| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 67,10 | -0,67 | 348.920.000.000,00 |
| ALBRK | 8,49 | 1,31 | 21.225.000.000,00 |
| GARAN | 125,80 | -0,32 | 528.360.000.000,00 |
| HALKB | 44,40 | -1,42 | 319.004.145.064,80 |
| ICBCT | 15,51 | -1,08 | 13.338.600.000,00 |
| ISCTR | 12,45 | -0,48 | 311.250.000.000,00 |
| SKBNK | 5,02 | 0,60 | 12.550.000.000,00 |
| TSKB | 9,84 | 2,07 | 27.552.000.000,00 |
| VAKBN | 33,18 | -2,18 | 329.010.276.133,14 |
| YKBNK | 34,94 | 0,34 | 295.139.971.862,96 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Japonya 1980’ler, Çin 2000’ler: Küresel Ekonomik Güç Döngüsü” başlıklı yazısında, 90’lı yıllarda Japonya’nın dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olma sürecini ve 2000’lerde Çin ile yer değiştirmesini anlatıyor. Eğilmez, 90’larda Japonya’da yaşanılan ekonomideki gerileme sürecinin Çin ile farklı dinamikleri olduğunu; ancak ABD’nin her dönemde elinde olan liderliğini ve finansal olarak hamlelerinin her dönemde farklılaşabildiğine dikkat çekiyor.
Ünlü iktisatçı, diğer yandan da Çin’e karşı alınacak önlemlerin sadece Çin ve ABD arasında kalmayacağını tüm küresel ekonomiyi etkileyeceğini vurgulayarak şunları ifade ediyor:
“1980’lerden bu yana küreselleşme çerçevesindeki yeni ekonomik düzen, üç büyük güç çevresinde şekillendi: ABD, Japonya ve Çin. Bu üç ülkenin ekonomik öyküsü, aslında küresel kapitalizmin nasıl evrildiğini de gösterir. 1970 yılında dünya ekonomisi yaklaşık 3,5 trilyon dolar büyüklüğündeydi. Bu dönemde ABD’nin payı yüzde 35–40 düzeyindeyken, Japonya yüzde 5–7, Çin ise yüzde 1–2 civarındaydı. 1990’a gelindiğinde dünya ekonomisi 22 trilyon dolara ulaşmıştı. ABD’nin payı yüzde 25–26’ya gerilerken Japonya yüzde 14–15’e yükselmiş, Çin ise yüzde 2 civarında kalmıştı. Bu tablo Japonya’nın hızlı yükselişini ve Çin’in henüz küresel ekonomide tam anlamıyla bir aktör olamadığını gösteriyordu.
ABD’nin kritik hamlesi
1980’lerin sonunda Japonya, ABD’nin en güçlü ekonomik rakibi haline gelmişti. Elektronik ve otomotiv sektörlerinde küresel liderliğe çıkarken Tokyo’da gayrimenkul fiyatları aşırı şişmişti. Hatta Tokyo’daki küçük dairelerin dünyanın en pahalı mülkleri haline geldiği bir dönem yaşandı. Ancak bu hızlı yükselişin arkasında kırılgan bir yapı vardı: düşük faizler, kolay kredi ve varlık fiyatlarındaki aşırı artış.
Bu sürecin kırılma noktası 1985 yılında imzalanan Plaza Accord oldu. ABD, artan ticaret açığını azaltmak amacıyla doların değerini düşürmek için büyük ekonomilerle iş birliği yaparak bir anlaşmaya vardı. Bunun sonucunda Japon Yeni hızla değer kazandı ve yen/dolar kuru kısa sürede neredeyse iki katına çıktı. Bu gelişme Japonya’nın ihracat rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflattı. Japonya Merkez Bankası ekonomiyi desteklemek için faizleri düşürdü ve kredi genişlemesine gitti, ancak bu politika zamanla büyük bir finansal şişkinlik yarattı.
Japonya’nın yerini Çin alıyor
1980’lerin sonunda borsa ve gayrimenkul fiyatları gerçek değerlerinin çok üzerine çıktı, bankalar aşırı riskli krediler vermeye başladı ve finansal sistem yüksek kaldıraçlı hale geldi. 1990’dan sonra balon patladı. Nikkei endeksi birkaç yıl içinde yüzde 50’den fazla düşerken, gayrimenkul fiyatları bazı bölgelerde yüzde 70’e kadar geriledi. Bankacılık sistemi trilyonlarca yen batık krediyle karşı karşıya kaldı. Bu süreçte Yamaichi Securities iflas etti, Long-Term Credit Bank of Japan devletleştirildi, Nippon Credit Bank ise kurtarıldı.
1990’larda dünyanın en büyük bankaları arasında Japon bankaları baskındı ve ilk 10’da yaklaşık beş Japon bankası yer alıyordu. Mitsubishi Bank, Sumitomo Bank, Sanwa Bank, Dai-Ichi Kangyo Bank ve Fuji Bank bu dönemin finansal devleriydi. Bugün bu tablo tamamen değişmiştir. İlk sıralarda Çin’in büyük kamu bankaları yer alıyor: Industrial and Commercial Bank of China, China Construction Bank, Agricultural Bank of China ve Bank of China. Japon bankaları ise artık küresel liderlik sıralamasında ilk onda yer almıyor.
Çin’deki riskler
Japonya’daki kriz yalnızca finans sektörüyle sınırlı kalmadı. Sanyo Electric gibi şirketler zamanla yok olurken, Sharp yabancı yatırımcıya satıldı, Panasonic küçülerek yeniden yapılandı ve Sony küresel liderliğini kısmen kaybetti. Bu dönem Japonya’da kayıp on yıl olarak adlandırılsa da etkileri çok daha uzun sürdü, ekonomi uzun süre düşük büyüme ve deflasyon sarmalına girdi.
Bugün benzer tartışmalar Çin için yapılmaktadır. Çin ekonomisi 2000–2020 arasında ortalama yüzde 8–10 büyüyerek dünyanın üretim merkezi haline geldi. Ancak bu büyüme de özellikle gayrimenkul sektöründe önemli riskler ortaya çıktı. Çin, yuan’ı tamamen serbest bırakmamış, Merkez Bankası aracılığıyla kur üzerinde sıkı bir denetim sistemi kurmuştu. Sermaye hareketleri de büyük ölçüde kontrol altındaydı. Bu model ihracatı desteklerken finansal sistemi daha denetimli hale getiriyordu.
ABD’nin Çin stratejisi
Düşük faizler ve kredi genişlemesi Çin’de büyük bir gayrimenkul sektörü yarattı. Bu sektör ekonominin çok önemli bir kısmını oluşturuyor. Yerel yönetimlerin borçları artmış, hanehalkı yüksek konut kredilerine yönelmiş ve toplam borçluluk ciddi düzeylere ulaşmıştır. Bu durum ekonomide kırılgan bir yapı oluşturmuştur. Evergrande gibi dev şirketlerin borç krizi ve Country Garden gibi firmaların yaşadığı sıkıntılar bu kırılganlığı görünür hale getirmiştir.
ABD ise hem Japonya hem Çin döneminde küresel sistemin merkez aktörü olmayı sürdürdü. 1980’lerde Plaza Accord ile kur dengelerini değiştiren ABD, bugün gümrük vergileri ve teknoloji kısıtlamaları ile Çin’e yönelik daha geniş bir ekonomik rekabet stratejisi yürütüyor.
2025 sonu itibarıyla dünyanın toplam GSYH’si 115 trilyon dolar. ABD’nin payı yüzde 25, Japonya’nın payı yüzde 4-5, Çin’in payı yüzde 17 dolayındadır. Bu verileri 1990’larla karşılaştırdığımızda şu tablo ortaya çıkıyor: ABD’nin payı pek değişmemiş, Çin, Japonya’nın yerini almış, Japonya ise Çin’in 1990’lardaki konumuna doğru gerilemiştir.
Çin ile Japonya’nın farklılıkları
Sonuç olarak Japonya’nın deneyimi, hızlı büyümenin tek başına sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Çin’in durumu Japonya ile birebir aynı değil. Daha büyük iç pazar, daha sıkı devlet denetimi ve farklı finansal yapı nedeniyle Çin’in Japonya’daki gibi ani bir çöküş yaşaması beklenmemeli. En olası senaryo, ani bir krizden ziyade uzun süreli bir büyüme yavaşlaması olabilir. Bu süreçte ABD ile Çin arasındaki rekabet, sadece iki ülkeyi değil tüm küresel ekonomik düzeni biçimlendirmeye devam edecek." (Şeyda Uyanık/Ekonomim)
Mahfi Eğilmez'den kritik analiz: Piyasalar son sözü söyler
Mahfi Eğilmez'den "7 Maddede Ekonomide İllüzyon Rehberi"
Mahfi Eğilmez: Altındaki düşüşün nedeni, değişen beklentiler
Mahfi Eğilmez uyardı: Doların tahtı sallanıyor
Mahfi Eğilmez: Piyasa vicdanıyla değil hesap makinesiyle hareket ediyor
Mahfi Eğilmez uyardı: Türkiye krizi fırsata çevirebilir
TBB Başkanı açıkladı: Bankalardan enerji dönüşümüne 1 trilyon liralık destek
Piyasanın enflasyon beklentisi belli oldu! Yıl sonu için yüzde 29.50
Ticaret Bakanlığı eylül ayı veri bültenini yayımladı
Avrupa ve ABD anlaştı: Stratejik rezervler piyasaya sürülecek
ABD'de tarım dışı istihdam eylülde beklentilerin altında kaldı
IEA Başkanı Birol uyardı: Dizel fiyatları enflasyonu vuracak
FAO: Gıda fiyatları yaklaşık 4 yılın zirvesinde
İTO’dan fiyat raporu: Zam ve indirim gören ürünler belli oldu
Euro Bölgesi'nde yıllık enflasyon eylülde yüzde 3.8'e yükseldi
finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.