BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 67,95 -2,51 353.340.000.000,00
ALBRK 8,13 -0,97 20.325.000.000,00
GARAN 136,40 -0,73 572.880.000.000,00
HALKB 26,20 -2,09 188.241.184.700,40
ICBCT 16,30 4,02 14.018.000.000,00
ISCTR 13,81 -2,13 345.249.585.700,00
SKBNK 6,85 -1,15 17.125.000.000,00
TSKB 12,90 -2,05 36.120.000.000,00
VAKBN 27,34 -1,09 271.101.294.438,82
YKBNK 31,88 -0,62 269.291.994.933,92

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaPara PiyasaTek elle iki kurbağa yakalanmaz----

Tek elle iki kurbağa yakalanmaz

Tek elle iki kurbağa yakalanmaz
29 Mart 2011 - 09:00 www.finansingundemi.com

Merkez Bankası, cari açığı azaltırken sıcak paraya ihtiyacı azaltıp kurun çok etkilenmemesini sağlamak istiyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yasasında yazılı tek görevi fiyat istikrarını sağlamak, yani enflasyonu önlemektir. TCMB bu görevi yerine getirmek için enflasyon hedeflemesi uyguluyor. İthalat artmaya devam ettiği için cari açık da artıyor. Bunu önlemenin iki yolu var: İlk yol olarak karşımıza ihracatı arttırmak ve/veya ithalatı kısıtlamak yolu çıkıyor. İhracatı teşvik etmek için ihracatçıya ucuz kredi veya enerji vermek ya da ihracatta vergi iadesi yapmak gibi sübvansiyonlar uygulanabilir. İthalatı kısıtlamak için gümrük tarifeleri arttırılabilir, ek vergi ya da fon uygulaması getirilebilir, kota uygulamasına geçilebilir. Bunları uygulamak bugünün küresel sisteminde pek mümkün görünmüyor. Dünya Ticaret Örgütü Sözleşmesi ve AB anlaşması bunları gelişigüzel uygulamaya engel oluşturuyor. O halde bu ilk gruba giren önlemler bugün için uygulanabilir önlemler değildir.
Kuru piyasa belirliyor
İkinci yol olarak kurla oynamak bir çözüm olarak geliyor gündeme. Bu da eskisi kadar kolay bir yöntem değil. Eskiden olsa kuru Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası saptadığı için TL’nin dış değerini istediğimiz gibi ayarlamak mümkün olabilirdi. Ne var ki serbest kur yönteminde kur artık piyasada belirleniyor. Bu durumda kuru istenilen düzeye getirebilmek için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın döviz satın alması ve piyasaya TL vermesi gerekiyor. Bu durumda döviz kıtlaşacağı için pahalanırken TL bollaşacağı için ucuzlayacak ve dolayısıyla değeri düşen TL ihracatı özendirirken ithalatı zorlaştırarak cari açığın düşmesini sağlayacak.
Bu açıklamalardan çıkan mantıklı sonuç; TCMB’nin piyasadan döviz satın alarak piyasaya TL sürmesi ve TL’nin değerini düşürmesidir. Tıpkı Çin’in rezervlerini bu yolla arttırırken bir yandan da Yuan’ın değerini düşük tutması ve o yolla ihracatı özendirip ithalatı caydırmasında olduğu gibi. Peki o halde TCMB niçin bu yola gitmiyor da mevduat karşılık oranlarını arttırıyor?
İthalatın hızla artmasının nedeni Türkiye’nin hızlı büyümesidir. Türkiye’nin ithalatındaki ağırlık büyük ölçüde yatırım malları, ara malları ve hammaddeden oluşuyor. Yani Türkiye yatırım ve üretim yapmak için ithalat yapıyor. Büyüme düşerse ithalat, ithalat düşerse cari açık, cari açık düşerse sıcak para ihtiyacı düşer.
Bir taşla iki kuş
Türkiye’nin son 11 yılda nominal GSYH’si yüzde 182 artarken reel GSYH’si yüzde 40 artmış. Eğer TL, enflasyon kadar dış değerini de kaybetmiş olsa bizim GSYH’miz 750 milyar dolar değil 375 milyar dolar dolayında olacaktı. Bu durumda kişi başına gelirimiz de 10.000 dolar değil 5.150 dolar olacaktı. Eğer TCMB, piyasadan döviz alıp karşılığında TL satarak pariteyi örneğin 1.80’e getirmiş olsa GSYH’miz 611 milyar dolar, kişi başına gelirimiz de 8.300 dolar olur. Öyle olursa daha az övünebiliriz.
TCMB, döviz satın almak yerine karşılık oranlarını arttırarak iki hedefi aynı anda tutturmak istiyor. İlk olarak kredi hacmi daralacak ve bu yolla büyümenin biraz sınırlanması ve ekonominin soğuması sağlanmış olacak. Bu da ithalatın yavaşlamasına ve cari açığın azalmasına yol açacak. Sonuçta sıcak paraya ihtiyacımız azalacak. İkinci olarak kurlar çok fazla etkilenmeyecek. Yani TL, döviz satın alıp piyasaya TL sürmeye göre çok daha kontrollü bir değer kaybı yaşayacak. Bunun yararı ne olacak? Bunun yararı da GSYH’nin yüksek görünmeye devam etmesi ve bizim övünmeye devam etmemiz olacak. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın birçok kişiye sürpriz gibi görünen kararının temelinde bu düşüncelerin yattığını düşünüyorum.
Bu gibi durumlarda nedense aklıma bir Çin atasözü takılır hep: Tek elle iki kurbağa yakalanmaz.

MAHFİ EĞİLMEZ - RADİKAL

ETİKETLER :
YORUMLAR (1)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • Xb29 Mart 2011 09:17

    Asıl amaç enflasyon hedefi ile birlikte düşük maliyetlerin uzun vadeye yayılarak üretime dönük kredilendirmeye imkanları açmak. Bunu sağlayabilmek için ortamı da zaman içerisinde hazırlayabilmek için zaman oluşturmaktır. Bundan sonra bankacılık bireysel, ticari(KOBİ v.s.)+kurumsal ve Kalkınma ve Yatırım bankacılığı olarak sınıflanıp ayrışacak ama her banka bu üçünde de yer alabileceği şubeleşmelere gidecektir. Mevduatın ve sermayenin en az %40-45'lik kesimi yatırıma(üretime dönük)ve ihracata ayrılacaktır. Buradaki vadelede 10 yıla kadar çok düşük maliyetlerle olacaktır. Bireysel bankacılık da konut,araç ve tüketici nitelikli olup, ağırlığı konut oluşturacaktır. Bunda da düşük maliyetle 10 yıla kadar vadeler olacaktır. Ticari+Kurumsal bankacılıkta ise işletmelerin kısa vadeli ihtiyaçları (hammadde, araç v.b.) alımları finanse edilecek vadeler 24 ayı geçemeyecktir. Bütün bankacılık sistemibuna göre kendisini tanzim etmelidir. Yatırım bankacılığı alanına da büyük bankalarımızın giriş yapması gerekmektedir. Burada önemli olan gerçek anlamda üretimedönük yatırımların uzun vadeli çok düşük sabit maliyetle finansmanıdır. Bu önlemler genel ekonomiye pozitif yansıyacaktır.

DM TV YAYINDA! ABONE OL!