BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 88,95 -0,06 462.540.000.000,00
GARAN 157,10 4,52 659.820.000.000,00
HALKB 44,90 1,26 322.596.534.085,80
ICBCT 14,36 2,35 12.349.600.000,00
ISCTR 16,26 0,00 406.499.512.200,00
SKBNK 8,38 3,08 20.950.000.000,00
TSKB 13,79 2,53 38.612.000.000,00
VAKBN 35,86 1,01 355.584.945.814,78
YKBNK 40,20 -0,50 339.571.461.616,80

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaPara Piyasaİyi bilançolar alım yerine satış getirdi----

İyi bilançolar alım yerine satış getirdi

İyi bilançolar alım yerine satış getirdi
14 Kasım 2011 - 01:15 www.finansingundemi.com

Şirketlerin Borsa'ya gönderdikleri üçüncü çeyrek bilançoların büyük bölümü geçen hafta tamamlandı.

Sonuçlar beklenildiği gibi son çeyrekteki kur artışlarının etkili olduğu bir şekilde gerçekleşti.
Bankalar genellikle geçen yıldan kötü bir performans sergilerken yüzde 10-15 kâr azalışları görüldü. Hiç şüphesiz Merkez Bankası'nın aldığı önlemler çerçevesinde zorunlu karşılık oranlarının yükselmesi ve döviz açıkları kâr azalmalarında etkili oldu. Otomotiv sektörü 2010 yılında olduğu gibi kâr rekorlarının kırıldığı bir yıl olacağa benziyor. Satışların hız kesmeden devam etmesi kur artışına rağmen üçüncü çeyrekte otomotiv ve yan sanayi şirketlerinde olumlu etkiler yaşanmasına sebep oldu. Ancak kâr rakamlarının açıklanmasının hemen ardından beklentilerin önceden satın alınması ve beklentinin sona ermesi gibi klasik bir Borsa anlayışı ile satışlar geldi. Gübre, çimento sektörleri iyi kâr açıklayan diğer sektörler olurken gayrimenkul yatırım ortaklıkları, bilişim sektörü şirketleri içinde de gerçekten iyi kâr açıklayanlar oldu. Ancak genel olarak iyi kâr açıklayan şirketlerin büyük bölümü kâr rakamını Borsa'ya bildirir bildirilmez satışlarla karşılaştı. Zarar açıklayanlar ise zaman zaman tersine yükseldi. Sonuç olarak fiyat kazanç oranlarının yeniden şekillendiği ve şirketlerin Borsa'daki fiyatlarını bir ölçüde yansıttıkları bilançoların Borsa'ya doping etkisi yapmadığı söylenebilir.
Yunanistan'da hükümetin istifasının ardından bir ekonomi kurmayının konkordato ilan eden bir şirket gibi bir süre bu ülkeyi yönetecek olması piyasalara rahat bir nefes aldıracağı düşünülürken ortaya İtalya çıkıverdi. Bir süreden beri beklediğimiz bir gelişmeydi aslında İtalya Başbakanı Berlusconi'nin istifa etmesi. Piyasalar nedense bu durumu hafta içinde pek önemsedi ancak asıl önemlisi gözden kaçmış olabilir, Çin'in şartlı yardım teklifini Avrupa'nın reddetmesi haberi oldu. Cuma günü Avrupa borsaları ve ABD borsaları çok hızlı bir ivme yakalayarak yüzde 3'e varan yükselişler kaydetti. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) endeksi, iki gün açık olmanın etkisinden kurtulamayarak perşembe gününün kayıplarını ancak telafi edebildi.
Önümüzdeki hafta borsalar yükselişe devam edebilmek için daha sıkı nedenlere ihtiyaç duyabilir. İMKB ise isteksiz ve durgun bir görünümde savrulmaya devam ediyor. Yönünü net bir biçimde ortaya koyamayan endeks, beklentisizliğin yanı sıra döviz ve altın fiyatlarındaki yükselişlerin gölgesinde kalmaya devam ediyor. Salı günü açıklanacak eylül ayı cari açık verileri bu hareketsizliğe son verebilir. Geçen ay açıklanan ağustos ayı cari açığı 4 milyar dolara bir hayli yaklaşarak 3 milyar 964 milyon dolar olmuş, ocak-ağustos toplamı ise 2010 yılına göre yüzde 102,4 artarak 54 milyar 261 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. Merkez Bankası'nın ve hükümetin aldığı önlemlerin etkisini gösterip göstermediğinin bir testi olarak nitelendirilebilecek eylül cari açık verisi beklentileri aşarsa piyasalarda kredi not artırımı beklentileri bir başka bahara kalabilir. Sanayi üretiminin moral vermesi büyüme açısından bir sorun olmadığını ortaya koysa da yapısal olarak bir türlü çözemediğimiz cari açık en önemli kırılganlığımız olmaya devam ediyor. Üstelik Libya'da Kaddafi döneminin sona ermesine karşı petrol fiyatlarının bir türlü gerilemeyişi petrole ihtiyaç duyan ülkemiz için iyi haberler değil.
Sonuç olarak salı günü açıklanacak bu veri öncesi Borsa endeksi 56 bin 500 puanı aşmayı deneyecek. Ancak bu aşamadan sonra yükseliş hareketi geçici olmaktan öteye gitmeyebilir. Kalıcı bir yükseliş hareketi daha sert bir düşüş hareketi sonrası gerçekleşir düşüncesindeyim. Bir başka deyişle büyük yükseliş hareketi bekleyenlerin öncelikle büyük düşüş hareketini görmeleri gerekir. (Büyük yükselişler büyük düşüşlerden sonra başlar.) Hisse bazında yabancı ortak arayışı içinde olan şirketlerin yanı sıra bedelsiz beklentisi içinde olan şirketlerin ön plana çıkacağı ve kâr satışlarının etkili olacağı bir döneme girdiğimiz gayet açık. Ayrıca altın analizimizde de belirttiğimiz gibi başta İran olmak üzere savaş tamtamlarının çalmaya başlaması da risk iştahını azaltan önemli bir unsur olarak göze çarpıyor.
Altın, yeniden atakta
Ağustos ayında yükseliş trendine giren altının onsu 1.600 dolar seviyesinden eylülde zirve noktası olan 1.900 dolara kadar yükselmişti. Daha sonra en az yükseliş kadar sert bir düşüş yaşayan altın fiyatları 1.600 doların altına gelerek yatırımcıları şok etmişti. Ekimdeki şok düşüşün ardından parasal genişlemenin verdiği rahatlıkla ibre yeniden emtialara yönelirken altın geçen hafta 1.752 dolarda bulunan direnç noktasını da geçerek 1.787 dolardan kapandı. Bakır, petrol, gümüş, platin ve diğer emtia fiyatları da yükseliş çabalarını sürdürdü. Avrupa'nın Yunanistan'dan sonra İtalya'da baş gösteren ve tahvil faiz oranlarını rekor seviyelere taşıyan gerilimli sürecin parasal genişlemenin devam edeceği beklentisini kuvvetlendirmesi ve çiçeği burnunda Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi'nin ilk toplantısında faizlerin çeyrek puan indirilmesi altın fiyatları üzerindeki baskıyı kaldıran unsurlardan biriydi. Teknik olarak 1.800 doların aşılması durumunda çok kısa süre içinde yeniden 1.900 dolarları görmesini beklediğimiz altının ons fiyatı 1.752 doların altına inilmediği sürece yükseliş eğilimini sürdürecektir. Ekonomik gelişmelerin yanı sıra İsrail'in İran'a karşı saldırı tatbikatları yaparak çok kısa süre sonra harekete geçebileceği haberleri de altın fiyatlarını yukarıda tutmaya devam edebilir.
selim ışıklar zaman

ETİKETLER :
YORUMLAR (3)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • erensis14 Kasım 2011 15:16

    bunun nedeni kar açıklayan şirketlerin bunu yatırımcıları ile paylaşmaması olabilir mi? ülkemizde gerçekten ilginç bir yatırımcı psikolojisi var. şirket kar etmiş zarar etmiş bir çok şirketin hissesinde herhangi bir etkisi olmuyor. bir çok hisse speklerin elinde oyuncak olmuş kumar masasına dönmüş.

  • DENGE14 Kasım 2011 11:28

    Kar eden şirketlere satış geliyor.Ancak ülkemizde olur.Bu da yatırımcı yerine, borsada ne kadar gereksiz vampir olduğunun göstergesi.

  • 13 Kasım 2011 19:02

    borsada zarar eden şirketler her gün primli.kumar masası gibi.

DM TV YAYINDA! ABONE OL!