1990'da satılacaktı, şimdi satın alıyor
Ülker 1990da az kalsın satılacaktı, şimdi dünyadaki devler için potansiyel alıcı.
MURAT SABUNCU / Milliyet
Perşembe günü. Galatasaray ve Fenerbahçenin Avrupa maçları var. Rotam belli... Her zamanki gibi Ali Sami Yen... Gönlümdeki Aslanı destekleyeceğim.
Öğle saatlerinde bir haber için Ülkerin Kurumsal İletişim Müdürü Zuhal Şekeri arıyorum. Sorularımı sıralıyorum. Beklemediğim bir teklif yapıyor: Gel bu soruları akşam Murat Ülkere kendin sor. Fenerbahçe Stadında bizim locada akşam buluşalım.
Teklif süper. Hangi ekonomi gazetecisi hemen hemen hiçbir yerde gözükmeyen Murat Ülker ile birlikte maç izlemek, ona soruları direkt sormak istemez ki... Tamam diyorum. 6-0lık skora o stadda tanık olmuş ve kendi kendime bir daha oraya gitmeyeceğim diye söz vermiş de olsam, meslek aşkı ağır basıyor. Ama yine de Galatasarayı es geçmiyorum.
Akşam önce Türk Telekomdaki dostlarla birlikte Ali Sami Yene gidiyorum. Önümde Fenerbahçe ağırlıklı Doğuş Grubunun üst düzey yöneticilerinden Galatasaraylı Aclan Acar oturuyor. Kısa bir sohbet ve maçın heyecanına kendimizi kaptırıyoruz. Ne yazık ki maçtan boynu bükük ayrılıyorum. Tabii biraz da erken... Fenerbahçenin maçına yetişmem gerekiyor çünkü. 21.50de bu kez Fenerbahçe stadındayım. Ülkerin locasına çıkıyorum. Elden elde bir kupa dolaşıyor. Locadakiler mutlu mesut kupayla fotoğraf çektiriyorlar. Bu ne kupası? diye soruyorum, Fenerbahçenin 43 yıl sonra baskette kazandığı Türkiye Kupası imiş.
Maç boyunca hep ayakta
Az sonra Murat Ülker geliyor. Takım elbisesi ve kravatıyla... Son derece sade bir kıyafet... Herkesin elini sıkıyor... Hal hatır soruyor. Bu sırada locaya Ali Koç geliyor. İyi maçlar temennisini iletmeye. Beni görünce Yenildiğimiz Beşiktaş maçında en son İnönüde görüşmüştük umarım bu sefer yeneceğiz diye takılıyor.
Maçın ilk yarısı başlıyor. Nefeslerimizi tutup seyretmeye başlıyoruz. Hemen herkes bir koltuğa oturuyor. 90 dakika boyunca yerine oturmayan tek bir kişi var Murat Ülker. Coşkusunu belli etmese de Fenerbahçe için kalbinin çarptığı açık. Maç boyu bol bol çay içiyor. Çayı ne kimsenin getirmesine izin veriyor ne de boş bardağın elinden alınmasına. Servisin yapıldığı mutfak kısmına gidip çay istiyor bitince de götürüp boş bardağı tezgaha kendi bırakıyor.
Maçın ikinci yarısında sadece seyir yok. Bol bol konuşma fırsatı da buluyoruz. Ve daha önceden grupla ilgili bilmediğimiz kimi noktaları. Bunları içinde en ilginci Ülkerin 1990lı yıllarda ABDnin önde gelen bir gıda devi tarafından satın alınmasının son anda rafa kalkması... Murat Ülker o günleri şöyle anlatıyor:
ABDli şirket son derece kararlı. Ülkeri almak istiyor. Henüz fiyat konuşmamışız ama 1 milyar dolar civarında bir para geçiyor aklımdan. Kurucumuz babam Sabri Bey fikirlerimizi alıyor. Ne yapalım? diye. Bir akrabamız satalım diyor. Eniştem Orhan Özokur satarsak belki paramız olur ama işimiz olmaz, nakit parası olan işsiz zengine döneriz diye konuşuyor. Benim içinse hava hoş. Buraya kitapların arasından geldim yine okumaya dönerim diyorum. Babam akşam namazına gidip geleyim konuşalım diyor. Döndüğünde yüzde 50 hisseyi size verelim şirketi biz yönetelim diye söyleyelim dedi. ABDli şirket ise yüzde 50sini şimdi alalım kalanını 4-5 yıl içinde bize devredin diyordu. O noktada görüşmeler kesildi.
Üst ligdeki potansiyel alıcı
Merak edip soruyoruz: Bugün böyle bir satın alma talebi gündeme gelse?
Şirketler bazında alım satımlarımız oluyor ama grubun tamamı için bu pek mümkün değil.
O gün satışı için kafalardan 1 milyar dolar geçen Ülker aradan 15 yıl geçtikten sonra 2008de 850 milyon dolara Godivayı alıyor. Şeker ve çikolata konusunda tüm dünyayı analiz eden Candy dergisine göre sektörde 11. sırada bulunuyor. Marsın birinci olduğu pazarda 1.8 milyar dolarlık satışıyla Ülker üst sıralar için mücadele ediyor. Daha da önemlisi Ülker Grubu artık dünyanın en önemli gıda grupları için de potansiyel alıcı. Piyasada büyük bir satış olduğu zaman mutlaka grubun kapısı çalınıyor. Yani Ülker Grubu Godivayı alarak dünyada üst lige çıkıyor. Murat Ülker durumu şöyle anlatıyor:
Gelinlik kızın adı söylenmez
Özellikle bulunduğumuz sektörde dünyadaki potansiyel alıcılar listesinde artık biz de varız. Önemli satışlara aracılık eden danışmanlık şirketleri biz de kapımızı sıklıkla çalıyor.
Satışlarla ilgilenen arkadaşlarımız var. Önce onlar duruma bakıyor, bize uyacak gibi gördüklerini yönetime de aktarıyorlar. Şu anda yoğun olarak dünyada fabrika satışları var. Bazıları markayı ayrı, tesisleri ayrı satmak istiyor. O zaman bizim planımıza bu uymuyor. Bazen fabrikalardaki cazip makineler satışa çıkıyor. Onlarla ilgilenebiliyoruz. Biliyor musunuz şu anda internette bu konuda büyük bir pazar var.
Peki ilgilenip alamadıkları:
Var elbette... Kaçırdıklarımız da oluyor. Ama isimlerini söyleyemem. Her talip olduğumuz gelinlik kızın adını zikretmek bize yakışmaz.
Godiva Nişantaşına gelecek, Ülker 3 bin satış noktasına ulaşacak
Ülker, Godivayı 2008de aldı. Arkasından dünya tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden biri yaşanmaya başlandı. 2009un nasıl geçtiğini soruyoruz:
Godivadan memnunuz. Kriz yılı da olsa hedeflerimizi tutturduk. Yaklaşık yüzde 5 civarında küçük de olsa bir büyüme oldu. Yalnız dünyadaki bazı rakiplerimiz yüzde 30-35e varan küçülme yaşadı. Dolayısıyla 2009da mevcudu korumak da başarıydı.
Kısa süre önce Çinde ilk Godiva mağazasını açmıştı Ülker. O gece öğreniyoruz ki iki mağaza daha açılacak. Peki ya Türkiye?
Yakında, pek yakında İstanbulda. Şu anda yer bakıyorlar. Zuhal Şeker ve Murat Ülker bizlere soruyor. Sizce nerede olmalı diye... İki görüş ağırlıkta. Nişantaşı ve İstinye Park. Murat Ülker İstinye Parkta fiyatların çok yukarıda olduğunu söylüyor. Anlaşılan o ki yakın bir zamanda Nişantaşında ilk mağazayı göreceğiz. Bu arada Murat Bey Türkiyedeki perakende noktalarının 3 bini bulduğunu söylüyor. Buna yurtdışındaki Godiva mağazalarını eklediğiniz de hayli önemli bir sayı ortaya çıkıyor.
65. yıla özel ürün geliyor, Senegalli Biskrem seviyor
Bu yıl Ülkerin 65. kuruluş yıldönümü. Grup bu yıla özel yeni bir ürün çıkaracak. Nostaljik bir ürün olacak deniyor. Yani eski bildik tat, yeni bir uygulama. Ülker kendi markasıyla Türkiye dışında Cezayir ve Mısırda üretim yapıyor oradan Afrika ülkelerine mal yolluyor. Örneğin Senegal. Öğreniyoruz ki Senegalliler en çok Biskrem seviyor. Afrika dışında yakın bölgelerde de varlar. Örneğin Romanya. Burada üretim yapıyorlar ancak pazarı küçük buluyorlar. Ülker geldikten kısa bir süre sonra pazara hakim olmuş. Rakipler gitmiş.