyanın en saygın ülkeleri arasına girdiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
''İşte tam bu noktada maskeleriyle beraber açığa düşenler oldu. Demokrasiye pusu kuranlar, milletin yoluna mayın döşeyenler, bildikleri eski yöntemlerle, sabotajlarla Türkiye'yi durduracaklarını zannettiler. Türkiye yanlış yapsın, devlet ile milletin arası açılsın da eski günler geri gelsin istediler. Propagandayla, suça azmettirdikleriyle, ölmeye ve öldürmeye sevk ettikleriyle, pusularıyla deşifre oldular. Ezberlerinin, alışkanlıklarının kurbanı olmuşlardı. Zira, Türkiye artık yeni bir Türkiye'ydi.
Evet, ülkemiz ne zaman doğrulsa, ne zaman ayağa kalksa terör sektörünün taşeronları can yakarak demokrasiye, hukuka pusu kurmakta belli bir tecrübe edinmişlerdi. Can yakarak, can alarak, ocakları söndürerek bir terör sektörü oluşturmuşlardı. Demokrasi ve özgürlük alanlarının genişlemesi onların alanını daraltıyordu. Bu gidişle istismar edecekleri alan kalmıyordu. AK Parti hükümeti ise ısrarla bütün Türkiye'yi kucaklamaya devam etti, devam edeceğiz.
Zira biz demiştik ki, 'Türkiye'de hiçbir vatandaşımızın kalbinin kırık olmasına biz rıza göstermeyeceğiz. Şartlar ne olursa olsun, bu ülkenin, bu milletin hiçbir sorununu halının altına süpürmeyeceğiz' dedik. Büyük riskler pahasına milletimizin bütünlüğünden, bütün vatandaşlarımızın aidiyet bağlarını güçlendirmekten zerre kadar geri adım atmadık, atmayacağız. Hiçbir vatandaşımızın şiddet ve terör tarafından rehin alınmasına da izin vermedik, vermeyeceğiz. Bugün de bu istikamet üzereyiz. Yarın da bu istikametten ayrılmayacağız. Sıkıntılarımız yok mu? Var. Ama bunları da aşacağız.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin terörle çekilmek istendiği girdaba asla düşmeyeceğini herkesin bilmesini isteyerek, ''Terörün maneviyatımızı, sosyal psikolojimizi, güvenimizi rehin almasına izin vermeyeceğiz. Hukuk terazisini asla elimizden bırakmadan, meşruiyet hattını asla çiğnemeden vatandaşımıza büyük acılar yaşatan, cinayetler tasarlayan bu terör örgütüne yol vermeyeceğiz'' dedi.
Erdoğan, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca WOW İstanbul Otel'de verilen geleneksel iftarında yaptığı konuşmada, hava harekatı nedeniyle yürütülen kara propagandayı da bildiklerini ifade ederek, ''Gözyaşları karşısında bile hiçbir insani duygu belirtemeyen terör örgütü ile aynı dili kullananlar, bu süreçte devlet ile vatandaş arasına girmek için operasyonların masum halkı da taciz edeceğini iddia ediyorlar. Hayır, terör ile masum vatandaşı sadece siz birbirinden ayıramazsınız. Biz değil vatandaşımızın malının ve canının zarar görmesini, tek bir vatandaşımızın tırnağının zarar görmesini istemeyiz'' dedi.
Faili meçhullerin geçmişte kaldığını, kendi dönemlerinde bir tane faili meçhul gösterilemeyeceğini kaydeden Erdoğan, bunu bütün vatandaşların bildiğini, kendilerinin 9 yıldır herhangi bir olay karşısında bütün kurum ve kuruluşlarıyla bu işlerin peşine düşmek suretiyle netice almanın mücadelesini verdiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, ''Eksiklerimiz olabilir. 'Yüzde yüz netice alırız' iddiasında değilim. Ama azami oranda bu neticeleri almış bir iktidarız'' diye konuştu.
Ölümle tehdit edildiği için çocuklarının rızık kapısı dükkanının kepenklerini kapatmak zorunda bırakılan masum vatandaşın kendilerini gayet iyi bildiğini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Köylerine dönen yüz binlerce insanımız da terörden gördüğü zararı tazmin ettiğimiz on binlerce vatandaşımız da devlet televizyonundan ana dili Kürtçe yayını dinleyen vatandaşımız da bizi iyi biliyor, tanıyor. Terörün en büyük acıyı o bölgedeki vatandaşımıza yaşattığını da bütün Türkiye biliyor. Biz, bütün dikkatimizle 74 milyon vatandaşımızın, 74 milyon kardeşimizin hukukunu korumaya devam edeceğiz. Geçmişe asla dönmeyeceğiz, geleceğe hep birlikte omuz omuza yürüyeceğiz. Hukuk zemininden ayrılmadan vatandaşımızın hukukunu geliştirmeye devam edeceğiz. 30 yıldır tartışılan darbe anayasasını, milletimizin onaylayacağı yeni bir anayasayla değiştirme arzumuz da bu irademizin göstergesidir. Biz teşebbüs edeceğiz. Biz ana muhalefet ve diğer muhalefet partilerine randevu talebimizi en kısa zamanda bildireceğiz. Bizi kabul ederler veya etmezler. Milletin hakimliğinde bu işi sürdüreceğiz. Aldığımız neticeyi de milletimizle paylaşacağız. Biz ziyaret edeceğimiz bu partilere anayasa teklifiyle gitmeyeceğiz. 'Yeni anayasayı birlikte hazırlayalım' teklifiyle gideceğiz. Çerçevesini de beraber belirleyelim, içeriğini de beraber belirleyelim. Bizim partimizin 336 milletvekili var, dolayısıyla oluşturacağımız komisyonda bize daha fazla üye verilmesi teklifiyle de gitmeyeceğiz. Her birimiz 3'er, 4'er üye verelim, kaçar diyorsanız öyle verelim, bir araya gelelim, çalışma böyle yürütülsün. Bizim derdimiz bağcıyla uğraşmak olmayacak, bizim derdimiz üzümü yemek olacak.''
''DEMOKRASİYE PUSU KURANLAR HAK ETTİKLERİNİ BULACAK''
Başbakan Erdoğan, demokrasiye pusu kuranların, insan öldürmeyi hayat biçimi haline getirenlerin hak ettiklerini bulacaklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
''Cinayet işleyeni, adam öldüreni, kan dökeni, polise, askere ensesinden silah sıkanları, vatandaşa silah doğrultanı kimse ama kimse masum vatandaşımızla karıştıramaz. Hiçbir masum vatandaşımızın bu korkuya kapılmasına da izin vermeyiz. Keza hayata, masumiyete, cana, huzura kastedenler, vatandaş ile devletin arasına giremez, giremeyecektir. Zira, devlet adalete, hukuka tabidir. Ve devlet milletindir. Devletin adaletinin, şefkatinin hissedilmediği zamanların hangi bedellere mal olduğunu ise unutmadık. Milletimiz bugün hala o günlerin bedelini ödüyor. Bedelden kastımın asla maddi bir bedel olmadığını herkesin özellikle bilmesini isterim. Zira biz, sönen hiçbir hayatı, sönen hiçbir ocağı, şehit düşen hiçbir vatandaşımızın bir damla kanını milyar dolarlara değişmeyiz. Herkes bilsin ki terörle Türkiye çekilmek istendiği girdaba asla düşmeyecek.
Terörün maneviyatımızı, sosyal psikolojimizi, güvenimizi rehin almasına izin vermeyeceğiz. Biz şunu da biliyoruz; terörle mücadele sadece güvenlik esaslı yürümez. Tabii ki bunun psikolojik boyutu olacaktır, tabii ki bunun sosyo-ekonomik boyutu olacaktır, tabii ki bunun diplomatik boyutu olacaktır, tabii ki bunun iletişim boyutu olacaktır. Bütün bunları bizler sizlerle birlikte el ele yapacağız. Biz bugün 74 milyon, yarın 100 milyon vatandaşımızın hukukunu kendi hukukumuz olarak bilmeye, korumaya devam edeceğiz. Bütün sorun alanlarını kapatmaya ve geleceğe bir ve bütün olarak yürümeye devam edeceğiz. Bu memleketin, bu ülkenin bütün evlatları, bütün gençleri, bütün çocukları bundan emin olsunlar. Geleceğe huzur ve güven içinde baksınlar. Hukuk terazisini asla elimizden bırakmadan, meşruiyet hattını asla çiğnemeden vatandaşımıza büyük acılar yaşatan, cinayetler tasarlayan bu terör örgütüne yol vermeyeceğiz.''
Erdoğan, ''Kimse bize şunu söylemesin; 'Devlet operasyonları durdursun'. Hayır, devlet bu milletin huzuru için operasyonsa operasyonu yapma göreviyle mükelleftir ve bunu yapmak onun en doğal hakkıdır'' dedi.
Erdoğan, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca WOW İstanbul Otel'de verilen geleneksel iftarda yaptığı konuşmada, terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlara dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Kimse bize şunu söylemesin 'Devlet operasyonları durdursun'. Hayır, devlet bu milletin huzuru için operasyonsa operasyonu yapma göreviyle mükelleftir ve bunu yapmak onun en doğal hakkıdır. Devletin burada bir çıkarı yok. Devlet sadece bir şeyle yükümlüdür. Devletin mal güvenliğini tesis etmesi lazım. Devletin can güvenliğini tesis etmesi lazım. Devletin akıl güvenliğini tesis etmesi lazım. Devletin neslin korunması gibi bir güvenliği tesis etmesi lazım. Bunları yapmak için de ne gerekiyorsa, biz bunların hepsini yapacağız.
Milletimizin hükümeti, terörle, şiddetle, cinayet tasarımcılarıyla mücadelede asla geri adım atmayacak ama aynı zamanda terörle mücadele yöntemlerinde tarihin tekerrür etmesine de asla izin vermeyecektir. Açık söylüyorum; eski günleri, o karanlığın dönmesini bekleyenler boşuna beklerler. Demokrasiye pusu kuranlar, akıl dışı hesaplarıyla ve hevesleriyle baş başa kalacaklardır. Biz, demokrasiden, hukuktan, adaletten feragat etmeden, kardeşliğimizi derinleştirmeye ısrarla, azimle devam edeceğiz. Korkudan başka bir şey üretemeyenler, sahnede kendilerine yer bulamayacaklar ve açıkta kalacaklardır.''
Başbakan Erdoğan, şehirler arası seyahatlerin azaba dönüştüğü, sadece konvoy halinde bir şehirden bir şehre gidilen günleri geride bıraktıklarını, onların bir daha gündeme girmeyeceğini, tıkanan yolların açıldığını, bu yolların bir daha kapanamayacağını söyledi.
''KATİLLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ''
''Huzur ve kardeşliğin, demokrasi ve adaletin yoluna mayın döşeyen katillere fırsat vereceğimizi ise kimse bizden beklemesin'' diyen Erdoğan, ramazan ayının başında tarihte cahiliye döneminde, 3 aylarda o zaman kabilelerin birbirlerine kurşun sıkmadıklarını, o zaman kullanılan farklı silahları birbirlerine kullanmadıklarını hatırlattığını söyledi.
Erdoğan, ramazan ayında bu ülkede sözde teravih namazı kılan bu terör örgütü ve uzantılarının bu ayın içinde bile sivil-asker demeden yavruları şehit ettiğini, vatandaşlarına kurşun sıktığını söyledi.
Bu nedenle ''Artık ramazanın çıkmasını de bekleyemeyiz. Onun için yapılması gereken operasyonlar ne ise bu sonuna kadar yapılacaktır'' dediklerini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu asla sivil halkımıza yönelik değildir. Bu operasyonların tamamı terör örgütünün Kandil'den tutunuz, içerdeki odaklarına kadardır. Şu anda ülkemizin bazı şehirlerinde esnafı mahkemeye çağırıp, orada kendilerine yıllık vergi kesen bir örgüttür bu örgüt. Bunlar şimdi şehre inmenin gayreti içindeler. Esnafı bu şekilde kalkıp da 'Sen bu yıl şu kadar ödeyeceksin, sen şu kadar ödeyeceksin', elimizde belge de var, deyip, onu vergiye tabi kılanlar... Düşünün o insan benim bakanıma şunu söylüyor; 'Ne olur bizi kurtarın'. Şimdi 'Ne olur bizi kurtarın' diyen benim vatandaşım, Hakkari'de benim Kürt kökenli vatandaşım. Onun hukukunu korumak bizim görevimiz değil mi? Onlara bu belgeleri yazıp teslim edenleri ininden bulup çıkarmak bizim görevimiz değil mi? Ve bunun yolu yordamı ne ise bu adımı atarak, bunu meydana çıkarmak durumundayız. Aksi takdirde biz ne şu anda bu vatandaşlarımıza bunun hesabını verebiliriz, ne de tarihe verebiliriz. Bunlar, fırsat bu fırsat diyenler, eski kirli, kanlı oyunlarını diriltmek isteyenler hiçbir zaman Allah'ın izniyle umduklarına nail olamayacaklar. Doğudan batıya, kuzeyden güneye millet olarak daha fazla kenetleneceğiz.''
''KÜRT KARDEŞLERİMİ PKK'LILARDAN MUKAYESE EDİLEMEYECEK DERECEDE FAZLA SEVİYORUM''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu iftar sofrasında, bu mübarek vakitte, bir kez daha açıklıyoruz. Biz kardeşiz ve yarın birbirimizi bugünden daha çok seveceğiz. Ben Kürt kardeşlerimi PKK'lılardan mukayese edilemeyecek derecede fazla seviyorum. Türk kardeşimi sevdiğim kadar seviyorum, Lazı sevdiğim kadar seviyorum, Boşnağını, Arnavutunu, Romanını sevdiğim kadar seviyorum. Çünkü yaratılanı yaratandan ötürü seviyorum. Farkımız bu... İnanın onların böyle bir derdi yok. Zira bir insanın ölümüne neden olmak, alemin ölümüne neden olmak gibidir. Bir insanın dirilişine vesile olmak, alemin dirilişine vesile olmak gibidir. Terör örgütünün kitabında, lügatında böyle bir kelime veya böyle bir cümle yok. Cinayet tasarlayanlar bu memlekette kendilerine hayat alanı bulamayacaklar. Terörün pazarı bu Türkiye'de yerini baştan başa huzura, barışa, kardeşliğe bırakacak.''

ETİKETLER :
YORUMLAR (7)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • ali22 Ağustos 2011 03:34

    2009 yılında; » 36 kişi yargısız infaz sonucu öldürüldü. » 1.835 kişi işkence, kötü muameleye maruz kaldı. » 7.718 kişi gözaltına alındı, 1.923 kişi tutuklandı. » 23 etkinlik yasaklanırken, çoğunluğu Kürt orijinli 10 gazete toplam 27 kez, 7 dergi ise toplam 15 kez toplatıldı. » 1 televizyonun yayını 2 kez durduruldu. » 11 kitap, 6 afiş, 5 pankart, 1 kitapçık yasaklandı veya toplatıldı. » 11 gazete bürosu, 3 televizyon kanalı ve 2 radyo binası baskına uğrarken, 2 bin 601 internet sitesi kapatıldı. 2010 yılında; » 15 bin 976 kişi gözaltına alındı. » 23 bin 573 hak ihlali yaşandı. Sadece doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde 3 bin 706 kişi gözaltına alındı, 987 kişi tutuklandı, 741 işkence ve kötü muamele vakası tespit edildi. » 2010 yılında ifade özgürlüğü kapsamında 790 kişiye para cezası kesildi. » Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2010?un ilk 6 ayında basın alanında açılan soruşturma sayısı 5 bini geçerken, bunların 2 bini davaya dönüştü. ••• 2011 yılı başından bu yana ise 5 bin dolayında kişi gözaltına alındı ve yüzlercesi tutuklandı. Türkiye’de bugün itibariyle halen 68 gazeteci tutuklu olarak yargılanıyor.

  • ali22 Ağustos 2011 03:34

    2007-2011 (Kalfalık Dönemi) 2007 yılında; » Faili meçhul saldırılarda 42 kişi ölürken, 29 kişi yargısız infaz sonucu öldürüldü. » Gözaltında 5 ölüm yaşandı. » Toplam 687 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. » 7.197 kişi gözaltına alındı, 1440 kişi tutuklandı. » 48 yayın toplatıldı ve yasaklandı. » 39 etkinlik yasaklandı. » 18 dergi ve gazete bürosu polis tarafından basılırken, 13 internet sitesi engellendi. » Düşünceye açılan soruşturma sayısı 138 olurken, yargılanan kişi sayısı ise 558 oldu, bin 232 kişi hakkında 190 dava açıldı. 2008 yılında; » Faili meçhul saldırılarda 29 kişi ölürken, 33 kişi yargısız infaz sonucu öldürüldü. » 8 kişi gözaltında öldürüldü. » Toplam 448 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. » 11.002 kişi gözaltına alındı, 2.347 kişi tutuklandı. » 13 gazete, 11 dergi, 8 afiş, 5 kitap, 1 takvim ve 2 bildiri toplatıldı. » 38 gazete, 7 dergi ve 1 televizyonun yayını durduruldu » 9 gazete ve dergi bürosu, 1 televizyon kanalı ve 1 dağıtım şirketi basıldı. » 136 olaydan 2.641 kişiye soruşturma açıldı. » 450 kişi hakkında 140 dava açıldı. » 64 parti temsilciliği, 35 dernek binası ve 4 sendika ve oda şubesi baskına ve saldırıya uğradı.

  • ali22 Ağustos 2011 03:33

    2005 yılında; » Faili meçhul cinayetlerle 213 kişi, yargısız infaz sonucu 24 kişi yaşamını yitirdi. » 79 kişi işkence ve kötü muamele gördü. » 4.956 kişi gözaltına alındı 515’i tutuklandı. » 4 kişi gözaltında öldürüldü. » Toplam 39 yayın toplatıldı ve yasaklandı. 2006 yılında; » 5.560 kişi gözaltına alındı, bunların 1545’i tutuklandı, » 44 kişi yargısız infaz edildi, toplumsal gösterilere müdahalede aşırı güç kullanımı nedeniyle 12 kişi öldü, 869 kişi yaralandı, » Polisin silah kullanma yetkisinin ihlali nedeniyle 32 kişi öldü, 45 kişi yaralandı. » 708 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. » 22 yayın hakkında toplatma kararı verilirken, 25 etkinlik yasaklandı, 3 yayın organı saldırıya uğradı, » 1 internet sitesi engellendi, 5 radyo ve televizyona uyarı cezası verildi, 2 radyo ve televizyon da kapatıldı, 1 radyoya 5 kez uyarı cezası verildi. » 113 dosyadan 430 kişi hakkında soruşturma açıldı.

  • ali22 Ağustos 2011 03:33

    2004 yılında; » Faili meçhul saldırılar sonucu 42 kişi, yargısız infaz sonucu 47 kişi öldürüldü. » 843 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı, toplumsal gösterilerde 213 kişi yaralandı. » 6 bin 391 kişi gözaltına alındı, 774’ü tutuklandı. » 31 yasaklama (7 tiyatro oyunu, 2 konser, 5 afiş, 4 etkinlik, 2 şölen, 2 film, 2 müzik albümü, 3 stand, 1 kampanya, 1 resim sergisi, 1 TV programı, 1 resim, öykü, şiir yarışması) yaşandı. » 4 kitap, 4 dergi ve 1 gazete toplatıldı ve yasaklandı. 2 gazete ve 1 dergi toplam 23 gün, 2 dergi ise sürekli olarak kapatıldı. » Düşüncelerini ifade edenlere karşı toplam 2. 488 kişi hakkında 76 soruşturma açıldı. Yine düşünceyi ifade suçundan dolayı 693 kişi toplam 30 yıl 9 ay hapis ve 784 milyar 757 milyon 402 bin TL cezaya çarptırıldı. » 124 basın açıklaması, gösteri, eylem ve mitinge polis tarafından müdahale edildi. » 1.181 kişi hakkında toplam 25 soruşturma açıldı. 11 soruşturma sonucunda 146 Eğitim Sen üyesi, 12 KESK üyesi, 7 doktor ve 52 siyasi parti ve dernek üyesi, maaş kesme, kademe durdurma, kınama, uyarı ve para cezasına çarptırıldı. » 580 kişi sürgün edildi.

  • ali22 Ağustos 2011 03:32

    2003 yılında; » Faili meçhul saldırılar sonucu 50 kişi, yargısız infaz sonucu 44 kişi öldürüldü. » 1.849 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. » 9 bin 648 kişi gözaltına alındı, 1.196’sı tutuklandı. » 285 yayın yasaklandı. 2 derginin yayını durduruldu, 14 dergi ve 8 gazete toplam 192 gün kapatıldı, 2 internet sitesine Türkiye’den giriş engellendi. » 30 gazete ve yayın organı baskına uğradı. » 11 TV ve 10 radyo toplam 480 gün kapatıldı ve 10 kez program durdurma cezası verildi. » Düşüncelerini ifade edenlere karşı açılan 172 davada 882 kişi hakkında 3545 yıl 3 ay hapis cezası istendi. » 52 eylem, basın açıklaması ve mitinge polis tarafından müdahale edildi. » 46 siyasi kuruluşa baskın düzenlendi. » 736 kişi sürgün edildi.

  • ali22 Ağustos 2011 03:32

    AKP DÖNEMİNDE HAK İHLALLERİ BİLANÇOSU 2002–2007 Çıraklık Dönemi; 2002 yılında; » 75 kişi faili meçhul cinayetler, 40 kişi yargısız infaz sonucu, 5 kişi gözaltında hayatını kaybetti. » 876 kişi işkence ve kötü muameleye uğradı. » 21 bin 612 kişi gözaltına alındı. » 200’ü gazeteci olmak üzere 1.148 kişi tutuklandı. » 108 radyo ve televizyon toplam 3220 gün kapatma cezası verildi. 2 radyo tamamen kapatıldı. » 10 gazete ve dergi toplam 78 gün kapatıldı. » 1 Enstitü, 1 vakıf ve 5 dernek kapatıldı. » 169 kitap, dergi ve afiş yasaklandı veya yayını durduruldu. » 228 kişi için toplam 362 yıl 7 ay hapis cezası ve 144 milyar 164 milyon TL para cezası verildi. » 17 öğretmen açığa alındı, 296 öğrenci okuldan uzaklaştırma aldı, 74 öğrenciye tasdikname verilerek okullarla ilişkileri kesildi. 55 öğrenci hakkında dava açıldı. » 5 bin 91 kişi siyasi nedenlerle işten atıldı. » 220 kamu görevlisi hakkında soruşturma açıldı. » 582 kamu emekçisi sürgün, görevden uzaklaştırma ve idari cezalar aldı.

  • aziz22 Ağustos 2011 03:30

    Başbakan Erdoğan, faili meçhul cinayetlerin yaşanmadığını savunadursun, 2002’den bu yana sadece bölgede 607 kişi faili meçhul cinayetle yargısız infaz sonucu öldürüldü BAŞBAKAN'I YALANLIYOR insan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi'nin verileri Başbakan Erdoğan’ı tekzip ediyor. Derneğin hazırladığı rapora göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana sadece bölgede 607 sivil insan, faili meçhul cinayet ile polis, asker ve korucular tarafından yargısız infaz sonucu öldürüldü.