Babacan: Başbakan yanlış anlaşıldı
Devlet Bakanı Babacan, Başbakan'ın TÜSİAD'A yönelik 'bertaraf' ' ifadesinin tehdit içermediğini söyledi
ANKARA (A.A) - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Mali Kural konusunda, ''Bizim Ekonomik Koordinasyon Kurulu'ndaki 6 bakan arkadaşımızla biz beraber açıkladık bunu. Yani bir de benim hani şahsımla çok özdeşleştirildi bu ama..'' dedi.
CNN Türk'te katıldığı bir programda soruları yanıtlayan Babacan, Mali Kural'ın askıya alınması ile ilgili konuşmama kararını vurgularken, bundan sonra Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan ve Bütçe üzerine yoğunlaşacaklarını belirtti.
Mali Kural'ın parlamentodaki takvimi ile ilgili 2002 yılından bugüne kadar hedeflerin ifade edildiğini, Parlamento adına hükümetin taahhüt veremeyeceğini, karar veremeyeceğini, takvim belirleyemeyeceğini anlatan Babacan, bu konuda, iş dünyası, akademisyen, uluslararası kuruluşlar, OECD, Dünya Bankası AB Komisyonu ile geniş bir istişare yaptıklarını, hükümet aşamasından da geçtiğini belirtirken, ''Bizim Ekonomik Koordinasyon Kurulundaki 6 bakan arkadaşımızla biz beraber açıkladık bunu. Yani bir de benim hani şahsımla çok özdeşleştirildi bu ama...'' diye konuştu.
Genel Kurul'da 15 Temmuz'da görüşülmesi beklenirken, ''14 Temmuz akşamı Mali Kural'ın farklı bir sürece girdiğini, farklı bir döneme girdiğini'' kaydeden Bakan Babacan, o günden beri bu konuda konuşmama karar aldığını belirtirken, ''açıklamaları yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün'ün de EKK üyesi olduğunu'' hatırlattı.
Bakan Babacan, ''Siz yalnız mısınız Hükümette hakikaten? Yani para harcamak isteyenler hükümette, para harcatmam diyen Ali Babacan'ın önünü mü kesmiş oldu'' yönündeki değerlendirme üzerine, ''Şimdi ben söylediklerinizi ne teyit ederim, ne farklı bir şey söylerim ama... Yani konuşmam bunu ikrar anlamına gelmiyor, bir süre bu konuda konuşmayacağım'' dedi.
''Yalnız mısınız'' sorusuna Bakan Babacan, ''Hayır. Bu kadar...'' diye yanıt verdi.
Babacan, Mali Kural'ın seçimden önce veya sonra çıkıp çıkmayacağı konusunda bir şey söylemeyeceğini vurgularken, şöyle devam etti:
''12 Eylül referandumundan hemen sonra, yani 13 Eylül Pazartesiyle 17 Ekim Pazar arasındaki o 5 haftalık pencerede yoğun bir şekilde orta vadeli program, orta vadeli mali plan ve 2011 bütçesi, buna yoğunlaşacağız. Geçen seneki orta vadeli programın 2010, 2011, 2012 hedeflerinin mali kuralla yüzde 100 uyumlu. Yani mali kural 2010, 2011, 2012 için çok da yeni bir şey zaten getirmeyecektir ama, uzun vadede öngörülebilirlik getirecek idi. Dolayısıyla, biz şimdi orta vadeli program, orta vadeli mali plan ve bütçeye, bunun üzerine yoğunlaşacağız. Zaten 17 Ekim anayasal bir son tarihtir, yani gelecek yılla ilgili en azından perspektifimizi o tarihte ortaya koymuş olacağız. Uzun vade, artık Türkiye ne zaman kendisini hazır hissederse.''
-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KONUSUNDA İŞ DÜNYASI İLE GÖRÜŞMELER-
TÜSİAD ve TOBB ile ekonomik konular yanında, EKK'da Anayasa değişikliği konusunu da değerlendirdiklerini anlatan Bakan Babacan, toplantıda, ''Yatırımcılara yön gösteren, onlara bir bakıma tavsiyelerde bulunan analistlerin, ekonomiyle ilgili analistlerin raporlarında; hayır çıkarsa riskler var, evet çıkarsa bu ekonomiye yeni bir ivme kazındıracaktır'' yönündeki tespitleri dile getirdiğini belirtirken, şunları söyledi:
''Şimdi bütün analizler böyleyken ve evet çıkmasından yine en çok iş dünyamız istifade edecekken, yani bu konuda tarafsız kalmak, biz üzülüyoruz. Hükümetin de eleştiri özgürlüğü o da olmalı yani, herkes eleştiriyor, herkes...Yani hükümet de eleştirebilir, bu da doğrudur. Yani biz onları zorlayamayız, onlara diyemeyiz ki şöyle yapacaksın böyle yapacaksın, bir talimat veremeyiz. Ama tersine eleştirebiliriz, o da hükümetin hür, özgür eleştiri hakkını da kimsenin elinden almaması lazım, yani o da çok doğru.''
''Bertaraf-taraf'' sözlerinin eleştiriden ziyade ''yanlış'' bir şekilde bir ''belki tehdit olarak algılanmış'' olabileceğini vurgulayan Bakan Babacan, ''Başbakanımız öyle bir şey, mümkün değil yani öyle bir şey kullanmaz'' diye devam etti.
Babacan, şunları kaydetti:
''Şimdi oradaki bertaraf olur kelimesi bir tehdit gibi algılandı. Sanki yani ya evet dersiniz ya da ben size gününüzü gösteririm gibi algılandı. Halbuki Sayın Başbakanımızın dediği o değil. Çok genel bir tespit, çok eski bir atasözüdür biliyorsunuz. Yani o gün sırf TÜSİAD için, başka kuruluşlar için ortaya konmuş bir söz de değildir. Yani burada memleket meselelerinde önemli konularda hele hele bu demokratikleşmeyle alakalıysa, Türkiye?yi hukuk devleti adına daha geliştirecek, daha ileriye götürecek bir adımsa, yani böyle bir konuda sessiz kalmak, tarafsız kalmak, dönüp dolaşıp tekrar sizin kuruma zarar verecektir, sizin kurumunuzun itibarını etkileyecektir anlamında bir yaklaşımdır bu.''
Anayasa değişikliğinin bir paket oluduğunu, farklı açıdan bakanların artılarını ya da eksilerini görebileceğini kaydeden Bakan Ali Babacan, ''Ama sonuçta bunun bir muhasebesini yapmak lazım. Kaldı ki iş dünyası muhasebe yapma konusunda herhalde en yetkin olması gereken bir camia. Şimdi artıları-eksileri, bilançoyu koyacaklar, aktifte ne var, pasifte ne var, bu Anayasa ne getiriyor, ha kendilerine göre ne götürüyor'' diye konuştu.
İş dünyası ile bir iletişim kopukluğunun olmadığını vurgulayan bakan Babacan, ''İletişim kopukluğu diye bir şeyi ben gerçekten pek kabul etmiyorum. TÜSİAD Yönetim Kurulu, TOBB Yönetim Kurulu, diğer kuruluşlarımız, TİM, MÜSİAD, TUSKON, yani birçok kuruluşumuz var. Bunların her biri ne zaman Sayın Başbakanımızdan, bizlerden bir randevu isteseler hemen veririz. En önemli kararlarımızı onlarla mutlaka istişare ederiz'' dedi.
Uluslararası yatırımcıların Türkiye'de en fazla şikayet ettikleri konular arasında ilk sıralarda yargı sistemi bulunduğuna işaret eden Babacan, sağlıklı işleyen bir yargı ve hukuk sisteminin kurulması sağlanmazsa, ''Türkiye'nin kişi başına 10 bin dolarlık gelirde patinaj yapacağını'' ifade etti.
-''TÜRKİYE'DE DARBE TEHDİDİ VAR MI''
Bakan Babacan, ''Darbe tehdidi var mı Türkiye'de sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
''Bunun herhalde olduğunu şu son birkaç yıl ortaya çıkan bu dosyalardan, açılan davalardan, bunlardan herhalde iyi anlıyoruz. Yani boşuna böyle yüzlerce kişi, sivil ya da muvazzaf subay mahkemelere boşuna gidip gelmiyor. Herhalde savcılar, hakimler ciddi bir şeyler görüyorlar ki bu işin üzerine gidiyorlar. Bu davalar açıldı, bu şikayetler kabul edildi, suç duyuruları kabul edildi'' diye yanıt verdi.
Sunucunun, ''en azından 2002-2003 yılını dışarıda tutarsak, sonrasında üst düzeydeki komutanların biraz daha o sistem dışında kaldıkları'' yönündeki yorumu üzerine, Bakan Babacan, ''2007'deki e-muhtırayı o zaman nasıl değerlendireceğiz'' diye sordu.
Sunucunun, ''2007'de e-muhtırayı yapan, yazdığını söyleyen kişinin mahkemeye hiç uğramadığını hatırlatması'' üzerine, Ali Babacan, bunun yargının yürüttüğü bir konu olduğuna işaret etti ve ''Bütün bu işte Ergenekonmuş, Balyozmuş, bütün bu konular bağımsız yargının ele aldığı konular. Dolayısıyla, hükümet uğraşıyor, şöyle yapıyor böyle yapıyor değil. Hükümetin yaptığı nedir? Hükümetin yaptığı, güçler ayrılığının ve mahkemenin, yargının bağımsızlığının korunması için ortamı hazırlamaktır. Müdahale değil, ortam hazırlamaktır'' dedi.
Anayasa Mahkemesi kararları, Danıştay kararlarını uyguladıklarını ancak, ''eleştirebileceklerini'' belirten Babacan, ''Kimse mükemmel değil, yani yargı ben kusursuzum diyemez, hata yapmam diyemez. Hata olduğu zaman da... Madem güçler ayrılığı var, madem yargının bağımsızlığı var, onlar bağımsız karar alır, biz de bağımsızca eleştirebiliriz, bu gayet doğal. Şimdi saygı göstersin derken, yani hani sus pus olsun, kimse bir şey konuşmasın, kimse bize itiraz etmesin, kimse eleştirmesin; bu da doğru bir yaklaşım değil, bu da demokrat bir yaklaşım değil'' diye konuştu.