| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 67,50 | -2,95 | 351.000.000.000,00 |
| ALBRK | 8,20 | -2,38 | 20.500.000.000,00 |
| GARAN | 125,00 | -2,19 | 525.000.000.000,00 |
| HALKB | 46,50 | 0,91 | 334.092.178.953,00 |
| ICBCT | 17,86 | -1,33 | 15.359.600.000,00 |
| ISCTR | 12,95 | -3,07 | 323.750.000.000,00 |
| SKBNK | 6,25 | -1,11 | 15.625.000.000,00 |
| TSKB | 10,85 | -3,38 | 30.380.000.000,00 |
| VAKBN | 32,78 | -3,25 | 325.043.907.523,94 |
| YKBNK | 33,34 | -3,86 | 281.624.689.808,56 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Macaristan Merkez Bankası'nın ev sahipliğinde düzenlenen Budapeşte Finans Zirvesi'nde küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, ülkeler arasındaki ekonomik bağımlılıklar ve merkez bankalarının rezerv tercihleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Dünya'nın aktardığına göre Karahan, merkez bankalarının altına yönelik talebinin hâlâ yüksek olduğunu belirtti:
Son 20-30 yılda küreselleşmenin büyük ölçüde verimlilik üzerinden şekillendiğine dikkati çeken Karahan, şirketlerin küresel tedarik zincirleri oluşturmasının ve sermayenin yüksek getiri arayışının maliyetleri düşürerek küresel ekonomi üzerinde güçlü bir dezenflasyonist etki yarattığını söyledi.
Karahan, bu sürecin tamamen sona ermediğini ancak ekonomik kararların artık yalnızca verimlilik üzerinden alınmadığını belirterek, hükümetler ve şirketlerin üretimin nerede en verimli yapılabileceğinin yanı sıra nerede daha güvenli gerçekleştirilebileceğine de odaklandığını ifade etti.
Ekonomik bağımlılıkların aynı zamanda kırılganlık yaratabildiğine işaret eden Karahan, kritik deniz yollarından finans ve ödeme altyapılarına erişime kadar birçok unsurun jeopolitik politikaların parçası haline geldiğini kaydetti.
"Şoklar daha sık ve uzun soluklu olabilir"
Küresel ekonomideki parçalanmanın üretim ve tedarik zincirlerinin yapısını değiştirdiğini anlatan Karahan, dayanıklılığı artırmak amacıyla kaynak ve tedarikçi çeşitlendirmesinin ise verimlilikten ödün verilmesini gerektirebildiğini söyledi.
Karahan, doğal afet, pandemi veya tarımsal üretimdeki bozulmalar gibi geleneksel arz şoklarının genellikle geçici olmasının beklendiğini ancak stratejik rekabetten kaynaklanan şokların farklı nitelik taşıdığını belirtti.
Jeopolitik gerilimlerin yol açtığı kısıtlamalara karşı önlemlerin gelmesi, üretimin etkilenmesi ve hükümetlerin stratejik girdilere müdahalesinin başlangıçta geçici görünen şokları daha uzun süreli hale getirebileceğini ifade eden Karahan, şöyle konuştu:
“Şoklar daha sık olabilir, daha üst üste gelebilir, daha uzun soluklu da yaşanabilir. Mekanik bir şekilde fiyat hareketine tepki vermektense şokların beklentileri ve enflasyon sürecini etkilememesi gözüyle bu olaya bakmak daha kıymetlidir.”
Merkez bankalarına arz şoku mesajı
Karahan, arz şokları karşısında merkez bankalarının yalnızca ilk fiyat hareketlerine değil, şokların enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerine odaklanması gerektiğini belirtti.
Enflasyon beklentilerinin güçlü biçimde çıpalanmış olması halinde merkez bankalarının ilk tur etkiler karşısında daha fazla manevra alanına sahip olduğunu kaydeden Karahan, şokların ücretlere, fiyatlama davranışlarına ve döviz kuruna yayılması durumunda ise etkilerin kontrol altına alınmasının zorlaşacağını söyledi.
Bu riskin gelişmekte olan ekonomiler açısından daha önemli olduğunu vurgulayan Karahan, dış şokların döviz kuru üzerindeki etkisinin enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanmadığı ekonomilerde daha güçlü olabileceğine dikkati çekti.
Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarını artırdığını hatırlatan Karahan, böyle bir arz şokunda daha sıkı para politikasının enflasyon görünümündeki daha uzun süreli bozulma riskini azaltabilecek seçeneklerden biri olduğunu ifade etti.
Karahan, maliye politikası araçlarının da enerji şoklarının ilk fiyat etkilerini dengelemek amacıyla kullanılabileceğini, para ve maliye politikalarının bu noktada birbirini tamamlayabileceğini söyledi.
"Merkez bankaları altını yeniden keşfediyor"
Küresel parçalanmanın rezerv yönetimine de yansıdığına işaret eden Karahan, altının hem emtia hem finansal varlık hem de rezerv saklama aracı niteliği taşıdığını söyledi.
Karahan, “Küresel bağlamda merkez bankaları aslında altını yeniden keşfediyor ancak bu, dolar bazlı uluslararası parasal sistemin hemen yerini alacağı şeklinde yorumlanmamalı.” dedi.
Doların küresel rezerv sistemi içindeki hakim konumunun sürdüğünü belirten Karahan, dolar piyasalarının likiditesi ve derinliğinin bu konumu desteklediğini ifade etti.
Bununla birlikte jeopolitik riskler, mali sıkıntılar ve piyasalara erişime ilişkin belirsizliklerin rezerv yöneticilerinin tercihlerini değiştirdiğini söyleyen Karahan, merkez bankalarının altına yönelik talebinin yüksek kalmaya devam ettiğine dikkati çekti.
Rezerv yönetiminde dördüncü unsur: Erişim
Geleneksel rezerv yönetiminin güvenlik, likidite ve getiri olmak üzere üç temel hedef üzerine kurulduğunu belirten Karahan, parçalanan küresel ekonomik yapıda bunlara yeni bir unsur eklenmesi gerektiğini söyledi.
Karahan, “Parçalanan bir dünyada buraya ben dördüncü bir unsur eklerim, o da erişim. Yani bunun da bir değeri var.” ifadesini kullandı.
Normal dönemlerde likit görünen rezerv varlıklarının stres dönemlerinde aynı ölçüde kullanılabilir olmayabileceğine dikkati çeken Karahan, bu nedenle rezervlerin yalnızca büyüklüğünün değil, gerektiğinde ne ölçüde kullanılabildiğinin de önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin altın rezervlerine dikkat çekti
Altının uzun süredir Türkiye'nin finansal sisteminin önemli bir parçası ve hane halkı açısından güçlü bir tasarruf aracı olduğunu belirten Karahan, finansal sistem dışında fiziki olarak tutulan önemli miktarda altın bulunduğunu söyledi.
Bankalardaki altın mevduatlarının da sistem içinde önemli bir yer tuttuğunu aktaran Karahan, TCMB'nin rezerv yükümlülükleri, swap işlemleri ve diğer araçlarla altın piyasasındaki dengeyi desteklediğini ifade etti.
Altın fiyatlarındaki yükselişin rezervlerin hem değerini hem de toplam rezervler içindeki altın payını artırabildiğine işaret eden Karahan, bunun doğrudan aynı miktarda kullanılabilir likidite anlamına gelmediğini vurguladı.
Karahan, rezerv yönetiminde asıl meselenin varlıkların stres dönemlerinde operasyonel olarak kullanılabilir durumda tutulması olduğunu belirterek, “Elimizde ne kadar var sorusundansa, elimizdekinin ne kadarını kullanabiliriz daha önemli bir sorudur. Özellikle de stres senaryoları çerçevesinde.” değerlendirmesinde bulundu.
Karahan, küresel ekonomik entegrasyonun uzun yıllar önemli verimlilik kazanımları ve dezenflasyonist etkiler sağladığını ancak ekonomik ilişkilerin giderek jeopolitik rekabetin bir aracına dönüşmesiyle geçmiş dönemin koşullarının artık garanti olarak görülemeyeceğini söyledi.
Rezerv yönetiminde güvenlik ve likiditenin yanı sıra erişimin öneminin arttığını vurgulayan Karahan, çeşitlendirme, stres testleri ve operasyonel hazırlığın giderek daha kritik hale geldiğini kaydetti.
Bakan Şimşek'ten canlı yayında önemli açıklamalar
BIST 100 endeksi sert geriledi: Bankacılık çöktü!
OVP’den yaşlılar için bakım sigortası çıktı
Bessent: Tahvil faizlerindeki yükselişin nedeni petrol fiyatları
Merkezi yönetim bütçesi ağustosta fazlaya geçti
Hürmüz krizi Türkiye’yi öne çıkardı: Avrupa’ya yeni ticaret rotası
ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5'i aştı
Merkez'in faiz kararı için gözler yılın son 2 PPK'sında
Dev ekonomiler borç krizinde! Türkiye'den büyük sürpriz
Fed’de kritik hafta: Faiz artışı beklentisi yüzde 85’e yükseldi
ABD'nin 11 aylık bütçe açığı 1,9 trilyon doları aştı
TCMB Başkanı Karahan: Enflasyonun ana eğilimi yavaşladı
finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.