BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 66,75 -1,84 347.100.000.000,00
ALBRK 8,57 -2,39 21.425.000.000,00
GARAN 131,60 -1,72 552.720.000.000,00
HALKB 42,36 -2,40 304.347.197.859,12
ICBCT 14,20 -2,87 12.212.000.000,00
ISCTR 12,87 -1,76 321.750.000.000,00
SKBNK 4,92 -3,53 12.300.000.000,00
TSKB 9,43 -2,98 26.404.000.000,00
VAKBN 32,86 -3,58 325.837.181.245,78
YKBNK 35,70 -1,65 301.559.730.838,80

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaGündemCEO’lar Davos’ta ‘terapi’ seanslarında..----

CEO’lar Davos’ta ‘terapi’ seanslarında..

CEO’lar Davos’ta ‘terapi’ seanslarında..
30 Ocak 2011 - 10:33 www.finansingundemi.com

Dünyaya Ekonomik Forumu, bugün peşpeşe yapılacak 2 büyük değerlendirme toplantısıyla sona eriyor

Gerek Kongre Merkezi’ndeki 240 oturumda, gerekse bu küçük dağ kasabasının çeşitli otellerindeki iş yemeklerinde konuşulanların ışığında, küresel ekonominin 2011’deki yol haritası önümüze konacak. Ve buradaki herkes hemfikir ki, 2010’da sağlanan (tüm beklentilerin üzerindeki) iyileşme, bu yıl tekrarlanamayacak. 2011 daha zor geçecek.
Değerlendirme toplantılarına katılmadan önce ben, buradaki dev kuruluşların CEO’larıyla ilgili kendi değerlendirmemi yapmak istiyorum.
Küresel ekonomide dengeler yerine oturmadığı halde, 2010’da kârlılıkları ve primleri şaşırtıcı biçimde artan Batılı dev kuruluşların CEO’ları yine iyimser havada; ancak çok tedirgin bir iyimserlik bu... Eski özgüvenli hallerinden eser yok. Koridorlarda rastlayıp ayaküstü sohbet ettiklerimin çoğu, “Biz bu yıl ekonomi oturumlarına pek girmedik. Ne konuşuldu?” diye bana soruyor. Nasıl yani? Peki ne yapmışlar?  

CEO’lar stres atıyor!
CEO’lar bu yıl -stres atmak ve kafa dağıtmak için olsa gerek- daha ziyade eşler için konmuş oturumlara ilgi göstermişler: “Siber illüziyonist”, ”Mutluluğun anahtarı”, ”Shakespeare’den liderlik dersleri”, ”Müzikle terapi”...
Aslında haksız da sayılmazlar, çünkü ekonomi oturumlarına girecek olsalar, gerek önümüzdeki aylar gerekse yılın tümü için hiç de iç açıcı tahminler yapılmıyor. Dahası geçmiş yıllardan farklı olarak oturumlarda küresel krizin sosyal sonuçları da enine boyuna konuşuluyor ve bu yıl ana oturumlarda söz hakkı tanınan Avrupalı sendikacılar, her fırsatta “Siz paraları yine cebe indirdiniz; olan son iki yılda kapının önüne konan
30-40 milyon çalışana oldu” diye CEO’lara veryansın ediyor. Eh ben de onların yerinde olsam, gerçeklerin yüzüme vurulması yerine siber illüziyonistle kafa bulmayı yeğlerdim.
Buna karşılık Unilever, Coca-Cola, Carrefour, Tesco ve Wal-Mart gibi tüketicilerle her gün yüz yüze olan perakende devlerinin CEO’ları, her türlü ekonomi oturumunda hazır ve nazırlar. Özellikle Coca-Cola ve Unilever gibi, ürünlerini dünyanın en ücra köşelerine ulaştırma çabası içinde olan ve bu çerçevede sosyal girişimciliğe yakın iş modelleri geliştirenlerin söyleyecek çok sözü var.
Örneğin Coca-Cola, Afrika’nın en ücra bölgelerine, Vespa türü küçük bir motosiklet ve küçük taşınabilir bir soğutma aletini sermaye olarak vererek, çok sayıda kadını ve genci, “mikro distribütör” yapmış, dün akıllarının ucundan geçmeyen yerlerde bugün Coca-Cola ürünlerini satabiliyorlar.
Geçtiğimiz yıllarda İzmirli süpermarket zinciri Kipa’yı alarak Türkiye piyasasına giren İngiliz Tesco’nun CEO’su Terry Leahy yeni yatırımlarını hevesle anlatırken, bir başka oturumda yan yana düştüğümüz Tesco Başkan Yardımcısı Lucy Neville-Rolfe Hanım’ı, Türkiye’de daha hızlı büyüyebilmek için ertesi gün Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve BİM süpermarket zincirinin kurucusu ve eski sahibi Aziz Zapsu ile toplantıda görüyorum.

Carrefour’un CEO’su
Bir başka toplantıda yanıma düşen Carrefour’un CEO’su Lars Olofsson’a Türkiye’deki faaliyetlerinden memnun olup olmadıklarını soruyorum. “Memnunuz” diyor. “Memnunsanız neden diğerleri gibi büyümüyorsunuz?” diye üstelediğimde cevabı: “Migros ve BİM’inki gibi agresif büyüme, bizim tarzımız değil. Toplam operasyonlarımızın yüzde 1.5’i Türkiye’de, zamanla artar.” Ne zamanı? Carrefour Türkiye’ye geleli 15 yıl oldu. O tarihte BİM ortada yoktu, şimdi Migros’u bile geçti. Bu hatırlatmayı yaptığımda Olofsson yelkenleri suya indiriyor. Anlıyorum ki Türkiye’deki operasyonlarından pek mutlu değiller; zira durup dururken “Biz ortağımız Sabancı Grubu’ndan çok memnunuz. Onlarla yolumuza devam etmek istiyoruz” diyor. “Onlar olmasa çoktan giderdik” dercesine...
CEO’lar arasında bu yıl en beğendiğim Kişi Unilever’in CEO’su Paul Polman.
Onun görüşlerini size önümüzdeki günlerde ayrıca yazacağım.

Meral Tamer - Milliyet

ETİKETLER :
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)