Vizeler kalktı, rüşvet kaldı
Vizelerin kaldırılmasıyla kolaylaşan Suriye ve Lübnan yolculuğunu karayolu üzerinden test ettik. Sonuç: Vizeler kalmış, rüşvet sürüyor. Ama dayanabilen rüşvetsiz de seyahat ediyor.
Çok değil on yıl önce savaşın eşiğinden döndüğümüz güney komşumuz Suriye ile ilişkilerde bir balayı dönemi yaşanıyor. Üç yıl kadar önce bombalarla sarsılan Lübnan'da ise sular durulmuş olmasa da kısmi bir istikrar sözkonusu denebilir. Yakın geçmişe kadar her iki ülke de Türk turistler için ciddi bir seçenek değildi. Ancak özellikle vize uygulamasının ardından iki ülke de Türkler için cazip bir seçenek olmaya aday.
Gazeteci sıfatıyla ziyaret ettiğim bu iki ülkeye bu kez yolum aile ziyareti nedeniyle düştü. Suriye'nin ardından, Lübnan'la da vize uygulamasının kalktığını duyunca, aklıma parlak bir fikir geldi. Beyrut'ta yaşayan ablama yaşgününde ailecek sürpriz bir ziyaret yapmak.
Annem, babam, kız kardeşim ve iki yeğenimle birlikte arabayla Suriye üzerinden Lübnan'a gitmek hem daha hesaplı olacak hem de ailecek ilginç bir seyahat gerçekleştirmiş olacaktık.
Açıkcası, konu yol bulmak olunca tartışmak konusunda diğer çiftlerden farkı olmayan 70 yaşındaki annem ve babamla hemen her konuda dalaşan iki küçük yeğenle araba yolculuğu konusunda endişe etmedim desem yalan olur.
Suriye konusunda Türkiye'de hala bir önyargı var. Bu durumu belki de anlayışla karşılamak gerekir, zira hem Suriye hem de Lübnan yıllarca PKK kamplarına ev sahipliği yapmış iki ülke.
Biz ailecek gündüz başlayıp, türlü nedenlerden dolayı gece yarısını bulan araba seyahatimiz sırasında, en ufak bir güvenlik sıkıntısı hissetmedik.
Asıl, sınır kapılarındaki bürokrasi ve özellikle Suriye'deki yol tabelalarının bizim açımızdan yetersizliği sıkıntı yarattı.
Hatay yakınındaki Cilvegözü sınır kapısından çıkmamız çok uzun sürmedi. Suriye tarafındaki işlemler ise neredeyse iki saati buldu.
Dolarsız geçmeyin
Öncelikle arabayla Suriye'ye geçmek isteyenlere önemli bir tavsiye: Yanınızda muhakkak dolar bulundurun. Zira Türk ya da Suriye parası kabul edilmiyor. Arabalarıyla Antep'ten günü birlik Suriye'ye geçmek isteyen İstanbullu bir çift, tam dönüyorlardı ki, bizden dolar alıp yollarına devam edebildiler.
Suriye ekonomisine dolar girişini sağlayan bu işlem için önce bankadan para değişikliği yapıp, ardından başka bir gişeye ödeme yapıyorsunuz.
Sonra sıra pasaport kontrolüne geliyor.
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi ile gişe önünde nasıl kuyruk oluşturulduğu arasında doğru orantı olduğunu düşünüyorum. Suriye ve Lübnan'da düz bir sıra yok. Herkes yan yana durup, elindeki pasaportu, küçük bir pencereden çatık kaşlı Suriyeli memurlara ulaştırmaya çalışıyor. Bizim durumumuzda genelde aile olmamız yana sıradaki Türklerin, "gel abla şöyle yanaş, yoksa çok beklersin" diyerek yol açmaları yardımcı oldu. Yaklaşık 15- 20 dakikalık bir süreden sonra, arabayla gümrük kontrolüne girdik.
Rüşvetin kokusu
Bir haftayı yurt dışında geçirecek altı kişinin seyahat ettiği arabanın tıka basa dolu olduğunu tahmin edebilirsiniz. Suriyeli memur, bizim ailecek kaçakçılık yapma potansiyelimizi göz önünde bulundurarak, her şeyi indirmemizi istedi. Bu tutumun arkasında rüşvet kokusu aldımsa da, gerekirse saatlerce arabayı inceleyip, arkamızda uzun kuyruklar oluşturmasına engel olmayacağımı beden diliyle anlatır bir şekilde bavulların içini göstermeye başladım ki, beklediğimden daha kısa sürede pes etti.
Biz Salı günü öğlen saatlerinde sınırdan geçiş yaptığımız için, ciddi bir kalabalığa denk gelmedik. Ancak Dışişleri yetkililerinin verdiği bilgiye göre, özellikle vize uygulamasının kalktığı ekim ayından bu yana, özellikle sınır şehirleri arasında geçişler ciddi oranda artmış durumda. Bu durum sadece bölge halkı ile sınırdı değil. Hatay'a bir konferans için gelen bir grup öğretim üyesinin, gelmişken öğlen yemeğini Halep'te yiyelim diyerek Suriye'ye geçmeleri türünden örneklerin her geçen gün artığı söyleniyor.
Vizenin kaldırılmasının ardından iş adamlarının gelişinde de belirgin bir artış gözlemlenmiş. Ancak, iki ülke arasındaki ticaretin gösterdiği hızlı artış, çok daha önce başladı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun verdiği bilgiye göre, Suriye ekonomisi son yıllarda büyük değişim göstermeye başladı. Dünya Ticaret Örgütü'ne katılmaya hazırlanan Suriye, 2007'de yabancı yatırımcıların birçok bürokratik engelle karşılaşmalarına neden olan Yatırım Kanunu yürürlükten kaldırıldı.
1.4 milyar liralık ihracat
Dışişleri'nden öğrendiğime göre, yatırım ortamını daha da iyileştirecek yeni bir yasal düzenleme de söz konusu. Rakamlara bakıldığında ise siyasi iklimin düzelmesi, Suriye'deki yatırım ortamının da iyileşmesiyle, ticaretin Türkiye lehine gelişmesine yol açtığı net şekilde görülüyor. Türkiye de Suriye ile 2007 yılında yürürlüğe serbest ticaret anlaşması sonrasında Suriye'nin en fazla ithalat yaptığı ülkeler sıralamasına girdi. 2002'de denge Türkiye aleyhine iken, 2004 itibaren durum tersine döndü. 2009 yılı itibariyle Türkiye'nin Suriye'ye ihracatı bir önceki yıla göre %28 oranında artarak 1 milyar 424 milyon dolar olarak gerçekleşirken; 2009 yılı itibariyle Suriye'den ithalatı yaklaşık % 48 oranında azalarak 327 milyon dolar oldu.
İşadamları Suriye'yi çoktan keşfetmiş durumda. Şam Büyükelçiliğindeki yetkililerin söylediğine göre, ticaret dışı amaçlarla gelenlerin sayısında da ciddi bir artış artış başlamış. Bunun başında da dizi, belgesel çekmek için gelenler var.
Turizm açısından ise Suriye'nin tam anlamıyla Türk turistlerin radarında olduğu söylenemez. Halbuki Şam, Halep ve Laskiye gibi şehirlerin yanı sıra, eski çağ kalıntılarıyla Palmira da görülmeye değer.
Biz ise, "yolcu yolunda gerek," diyerek, Halep'te yemek yiyip, doğruca Beyrut'a gitme planı yapıyoruz.
İşte Halep nerede yemek?
Teknoloji engelli ve yol bulma konusunda beceriksiz bir aile olduğumuzu baştan kabul ediyorum. Ancak Suriye'deki tabelaların da turistler açısından çok yardımcı olduğunu söylemek zor. Babamın sınırlı Arapçasına karşın Halep'te yemek yeme planımızı, şehrin girişini kaçırdığımız için gerçekleştiremedik. Hama'da şehir merkezinde yediğimiz yemeğin ardından, otoyolu bulmamız, bir hayli sürdü. Bir sonraki istikamet, Homs'dan Suriye sınır kapısı Arida'ya giden 45 dakikalık yolu biz kaybola kaybola iki saatte alabildik.
Dil sıkıntısına karşın, Suriyeliler gayet yardımseverler. Suriye'de yaşayan dostlar, özellikle Türk olmanın pek çok kapıyı açtığını söylüyorlar.
PKK nedeniyle Suriye Türklerin gözünde düşman komşu idi. Suriye'liler açısından ise böyle bir durum hiç olmadı. Zira ülkenin içindeki kapalı sistem nedeniyle çoğunluk Suriye vatandaşı, iki ülke arasında PKK nedeniyle sorun yaşandığı konusundaki farkındalığı çok düşüktü. Suriye'liler için Türkiye'ye tatile gitmek çok daha popüler. Bunda Türk dizilerinin de etkisi var. DEİK'in verdiği bilgilere göre 2008 yılında bir önceki yıla göre Türkiye'ye gelen Suriyeli turist oranında yüzde 22'lik bir artış kaydedilmiş. 2008 ve 2009 yılında Türkiye'yi ziyaret eden Suriye'li turist 400 bin civarında.
Biz yolculuğumuzun Suriye etabını bitirip, Lübnan sınırına vardığımızda, anladık ki, ülkeden çıkmak, girmek kadar bürokrasi gerektiriyor. Bu arada, pasaportumda yazmamasına karşın vize sırasında bekleyen babam mesleğimin sorulması üzerine, benim gazeteci olduğumu söyleyince, kendimi amirin odasında buldum.
Hangi gazetede çalıştığımı sorduktan sonra, vize işlemleri bitene kadar beni odasında misafir etti. Babamın yanına gelen annem, beni sorunca babam gayet sakin "polise ifade veriyor," demiş. Bürokrasiden yılıp, sinirlenmeye başladığım için, olay çıkardığımı sanan annem ise yavrusunu kurtarmak için hışımla odaya girdiğinde, bizi televizyonda bir mısır dizisi seyrederken görünce rahatladı.
Lübnan'ın yolları savaş mağduru
Lübnan, giriş çıkış prosedürü açısından Suriye'ye göre daha organize görünse de, yine elimizde belgelerle bir orada bir burada koşuşturmak durumunda kalıyoruz. Ancak kesinlikle Suriye'yle kıyas kabul etmez. Yine gerek aile olmamız gerekse İngilizce ve Fransızca bilmenin bize çok faydası oldu. Suriye'de araba kullanmak, Lübnan'a oranla daha keyifli, zira Suriye'de çoğunluk, çift şeritli yollardan geçtik. Lübnan'daki sıkıntılı durumu ise, bozuk yollardan ve sıkça karşınıza çıkan askeri kontrol noktasından çıkarabiliyorsunuz.
Lübnan'da tabelalar daha açıklayıcı. Ama bu bile bizim için yeterli değil.
Ablama hayatının sürprizini yapıp, dört gün sonra dönüşe geçtiğimizde, Arida sınır kapısından geçip, kıyıdan Türkiye'ye gitme planını gerçekleştiremedik. Zira kendimizi Arida yerine onun hemen 15 km yakınındaki başka bir sınır kapısında bulduk.
Gidiş kadar dönüşte de bürokrasiye takıldık. Ama biraz daha tecrübeli olduğumuz için daha kısa sürdü diyebilirim. Sınır kapılarındaki bürokrasiden yakındığım bazı Suriye ve Lübnan'lı tanıdıklar, bıyık altından gülerek, "rüşvet vermediğin için böyle oldu. Rüşvet verseydin bak nasıl hızla biterdi işlemler," dediler.
Hiç rüşvet vermedik desem yalan olur. Ama sadece doğrudan, "eh şuraya birkaç kuruş atarsınız değil mi" şeklinde bir tavır gördüğümüzde ya da bir homurdanma halini rüşvet istemeye yorduğumuzda, cüzzi miktarlar verdik. Bu da çok sık olmadı. Çoğunlukla, kuyrukta bekleyen Türklerin, "burada işler rüşvetsiz çok yavaş gider" uyarısına karşın, biz, rüşveti kime, nasıl, ne şekilde vereceğimizi de pek bilemediğimizden ve biraz da benim inadımdan, beklemeyi tercih ettik. Ama görünen o ki vizeler kalksa da bölge de rüşvet henüz kalkmış değil.REFERANS