BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 78,40 -0,57 407.680.000.000,00
GARAN 148,30 -1,98 622.860.000.000,00
HALKB 46,72 3,78 335.672.830.122,24
ICBCT 14,02 -0,92 12.057.200.000,00
ISCTR 15,19 -0,07 379.749.544.300,00
SKBNK 7,95 -3,99 19.875.000.000,00
TSKB 12,98 -1,82 36.344.000.000,00
VAKBN 34,60 0,46 343.090.884.695,80
YKBNK 38,16 -1,29 322.339.476.997,44

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaGündemEmeklilik sisteminde büyük çelişki: Çok çalışana daha az maaş!----

Emeklilik sisteminde büyük çelişki: Çok çalışana daha az maaş!

Emeklilik sisteminde büyük çelişki: Çok çalışana daha az maaş!
26 Ocak 2026 - 09:10 www.finansingundemi.com

Emeklilik sisteminde aylık hesaplama yapısının, uzun süre çalışıp daha fazla prim ödeyenlerin her zaman daha yüksek maaş almasını garanti etmediği görülüyor. İşte detaylar...

Son dönemde kamuoyunda çoğunlukla en düşük emekli aylığı tartışmalarıyla gündeme gelse de, meselenin özü bundan çok daha derin bir yapısal soruna işaret ediyor. Emekli aylıklarının hesaplanma biçimi, yalnızca mevcut emeklilerin gelir düzeyini değil; çalışma hayatındaki milyonlarca sigortalının sisteme bakışını, prim ödeme motivasyonunu ve kayıtlı istihdamın sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor. Konuyu "Emekli aylığında çarpıklık: Daha çok prim, daha düşük maaş olur mu?" başlığıyla Dünya'daki köşesine taşıyan Özgür Erdursun dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Erdusun'un örneklerle açıkladığı yazısı şu şekilde:

"Türkiye’de emeklilik sistemi uzun süre­dir tartışılıyor. Ancak son yıllarda tartışma­lar, yalnızca “en düşük emekli aylığı” etrafın­da dönen bir gündeme sıkışmış durumda. Oy­sa asıl kritik mesele, emekli aylıklarının he­saplanma mantığının çalışma hayatına verdi­ği mesajdır: “Daha uzun süre çalışmak, daha çok prim öde­mek her zaman daha yüksek emek­li aylığı getirmeyebilir.” Bu mesaj, sadece emeklileri değil; bugün sis­temin içinde çalışan milyonlarca sigortalıyı da doğrudan etkiliyor. Çünkü emeklilik sistemi, yalnızca bir sosyal destek mekanizması de­ğil, aynı zamanda çalışanların kayıt­lı kalmasını sağlayan en güçlü teşvik araçlarından biridir.

Bir örnek: Aynı asgari ücret, fark­lı sonuç

Bugün sahada çok çarpıcı örnek­lerle karşılaşıyoruz:

* 2000 yılına kadar asgari ücret düzeyinde çalışmış, yalnızca 3600 prim günü bulunan ve 2000 yılından sonra hiç çalışması olmayan bir kişi­nin emekli aylığı yaklaşık 28 bin TL düzeyine ulaşabiliyor.

Buna karşın;

* 2000’den sonra çalışmaya de­vam etmiş,

* 2008’den sonra da prim ödeme­yi sürdürmüş,

* Prim gün sayısını 9000 günün üzerine çıkarmış kişilerin emekli aylıkları ise çoğu zaman 20–22 bin TL bandında kalabiliyor.

Bu tablo, ilk bakışta “adaletsiz” görünmekle kalmıyor; aslında emeklilik sisteminin içindeki ya­pısal sorunları da açığa çıkarıyor. Çünkü sosyal güvenlik sisteminin temel ilkelerinden biri şudur:

Daha fazla prim ödeyenin, daha yüksek aylık alması gerekir.

Eğer sonuç bunun tersine dön­müşse, burada bireysel tercihler­den çok sistem tasarımında prob­lem var demektir.

Kırılma noktaları: 2000 ve 2008 neden kritik?

Türkiye’de emekli aylıklarını be­lirleyen mekanizma, özellikle iki dö­nemde köklü biçimde değişti:

1) 2000 sonrası: Aylık bağlama mantığının yeniden kurgulanması

2000 yılı sonrası yapılan değişik­likler, ağırlıklı olarak emekli aylık­larının hesaplanmasında kullanılan parametrelerin ve güncelleme yön­temlerinin emekli lehine olmayacak şekilde dönüşmesine yol açtı. Bu dö­nüşüm, “çalışma süresi arttıkça aylı­ğın artması” ilişkisinin zayıflaması­na neden oldu.

2) 2008 sonrası: Sistem daha da “düşük aylık” üreten hale geldi

2008 sonrası reformlar ise emek­li aylığı üretme kapasitesini daha da aşağı çekti. Sonuç olarak uzun süre sistemde kalan, daha fazla prim öde­yen kesim, beklediği karşılığı ala­maz hale geldi. Bu nedenle bugün yaşanan problem “bazı emekliler az primle yüksek maaş alıyor” meselesi değil; daha doğru ifadeyle: 2000 son­rası ve özellikle 2008 sonrası emek­li aylığı hesaplama sisteminin prim karşılığını zayıflatmasıdır.

2019’da “tamamlama” neden çıktı? Geçici çözüm nasıl kalıcılaştı?

Emekli aylıklarının satın alma gücündeki erime, bir noktadan son­ra sistemin kendi içinden bile sür­dürülemez hale geldi. Nitekim 2019 yılında en düşük emekli aylığına “tamamlama” uygulaması devreye girdi. Başlangıçta düşük bir seviye­de olan bu taban uygulaması zaman içinde büyüdü; bugün ise “en düşük emekli aylığı” fiilen sistemin merke­zine oturdu.Ancak burada kritik so­run şudur:

* Aylıkları tabandan tamamla­mak, kısa vadede “en alttaki” grubu korur.

* Ama uzun vadede prim-maaş ilişkisini daha da zayıflatır.

* Dahası ortalamayı aşağı çeker ve “herkes tabana yaklaşır” algısı üretir.

Yani çözüm gibi görünen meka­nizma, sistemin teşvik kapasitesini daha da azaltan bir sonuca dönüşür.

Asıl ihtiyaç: Taban aylık + prim etkisini güçlendiren yeni model
Türkiye’nin artık iki parçalı bir yapıya ihtiyacı olduğu çok açık:

1. İnsani yaşam düzeyi için taban aylık (sosyal koruma boyutu)

2. Prim günü ve prime esas kazanç arttıkça aylığı artıran güçlü bir ikin­ci katman (sigorta boyutu)

Böyle bir model kurulmadıkça, sistem çalışanlara şu mesajı verme­ye devam edecektir:

“Primini yüksekten yatırmanın da, uzun süre çalışmanın da anlamı yok.” Bu algının yayılması ise sade­ce bireysel mağduriyet üretmez; ay­nı zamanda sosyal güvenlik sistemi­nin finansmanını da zedeler.

Kayıt dışılık sorunu: Denetimle değil, teşvikle çözülür

Türkiye’de yaklaşık 10 milyon ki­şinin ya tamamen kayıt dışı olduğu ya da prime esas kazancının düşük gösterildiği ifade ediliyor. Bu tablo, SGK’nın gelir yapısını zayıflatıyor ve emekli aylıklarını finanse etme kapasitesini düşürüyor.

Burada yalnızca denetim ve ceza mekanizmalarıyla sonuç almak sı­nırlıdır. Çünkü kayıt dışılık çoğu za­man bir “kaçış” davranışı değil, sis­temin verdiği “anlamsızlık” mesajı­nın ürünüdür.

Eğer çalışan şunu düşünürse:

* “Gerçek maaşımdan prim yat­mazsa ileride daha düşük aylık ala­cağım.”

* “Uzun süre çalışırsam emekli aylığım ciddi şekilde artacak.”

Bu durumda çalışan, kendi hak­kını korumak için zaten kayıtlılığı talep eder. Böylece sistem, yalnızca devletin denetimiyle değil, çalışan­ların doğal refleksiyle de güçlenir.

Bugünün emeklileri ne olacak? İntibak artık zorunluluk

Yeni bir hesaplama sisteminin ku­rulması, en çok bugün çalışanların lehine sonuç üretir. Ancak haliha­zırda emekli olmuş ve düşük aylığa mahkûm kalmış kitle için sorun de­vam eder. Bu nedenle, mevcut emek­liler açısından da intibak düzenle­mesi kaçınılmaz bir ihtiyaç haline gelmiştir. İntibak;

* prim günü,

* sigortalılık süresi,

* emeklilik yaşı,

* prime esas kazanç düzeyi gibi değişkenlere göre, geçmişte oluşan kayıpları kısmen telafi edecek bir düzeltme mekanizmasıdır. Bu dü­zenleme yapılmadan, sadece en dü­şük aylığı artırmak; bir süre sonra “en düşük alanların sayısını” büyüt­mekten başka bir işe yaramaz.

Enflasyon farkı neden yetmiyor? Güncelleme yöntemi sorgulanmalı

Emekli aylıkları bugün altı ayda bir TÜİK verilerine bağlı enflasyon farkıyla artırılıyor. Ancak burada sa­hada görülen gerçek şudur:

* Piyasa fiyat artışları ile açık­lanan enflasyon arasında algılanan fark,

* emekli aylıklarının satın alma gücünü korumakta yetersiz kalma­sı, enflasyon farkı mekanizmasını da tartışmalı hale getiriyor.

Teknik olarak “enflasyon farkı ve­riliyor” olsa bile, eğer emekli pazar filesini dolduramıyorsa, kira ve gıda yükü altında eziliyorsa, burada yal­nızca rakamsal artış değil, reel gelir kaybı devam ediyor demektir. Dola­yısıyla güncelleme sistematiği de ye­niden ele alınmak zorunda.

Sonuç: Sistem çalışana “kal, prim öde, kayıtlı ol” demeli

Türkiye’nin emeklilik sistemi, bu­gün bir yol ayrımında. Geçici tedbir­lerle “taban aylığı yükseltelim mi?” tartışması sürerken, asıl mesele göz­den kaçıyor:

* Prim ödemeyi değersizleştiren bir sistem,

* kayıt dışılığı besler,

* SGK gelirini düşürür,

* emekli aylıklarını finanse etme­yi zorlaştırır,

* ve sonunda daha büyük sosyal maliyet üretir. Bu nedenle yapılması gereken, yalnızca en düşük aylığı ar­tırmak değil;

* taban aylığı garanti eden,

* prim karşılığını güçlü biçimde artıran,

* kayıtlı çalışmayı avantajlı hale getiren,

* mevcut emeklilerin kayıplarını intibakla telafi eden yeni bir emekli aylığı mimarisini acilen kurmaktır.

Aksi halde sistem, her yıl daha faz­la “tamamlama” ihtiyacı üreten ve giderek prim ödeme motivasyonunu yok eden bir döngüye sıkışmaya de­vam edecektir."

Yargıtay'dan emeklilik hesabıyla ilgili emsal kararYargıtay'dan emeklilik hesabıyla ilgili emsal karar

 

Emekli memurların maaş farkları ne zaman veriliyorEmekli memurların maaş farkları ne zaman veriliyor

 

ETİKETLER :
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
DM TV YAYINDA! ABONE OL!