BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 73,50 5,30 382.200.000.000,00
ALBRK 8,10 3,05 20.250.000.000,00
GARAN 149,70 4,32 628.740.000.000,00
HALKB 38,54 4,79 276.901.345.738,68
ICBCT 13,42 2,44 11.541.200.000,00
ISCTR 14,38 2,06 359.499.568.600,00
SKBNK 7,78 0,00 19.450.000.000,00
TSKB 12,84 3,97 35.952.000.000,00
VAKBN 31,50 2,67 312.351.527.974,50
YKBNK 38,12 5,25 322.001.594.946,08

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaFinans Kulis2026’da finans dünyasının kaderini bu 5 soru belirleyecek----

2026’da finans dünyasının kaderini bu 5 soru belirleyecek

2026’da finans dünyasının kaderini bu 5 soru belirleyecek
02 Ocak 2026 - 17:15 www.finansingundemi.com

Finans dünyası, kredi piyasasındaki iflas riskleri ve teknoloji devlerinin halka arz beklentilerine odaklandı. Yeni yılda gevşeyen kuralların ve artan şirket birleşmelerinin küresel ekonomiye yön vermesi bekleniyor.

FINANSINGUNDEMI.COM – DIŞ HABERLER SERVİSİ

Küresel finansın 2026 gündemi hayli yoğun. Yatırımcıların zihninde iflas risklerinden dev halka arzlara, Avrupa’nın geleceğinden bankacılık kurallarına kadar pek çok soru işareti var. Financial Times’ın haberinde, önümüzdeki aylarda finans ve anlaşma dünyasını nelerin beklediğini mercek altına alındı. İşte yeni yılda ekonominin rotasını çizecek 5 kritik soru ve yanıtları:

1. First Brands ve Tricolor münferit olaylar mı yoksa gelecek skandalların işaretleri mi?

JPMorgan CEO’su Jamie Dimon, otomobil kredisi veren Tricolor ve otomobil parçası tedarikçisi First Brands Group'un şok iflaslarını kredi piyasasındaki "hamamböcekleri" olarak tanımlamasıyla finans dünyasında büyük ses getirmişti. Bu özdeyişteki ana fikirse şuydu: Döşeme tahtalarının altından kaçan bir hamamböceği gördüğünüzde, genellikle gizlenen daha fazlası olduğundan şüphelenmeniz gerekir.

Finans sektörünün en tartışmalı alanlarından birinde gerçekleşen bu iflaslar, kamu ve özel kredi piyasaları arasında şiddetli bir karşılıklı suçlama sürecini tetikledi.

First Brands örneğine bakıldığında, şirketin 12 milyar dolarlık borç yükü oldukça karmaşık bir yapıdan oluşuyordu: Banka finansmanları, teminatlı kredi yükümlülüklerine (CLO) devredilen sendikasyon kredileri ve büyük kısmı uzman özel kredi fonlarınca sağlanan, şeffaf olmayan bilanço dışı kaynaklar.

Beklenen zararlar şimdiden milyar dolarları bulurken, normal şartlarda "asla batmaz" gözüyle bakılan iflas finansmanı (DIP) kredileri bile aralık ayında dip seviyelere geriledi.

First Brands olayını bu denli tedirgin edici kılan da işte bu durum. Kredi piyasasının ne zaman yön değiştireceğini kestirmek beyhude bir uğraş olabilir. Ancak FT haberine göre, Wall Street'in en parlak zekâları yaklaşmakta olan 12 milyar dolarlık bu çöküşten bihaberse, sırada muhtemelen başka skandalların olacağını varsaymak da tamamen yanlış bir öngörü olmaz.

2. OpenAI, SpaceX ve Anthropic halka arz olacak mı?

ABD halka arz piyasasında yıllarca süren yalancı baharların ardından, yatırımcılar 2026'da tüm zamanların en büyük halka arzlarının destansı bir biçimde gerçekleşmesini umuyor.

Elon Musk'ın roket üreticisi SpaceX ve Silikon Vadisi'nin en yüksek profilli yapay zekâ girişimleri OpenAI ve Anthropic, halka arz için hazırlanıyor.

Piyasalarda olağanüstü bir karışıklık olmaması halinde halka arz için en ileri aşamada olan şirket SpaceX gibi görünüyor. Destekçileri, 23 yaşındaki şirketin alanında baskın bir konuma sahip olduğunu ve bir gerileme döneminde bile borsaya kote olabileceğini savunuyor.

Anthropic ve OpenAI da halka arza yönelik somut adımlar attı: Anthropic hukuk danışmanlığı için Wilson Sonsini ile anlaşırken, OpenAI aralarında Cooley'nin de bulunduğu çeşitli firmalarla görüşmeleri sürdürüyor. Ancak her iki şirket de yılın son haftalarında yapay zekâ sektörüne yönelik soğuyan yatırımcı ilgisinin baskısını hissediyor. Ayrıca bilançolarındaki ağır zararlar, borsaya kote olma süreçlerini daha karmaşık hale getiriyor.

Yatırımcılar SpaceX'e 800 milyar dolar, OpenAI'a ise 500 milyar dolar değer biçiyor. Anthropic ise değerlemesinin 300 milyar doları aşması beklenen yeni bir fonlama turu üzerinde çalışıyor.

Bu üç şirketten herhangi biri, 29 milyar dolarlık büyüklüğüyle Saudi Aramco'nun (2019) zirvede olduğu "tüm zamanların en büyük halka arzları" listesine üst sıralardan giriş yapacaktır. Üçünün birden halka açılması ise 2026'yı tarihe geçecek bir yıl yapar.

Girişim sermayesi şirketi Lux Capital'in Kurucu Ortağı Peter Hébert durumu şöyle özetledi: "Tüm bu şirketlerin gelecek yıl borsaya kote olma ihtimali düşük olsa da mümkün. Bu gerçekleşirse risk sermayedarları, bankacılar ve anlaşma avukatları için devasa bir kazanç kapısı aralanmış olur."

3. Mega anlaşmalar patlaması devam edecek mi?

Warner Bros Discovery için yaşanan devralma savaşı, 2025'in finaline yakışır nitelikteydi. Gerek Netflix'in 83 milyar dolarlık anlaşması, gerekse Paramount'ın 108 milyar dolarlık teklifi; hangisi galip gelirse gelsin, yılın en büyük anlaşması olarak kayıtlara geçti.

LSEG verilerine göre, 2025 yılında değeri 10 milyar doları aşan yaklaşık 68 anlaşma duyuruldu ve bu tüm zamanların rekoruydu. Peki bu trend sürecek mi? FT haberine göre cevap: Hem evet hem hayır.

İlk etapta süreç hızlanabilir; CEO'lar yönetim kurulları, finansman sorunları, antitröst engelleri veya yatırımcı baskısı nedeniyle yıllardır beklettikleri birleşme tekliflerini tozlu raflardan indiriyor.

Bu hamleleri savunma ve saldırı stratejileri şekillendirecek. Savunma tarafında, petrol fiyatlarının son dört yılın en düşük seviyesine gerilediği enerji sektöründeki konsolidasyonlara dikkat kesilmek gerekiyor. Saldırı tarafında ise kamu hizmeti (utilities) devleri, yapay zekâ rüzgarıyla artan hisse değerlerini fırsata çevirip imparatorluklarını genişletmeye hazır.

Ancak ekonomide olası bir durgunluk veya ABD ara seçimlerindeki güç değişimi risk iştahını baltalarsa, şirket ortaklıkları ve satın almalardaki bu patlama kısa ömürlü olabilir.

2025’in ilk yarısı, ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergileri hamlesi nedeniyle durgundu. Ancak ikinci yarıda adeta bir patlama yaşandı. 2026'da ise tam tersi bir senaryoya hazırlıklı olmak daha akıllıca.

FT haberinde ismi verilmeyen bir yatırım bankacısı tabloyu şu ifadelerle özetliyor: “2026 yılı kapıdan aslan gibi kükreyerek girecek, ancak kuzu gibi sessizce veda edecek.”

4. Avrupalı şirketler toparlanacak mı?

Avrupalı şirketler, yabancı rakipleriyle başa çıkabilmek için devasa yatırımlara ve sınır ötesi birleşmelere ihtiyaç duyduklarının farkında. Söz konusu farkındalık Avrupa Merkez Bankası Eski Başkanı Mario Draghi’nin 2024 tarihli rekabet raporuyla da perçinlendi.

Ancak daha güçlü küresel oyuncular yaratmanın önündeki engeller hâlâ aşılmaz boyutta.

Avrupa’nın iç siyaseti, 2025'te birçok potansiyel sınır ötesi anlaşmaya set çekti. Bu durum, özellikle bölge endüstrisinin Amerikalı rakiplerine karşı kan kaybettiği bankacılık sektöründe belirginleşti. Yapay zekâ tarafında ise Avrupa, inovasyon ve yatırım söz konusu olduğunda ABD ve Çin'in fersah fersah gerisinde kalmaya devam ediyor.

Havacılık ve savunma gibi stratejik sektörlerde "Avrupalı şampiyonlara" ihtiyaç duyulsa da bürokratik engeller çok yüksek. Örneğin ekim ayında Airbus, Thales ve Leonardo, uzay birimlerini birleştirmek için uzun zamandır beklenen bir anlaşmaya vardı. Ancak oluşturulacak yeni kuruluşun faaliyete geçmesi 2027'yi bulacak.

İşin aslı şu ki; Avrupa ekonomisi zayıf seyrini sürdürüyor. Bu durum, Avrupa'daki pek çok anlaşmanın neden "değerinin altında kalmış" (undervalued) şirket avına çıkan yatırım gruplarınca yapıldığını da açıklıyor.

Yine de umut verici gelişmeler yok değil. Almanya'nın yeni Şansölyesi Friedrich Merz'in ordu ve altyapıya 1 trilyon Euro'ya kadar kaynak aktarma planını onaylaması, Avrupa’nın savunmasını güçlendirmek için gereken cesur harcamaların bir örneği.

Avrupalı liderler, hâlâ dünyanın önde gelen bazı şirketlerini barındıran bölge sanayisini güçlendirmek için dev yatırımlara, kararlı stratejilere ve sınır ötesi devralmalara ihtiyaç olduğunun gayet iyi farkında. Ancak görünen o ki, Avrupa ile rakipleri arasındaki makas giderek açılıyor.

5. Bankalar kredi musluklarını açacak mı?

2025'in başında bankacıların gündeminde tek bir konu vardı: Düzenlemelerin gevşetilmesi, diğer bir deyişle deregülasyon beklentileri.

Trump'ın yeniden başkan seçilmesi, ABD'li banka yöneticilerinde 2008 Küresel Finans Krizi sonrası getirilen katı kuralların nihayet rafa kalkacağı beklentisini doğurdu. Avrupalı ve İngiliz mevkidaşları ise geride kalmaktan endişeliydi.

ABD'de beklenen gevşeme kısa sürede gerçekleşti. Fed Başkan Yardımcısı Michelle Bowman, bankaların daha fazla kredi vermesini ve risk iştahını artırmasını sağlamak amacıyla, son yılların en kapsamlı "kural budama" operasyonunu yönetti.

Düzenleyiciler, riskin bankacılık sistemini terk etmediğini, sadece yer değiştirdiğini fark etmiş görünüyor. Bankaların eskiden üstlendiği riskli faaliyetler, özel sermaye ve özel kredi gibi daha hafif denetlenen alanlara kaymış durumda. Ancak bankalar sağladıkları geniş finansman olanaklarıyla bu firmalarla hâlâ göbekten bağlı.

FT haberinde de ifade edildiği üzere bankaların bu yeni özgürlük alanlarını ne kadar zorlayacağını görmek ilginç olacak. ABD reformlarının, olası zararlara karşı bankaların tutması gereken sermaye miktarını sınırlayarak, piyasaya 2,6 trilyon dolarlık kredi kapasitesi enjekte etmesi bekleniyor.

Okyanusun diğer yakasında ise bu durum varoluşsal bir soruna dönüşüyor. Avrupalılar ABD'deki bu serbestleşme dalgasına ayak uyduramazlarsa, bölgedeki bankalarının rakiplerine karşı zemin kaybedeceği kesin. Ancak en katı kuralların mimarı olan Avrupalılar, küresel ölçekte "şampiyon bankalar" çıkarmak istiyorlarsa, çok daha köklü değişikliklere gitmek zorunda kalacaklar.

Avrupalı bankalar için kurallar değişiyorAvrupalı bankalar için kurallar değişiyor

 

JPMorgan CEO'su Dimon: ABD–Avrupa dengesi tehlikedeJPMorgan CEO'su Dimon: ABD–Avrupa dengesi tehlikede

 

Merz: Amerikan şirketleri Avrupa’nın kurallarına uymak zorundaMerz: Amerikan şirketleri Avrupa’nın kurallarına uymak zorunda

 

YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
DM TV YAYINDA! ABONE OL!