BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 66,75 -1,84 347.100.000.000,00
ALBRK 8,57 -2,39 21.425.000.000,00
GARAN 131,60 -1,72 552.720.000.000,00
HALKB 42,36 -2,40 304.347.197.859,12
ICBCT 14,20 -2,87 12.212.000.000,00
ISCTR 12,87 -1,76 321.750.000.000,00
SKBNK 4,92 -3,53 12.300.000.000,00
TSKB 9,43 -2,98 26.404.000.000,00
VAKBN 32,86 -3,58 325.837.181.245,78
YKBNK 35,70 -1,65 301.559.730.838,80

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaGündemOperasyonlar sürecek mi?----

Operasyonlar sürecek mi?

Operasyonlar sürecek mi?
22 Ağustos 2011 - 00:06 www.finansingundemi.com

Başbakan Erdoğan AK Parti iftarında önemli açıklamalarda bulundu

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bütün sabotajlara, bütün provokasyonlara, demokrasiye kurulan bütün pusu ve tuzaklara rağmen, biz kardeşlik hukukumuzdan, adaletten ve hakkaniyetten, demokrasi ve hukuktan geri adım atmadan bu acılara son verme mücadelemizi sürdüreceğiz'' dedi.
Erdoğan, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca verdiği geleneksel iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, buradan Türkiye'nin her köşesine, İslam dünyasının her ülkesine ve bütün insanlığa selam, sevgi ve muhabbetlerini gönderdiğini dile getirerek, İstanbul teşkilatının gelenekselleşen iftar sofralarının sadece Türkiye'nin bütün renklerini bir araya getirmediğini, dünyanın bütün renklerini bütünleştirdiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Diliyoruz ki, bu iftar sofrasındaki birlik ve beraberlik ruhumuz sonsuza kadar devam etsin. Konuşmama başlarken şehit kardeşlerime Allah'tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve milletimize sabır ve metanet diliyorum. Ulvi duyguların zirveye çıktığı bu manevi iklimde yaşanan acılar şüphesiz yüreklerimizi yaktı, kalplerimizi sızlattı. Ama hemen söyleyeyim. Bu devran böyle gitmeyecek. Açık söylüyorum. Bütün sabotajlara, bütün provokasyonlara, demokrasiye kurulan bütün pusu ve tuzaklara rağmen, biz kardeşlik hukukumuzdan, adaletten ve hakkaniyetten, demokrasi ve hukuktan geri adım atmadan bu acılara son verme mücadelemizi sürdüreceğiz. Edirne'den Hakkari'ye istisnasız bütün vatandaşlarımızın huzur ve güveni için bu yola girdik. Yapılması gereken ne ise onu yapacağız. Her türlü ayrımcılığı başta ret ettik. Reddetme politikalarını biz bitirdik. İnkar politikalarını biz bitirdik. Asimilasyon politikalarını bitiriyoruz. Böyle bir noktaya geldik.''
Milletin bunu çok iyi bildiğini ve millete gidilen her seçimde her referandumda kardeşlik siyasetinin ibra edildiğini dile getiren Erdoğan, ibra edildiği için 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve 2 referandumun kazanıldığını, bunun milletin ibrası olduğunu vurguladı.
Erdoğan, ''Bu birlik siyaseti sayesinde Türkiye ayağa kalktı ve tarihi mesafeler aldı. Zira biz aklımızla, gönlümüzle, vicdanımızla beraber bu yola çıktık. Yolun bir yerinde aklımızı, yolun bir yerinde vicdanımızı, yolun bir yerinde ruhumuzu iktidara, koltuğa, makama, mevkiye feda etmedik, etmeyeceğiz. Bugüne kadar böyle geldik, bundan sonra da böyle yürüyeceğiz. Hiçbir zaman meşruiyet yolundan ayrılmadık ve herkese meşruiyetin adresini gösterdik. Meşruiyetin yegane adresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu her vatandaşımız zaten biliyor. Sayısız haksızlığa maruz kaldık ama millet yolundan, hukuk ve adalet yolundan, meşruiyet dairesinden ayrılmayı aklımızdan geçirmedik'' diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Büyük riskler pahasına milletimizin bütünlüğünden, bütün vatandaşlarımızın aidiyet bağlarını güçlendirmekten zerre kadar geri adım atmadık, atmayacağız. Hiçbir vatandaşımızın şiddet ve terör tarafından rehin alınmasına da izin vermedik, vermeyeceğiz'' dedi.
Erdoğan, yaptığı konuşmada, milletin birlik ve bütünlüğü sayesinde çözümsüz olduğu iddia edilen sorunların çözebileceğine başta inandıklarını ifade ederek, bu inanç ve azimle sayısız zorluğun üstesinden geldiklerini söyledi.
''AK Parti iktidarının ilk gününden itibaren bu ülkede illegal tezgahlar, hukuksuz sektörler çöküşe geçti. Devlet ile vatandaşın arasına giren, istediği yere, zayıf gördüğü noktaya kin ve nefret tohumları eken, terör örgütleri eliyle devleti milletten soğutan, organize suç şebekeleri, çeteler, mafyalar hallaç pamuğu gibi dağılmaya, savrulmaya başladı. Demokrasi açığından beslenenler artık siyaseti bu ülkede rehin alamazlar. Organize suç örgütlerinin, terör ve suç şebekelerinin nasıl iç içe oldukları, birbirlerinden nasıl el alıp el verdikleri, birbirlerini nasıl besledikleri alenen deşifre olmuştur. Suyun başı tutulunca sular temiz akmaya başladı. Tıkanan yollar açılınca milletimiz aynı anda bütün alanlarda ayağa kalktı, yürümeye, koşmaya başladı.

Eski aktörlerin açtıkları yaralar büyük ölçüde kapanmaya yüz tuttu. Çözümsüz denilen sorunlar için güçlü bir millet iradesi vücut buldu, kronik sorunların çözümü ete kemiğe büründü. Barış ve huzurun ülkemize neler kazandırdığını memleketimizin her köşesi, her şehri, her insanı hissetti. Türkiye hiç konuşamadığı kadar konuştu, konuşuyor. Demokratik kanallar açıldıkça açıldı. İktidarımız milletimizi bir bütün olarak görme kararlılığından hiçbir geri adım atmadı. Bütün oyunlar, tezgahlar, tuzaklar boşa çıktı.''
"TÜRKİYE, DEMOKRASİYLE BİRLİKTE BÜYÜDÜ"
Türkiye'nin demokrasiyle birlikte büyüdüğünü ve dünyanın en saygın ülkeleri arasına girdiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: ''İşte tam bu noktada maskeleriyle beraber açığa düşenler oldu. Demokrasiye pusu kuranlar, milletin yoluna mayın döşeyenler, bildikleri eski yöntemlerle, sabotajlarla Türkiye'yi durduracaklarını zannettiler. Türkiye yanlış yapsın, devlet ile milletin arası açılsın da eski günler geri gelsin istediler. Propagandayla, suça azmettirdikleriyle, ölmeye ve öldürmeye sevk ettikleriyle, pusularıyla deşifre oldular. Ezberlerinin, alışkanlıklarının kurbanı olmuşlardı. Zira, Türkiye artık yeni bir Türkiye'ydi.
Evet, ülkemiz ne zaman doğrulsa, ne zaman ayağa kalksa terör sektörünün taşeronları can yakarak demokrasiye, hukuka pusu kurmakta belli bir tecrübe edinmişlerdi. Can yakarak, can alarak, ocakları söndürerek bir terör sektörü oluşturmuşlardı. Demokrasi ve özgürlük alanlarının genişlemesi onların alanını daraltıyordu. Bu gidişle istismar edecekleri alan kalmıyordu. AK Parti hükümeti ise ısrarla bütün Türkiye'yi kucaklamaya devam etti, devam edeceğiz.
Zira biz demiştik ki, 'Türkiye'de hiçbir vatandaşımızın kalbinin kırık olmasına biz rıza göstermeyeceğiz. Şartlar ne olursa olsun, bu ülkenin, bu milletin hiçbir sorununu halının altına süpürmeyeceğiz' dedik. Büyük riskler pahasına milletimizin bütünlüğünden, bütün vatandaşlarımızın aidiyet bağlarını güçlendirmekten zerre kadar geri adım atmadık, atmayacağız. Hiçbir vatandaşımızın şiddet ve terör tarafından rehin alınmasına da izin vermedik, vermeyeceğiz. Bugün de bu istikamet üzereyiz. Yarın da bu istikametten ayrılmayacağız. Sıkıntılarımız yok mu? Var. Ama bunları da aşacağız.''
Erdoğan, Türkiye'nin terörle çekilmek istendiği girdaba asla düşmeyeceğini herkesin bilmesini isteyerek, ''Terörün maneviyatımızı, sosyal psikolojimizi, güvenimizi rehin almasına izin vermeyeceğiz. Hukuk terazisini asla elimizden bırakmadan, meşruiyet hattını asla çiğnemeden vatandaşımıza büyük acılar yaşatan, cinayetler tasarlayan bu terör örgütüne yol vermeyeceğiz'' dedi.
Erdoğan, hava harekatı nedeniyle yürütülen kara propagandayı da bildiklerini ifade ederek, ''Gözyaşları karşısında bile hiçbir insani duygu belirtemeyen terör örgütü ile aynı dili kullananlar, bu süreçte devlet ile vatandaş arasına girmek için operasyonların masum halkı da taciz edeceğini iddia ediyorlar. Hayır, terör ile masum vatandaşı sadece siz birbirinden ayıramazsınız. Biz değil vatandaşımızın malının ve canının zarar görmesini, tek bir vatandaşımızın tırnağının zarar görmesini istemeyiz'' dedi.
Faili meçhullerin geçmişte kaldığını, kendi dönemlerinde bir tane faili meçhul gösterilemeyeceğini kaydeden Erdoğan, bunu bütün vatandaşların bildiğini, kendilerinin 9 yıldır herhangi bir olay karşısında bütün kurum ve kuruluşlarıyla bu işlerin peşine düşmek suretiyle netice almanın mücadelesini verdiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, ''Eksiklerimiz olabilir. 'Yüzde yüz netice alırız' iddiasında değilim. Ama azami oranda bu neticeleri almış bir iktidarız'' diye konuştu.
Ölümle tehdit edildiği için çocuklarının rızık kapısı dükkanının kepenklerini kapatmak zorunda bırakılan masum vatandaşın kendilerini gayet iyi bildiğini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Köylerine dönen yüz binlerce insanımız da terörden gördüğü zararı tazmin ettiğimiz on binlerce vatandaşımız da devlet televizyonundan ana dili Kürtçe yayını dinleyen vatandaşımız da bizi iyi biliyor, tanıyor. Terörün en büyük acıyı o bölgedeki vatandaşımıza yaşattığını da bütün Türkiye biliyor. Biz, bütün dikkatimizle 74 milyon vatandaşımızın, 74 milyon kardeşimizin hukukunu korumaya devam edeceğiz. Geçmişe asla dönmeyeceğiz, geleceğe hep birlikte omuz omuza yürüyeceğiz. Hukuk zemininden ayrılmadan vatandaşımızın hukukunu geliştirmeye devam edeceğiz. 30 yıldır tartışılan darbe anayasasını, milletimizin onaylayacağı yeni bir anayasayla değiştirme arzumuz da bu irademizin göstergesidir. Biz teşebbüs edeceğiz. Biz ana muhalefet ve diğer muhalefet partilerine randevu talebimizi en kısa zamanda bildireceğiz. Bizi kabul ederler veya etmezler. Milletin hakimliğinde bu işi sürdüreceğiz. Aldığımız neticeyi de milletimizle paylaşacağız. Biz ziyaret edeceğimiz bu partilere anayasa teklifiyle gitmeyeceğiz. 'Yeni anayasayı birlikte hazırlayalım' teklifiyle gideceğiz. Çerçevesini de beraber belirleyelim, içeriğini de beraber belirleyelim. Bizim partimizin 336 milletvekili var, dolayısıyla oluşturacağımız komisyonda bize daha fazla üye verilmesi teklifiyle de gitmeyeceğiz. Her birimiz 3'er, 4'er üye verelim, kaçar diyorsanız öyle verelim, bir araya gelelim, çalışma böyle yürütülsün. Bizim derdimiz bağcıyla uğraşmak olmayacak, bizim derdimiz üzümü yemek olacak.''
"DEMOKRASİYE PUSU KURANLAR HAK ETTİKLERİNİ BULACAK"
Başbakan Erdoğan, demokrasiye pusu kuranların, insan öldürmeyi hayat biçimi haline getirenlerin hak ettiklerini bulacaklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
''Cinayet işleyeni, adam öldüreni, kan dökeni, polise, askere ensesinden silah sıkanları, vatandaşa silah doğrultanı kimse ama kimse masum vatandaşımızla karıştıramaz. Hiçbir masum vatandaşımızın bu korkuya kapılmasına da izin vermeyiz. Keza hayata, masumiyete, cana, huzura kastedenler, vatandaş ile devletin arasına giremez, giremeyecektir. Zira, devlet adalete, hukuka tabidir. Ve devlet milletindir. Devletin adaletinin, şefkatinin hissedilmediği zamanların hangi bedellere mal olduğunu ise unutmadık. Milletimiz bugün hala o günlerin bedelini ödüyor. Bedelden kastımın asla maddi bir bedel olmadığını herkesin özellikle bilmesini isterim. Zira biz, sönen hiçbir hayatı, sönen hiçbir ocağı, şehit düşen hiçbir vatandaşımızın bir damla kanını milyar dolarlara değişmeyiz. Herkes bilsin ki terörle Türkiye çekilmek istendiği girdaba asla düşmeyecek.
Terörün maneviyatımızı, sosyal psikolojimizi, güvenimizi rehin almasına izin vermeyeceğiz. Biz şunu da biliyoruz; terörle mücadele sadece güvenlik esaslı yürümez. Tabii ki bunun psikolojik boyutu olacaktır, tabii ki bunun sosyo-ekonomik boyutu olacaktır, tabii ki bunun diplomatik boyutu olacaktır, tabii ki bunun iletişim boyutu olacaktır. Bütün bunları bizler sizlerle birlikte el ele yapacağız. Biz bugün 74 milyon, yarın 100 milyon vatandaşımızın hukukunu kendi hukukumuz olarak bilmeye, korumaya devam edeceğiz. Bütün sorun alanlarını kapatmaya ve geleceğe bir ve bütün olarak yürümeye devam edeceğiz. Bu memleketin, bu ülkenin bütün evlatları, bütün gençleri, bütün çocukları bundan emin olsunlar. Geleceğe huzur ve güven içinde baksınlar. Hukuk terazisini asla elimizden bırakmadan, meşruiyet hattını asla çiğnemeden vatandaşımıza büyük acılar yaşatan, cinayetler tasarlayan bu terör örgütüne yol vermeyeceğiz.''
''Kimse bize şunu söylemesin; 'Devlet operasyonları durdursun'. Hayır, devlet bu milletin huzuru için operasyonsa operasyonu yapma göreviyle mükelleftir ve bunu yapmak onun en doğal hakkıdır'' dedi.
Erdoğan, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca WOW İstanbul Otel'de verilen geleneksel iftarda yaptığı konuşmada, terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlara dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Kimse bize şunu söylemesin 'Devlet operasyonları durdursun'. Hayır, devlet bu milletin huzuru için operasyonsa operasyonu yapma göreviyle mükelleftir ve bunu yapmak onun en doğal hakkıdır. Devletin burada bir çıkarı yok. Devlet sadece bir şeyle yükümlüdür. Devletin mal güvenliğini tesis etmesi lazım. Devletin can güvenliğini tesis etmesi lazım. Devletin akıl güvenliğini tesis etmesi lazım. Devletin neslin korunması gibi bir güvenliği tesis etmesi lazım. Bunları yapmak için de ne gerekiyorsa, biz bunların hepsini yapacağız.
Milletimizin hükümeti, terörle, şiddetle, cinayet tasarımcılarıyla mücadelede asla geri adım atmayacak ama aynı zamanda terörle mücadele yöntemlerinde tarihin tekerrür etmesine de asla izin vermeyecektir. Açık söylüyorum; eski günleri, o karanlığın dönmesini bekleyenler boşuna beklerler. Demokrasiye pusu kuranlar, akıl dışı hesaplarıyla ve hevesleriyle baş başa kalacaklardır. Biz, demokrasiden, hukuktan, adaletten feragat etmeden, kardeşliğimizi derinleştirmeye ısrarla, azimle devam edeceğiz. Korkudan başka bir şey üretemeyenler, sahnede kendilerine yer bulamayacaklar ve açıkta kalacaklardır.''
Başbakan Erdoğan, şehirler arası seyahatlerin azaba dönüştüğü, sadece konvoy halinde bir şehirden bir şehre gidilen günleri geride bıraktıklarını, onların bir daha gündeme girmeyeceğini, tıkanan yolların açıldığını, bu yolların bir daha kapanamayacağını söyledi.
"KATİLLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ"
''Huzur ve kardeşliğin, demokrasi ve adaletin yoluna mayın döşeyen katillere fırsat vereceğimizi ise kimse bizden beklemesin'' diyen Erdoğan, ramazan ayının başında tarihte cahiliye döneminde, 3 aylarda o zaman kabilelerin birbirlerine kurşun sıkmadıklarını, o zaman kullanılan farklı silahları birbirlerine kullanmadıklarını hatırlattığını söyledi.
Erdoğan, ramazan ayında bu ülkede sözde teravih namazı kılan bu terör örgütü ve uzantılarının bu ayın içinde bile sivil-asker demeden yavruları şehit ettiğini, vatandaşlarına kurşun sıktığını söyledi.
Bu nedenle ''Artık ramazanın çıkmasını de bekleyemeyiz. Onun için yapılması gereken operasyonlar ne ise bu sonuna kadar yapılacaktır'' dediklerini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bu asla sivil halkımıza yönelik değildir. Bu operasyonların tamamı terör örgütünün Kandil'den tutunuz, içerdeki odaklarına kadardır. Şu anda ülkemizin bazı şehirlerinde esnafı mahkemeye çağırıp, orada kendilerine yıllık vergi kesen bir örgüttür bu örgüt. Bunlar şimdi şehre inmenin gayreti içindeler. Esnafı bu şekilde kalkıp da 'Sen bu yıl şu kadar ödeyeceksin, sen şu kadar ödeyeceksin', elimizde belge de var, deyip, onu vergiye tabi kılanlar... Düşünün o insan benim bakanıma şunu söylüyor; 'Ne olur bizi kurtarın'. Şimdi 'Ne olur bizi kurtarın' diyen benim vatandaşım, Hakkari'de benim Kürt kökenli vatandaşım. Onun hukukunu korumak bizim görevimiz değil mi? Onlara bu belgeleri yazıp teslim edenleri ininden bulup çıkarmak bizim görevimiz değil mi? Ve bunun yolu yordamı ne ise bu adımı atarak, bunu meydana çıkarmak durumundayız. Aksi takdirde biz ne şu anda bu vatandaşlarımıza bunun hesabını verebiliriz, ne de tarihe verebiliriz. Bunlar, fırsat bu fırsat diyenler, eski kirli, kanlı oyunlarını diriltmek isteyenler hiçbir zaman Allah'ın izniyle umduklarına nail olamayacaklar. Doğudan batıya, kuzeyden güneye millet olarak daha fazla kenetleneceğiz.''
"KÜRT KARDEŞLERİMİ PKK'LILARDAN MUKAYESE EDİLEMEYECEK DERECEDE FAZLA SEVİYORUM"
''Bu iftar sofrasında, bu mübarek vakitte, bir kez daha açıklıyoruz. Biz kardeşiz ve yarın birbirimizi bugünden daha çok seveceğiz. Ben Kürt kardeşlerimi PKK'lılardan mukayese edilemeyecek derecede fazla seviyorum. Türk kardeşimi sevdiğim kadar seviyorum, Lazı sevdiğim kadar seviyorum, Boşnağını, Arnavutunu, Romanını sevdiğim kadar seviyorum. Çünkü yaratılanı yaratandan ötürü seviyorum. Farkımız bu... İnanın onların böyle bir derdi yok. Zira bir insanın ölümüne neden olmak, alemin ölümüne neden olmak gibidir. Bir insanın dirilişine vesile olmak, alemin dirilişine vesile olmak gibidir. Terör örgütünün kitabında, lügatında böyle bir kelime veya böyle bir cümle yok. Cinayet tasarlayanlar bu memlekette kendilerine hayat alanı bulamayacaklar. Terörün pazarı bu Türkiye'de yerini baştan başa huzura, barışa, kardeşliğe bırakacak.''
Erdoğan, ''Gayrı meşru olanla, gayrı insani olanla, terörle, kanla, cinayetle, pusuyla aranızdaki mesafeyi açmazsanız, oy aldığınız vatandaşlarınıza ihanet etmiş olur, meşru bir siyaset yapmazsınız. Bir an evvel meşruiyet zemininden başka yol olmadığını anlayın. Geleceksen, siyaset yapacaksan, tek yer var; Türkiye Büyük Millet Meclisi. Başka çareleri yok. 1 Ekim'den sonra onlar da gelecekler'' dedi. Erdoğan, şunları kaydetti:
''Gayrı meşru olanla, gayrı insani olanla, terörle, kanla, cinayetle, pusuyla aranızdaki mesafeyi açmazsanız, oy aldığınız vatandaşlarınıza ihanet etmiş olur, meşru bir siyaset yapmazsınız. Bir an evvel meşruiyet zemininden başka yol olmadığını anlayın. Meşruiyet zemininin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu söylememe bilmem gerek var mı? Geleceksen, siyaset yapacaksan, tek yer var; Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bakın birileri de aynı şeyi söyledi. 'Arkadaşlarımız gelene kadar gelmeyeceğiz' dediler. Ne oldu geldiler mi? Geldiler. Simav'da söyledim 'Gelecekler' diye. Bir hafta içinde geldiler. Bunlar da gelecek. Başka çareleri yok. Parlamento kapalı olduğu için şimdi onu değerlendiriyorlar. Olay bu. 1 Ekim'den sonra onlar da gelecekler. Başka çıkış yolu yok bu işin. Meşruiyet zemininden kaçanlara diyeceğimiz şey ne biliyor musunuz 'Siz bilirsiniz'.''
Türkiye'nin ileri demokrasi hedefinden, özgürlüklerden, adaletten, refah ve huzur hedeflerinden dönmeyeceğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin bugün insanlığın vicdanı olarak dünyanın yitirdiği erdem ve faziletlerin rehberliğini yapan bir ülke olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, ''Hakkari'den, bakın çok enteresan, terörün yoğunlaştığı merkezden, Ramazan fitresini zarfa koyarak, Ankara'ya gönderen ve 'Başbakanım bu fitremi Somali'ye götür ya da gönder' diyen kardeşim de benim öz be öz kardeşimdir, can kardeşimdir. Ağrı'dan, Van'dan, Kastamonu'dan, Uşak'tan, Manisa'dan, Sakarya'dan, İstanbul'dan şu Ağustos sıcağında, oruç ağzıyla, evinden ocağından binlerce kilometre uzakta Somali'de, Mogadişu'da bu milletin gönderdiği yardımları 'çocuklar ölmesin', 'insanlık ölmesin', 'anneler ağlamasın' diye dağıtan fedakar kardeşlerim de başımızın tacıdır, öz kardeşlerimdir'' diye konuştu.
Böyle bir millet olduklarını ve yollarına böyle devam edeceklerini kaydeden Erdoğan, ''Bir taraftan terörle mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama öbür tarafta bir elimiz bir ayağımız Somali'de olacak, bir elimiz bir ayağımız Libya'da olacak, Yemen'de olacak. Dünyanın bir diğer ucunda geçmişte olduğu gibi Açe'da olacak. Çünkü büyük devlet olmanın gereği budur. Biz Osmanlı'nın bakiyesi üzerinde gelişen bir ülkeyiz. Bunu inkar edemeyiz. Bunun gereğini yapmak, yerine getirmek de bizim görevimiz. Böyle tarihi bir mesuliyetimiz, sorumluluğumuz var. Allah dirlik ve düzenimizi daim etsin'' dedi.
SOMALİ
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Somali ziyaretine de değindiği konuşmasında şöyle devam etti. ''Daha dün, aklım, ruhum şehit ailelerimizin yanındayken ben, ailem ve arkadaşlarımla, bakan arkadaşlarım da eşleriyle Somali'de, Mogadişu'daydık. Gözümüzle gördük. Duyarak, anlatılanı, seyredileni değerlendirmek farklı bir şey. Ama yerinde yaşamak, görmek bambaşka bir şey. Vicdanımızda, ruhumuzda orada yaşadık, ki o büyük acıyı gördük. Şu noktaya özellikle dikkat çekiyorum. İş adamlarımız, iş kadınlarımız, sanatçılarımız, gazeteci, yazar arkadaşlarımız oradaydık. Yoksulluk, kuraklık ve kıtlık... Allah korusun büyük felaketler, ama bu felaketlerden daha büyük olanı, daha önemlisi, daha acı vereni, insanı daha çaresiz bırakanı hukuksuzluk, güvensizlik ve umutsuzluktur. Kabile ve kan davalarıyla büyük acılar yaşayan, yüzyıllar boyu bütün Batı ülkeleri tarafından sömürüldüğü için doğrulamayan kardeş Somali'de özellikle bunu hissetmek benim için büyük bir acıydı. Dün beraber olanlar, bugün birbirinden ayrı, birbirini adeta tehdit ediyor. Bizler nerede acı çeken bir insan varsa oraya yetişmeye, sevgi ve merhamet elimizi uzatmaya çalışıyoruz. 'Bu başkasının acısı', 'bu da benim acım' demiyoruz. Hamdolsun büyük vicdan sahibi, büyük merhamet sahibi bir milletimiz var. Emin olun ki, bugün, bütün insanlık bize bakıyor, Türkiye'ye bakıyor. Her şeyimizle bütün dünyanın gündemindeyiz. Buraya demokrasiyle, hukuk mücadelesiyle geldik. Buraya akılla, vicdanla geldik. Buraya devlet ile millet arasındaki yaraları sararak geldik. Doğuda ayrı, batıda ayrı bir siyaset dili kullanmayarak buralara geldik. Buradan geleceğe de evrensel insani değerleri yükselterek yürümeye devam edeceğiz. Özellikle İslam ülkelerinin içinde bulunduğu trajedi ve çelişkiler daha çok canımızı yakıyor. Suriye ve Libya'da yaşananlar büyük acı veriyor.''
"SOMALİ'NİN ACİL İHTİYACI 500 MİLYON DOLAR HEDEFİNİ YAKALAMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Başbakan Erdoğan, bilindiği gibi Türkiye'nin kardeş Somali için milletçe seferber olduğunu belirterek, hükümet olarak, milletle aynı duygularla Somali'ye yardım seferberliği başlattıklarını anımsattı.
Geçen hafta İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İcra Komitesinin İstanbul'da toplandığını ifade eden Erdoğan, ''toplantıda, İslam dünyasından Somali'ye yardım amacıyla, Türkiye'nin yardımı dahil olmak üzere ne yazık ki, 350 milyon dolar tutarında nakdi ve ayni yardım taahhüdünde bulunulmasını sağladıklarını'' anlattı.
Erdoğan, bu rakamı çok küçük ve basit bir rakam olarak değerlendirdiğini belirterek, şunları kaydetti:
''Bu rakamın zaten yarıya yakınını Türkiye veriyor. Diğer 35 ülke ne durumda? Ama bir taraftan da 'Elhamdülillah' dedim. Niye? Çünkü, Türkiye artık alan el değil, veren el oldu. Somali'nin acil ihtiyacı olan 500 milyon dolar hedefini bir an evvel yakalamaya çalışıyoruz. Biliyorsunuz Türkiye olarak, şu anda bizzat yayınladığım genelgeyle Somali'ye yardım için bütün imkanlarımızı seferber ettik. TİKA, Sağlık Bakanlığı ve Kızılay tarafından uçaklarla Somali'ye gıda, sağlık ve diğer ihtiyaç malzemelerinden oluşan yardım paketleri ulaşmış durumda ve devam ediyor. Kızılay tarafından orada kurduğumuz çadır kent, 2 bin çadırdan oluşacak şekilde çalışmalar devam ediyor. Şu anda sanırım bugün itibariyle 250-300 çadır kurulmuş vaziyette. Sağlık Bakanlığımız tam teşekküllü bir sahra hastanesi kurdu, bunu 6'ya tamamlayacağız.''
Somali halkının kendi kendine yetebilme noktasına gelebilmesi için önemli adımlar atmayı hedeflediklerini belirten Erdoğan, ''Bütün hedeflere ulaşmak için aşılması gereken önümüzde çok önemli bir sorun var. Somali'nin kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapıya kavuşması için ülkede iç barışın ve istikrarın tesisi hayati önem taşıyor. Somali'deki yetkililerle de bu temel mesele üzerinde özellikle durduk'' dedi.
Erdoğan, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca WOW İstanbul Otel'de verilen geleneksel iftarda yaptığı konuşmada, Somali'de gördükleri acının anlatılamayacak kadar büyük olduğunu söyledi.
Bu acıyı dindirmek için sorumluluklarının da büyük olduğunu bizzat gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bir kampa girdik. Kampın içinde ölümle adeta boğuşan bir yavru. Doktor iğneyi vuramıyor. Çünkü deri ile kemik birbirine o denli yapışmış vaziyette. Susuzluktan, açlıktan bu hale gelmiş. Ve yavru sadece feryat ediyor. Hemen yanı başında 7 çocuk, onların da yanına gittik. İşte onlardan en küçüğü, hepsini hastaneye sevk ederken, arkamızdan haber geldi vefat etmiş. Bu o andaki örnekti. Her gün bu şekilde onlarca yavru ebediyete intikal ediyor. Peki insanlık var mı orada? Ne yazık ki yok. Bugün bir köşe yazarımız yazıyor. Ya ne olur, eğer yapabiliyorsan git oraya yerinde bir gör. Diyor ki 'Başbakan şöyle şöyle söylüyor, bugüne kadar Somali BM gayretleriyle bugüne geldi'. BM teşkilatı parayı sadece kendi raportörlerine veriyor, oradaki vatandaşa değil, oradaki yatırıma değil. Ben daha önce Darfur'a gittim, orayı gezdim, dolaştım. Oradaki tabloda benzerdi. Bir jiletle 3 tane sünnetin yapıldığı tabloyu gördüm. Hijyen söz konusu değil. Hemen ertesinde Amerika seyahatim vardı. Sayın Bush dedi ki, 'Darfur'a gitmişsin, tebrik ederim.' Dedim ki 'Amerika hiç yardım etmemiş.' Bush 'Olur mu? 800 milyon dolar gönderdik' dedi. Dedim ki 'Ben Darfur Valisi'ne sordum, Bize bir kuruş gelmedi' dedi. Bunlara söylenen ne? Hani işine sahip olmayan patronlar vardır ya. Eğer sen işini iyi kontrol etmiyorsan, önüne gelen tablo neyse ona bakarsın. 'Darfur'a 800 milyon dolar gönderdik.' Nereye gönderdin, kime gönderdin?''
Somali'nin bir numaralı sorunun güvenlik olduğunu vurgulayan Erdoğan, iç barışın sağlanması için Dışişleri Bakanlığını seferber ettiklerini anlattı. İkinci sorunun sağlık olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Seyyar hastanelerimizi kuruyoruz ama kalıcı hastane de gerekli. Devlet olarak Mogadişu'da süratle 200 yataklı kalıcı hastaneyi biz kuracağız, en geç 4-5 ay içinde bu hastaneyi bitirmemiz lazım. Sivil toplum örgütlerinin de yapacağı hastaneler olacak. Elektrik enerjisi yok, karanlık. Hijyen diye bir şey yok. Okullar yapacağız, havaalanı şehir arasındaki yolu yapacağız. Bunları böyle anlatırken çok büyük rakamlar gelmesin. Bizim paramız bereketlidir, merak etmeyin. Biz bunları Açe'de, Pakistan'da yaptık. Somali'ye yönelişimiz, oraya gidişimiz, Somalili kardeşlerimiz için büyük moral olduğu kadar dünyanın dikkatini çekmek açısından da şimdiden önemli sonuçlar verdi. Dara düşmüş, zorda kalmış, hayat memat mücadelesi veren kardeşlerimizin yanında olmak, onlara milletimizin sevgi ve şefkat elini uzatmak, onlarla lokmasını paylaşmak insani erdemlerin en büyüğü. Birlikte gittiğimiz, bize eşlik eden arkadaşlar o asil duyguyu bizimle yaşadılar, gördüler. Hepsine teşekkür ederim, hepsine minnettarım.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Somali'de İHH İnsani Yardım Vakfı, Kimse Yok mu Derneği, Yeryüzü Doktorları Derneği, Deniz Feneri gibi sivil gönüllü kuruluşların hastanelerinin büyük hizmet verdiklerini bildirdi.

Yardımeli, Cansuyu, Hüdai Vakfı gibi derneklerin de Türkiye'nin yardımlarını Somali'ye ulaştırma gayretinde olduklarını kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
''Diyanet İşleri Başkanlığımızın, Kızılay'ın, sivil vakıf ve derneklerimizin kampanyaları devam ediyor. TİKA mensupları eşi görülmemiş bir fedakarlıkla Somali'de milletimizin, devletimizin merhamet eli oluyorlar. Keza Kızılay mensuplarının fedakarlıklarını da diğerleri gibi şükranla anmamız gerekir. Hepsini şükranla burada yad ediyorum. Bizler, yardım malzemeleri sevkiyatına uçaklarla ve gemilerle ulaştırmaya devam edeceğiz. Ama daha önemlisi kalıcı eserler bırakmaya çalışacağız. Cuma günü bakanlarımız, medya, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan kalabalık bir heyetle Somali'ye hareket ettik. Televizyonlarda, medyadan gördüğümüz manzaradan çok daha acı, çok daha trajik bir tabloyla orada karşılaştık.''
"SOMALİ İÇİN HER ŞEY ŞİMDİ BAŞLIYOR"
Başbakan Erdoğan, Somali temaslarının ardından Türkiye'ye döner dönmez yapılan yardımların koordinasyonunu sağlamak için geniş katılımlı bir değerlendirme toplantısı yaptıklarını anımsatarak, ''Somali için her şey şimdi başlıyor. Somali değerlendirme toplantımızın gayesi de yardımların Somali halkına daha verimli ve etkin bir şekilde ulaşmasını sağlamak, ülkenin hızla ayağa kalkması için yapılacakları istişare etmekti. Türkiye olarak bize yakışan Somali'nin bütününü kucaklamak, bütününe hizmet götürmek. Şu anda resmi ve gönüllü kuruluşlarımız bütün risklere göğüs gererek, arazide çok anlamlı, fedakar bir görev ifa ediyorlar. Birçok ülke güvenlik gerekçeleriyle Somali'ye gitmekte ve orada yardım faaliyetleri gerçekleştirmekte tereddüt gösterirken, bizler Türkiye olarak Somali'nin yanında olduğumuzu her şekilde oradaki kardeşlerimize hissettiriyoruz. Yatırımcılarımızın oraya atacakları adımlar onlarla beraber yapacakları adımlar inanıyorum ki Somali'yi ayağa kaldırmaya farklı bir şekilde destek olacaktır'' şeklinde konuştu.
Somali'nin ve Somali halkının içinde bulunduğu koşulların bir an evvel düzletilmesi için önemli kararlar aldıklarını bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
''Altyapı, üstyapı, gıda, ilaç, giyim, eğitim noktasında, o kardeş halkın kendi kendine yetebilme noktasına gelebilmesi için önemli adımlar atmayı hedefliyoruz. Havaalanını şehre bağlayan yolun yapımından başkentte tam teşekküllü kalıcı bir hastane yapmaya kadar bazı adımların somutlaştırılmasını karara bağladık. Gerek Türkiye, gerekse Mogadişu'da lojistik merkezleri kurularak, kaynak israfına varmadan, bunların oradaki yardımların götürüleceği merkezlere ulaştırılmasını, verimlilik esasına dayalı bir şekilde sürdürmeyi karara bağladık. Bu çerçevede, çöplerin toplanması, kemik yığınlarının imhası başta olmak üzere Somali'deki yaşam kalitesini iyileştirecek adımların da atılması gerektiği hususunda mutabık kaldık. Bütün hedeflere ulaşmak için aşılması gereken önümüzde çok önemli bir sorun var. Somali'nin kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapıya kavuşması için ülkede iç barışın ve istikrarın tesisi hayati önem taşıyor. Somali'deki yetkililerle de bu temel mesele üzerinde özellikle durduk. Taraflar arasında uzlaşı sağlanmasının, ülkede istikrarın tesis edilmesinin hayati önem taşıdığını belirterek, Türkiye olarak bu konuda da elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Bu çerçevede, Mogadişu'da açmaya karar verdiğimiz Büyükelçilik hem yardımların koordinasyonu, hem de ülkede iç barışın tesisi için yapabileceğimiz katkıların sonuç vermesi için önemli bir misyon görecek. Ben bu vesile ile başta Somali halkının acısına ortak olan milletimize, kamu ve sivil toplum kuruluşlarımıza, özellikle bu duyarlığı canlı tutan medyamıza teşekkür ediyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ve kızı Sümeyye Erdoğan ile birlikte katıldığı iftara, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve eşi Özleyiş Topbaş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, partinin il ve ilçe örgütü temsilcileri, ilçe belediye başkanları, dini liderler, sivil toplum örgütü temsilcileri, bazı iş adamları, gazeteci, sanatçı ve sporcular da katıldı.
Bu arada Başbakan Erdoğan'ın Dünya Ekonomi Forumu İcra Kurulu Başkanı Klaus Schwab'ı kabulü ile AK Parti İstanbul İl Başkanlığı iftarına katılan Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, AK Parti Eyüp ve Sultangazi ilçe teşkilatları gençlik kolları kongrelerine katılamadı.

AA

ETİKETLER :
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)