BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 66,75 -1,84 347.100.000.000,00
ALBRK 8,57 -2,39 21.425.000.000,00
GARAN 131,60 -1,72 552.720.000.000,00
HALKB 42,36 -2,40 304.347.197.859,12
ICBCT 14,20 -2,87 12.212.000.000,00
ISCTR 12,87 -1,76 321.750.000.000,00
SKBNK 4,92 -3,53 12.300.000.000,00
TSKB 9,43 -2,98 26.404.000.000,00
VAKBN 32,86 -3,58 325.837.181.245,78
YKBNK 35,70 -1,65 301.559.730.838,80

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaGündemTÜSİAD, SPK’dan ne için destek istedi----

TÜSİAD, SPK’dan ne için destek istedi

TÜSİAD, SPK’dan ne için destek istedi
27 Ağustos 2009 - 20:54 www.finansingundemi.com

Ekonomist Dergisi'nin haberine göre TÜSİAD, kurumsal yatırımcının desteklenmesi için SPK'ye rapor yazdı.

TÜSİAD’dan SPK’ya 'kurumsal yatırımcıyı destekleyin' mektubu TÜSİAD, özel sektör tahvillerinin ihracında karşılaşılan sorunlara, kurumsal yatırım talebinin teşvikine, aracılık maliyetlerinin düşürülmesinden, ikincil piyasaların geliştirilmesine ve vergilendirmeye kadar birçok konudaki önerilerini SPK’nın yaptığı ‘çalıştay’a bir rapor olarak sundu. Raporun en önemli konu başlıklarından birini, kurumsal yatırımcının desteklenmesi yönündeki beklentiler oluşturuyor. Kayhan Öztürk/ Ekonomist Dergisi Global krizin etkileri nedeniyle bankaların kredi kullandırmakta daha titiz davranmaya başlamasıyla alternatif finansman yöntemleri de tartışılmaya başlandı. Bunlardan biri de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray’ın "Banka kredi faizleri hala çok yüksek. Bu ortam, özel sektörün tahvil ihraç etmesi için en mantıklı dönem" sözleriyle gündeme geldi. Özel sektörün tahvil ihracı konusu, SPK’nın konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla yürütülen ‘çalıştay’ında da öne çıktı. SPK’nın bu konudaki görüşlerini aldığı kuruluşlardan biri de Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD). Dernek, özel sektörün tahvil ihracı konusu başta olmak üzere sermaye piyasaları mevzuatında yapılmasını istedikleri değişiklikleri ‘çalıştay’ kapsamında bir rapor olarak SPK’ya sundu. TÜSİAD’da oluşturulan Sermaye Piyasaları Çalışma Grubu’nun hazırladığı ve Mayıs 2009’da SPK’ya sunulan rapor, “Borçlanma araçlarının ihracında karşılaşılan sorunlar, kurumsal yatırım talebinin teşviki, aracı kurum maliyetleri, ikincil piyasaların geliştirilmesi, teminatlandırma, vergilendirme” gibi ana başlıkları içeriyor. SPK’nın Ocak 2009’da “Borçlanma Araçlarının Kurul Kaydına Alınması ve Satışına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ”in yayınlanmadan önce konuyla ilgili kurum ve kuruluşların katıldığı ‘çalıştay’da üzerinde durdukları birçok konunun tebliğde dikkate alındığı için teşekkürle başlayan TÜSİAD raporunda, uygulamada aksayan yönlerin tespiti yapılarak öneriler sunuluyor. Özel sektör tahvilleri Sermaye piyasalarına ilişkin istenilen düzenlemelerin başında, özel sektör borçlanma tahvilleri geliyor. Raporda, en gelişmemiş sermaye piyasalarında dahi özel sektör borçlanma araçları stokunun GSMH’nın yüzde 2-3’ünü, gelişmiş ülkelerde ise yüzde 30-50’sini oluşturduğu; Türkiye’de ise bu oranın yüzde 1’in altında olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte 2005 sonu itibariyle piyasada bir hareketlenmenin başlaması, 2006-2008 yılları arasında 4’ü halka arz, 7’si tahsisli olmak üzere toplam 11 özel sektör tahvili ve finansman bonosu ihracının gerçekleşmesi, önemli gelişmeler olarak vurgulanıyor. Kredi piyasasında yaşanan daralmayla birlikte şirketler için alternatif finansman kaynaklarının önemini artırdığı belirtilen raporda, “Kredi kaynaklarındaki daralmanın yanı sıra faiz oranlarındaki düşüş, borçlanma araçları vasıtasıyla sağlanacak finansmanı, maliyet açısından da geçmiş dönemlere kıyasla daha cazip kılabilecektir” deniliyor. Bu piyasanın gelişmemesi ise; kurumsal yatırımcılardan yeterince talep görmemesine, ikincil piyasanın gelişmemiş olmasına ve repo-ters repoya yönelik kısıtlamalara bağlanıyor. Kurumsal yatırımcının teşviki Gelişmiş sermaye piyasalarında özel sektörün en önemli fon sağlayıcısı olan kurumsal yatırımcıların, Türkiye’de bu işlevi tam olarak yerine getiremedikleri görülüyor. Raporda bu durum, sigorta şirketleri, devletin sosyal güvenlik kuruluşları, aracı kurumlar, özel emeklilik sandıkları ve yatırım fonları gibi kuruluşların mevzuat gereğince özel sektör borçlanma araçlarına yatırım yapamamalarına ya da pozisyon riski karşılıkları gibi yükümlülükler nedeniyle sınırlı miktarda yatırım yapabilmelerine bağlanıyor. Türkiye’de son yıllarda kurumsal yatırımcı olarak sigorta şirketleri, emeklilik fonları ve yatırım fonlarının öne çıktığı belirtilen raporda, bu kurumların özel sektör borçlanma senetlerine de yönlendirilmesinin önemli avantaj sağlayacağı vurgulanıyor. Ancak, yatırım ve emeklilik fonları, sadece borsaya kote edilmiş varlıkları portföylerine alabiliyor. Bu nedenle söz konusu fonların özel sektör tahvillerine yatırım yapamamasının, önemli bir kısıtlama olduğu vurgulanarak, çözüm olarak bu kısıtlamaların kaldırılması ve bu kıymetlere yatırım yapılmasının teşvik edilmesi öneriliyor. İkincil piyasanın gelişimi Özel sektör borçlanma araçlarının işlem görebileceği yeterli genişlik ve derinlikte bir ikincil piyasanın olmadığı ifade edilen raporda, bu araçların fiyatlarının gerçekçi olarak belirlenmesinde ve likiditenin gerekli ölçüde sağlanmasında sıkıntı yarattığı vurgulanıyor. Bu noktada “İMKB Tahvil Piyasasının piyasa katılımcıları açısından tercih edilebilir kılınması, işlem hacminde belirli bir büyüklük sağlanıncaya kadar işlem maliyetlerinin daha düşük tutulması” gibi önlemlerin, yatırımcıları teşvik edeceği belirtiliyor. Özel şirket tahvilleri repo edilmeli Özel sektör borçlanma araçlarının özellikle bankalardan talep görebilmesi için bu menkul kıymetlerin repo edilme imkanının getirilmesi gerektiği de kaydediliyor. DİBS’lerin repo konusu olarak ağırlıklı bankalardan talep gördüğü, özel sektör borçlanma senetlerinin ise aynı oranda talep görmesinin zaman alacağı belirtilirken, konuyla ilgili ilke kararlarının tekrar ele alınması ve teknik altyapının hazırlanması için gerekli kurumlarla irtibata geçilmesi çağrısında bulunuluyor. Özel sektör borçlanma araçları piyasasının gelişimine engel oluşturan bir diğer önemli konu olarak da bu kıymetlerin teminatta kullanılmaması tespiti yapılıyor. Bilindiği üzere devlet bono ve tahvilleri, bankalarca repo işlemleri ve mevduat munzam karşılığı gibi araçlarda borçlanma teminatı olarak kullanılıyor. Halen yürürlükte olan Merkez Bankası repo genelgesinde halka arz edilmiş olan özel sektör tahvilleri ve finansman bonoları, bankalar arası repo işlemlerinde yüzde 50 oranında teminat olarak kabul ediliyor. Ancak müşterilerle yapılacak repolarda nasıl bir teminatlandırma yapılacağı belli değil. Bankalar arası işlemlerde geçerli olan yüzde 50 teminat kuralının müşteri reposunda da bir çözüm olarak öneriliyor. Döviz tahvilinin önünü açılsın Raporda Hazine’nin döviz cinsi tahvil ihracının mümkün olmadığı yolunda görüş bildirmesine rağmen, “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 32 Sayılı Karar ve SPK’nın tebliğlerinde döviz üzerinden tahvil ihracına ilişkin bir kısıtlama bulunmamaktadır” deniliyor. Bu tespitten yola çıkılarak “Türkiye’de döviz üzerinden kredi kullanımında herhangi bir kısıtlama olmayan ve gelirlerinin önemli kısmını döviz bazında elde eden şirketlere yine döviz bazında tahvil ihraç etmeleri için imkan verilmesinin faydalı olabileceği” belirtiliyor. Bu ürünün de döviz cinsi yatırımı tercih eden tasarruf sahipleri tarafından önemli ölçüde ilgi göreceği tahmini yapılıyor. Diğer konular Raporda “diğer konular” başlığı altında vergilendirme, borçlanma araçlarının ihraç maliyetleri gibi konulara dikkat çekiliyor. BSMV mükellefi finansal kurumların, özel sektör borçlanma senetlerine yatırım yapmaları halinde DİBS’lere kıyasla dezavantajlı bir durumun ortaya çıktığı belirtiliyor. Buna göre finansal kurumlar, Hazine kağıtları için yüzde 0, alım satım kazançları üzerinden ise yüzde 1 BSMV öderken, özel sektör borçlanma senetlerinde yüzde 5 BSMV ödeniyor. Bunun ise finansal yatırımcıların özel borçlanma senetlerine ilgisini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Öneriler; TÜSİAD’dan SPK’ya TÜSİAD’ın uygulamaya geçirilmesinin önemli olduğu sonucuna ulaştığı öneriler ise şöyle: * Kurumsal yatırımcı talebinin teşviki önemlidir. * Bu ürünlerin “ikincil piyasa”sının gelişimi için düzenlemelere ihtiyaç vardır. * Bu ürünlerin likit hale gelmesi ve fonlanmasını sağlamak üzere repo-ters repo işlemlerine konu olmasını sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç vardır. * Bu ürünlerin “teminat” olarak kullanılabilmesine ilişkin düzenlemeye ihtiyaç vardır. * İhraç maliyetini yükselten unsurlardan “SPK kayıt ücreti” ve “vergi” konusuna ilişkin olumsuzluğun giderilmesi faydalı olabilecektir. * Gerek SPK gerek diğer kurum ve meslek örgütleri (İMKB, BDDK, TSPAKB, Odalar vb.) tarafından, hem yatırımcılara hem ihraççılara yönelik tanıtım çalışmaları ve toplantıların yapılması, gerektiğinde tarafımızca destek sağlanması önerilmektedir.
ETİKETLER :
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)