BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 66,75 -1,84 347.100.000.000,00
ALBRK 8,57 -2,39 21.425.000.000,00
GARAN 131,60 -1,72 552.720.000.000,00
HALKB 42,36 -2,40 304.347.197.859,12
ICBCT 14,20 -2,87 12.212.000.000,00
ISCTR 12,87 -1,76 321.750.000.000,00
SKBNK 4,92 -3,53 12.300.000.000,00
TSKB 9,43 -2,98 26.404.000.000,00
VAKBN 32,86 -3,58 325.837.181.245,78
YKBNK 35,70 -1,65 301.559.730.838,80

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaGündemÇaresizliğin resmi----

Çaresizliğin resmi

Çaresizliğin resmi
28 Ekim 2010 - 10:39 www.finansingundemi.com

Devlet Bakanı Ali Babacan'a ilk buluşmamızda 'petrol lanetinden' söz etmeliyim.

Bu hafta başında ekonomi camiasının nabzı hızlandı. Bütçe görüşmeleri başladı. Merkez Bankası yılın son enflasyon raporunu açıkladı. Baştan hiçbir şey çıkmayacağı bilinen kritik buluşmada, ekonominin başı Sayın Babacan ile ihracatçılar arasında ipler koptu. Merkez Bankası ne diyor? İplerin koptuğu benim yorumum. Aşırı kaçtığını düşünebilirsiniz ama parçaları bir araya getirdiğimizde, karşımıza çaresizliğin resminin çıktığını göreceksiniz. Merkez Bankası cenahından başlayalım. Para politikasının sahibi özetle dört şey söylüyor: Bir, hükümetin Orta Vadeli Program’da ilan ettiği sıkı maliye politikasına sadık kalacağına inanıyorum. İki, iç talep yükselmeye devam edecek ama fiyatlar üzerinde baskı oluşturacak düzeyde değil henüz. Üç, bu iki gerekçeyle politika faizimi bir yıl daha sabit tutacağım. Dört, merak etmeyin enflasyon düşmeye devam edecek. Para politikasından ihracatçılara bu kadar. Babacan da Merkez Bankası da kura sert müdahaleye ve sıcak parayı vergilendirmeye inanmıyorlar. Ekonomi camiasında bu konu hararetle tartışılmaya devam ediyor; ama önemli olan bizimkilerin ne düşündüğü. Bu arada Merkez Bankası’nın düzenli olarak döviz almaya devam ettiğini, rezerv birikiminin hızlandığını belirtelim. Rezerv birikimi en azından TL’nin daha hızlı değerlenmesini engelliyor. Maliyet reformları bir başka bahara Merkez Bankası’ndan ihracatçıya daha fazla hayır gelmeyeceğine göre, geriye sanayinin maliyetler yönünden desteklenmesi kalıyor. ‘Teknolojik atılım’, ‘markalaşma’, ‘yüksek katma değerli mal üretme’ türünden kısa, hatta orta vadede karın doyurmayan büyük projeleri geçelim. Bu amaca hizmet edecek radikal Ar-Ge ve eğitim reformlarını devreye sokalım ama bunların ihracata ancak uzun dönemde deva olacağını bilelim. Sanayiye rekabet gücü kazandıracak iki maliyet unsuru önemli: İşgücü ve enerji. İşgücü ve enerji maliyetini aşağıya çekecek reformlar, ne yazık ki ya rafa kalktı ya da olanaksızlaştı. Kıdem tazminatı, bölgesel asgari ücret gibi netameli reformlar seçim sonrasına ertelendi. Bana sorarsanız seçim sonrası da zor yapılırlar. Elektrik fiyatı ise yanlış özelleştirme yüzünden yüksek kalmaya devam edecek. Hükümet dağıtım şebekelerini özelleştirirken, kamu gelirini maksimize etmeye karar verdi. Özelleştirme gelirini olabildiğince yüksek tutmak için kayıp-kaçak oranlarının aşağıya çekilmesinden kaynaklanacak karları firmalara bıraktı. Oysa bu kazançların sanayi elektrik fiyatlarına yansıması şart koşulabilirdi. Bu durumda özelleştirme geliri düşer ama elektrik fiyatı da düşerdi. Babacan’dan örtük itiraf Bu umutsuz tablo karşısında ekonominin patronu Babacan umudunu nükleer santrallara ya da Karadeniz’de petrol bulunmasına bağlamış. Devlet Bakanı Ali Babacan, “Kur ne olursa olsun cari açık devam eder. Ne zamanki nükleer tesisimizi kurar, elektriğimizin bir kısmını buradan elde ederiz ya da Karadeniz’de petrol buluruz, o zaman cari açığımız sorun olmayabilir” demiş. Nükleer santralların devreye girmesine yıllar var. Ayrıca bildiğim kadarıyla elektriği ucuza değil, pahalıya üretecekler. Petrol bulursak cari açığımız azalır ama bunun ihracata hiçbir faydası olmaz. Aksine TL daha da değerlenir. Babacan’a ilk buluşmamızda ‘petrol lanetinden’ söz etmeliyim.
ETİKETLER :
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)