BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 68,15 -1,59 354.380.000.000,00
ALBRK 8,71 -1,25 21.775.000.000,00
GARAN 128,50 -1,08 539.700.000.000,00
HALKB 43,92 -1,30 315.555.451.604,64
ICBCT 15,03 -0,13 12.925.800.000,00
ISCTR 12,79 -1,39 319.750.000.000,00
SKBNK 4,94 0,41 12.350.000.000,00
TSKB 9,80 0,00 27.440.000.000,00
VAKBN 33,66 -0,06 333.769.918.464,18
YKBNK 35,66 -2,57 301.221.848.787,44

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaGündem100 günlük savaşın kazananı kim? ABD mi, İran mı----

100 günlük savaşın kazananı kim? ABD mi, İran mı

100 günlük savaşın kazananı kim? ABD mi, İran mı
23 Haziran 2026 - 08:58 www.finansingundemi.com

ABD Başkanı Trump’ın başlattığı İran operasyonunun ardından varılan mutabakat, beklentilerin gerisinde kaldı. Yaklaşık 100 gün süren askeri müdahale, ABD ve İsrail’in temel güvenlik endişelerini sonlandırmaya yetmedi.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat tarihinde İran'a karşı askeri operasyon düğmesine basarken bu hamleyi Orta Doğu'nun çehresini değiştirecek ve İran tehdidini kalıcı olarak bitirecek tarihi bir dönemeci temsil ettiğini iddia etmişti. Ne var ki yaklaşık 100 gün boyunca devam eden operasyonun ardından taraflar arasında imzalanan mutabakatın bölgedeki köklü krizleri sonlandırma noktasındaki başarısı ciddi şekilde sorgulanıyor.

New York Times gazetesinde yayımlanan detaylı bir analizde gazeteci Neil MacFarquhar, savaş sonrası ortaya çıkan tabloyu uzman yorumlarıyla masaya yatırdı. Söz konusu analize göre, ne yürütülen savaş ne de sonrasında varılan mutabakat, ABD ile İsrail’in İran kaynaklı temel güvenlik endişelerine çare olabildi.

Tahran'ın nükleer hedefleri varlığını koruyor

Uzmanların değerlendirmelerine göre, İran’ın nükleer programı ağır darbeler alsa da tamamen tasfiye edilemedi ve bu programın akıbeti gelecekteki görüşmelere devredildi. Benzer bir durum Tahran'ın balistik füze gücü için de geçerliliğini koruyor; zira imzalanan metin bu konuya dair herhangi bir kısıtlama barındırmıyor.

Üstelik İran'daki mevcut yönetim yerini koruduğu gibi, ülkenin bölgedeki nüfuzu ve desteklediği gruplar da faaliyetlerine devam ediyor. Özellikle Lübnan sahasında Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışma ortamının sürmesi, bölgesel dengelerin ne denli hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Beyaz Saray hedeflerine ulaşabildi mi?

Analizde paylaşılan analizlere göre Washington, askeri gücünü sahaya sürmesine karşılık başlangıçta belirlediği amaçların tümünü gerçekleştirmeyi başaramadı.

Massachusetts Institute of Technology bünyesinde görev yapan Caitlin Talmadge, ABD’nin süreç başındaki en büyük kozunun askeri müdahale seçeneği olduğunu ancak bu hamlenin artık tükendiğini ifade ediyor. Talmadge’a göre Washington, çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasından çekindiği için masaya oturmayı seçti ve bu adım ABD'nin diplomatik pazarlıklardaki elini zayıflattı.

Stratejistler ayrıca İran tarafından Amerikan üslerine düzenlenen saldırıların, ABD'nin askeri caydırıcılık imajına gölge düşürdüğü fikrinde birleşiyor.

İran süreçten finansal fayda sağlıyor

Yapılan anlaşmanın en dikkat çekici boyutlarından biri, Tahran yönetiminin elde edeceği ekonomik kazanımlar olarak öne çıkıyor.

Mutabakat doğrultusunda ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının sonlandırılması, dondurulmuş haldeki milyarlarca dolarlık fonun serbest bırakılması, ticari kısıtlamaların kaldırılması ve Körfez ülkelerinin de fonlayacağı 300 milyar euro değerindeki bir imar fonunun kurulması planlanıyor.

Diğer taraftan İran Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf, bu savaşın en somut çıktısının Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik kontrolün kanıtlanması olduğunu ileri sürüyor. Tahran, dünya petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde yirmisinin gerçekleştirildiği bu rotayı önemli bir jeopolitik koz olarak kullanabileceğini ortaya koymuş oldu.

Tel Aviv cephesinde beklentiler karşılanmadı

Gazetede yer alan analize göre, yaşanan askeri sürecin en net siyasi hayal kırıklığı İsrail kanadında gözlemlendi.

İsrail hükümeti, bu operasyon vasıtasıyla İran’ın askeri gücünü uzun vadeli olarak felç etmeyi amaçlıyordu. Fakat masadan çıkan sonuç, Tel Aviv’in öncelikli güvenlik taleplerini büyük ölçüde göz ardı etti.

Eski İsrail istihbarat görevlisi Danny Citrinowicz, varılan mutabakatı "İsrail'in İran stratejisinin iflası" şeklinde yorumladı. Bunun yanı sıra Trump’ın son günlerde İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yönelik eleştirel tutumu, iki müttefik ülke arasındaki fikir ayrılıklarını daha da belirgin hale getirdi.

Lübnan en zayıf halka konumunda

Analistler, imzalanan metnin en kırılgan noktasının Lübnan sahası olduğu görüşünde.

İran’ın bölgedeki en güçlü vekili olan Hizbullah’ın askeri varlığını yeniden tahkim etmeye çalıştığı belirtilirken, İran'a aktarılacak olan yeniden yapılanma fonlarının bir kısmının bu örgüte kanalize edilebileceği tahmin ediliyor.

Bu durum, Lübnan genelindeki silahlı çatışmaların kalıcı olup olmayacağı sorusunu cevapsız bırakıyor.

Körfez bölgesinde yeni ittifaklar gündemde

Çatışmalar esnasında Hürmüz Boğazı'nda trafiğin durması ve enerji tesislerinin hedef alınması, Körfez ülkelerini de doğrudan olumsuz etkiledi.

Bölge başkentleri artık güvenlik mimarisinde yalnızca Washington’a güvenerek hareket etmek istemiyor. İncelemede, Körfez devletleri ile İran arasında karşılıklı yatırımlara odaklanan yeni bir ekonomik yakınlaşma sürecinin başlayabileceği yönündeki senaryoların konuşulduğu aktarılıyor.

Savaş bitti statüko değişmedi

New York Times’ın dosyasında görüş bildiren pek çok uzmanın ortak kanaati, askeri müdahalenin ardından ortaya çıkan durumun beklentilerin oldukça gerisinde kaldığı yönünde şekilleniyor.

Washington merkezli Center for Strategic and International Studies uzmanlarından Paul Salem, ABD’nin Tahran karşısındaki en büyük baskı unsurunu tükettiğini dile getirerek, "Bu denli uzun ve yıkıcı bir savaşın neticesinde ulaşılan nokta, somut bir başarı getirmeyen bir mutabakattan ibaret" yorumunu yapıyor.

Değerlendirmelere göre, yaklaşık dört ay süren çatışma döneminin ardından bölgedeki güç dengeleri yeniden şekillenmiş olsa da İran’ın nükleer faaliyetleri, füze kapasitesi, vekil unsurları ve İsrail-İran rekabeti gibi kronik sorunlar varlığını sürdürüyor. Bu sebeple birçok analist, silahlar susmuş olsa dahi Orta Doğu'da kalıcı barışın hâlâ uzak bir ihtimal olduğunu düşünüyor.

ABD Başkanı Trump, kuantum teknolojilerine yönelik iki kararname imzaladıABD Başkanı Trump, kuantum teknolojilerine yönelik iki kararname imzaladı

 

Trump: İran uygun davranmazsa gerekeni yaparımTrump: İran uygun davranmazsa gerekeni yaparım

 

Trump: İran nükleer denetimleri kabul edecekTrump: İran nükleer denetimleri kabul edecek

 

YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)