Dünyanın gözü bu toplantıda
Türkiye IMFi 55 yıl sonra evinde ağırlıyor.
Dünyanın gözü bu toplantıda
Türkiye IMFi 55 yıl sonra evinde ağırlıyor
Uluslararası Para Fonu (IMF), ekim ayında İstanbul'da krize çözüm ve toparlanmaya destek arayacak. IMF, yıllık toplantısını 6-7 Ekim tarihleri arasında İstanbulda düzenleyecek. Bundan 55 yıl önce yine yıllık toplantısını Türkiyede gerçekleştiren kurum, bu ikinci randevuyu küresel krizin gölgesinde gerçekleştirecek. Bütün dünyanın yakından izleyeceği, BBCnin açılışını canlı yayınlayacağı bu toplantıdan krize yönelik önemli mesajların çıkması bekleniyor.
Hülya Güler / Ekonomist
Küresel ekonomik kriz sürecinde global düzeyde en önemli rolü üstlenen kurumlardan biri olarak dikkat çeken Uluslararası Para Fonu (IMF), yılın en önemli ekonomik etkinliği olarak nitelendirilen yıllık toplantısını 6-7 Ekim tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirecek.
'Krize çözüm, toparlanmaya destek' başlığını taşıyan toplantılar boyunca dünya çapında iş ve ekonomi çevrelerinin gözü ve kulağı İstanbul'da olacak. Geleneksel olarak iki yıl üst üste Washington ve her üç yılda bir de Washington dışında gerçekleştirilen IMF ve Dünya Bankası (DB) yıllık toplantılarının, küresel kriz ortamında bütün gözlerin IMF'e çevrildiği bir süreçte İstanbul'da yapılması önemli.
Son 60 yılın en ağır ekonomik krizinde dünya ekonomisine yön veren finans yetkililerinin ve şirket liderlerinin katıldığı bu en büyük toplantının Türkiye açısından anlamlı bir diğer yanı da 1955 yılından sonra ikinci kez İstanbul'da yapılacak olması. Ayrıca bir diğer özellik ise Türkiye'nin ikinci kez IMF-DB yıllık toplantılarına ev sahipliği yapan tek ülke olması.
İlk etkinlik 30 Eylülde
13 binin üzerinde katılımcının gelmesi beklenen etkinlik, Lütfü Kırdar Kongre Merkezinde 30 Eylülde başlayacak. 5 Ekime kadar sürecek çeşitli seminer ve toplantıların ardından 6-7 Ekim tarihlerinde IMF ve DB'nın 186 ülkeden gelen temsilcilerinin katıldığı yıllık toplantıların gerçekleştirilmesinin ardından ise etkinlik sona erecek. 186 ülkeden maliye ve ekonomi bakanlarının katılacağı toplantılara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ev sahipliği yapması bekleniyor. Henüz katılımı teyit edilen devlet başkanları bulunmasa da Hazine Müsteşarlığı özellikle komşu ülkelerden devlet başkanı düzeyinde katılımın söz konusu olabileceğini belirtiyor. Dünyanın dört bir yanından gelecek siyasi liderler ve finans sektörü yetkilileri ile iş dünyasının temsilcileri, ekonomik toparlanmanın kendini hissettirmeye başladığı bu günlerde, ekonomik canlanmaya ivme kazandırmanın yollarını tartışacak.
Washington dışı daha çok ilgi görüyor
IMF ve DB Yöneticiler Kurulu, normalde kendi kurumlarının çalışmalarını görüşmek üzere yılda bir kez toplanıyor. 186 ülkeden temsilcinin yer aldığı Guvernorlar Kurulu'nun her bir üyesi, iki gün boyunca söz alarak toplantılara katılıyor ve sonunda da bir bildiri yayınlanıyor. Ayrıca IMF'in ve DB'nın icra komitelerinin de toplantılar gerçekleştirdiği bu etkinlikler sırasında çeşitli grupların yanı sıra Uluslararası Para ve Finans Komitesi ile Kalkınma Komitesi de bildiriler yayınlıyor. Yıllık Toplantılar; Yöneticiler Kurulu Direktörleri'nin iş dünyası ile ilgili konuları ele aldığı, birbirleri ile görüş alışverişinde bulunduğu ve uluslararası ekonomi ve finansla ilgili güncel konularda kendi ülkelerinin görüşlerini sunmak üzere toplanmış delegelere hitap ettikleri iki günlük ana oturumları içeriyor. Yıllık toplantılarda yöneticiler kurulları, güncel uluslararası parasal meselelerin nasıl ele alınacağını kararlaştırıyor ve bunlara uygun kararları onaylıyor.
Her iki yılda bir icra direktörleri seçiliyor ve varsa banka ve fona yeni üyeler kabul ediliyor. Yıllık toplantılar, bu kadar çok sayıda üye ülkenin yetkililerini bir araya getirmesi nedeniyle, büyüklü küçüklü, resmi ve gayri resmi istişare fırsatları da sunuyor. O nedenle de Washington dışında yapılan toplantılar, genelde daha fazla ilgi görüyor. Örneğin 2006 yılında Singapur'da yapılan toplantılara 20 binin üzerinde, 2003 yılında Dubai'de yapılan toplantılara da 16 binin üzerinde delege katılmıştı. Washinton'da yapılan toplantılarda ise katılımcıların sayısı, genellikle 8 bin civarında oluyor.
Krize çözüm toparlanmaya destek
İstanbul'da yapılacak toplantılar, dünyanın ekonomik görünümü, yoksulluğun ortadan kaldırılması, ekonomik kalkınma ve yardımların etkinliğine odaklanacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı
24-25 Eylül'de 20 gelişmiş ve gelişmekte olan pazar ekonomisinin bir araya geleceği Pittsburgh Zirvesi'nin ardından düzenlenecek IMF ve DB Yıllık Toplantıları'nda, küresel ekonomik toparlanma dönemine yönelik strateji belirlenecek. Dolayısıyla bu yılki toplantılar, 1930'larda yaşanan büyük buhrandan sonra dünya ekonomisinin karşı karşıya kaldığı en ağır kriz olarak değerlendirilen mevcut kriz sonrasında uygulanacak strateji açısından büyük önem taşıyor.
IMF'in son dönem açıklamalarına göre, dünya ekonomisi büyük buhrandan bu yana görülen en ağır durgunluktan çıkmaya başladı ama toparlanma süreci her yerde aynı hızda ilerlemiyor ve bu sürecin doğru politikalarla desteklenmesi şart.
"Toparlanma zaman alacak"
IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn geçtiğimiz günlerde Berlin'de Alman Merkez Bankasında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin toparlanmasının zaman alacağını ve toparlanma sürecinde yeni istihdam olanakları yaratılamaması riskinin halen devam ettiğine dikkat çekmişti. İstanbul toplantıları boyunca da ufukta beliren ekonomik toparlanmanın nasıl destekleneceği tartışılacak.
IMF Birinci Başkan Yardımcısı John Lipksy de IMF'in IMF dirrect adlı bloğunda yaptığı açıklamada, "En kötü günler geride kalmış olsa da iyileşme süreci tamamlanmaktan henüz çok uzak. Önümüzdeki yıl ekonominin büyümeye başlaması için bir dizi önemli politikanın hayata geçirilmesi ve özel sektörün başladığı işi bitirmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. IMF'in öngörülerine göre önümüzdeki dönemde toparlanma süreci, ağır bir seyir izleyecek.
Mücadeleye devam
Gelişmiş ve gelişmekte olan pazarlarda mali durum düzelmeye devam etse de dünya finans sistemi henüz normale dönmüş değil; pek çok pazarda kamu desteğine olan yoğun ihtiyaç devam ediyor. Kredi imkanlarının sınırlı olması, bireylerin bütçelerini denkleştirme ihtiyacı duyması ve işsizliğin halen artmakta olması gibi nedenlerle önümüzdeki dönemde özel sektör talebinin sınırlı düzeyde olması bekleniyor.
IMF bu nedenle ekonomideki toparlanma iyice belirgin hale gelene ve işsizlik düşmeye başlayana kadar, krizle mücadeleye yönelik politikalara ara verilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Kriz sürecinde kendi idari yapısında ve kredi verme süreçlerinde değişikliğe giden IFM de krize dönük önlemlerde daha hızlı hareket edebilmenin yollarını aradı.
IMF'in krizin başından bu yana 165 milyar dolar kredi ödediği ya da ödemeyi taahhüt ettiği belirtiliyor.
Öncelikli gündem maddeleri
Toparlanmanın ilk sinyallerinin alındığı bundan sonraki sürecin çok daha iyi yönetilmesi görüşünü dile getiren IMF'in İstanbul'daki yıllık toplantılarında ele alınacak konu başlıklarını ve gündeme gelmesi muhtemel tartışma konularını şu şekilde özetlemek mümkün:
* Talep dengesinin yeniden kurulması: Ekonomi kendine geldikçe, küresel talep dengesinin tüm ülkeleri kapsayacak yeniden kurulması gerekecek. Bu ise gelişmiş ülkelerin finans sistemlerinin iyileştirilmesi ve gelişmekte olan Asya ekonomilerinde iç talebin arttırılması da dahil olmak üzere bir takım ciddi politikaların uygulanmasını gerektirecek.
* Finans sitemi reformları: Şu anda istenen hızda gerçekleştirilemiyor. IMF sermaye yeterliliğine ilişkin şartların ağırlaştırılması ve risk karşısında daha hassas hale getirilmesi çağrısında bulunuyor. Makro-ihtiyatı denetimin operasyonel çerçevesine yönelik çalışmalar da hala tamamlanmış değil.
* Finans sisteminin sağlığına kavuşturulması: Finans sektörüne yönelik politikalar ve piyasaların istikrar kazanmasına yardımcı olmuş olsa da finans sisteminin tekrar sağlığına kavuşması için ek önlemler alınması gerekiyor. Bunlar arsasında yeniden sermayelendirme çalışmalarının devam etmesi ve sorunlu aktiflerin çözüme kavuşturulması da bulunuyor.
Sağlıklı bankaların kamu desteğine olan bağımlılığının kademe kademe azaltılmasına yardımcı olmak amacıyla teşvikler verilmesi de gerekiyor.
* Canlandırma politikalarına son verilirken temkinli olunmalı: Kamu müdahalesine gereğinden önce son verme ve bunun sonucunda finansal istikrarı ve ekonomik toparlanmayı geciktirme riski ile bu tip müdahalelerin süresini gereğinden fazla uzatma sorun yaratıyor. Bunların sonucunda özel sektöre verilen teşvikleri etkisiz kılma ve yeni tehlikeler yaratma riski arasında uygun bir dengenin kurulması da en önemli zorluklardan biri olarak ortaya çıkıyor.
* Risklerin tespit edilmesi: Farklı sektör ve ülkelerdeki risklerin tespiti ve risk haritasının netleşmesi açısından düzenleme ve denetleme çalışmalarını daha etkin hale getirilmesi gerekiyor.
Önemli isimler katılıyor
Tüm bu konuların tartışılacağı yıllık toplantılar öncesinde yan etkinlikler olarak nitelendirilen ve IMF-DB yetkililerinin yanı sıra iş dünyası ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de katılacağı bir dizi seminer ve toplantı daha düzenlenecek. Bu seminerlerde ele alınacak başlıca konular arasında ise politikaların ekonomik toparlanmayı ve istihdam yaratılmasına ne şekilde yardımcı olabileceği, küresel finans sistemini nelerin beklediği ve fakirlerin nasıl korunabileceği gibi konular yer alıyor.
Bir hafta boyunca dünya ekonomisinin kalbinin atacağı İstanbul'da 186 ülkenin maliye veya ekonomi bakanları ile merkez bankası başkanlarının yanı sıra dünyaca tanınmış ekonomist ve işadamları da etkinliklerde yer alacak.
Türkiye'den Ali Babacan, Güler Sabancı ve Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın konuşmacı olarak katılacakları etkinliklere çeşitli ülkelerden katılacak bazı isimler ise şöyle: Nancy Birdsall, Paul Collier, Niall Ferguson, Stanley Fischer, Ngozi Okonjo-Iweala, Raghuram Rajan, Geoge Soro, Joseph Stiglgtz, Dominique Strass-Kahn ve Martin Wolf.
BBC canlı yayınlıyor
Aralarında Güler Sabancı ve IMF Başkanı Dominique Strass Kahn'ında bulunduğu 3 Ekimdeki açılış oturumunu BBC televizyonu canlı olarak yayınlayacak. IMF'in politika danışma grubu Uluslararası Para ve Finans Komitesi 4 Ekimde, Kalkınma Komitesi ise 5 Ekimde toplanacak.
Bu toplantılar, tüm ülkelerin maliye bakanlarının ve merkez bankası başkanlarının küresel ekonomik meseleleri tartışmak ve IMF'ye yol göstermek amacıyla bir araya gelinmesine imkan verecek. Kongre merkezinde katılımcılara 6 Ekimde Devlet Bakanı Ali Babacan'ın bir konuşma yapacağı bir resepsiyon verilmesi ve ardından da Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda Türkiye'yi tanıtan özel bir gösteri sunulması planlanıyor. Toplantıları 400'ü yurt dışından olmak üzere bin 500'ü aşkın medya mensubunun izlemesi bekleniyor.
KUTU
İstanbul Kongre Merkezi bu toplantı için yapıldı
İstanbul'u global bir yatırım ve finans merkezi yapma konusunda çaba sarf eden Türkiye, IMF-DB yıllık toplantılarına ev sahipliği yapmak üzere pek çok ülke ile yarıştı. 54 yıl sonra ikinci kez IMF ve DB yıllık toplantılarına ev sahipliği yapacak olan İstanbul, hazırlıklarına üç yıl önceden başladı.
Hazine Müsteşarlığı yetkilileri 2006'daki Singapur toplantısını teknik açıdan incelemek üzere bir heyeti bu toplantılara gönderdi. Hazine Müsteşarlığı yetkililerinin daha kapsamlı ve geniş bir kongre merkezi gerektiği yönündeki görüşleri doğrultusunda İstanbul Kongre Merkezi inşa edildi. Böylece 120 bin metrekare alana kurulu 7'si yeraltında 12 katlı İstanbul Kongre Merkezi inşa edildi. Merkezde toplantı salonunun dışındaki ofislerde 186 ülkeden gelen katılımcıların özel görüşmeler yapabileceği oda ve salonlar yer alıyor. Çeşitli banka şubeleri, Türk Telekom ve PTT şubeleri de kongre merkezinin içinde bulunuyor.
Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yanı sıra IMF ve Dünya Bankası Türkiye ofisi çalışanları, uzun bir süredir bu toplantıların organizasyonu için çalışıyor. Washington'dan gelen bir heyet de yaklaşık bir aydır İstanbul'da toplantılar için gerekli hazırlıklara bizzat katılıyor.
KUTU
IMF'deki en kıdemli Türk
Türkiye gibi IMF de İstanbul'daki yıllık toplantılar için yoğun bir hazırlık yaptı. IMF'in Dış İlişkilerden Sorumlu Asistan Direktörü Suna Eken ise bu hazırlıkların bizzat başındaki isim. IMF içinde görev alan pek çok Türk arasında en kıdemli isim olan Eken de hazırlıkları yürüten ekip ile birlikte bir aydır İstanbul'da.
IMF-DB yıllık toplantıları hakkında bilgi vermek amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan Eken, kriz sürecinde IMF'in üstlendiği rolü özetledi. IMF'in küresel ekonomik canlanma için yol gösterici rolünü pekiştirmek amacıyla kendi içinde reformlar gerçekleştirdiğini kaydeden Eken'in anlattıkları özetle şöyle:
"IMF'in öneminin kriz sürecinde daha iyi anlaşıldığı düşüncesindeyim. Bu süreçteki rolünü, birkaç başlık altında toplayabiliriz. Krizin kendini ilk olarak hissettirdiği hemen ilk günlerde IMF itfaiyecilik rolünü üstlenerek, acil kredi ihtiyaçlarına ivedilikle cevap verdi. Doktorluk rolünü üstelenerek hem ülkelere tek tek hem de tüm dünyaya ekonomik finansal sistemin nasıl iyileştirilebileceği konusunda tavsiyelerde bulundu. Ülkelere para ve finans konularına ilişkin yeteneklerini nasıl geliştirebilecekleri konusunda teknik danışmanlık yaptı. Ve son olarak da mimarlık rolünü üstlenerek küresel finans sisteminin değiştirilmesi konusunda analizler yapıp tavsiyelerde bulundu."
KUTU
IMF'in gündemi
Krizden Kurtulma: Küresel ekonomi ne durumda? Bu konuda IMF üyeleri ve paydaşlarla İstanbul'da bir araya gelindiğinde, ekonomik potansiyeller incelenip küresel finans güvenlik ağının güçlendirilme yolları tartışılacak.
Üyelere Mali Destek: IMF, kriz sırasında en çok etkilenen ülkelere kredi vermeyi artırdı. Üyeleri ile birlikte, bu kredi programlarının etkisini inceleyip derhal ekonomik büyümeye dönüşe yardım yolları bulmak için çalışılacak.
Yoksulların Korunması: Tartışmalar, yoksul ülkeler için ikraz programlarının basitleştirilmesine ve güçlendirilmesine odaklanacak.
Değişen Bir IMF: IMF, neredeyse dünyadaki tüm ülkelerin üye olduğu uluslararası bir kuruluş olarak meşruluğunu kesinleştirmenin ve etkinliğini artırmanın yollarını tartışacak.
KUTU
Türkiye ve IMF ilişkilerinin kısa tarihi
Türkiye IMF'e 1947 yılında tam üye oldu. IMF o tarihten itibaren Türkiye'ye 19 finansal düzenlemeyle destek oldu. Bunların son ikisi 2002'de 18 milyar dolar ve 2005'te de 10 milyar dolar olarak devreye giren geniş çaplı IMF kaynaklarıyla desteklenen stand-by düzenlemeleri.
Uluslararası Para Fonu, zaman içinde para politikası, finans sistemin denetimi ve düzenlemesi, vergi ve kamu maliyesi politikaları da dahil olmak üzere, Türkiye'nin ekonomi politikası konusunda yetkili makamlarına çeşitli alanlarda teknik destek sunuyor.
IMF'in 2000 yılından beri Ankara'da bir temsilcilik ofisi bulunuyor.
Buradaki personel, Türkiye'deki ekonomik gelişmeleri ve uygulanan ekonomik politikaları izliyor, Türk makamlarıyla Washington'daki IMF personeli arasında irtibat sağlıyor ve IMF'in sunduğu teknik yardımı koordine ediyor. Söz konusu ofis aynı zamanda kamu sektörü, yerli ve yabancı analistler, yatırımcılar, akademik kurumlar, araştırma kuruluşları ile Türkiye ile uluslararası konularda işbirliği yapan kurumlar ve bunların diplomatik temsilciliklerine, IMF'in görüşleri hakkında bilgi verme görevini de üstleniyor.