| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 90,80 | -0,38 | 472.160.000.000,00 |
| ALBRK | 9,70 | 4,75 | 24.250.000.000,00 |
| GARAN | 163,50 | 0,12 | 686.700.000.000,00 |
| HALKB | 48,70 | 1,46 | 349.898.690.645,40 |
| ICBCT | 14,78 | 3,50 | 12.710.800.000,00 |
| ISCTR | 18,12 | -0,17 | 452.999.456.400,00 |
| SKBNK | 10,53 | 3,85 | 26.325.000.000,00 |
| TSKB | 14,12 | -0,14 | 39.536.000.000,00 |
| VAKBN | 41,28 | 0,44 | 409.329.240.469,44 |
| YKBNK | 42,52 | -0,23 | 359.168.620.595,68 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Mersin İş Dünyası Buluşması programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonominin büyük belirsizlik içinde olduğu, dünyada uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı bir dönemden geçildiğini belirterek, diğer taraftan da dünyada büyük bir teknolojik dönüşümün yaşandığını söyledi.
Kalkınma Planları'nda, Orta Vadeli Programlar'da bu gelişmeleri dikkate alarak hareket ettiklerini vurgulayan Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak önemli bir mesafe almış durumdayız. Bu karmaşık dönemi iyi değerlendirebilirsek, risklerin ve belirsizliklerin arttığı bu dönemi kendi içimizde öngörülebilirliği ve istikrarı artırarak karşılayabilirsek, buradan büyük avantajlarla çıkma ihtimalimizin de yüksek olduğunu ifade etmek isterim." değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, Türkiye'nin kritik bir dönemde olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
"Buna bazıları orta gelir tuzağı da diyor. Nedir bu? Çok özet olarak anlatacak olursak orta gelir tuzağı şu: Ülkeler kalkınma sürecinde öyle bir noktaya gelirler ki emek maliyeti bakımından yüksek maliyetlerle karşılaşırlar. Yani gelişmekte olan birçok ülkenin emek maliyetinden daha yüksek bir maliyetiyle karşı karşıya kalırlar. Çünkü şehirleşme artar, eğitim düzeyi yükselir, insanların tüketim kalıpları, talepleri ve beklentileri dönüşür. Dolayısıyla daha yüksek bir ücret düzeyi söz konusu olur. Dolayısıyla düşük emekle çalışan ülkelerle rekabet etmekte zorluk yaşamaya başlarlar. Diğer taraftan teknolojik dönüşüm de arzu edilen noktada olmayınca, teknolojik olarak yüksek teknolojiyle çalışan ülkeler ile düşük emek grubu ülkeler arasında bir yerde kalırlar. Yani yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal misali böyle bir açmaz içinde kalırlar. Buna orta gelir tuzağı deniyor.
Bunu aşmanın yolu elbette düşük emek değildir. Teknolojik seviyemizi yükseltmek, emeğimizin katma değerini ve verimliliğini artırmak... Toplam faktör verimliliği dediğimiz bir kavram var ekonomide. Ekonomimizin toplam verimliliğini yükseltmek. Şehirleşmemizle, kurumlarımızla, hukuk düzenimizle, teknoloji politikalarımızla, eğitim ve sağlık ile bütün politikalarımızı kastediyorum. Kaynakları daha verimli kullanan bir ülke haline gelmek. Bunu yaptığınız zaman o kritik eşiği aşıp gelişmiş ülkeler liginde yer alıyorsunuz. Türkiye tam da bu süreçten geçen bir ülke."
Büyüme ve enflasyonda tarımın çok ciddi katkısı olacak
Türkiye'nin ilk defa 2025 yılında kişi başına gelir olarak 18 bin dolara yakın bir nominal gelire yaklaştığını, 1,5 trilyon doları aşan milli gelire sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Türkiye Yüzyılı'nda ülkemizi bu dünyadaki ligde çok daha üst sıralara taşıyıp gelişmiş dediğimiz ekonomiler arasında kalıcı hale getirmeliyiz. Tamam, geçen sene yüksek gelirli ülkeler ligine bir ilk adım attık ama burada kalıcı olmamız çok önemli. Ve bu da yapısal bir dönüşümü ima ediyor. Kurumlarımızla, şirketlerimizle, şehirleşmemizle, her alandaki politikalarımızla daha farklı bir seviyeye ülkemizi taşımamız gerektiğini gösteriyor. Türkiye ekonomisi bu yönde emin adımlarla ilerliyor. Son yıllarda gerek deprem gerek pandemi gibi birçok hadise yaşadık. Enflasyon oranlarımız yüksek seviyelere çıktı. Özellikle 2024 yılında yüzde 75'i aşan bir seviyeye geldi. O tarihten bugüne 45 puana yakın bir düşüş sağladık. Bir program uyguluyoruz; enflasyon oranımızı düşürmeye, finansal istikrarımızı güçlendirmeye çalışıyoruz.
Ben bunu şöyle özetliyorum doğrusu: Pandemi döneminde reel ekonomiyi güçlü tuttu Türkiye, tezgahı dağıtmadı tabiri caizse. Birçok ülke bunu başaramadı. 2020-2024 dönemine baktığınız zaman dünya 100 iken 115'e çıkmış. Yani pandemi sonrası dünya ekonomisi genel olarak 15 puan büyümüş. Türkiye ise 30 puan büyümüş; 100 iken 130 olmuş. Sanayisiyle, turizmiyle, hizmetleriyle vesaire. Reel ekonomide büyük bir başarı sağlamışız aslında bu konjonktürde, pandemi sonrası dünyada. Ama bunu yaparken finansal tarafta istikrarsızlıklar, birtakım dengesizlikler ortaya çıkmış durumda. Dolayısıyla şimdiki önceliğimiz finansal istikrarımızı sağlamak; reel ekonomideki bu kazanımlarımızı da koruyarak hem finansal istikrarla hem reel sektörün gücüyle geleceğe yürümek. Ana çerçevemiz bu."
Yılmaz, enflasyonla mücadeleyi öncelikli hedef haline getirdiklerini ve belli bir mesafe aldıklarını belirterek, şöyle devam etti:
"Geçen yılı yüzde 30'un biraz üzerinde bir rakamla kapattık. Bu seneki hedefimiz enflasyonu 20'lerin altına indirmek. Ocak ayında bir miktar beklentilerin üstünde geldi doğrusu ama yine de yıllık bazda düşüş, dezenflasyon devam etti. Burada özellikle gıdanın rolünün olduğunu görüyoruz. Geçen yıl hem bir don hem de kuraklık yaşadık. İkisini aynı yılda yaşadık. Tarım sektörümüz küçüldü. Bu durum büyümemizi olumsuz etkilediği gibi enflasyonumuzu da olumsuz etkiledi. Ancak bu bazla 2026'ya girdiğimizi düşünürseniz, 2026'da tarımın tam tersine bir etkisi olacak. Hem büyümemize hem enflasyonla mücadelemize inşallah tarımın çok ciddi katkısı olacak. Tabii ki normal bir yıl olacağı varsayımıyla konuşuyorum."
Enflasyonla mücadeleyi arz yönlü politikalarla da desteklediklerini dile getiren Yılmaz, selektif finansal enstrümanlarla ihracatçılara, hassas kesim ve sektörlere destek olduklarını bildirdi.
"Bir rekabet gücü oluşturacaksak bölgesel bir perspektifle bakmalıyız"
Yılmaz, cari açığın yüzde 1,5'lere kadar geldiğini, bütçe açığının yüzde 3'ün altında bulunduğunu ve kamu borcunun milli gelire oranının yüzde 24-25 civarında olduğunu aktararak, şöyle konuştu:
"Türkiye olumlu bir gelecek vadediyor. Bakın bunu da yatırımlardan görüyoruz. Doğrudan, FDI dediğimiz yatırımlar dünyada daralırken, Türkiye'de artışta. Geçen yıl yüzde 12 civarında bir artış oldu ve niteliği de yükseldi. Gayrimenkul değil, daha üretken alanlarda FDI yatırımları arttı. Son dönemde görüyorsunuz sermaye piyasalarında, borsada ciddi bir giriş var. Bu da boşuna değil. Şu analizi yapıyor dünyadaki çeşitli finans çevreleri: Türkiye'de makro finansal istikrar pekiştikçe reel sektör çok daha sağlıklı bir zeminde büyüyecek ve karlılığı artacak. Belki şu anda geçici olarak sıkıntılı dönemler yaşayan sektörler var ama Türkiye'nin gelecek vadettiğini gördükleri için borsamıza gelip yatırım yapıyorlar. Şirketlerimize ortak oluyorlar çünkü bu şirketlerin orta vadede çok daha kazançlı, karlı hale geleceğini düşünüyorlar. Bu önemli bir gelişme. İnşallah bu yolda da devam edeceğiz."
Cevdet Yılmaz’dan enflasyon mesajı
Erdoğan’ın yokluğunda Cumhurbaşkanlığına Cevdet Yılmaz vekalet edecek
Finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.