| Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
|---|---|---|---|
| AKBNK | 91,15 | 8,58 | 473.980.000.000,00 |
| ALBRK | 9,70 | 4,75 | 24.250.000.000,00 |
| GARAN | 163,30 | 5,70 | 685.860.000.000,00 |
| HALKB | 48,08 | 4,52 | 345.444.128.259,36 |
| ICBCT | 14,78 | 3,50 | 12.710.800.000,00 |
| ISCTR | 18,15 | 5,95 | 453.749.455.500,00 |
| SKBNK | 10,56 | 4,14 | 26.400.000.000,00 |
| TSKB | 14,13 | 3,97 | 39.564.000.000,00 |
| VAKBN | 41,10 | 9,95 | 407.544.374.595,30 |
| YKBNK | 42,62 | 7,14 | 360.013.325.724,08 |
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Dünya liderlerinin yanı sıra önde gelen güvenlik ve savunma uzmanları, yarın başlayacak 2026 Münih Güvenlik Konferansı'nda bir araya gelecek. 15 Şubat'a kadar devam edecek olan konferansta, transatlantik güvenlik politikası ile Avrupa Birliği (AB) savunması gibi birbirine bağlı başlıklar gündemin üst sıralarında yer alacak.
Son bir yılda AB, daha kendi kendine yeterli bir savunma stratejisi oluşturma ve daha güçlü, daha bağımsız bir AB savunma sanayisi yaratma hedefi doğrultusunda adımlar atmaya çalışıyor. Trump yönetiminin Rusya ile Ukrayna arasındaki ateşkes görüşmelerinden Grönland üzerindeki gerilimlere kadar uzanan jeopolitik meselelerdeki tutumu bu hedefi daha da acil hale getirdi.
Avrupalı liderler resmi olarak dile getirmedi ancak daha bağımsız bir AB, aynı zamanda ABD'ye daha az bağımlı bir AB anlamına geliyor.
Peki bu gerçekten ne kadar mümkün?
DW Türkçe'deki haberde, savunma ticareti bağlarının şu anda nasıl iç içe geçtiğini ortaya koymak için Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) topladığı silah ticareti verileri analiz edildi.
SIPRI, 1950'den bu yana askerî harcamaları ve uçaklar, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar, topçu sistemleri, gemiler, uydular ve sensörler gibi "başlıca konvansiyonel silahlar" olarak tanımladığı silahların ticaretini takip ediyor.
Analiz, ABD'nin savunma pazarındaki hakimiyetinin boyutunu hem Avrupa'da hem de küresel ölçekte ortaya koyuyor.
Dünyanın güvenliklik ve savunma politikaları alanındaki en önemli etkinliklerinden biri olarak kabul edilen Münih Güvenlik Konferansı, bu yıl 62'inci kez düzenleniyorDünyanın güvenliklik ve savunma politikaları alanındaki en önemli etkinliklerinden biri olarak kabul edilen Münih Güvenlik Konferansı, bu yıl 62'inci kez düzenleniyor
Silah ihracatında zirvedeki ülkeler?
ABD, yirmi yılı aşkın süredir dünyanın en büyük silah ihracatçısı konumunda ve küresel silah satışlarının yüzde 36'sını gerçekleştiriyor. ABD'yi yüzde 21'le Rusya, yüzde 8'le Fransa, yüzde 7 ile Almanya ve yüzde 5 ile Çin izliyor.
Bu beş ülke birlikte 2000-2024 döneminde ticareti yapılan tüm silahların yüzde 74'ünü tedarik etti.
Bakış açısı silah ithalatçılarına çevrildiğinde ise her bölgede en büyük beş tedarikçinin hakimiyeti görülüyor. İthalat verileri, bir ülkenin savunma alanında tedarikçilere ne ölçüde bağımlı olduğunun yalnızca bir kısmını yansıtıyor.
Belçika merkezli Bruegel düşünce kuruluşu ile Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden (CSIS) analistler, ABD'li üreticilerle ortak girişimler yoluyla Avrupa'da üretilen savunma ürünlerinin de ihracat-ithalat verilerinde yer almadığına dikkat çekiyor. Savunma sanayisi yalnızca silah gibi fiziksel ürünleri değil aynı zamanda paylaşılan istihbaratı, gözetimi ve çok taraflı örgütlerdeki komuta-kontrol yapılarının personelini de kapsıyor. Donanımın yanı sıra yazılım ve modernizasyonlar da savunma ürünlerinin bir parçası ve bu durum, hükümetleri ilk satın alımdan yıllar sonra bile üreticilere bağımlı kılıyor.
ABD'den en çok silah ithal eden ülkeler
Okyanusya'daki ülkeler, ABD'den en yüksek oranda silah ithal edenler olsa da toplam ithalat hacimleri görece düşük. Buna karşılık Avrupa ve Asya ülkeleri yüksek ithalat hacimlerine sahip ve silah ithalatlarının büyük bir bölümünü ABD'den karşılıyor. 2000-2024 döneminde Avrupa'ya ithal edilen silahların yüzde 46'sı ABD'den geldi.
Aynı dönemde Asya ülkeleri, ithal ettikleri silahların yüzde 35'ini ABD'den temin etti. Yalnızca son beş yıla bakıldığında bu oranlar daha da yükseliyor; bu da ABD'nin silah ticaretindeki rolünün son yıllarda daha da önem kazandığını gösteriyor.
Alman Dış Politika Topluluğu (DGAP) Güvenlik ve Savunma Merkezi'nde siyaset bilimci ve kıdemli araştırmacı olan Aylin Matlé, "ABD'ye olan bağımlılığı kısa vadede değiştirmek mümkün değil" diyor.
Her bölge içinde ticaret kalıpları büyük farklılıklar gösteriyor. Avrupa ülkeleri arasında ABD'den yapılan ithalatın payı yüzde 96'ya kadar çıkabiliyor (Hollanda) ya da yüzde 17'ye kadar düşebiliyor (Macaristan).
2020-2024 döneminde en fazla silah ithal eden 50 ülkenin 19'u, silah ithalatlarının yarısından fazlasını ABD'den karşıladı. Bu ticari ilişkiler derin: Neredeyse tamamı için bu durum, ya ABD ile güçlü bir silah ithalatı ilişkisinin devamı ya da 2000'den bu yana diğer beş yıllık dönemlerle karşılaştırıldığında 2020-2024'te artış anlamına geliyor.
Uzman Matlé, Japonya, Güney Kore ve Filipinler'i ABD'ye özellikle yüksek düzeyde bağımlı Asya ülkeleri olarak gösteriyor:
"Bu ülkeler, Avrupa'dan daha fazla yük paylaşımı talep eden mevcut Amerikan tutumunu yakından izliyor."
ABD'ye bağımlılık nasıl azaltılır?
Matlé'nin araştırmaları, seçili Avrupa ve Hint-Pasifik ülkelerinin tehdit algılarını, aralarındaki bağlantıları ve benzerlikleri ve bunun işbirliğine yol açıp açmadığını inceliyor.
Matlé, Trump'ın geri dönüşünden bu yana hükümetlerin yeni ittifaklar kurduğunu, son dönemde Avrupa ülkeleriyle daha fazla işbirliği anlaşması yapıldığını tespit ekkiğini söylüyor:
"Mevcut güvenlik politikası gelişmeleri ışığında bunun artarak devam edeceğinden güçlü biçimde şüpheleniyorum. Gelecekte Avrupalılara daha sempatik bir Amerikan yönetimi olsa bile."
Ticaret ortaklarını çeşitlendirmek işe yarar mı?
Bazı ülkeler ise ABD gibi tek bir tedarikçiye aşırı bağımlı olmak yerine ithalatı birkaç ülkeye yayma yolunu izliyor.
Yunanistan, Katar ve Hindistan, aynı sistemleri birden fazla tedarikçiden satın alıyor. Bu durum, SIPRI Silah Transferleri Programı'nda kıdemli araştırmacı olan Pieter Wezeman'in ifadesiyle, sistemlerin birlikte işletilmesi sırasında sahada "kâbus" niteliğinde lojistik sorunlara yol açıyor. Wezeman, "Bunlar, siyasi nedenlerle çeşitlendirmeye gidilen, ancak lojistik verimlilik açısından ciddi soru işaretleri barındıran klasik örnekler," diyor.
Matlé, Wezeman ve diğer analistler, sürdürebilirliğin anahtarının kendi kendine yeterlilik olduğunu söylüyor. Matlé, "Hint-Pasifik'te bir çatışma senaryosunda, ABD savunma sanayisinin Avrupalılarla yaptığı sözleşmeleri yerine getirmektense kendi ordusuna öncelik vermesi son derece mantıklı. Aynı anda NATO'nun doğu kanadında Rusya ile bir gerilim yaşanırsa Avrupa sanayisinin de kendi ordusunu tedarik edebilecek durumda olması gerekir" diyor.
AB, üye devletleri blok içinde üretilen savunma ürünlerine yatırım yapmaya teşvik edecek finansman planları sunarak AB'nin sanayi tabanını güçlendirmeyi amaçlayan Readiness 2030 planıyla bu stratejiyi benimsiyor gibi görünüyor.
Wezeman'e göre, AB savunma sanayisi, Avrupa ordularını hızlı biçimde silahlandırabilecek durumda:
"Bu sadece öncelik meselesi olurdu. Avrupa'da önemli bir kapasite var ve bu kapasite her zaman Avrupa'nın kendisi için kullanılmıyor."
AB savunma sanayisi, Avrupa ordularını tedarik edecek şekilde ölçeğini büyütmek ve aynı zamanda ihracat ilişkilerini sürdürmek ya da genişletmek isterse, kaçınılmaz olarak başka bir zorlukla karşılaşacak. Savunma ürünlerinin üretiminde hayati öneme sahip nadir toprak elementlerinin şu anda tek bir ana tedarikçisi var: Çin.
Matlé, "Kısa vadede gerçekçi alternatifler yok" diyor ve ekliyor:
"Nadir toprak elementlerini bu hızda ve bu ölçekte üretebilecek başka ülkeler mevcut değil."
Dolayısıyla AB savunma sanayii, ABD'ye olan bağımlılığını azaltırken, gücünü baskı aracı olarak kullanmaktan çekinmeyen başka bir büyük aktöre daha fazla bağımlı hale gelebilir.
AKPM'de Grönland önergesi oy birliğiyle kabul edildi
Grönland Başbakanı Nielsen: Egemenliğimiz kırmızı çizgimizdir
Trump: Grönland anlaşması süresiz, istediğimiz her şeyi yapabiliriz
Trump Jr: ABD artık Ukrayna için “çek defterli bir aptal” olmayacak
Finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.