Yabancı basına ağır eleştiri
Tarih: 16 Haziran 2013 - 18:22
Başbakan Tayyip Erdoğan Kazlıçeşme'de yabancı medyaya yüklendi, "Bu fotoğrafı da yayınlayın" dedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kendi otellerinde terör ile işbirliği yapanları, yatırıp kaldıranları da çok iyi biliyoruz. Bunların hesabı sorulmayacak mı?" dedi.
Erdoğan, Zeytinburnu Kazlıçeşme Meydanı'nda düzenlenen "Milli İradeye Saygı" mitinginde yaptığı konuşmada, geçmişte uluslararası medyanın iktidarlar üzerindeki etkisinin büyük olduğunu dile getirdi.
Uluslararası medya için "İktidarı istedikleri gibi indiriyorlar, istediklerini yapıyorlardı" diyen ve Türkiye'de de bazı medya kuruluşlarının aynı oyunun içinde olduklarını kaydeden Erdoğan, ancak hepsinin turnusol kağıdı gibi bugün ortaya çıktığını kaydetti.
Faiz lobisinin de çok iyi şekilde ortaya çıktığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Taksim Meydanı'na 30 bin kumanyayı kimlerin gönderdiğini gayet iyi biliyoruz. Kendi otellerinde terör ile işbirliği yapanları, yatırıp kaldıranları da çok iyi biliyoruz. Bunların hesabı sorulmayacak mı? Bu hesabı sormazsak, o zaman millet bizden hesap sorar. Milletimizin verdiği emanete hıyanet edemeyiz. Milletin verdiği emaneti hakkıyla yerine getireceğiz. Bu uluslararası medya, Avrupa Parlamentosu Suriye'yi görmez. Suriye'de akan kanı, Suriye'deki vahşeti görmez. Bu medya, bu Avrupa Parlamentosu, Filistin'deki katliamları görmez, Gazze'de olanları bitenleri görmez. Bunlar sürekli olarak Türkiye üzerinde; tabii 10 yıl içinde güç olan Türkiye birilerini kıskandırıyor, birilerini tahrik ediyor. Türkiye nereden nereye geldi, artık buna tahammül edemiyorlar. Kişi başına milli gelirin 10 bin 500 dolara çıktığı bir Türkiye bunları tahrik ediyor. Bunlar bundan dolayı rahatsız oluyorlar."
Erdoğan, uluslararası medyadan Türkiye'yi gerçekten tanımak ve anlamak isteyenlerin, "Türkiye fotoğrafını yansıtmayan" örgütlere değil, kitlesel örgütlere bakmalarını ve özelikle AK Parti'yi tanımaya çalışmalarını istedi.
Kendi ideolojilerini, kendi yaşam tarzlarını Türkiye'nin geneli gibi yansıtanlara karşı, özellikle dezenformasyona karşı Avrupalıların duyarlı olmasını isteyen Erdoğan, "AK Parti olarak, 10.5 yıldır iktidarız. Millet bize bir emanet verdi. Bu emaneti hakkıyla götürme gayretindeyiz. Şu anda yaşı 20 ile 25 arasında olan gençler, Gezi Parkı'nda olan gençler -samimi olanlar vardı, şu an hepsi çekildiler- ama şunu unutmayın; kişi arkadaşının dinindendir, kişi sevdikleriyle beraberdir. O samimi gençler, ben '3-5 çapulcu' dediğimde rahatsız olanlar oldu, olsunlar. Yarası olan gocunur. Türk Dil Kurumu'nun çapulcu tanımını yaptım. Çapulcu, kamu düzenini bozmaya gayret edenlere denir. Bunlar kamu düzenini bozmak isteyenler değil mi? Bunlar terör örgütleriyle ilişki içinde olanlar değil mi? Bunları görmeyecek miyiz? Bunları es mi geçeceğiz?" şeklinde konuştu.
Türkiye'de polisin sınırsız güç kullanma hakkı varken, bunu, kendi dönemlerinde çıkardıkları yasalarla sınırlandırdıklarını, gözaltı sürelerini kısalttıklarını, polisin toplumsal olaylara müdahalesini demokrasi ve hukukun çerçevesi içine aldıklarını belirten Erdoğan, bazı karakollarda ve cezaevlerinde kötü muamele olduğunu, "işkenceye sıfır tolerans" dediklerini, gösteri ve yürüyüş yapmanın, demokratik hakların ve ifade özgürlüğünün önünü açtıklarını ifade etti.
Erdoğan, "Siz miting yapmak istediniz de size müsaade mi edilmedi? Siz toplantı, gösteri yapmak istediniz de size müsaade mi edilmedi? Hepsinin önü açık ama nerede? Miting alanı neresiyse orada. Toplantı, gösteri yürüyüşlerine nerede müsaade ediliyorsa orası. Bize ne diyorlar biliyor musunuz, bizimle görüşmeye gelenler. 'Biz istediğimiz yerde miting yapabilmeliyiz'. Şimdi bunlara ne diyeceksin?" ifadelerini kullanınca katılımcılar "Yuh" diyerek karşılık verdi.
"Ben sizin dediğinizi demedim, kibarca davrandım" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu ülke yol geçen hanı değil. İstediğin yerde istediğin gibi miting yapamazsın. Burası hukuk devletidir, neresi gösterilirse orada gider yaparsın. Yürüyüşünü orada yaparsın. Neden? Şu anda Beyoğlu'nda, bakın 30 bin yatak kapasitesi var, hemen hemen hepsi boşaldı. Günah değil mi, yazık değil mi? O çevredeki esnaf kan ağlıyor. 17-18 gün cam çerçeve her şey kırıldı. Oradaki vatandaşa, esnafımıza yazık değil mi? Zararlarını kim karşılayacak? Aynı şey Ankara'da. Bütün otobüs durakları yakıldı, yıkıldı. Camı, alt geçitlerdeki seramikler kırıldı. Polis araçlarından 150'ye yakını yakıldı, 200'ü aşkın sivil vatandaşın aracı, kamu binaları yakıldı yıkıldı."
- "Ey ulusalcılar... "
"Şimdi buradan, İstanbul'dan Türkiye'ye sesleniyorum" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Atatürk Kültür Merkezi bir kamu kuruluşudur, işgal edildi. Kimler tarafından? Bu illegal ve legal zannedilen örgütler tarafından. Oraya bazı paçavralar asıldı. Teröristlerin resimleri vardı orada. Bu illegal örgütlerin paçavraları vardı ama burada Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na hakaretler vardı. Sevgili kardeşlerim, bunlara sorarsam, 'Biz de bunlara üzüldük ama...'. Ne ama? Onları oradan indirmeyecektik ne yapacaktık? Kuzey Afrika'dan döner dönmez İçişleri Bakanıma şunu söyledim: '24 saat içinde bunlar temizlenecek' 24 saat. Çünkü bu ülkede bu teröristelere burayı bırakamayız. Temizlendi. Bitmedi. Cumhuriyet Anıtı'nda gördünüz; bölücü başı, yanında Atatürk'ün resmi, yanında Türk bayrağı. Buradan ulusalcılara sesleniyorum; ey ulusalcılar, ey CHP yandaşları; terörist başıyla, Atatürk'ün ve Türk bayrağının resimlerini nasıl yan yana getirdiniz? Nasıl bunu yaptınız? Niye gidip de onları indiremediniz? Milletvekiliniz bunlarla beraber yürüyor, niye bunları temizlemediler? Sağ olsun polisimiz görevini yaptı ve bu talimat üzerine 24 saat içinde onlar da temizlendi. Bitmedi. Üçüncü hareketiniz; 'Gezi Parkı'nı da temizleyeceksiniz' dedik. Artık burada sona geldik işte, dün de biliyorsunuz o operasyon yapıldı ve temizlendi. Kardeşlerim, bu benim başbakanlık görevim. Eğer bunu yapmıyorsam bu makamda durmamın bir anlamı yok."
Avrupa ve dünyanın çeşitli yerlerinden bazı "aklı evvellerin", Taksim Gezi Parkı'ndaki görüntüler için, "Bu özgürlüktür" dediğini kaydeden Erdoğan, "Bunun nesi özgürlük? Özgürlük, hukuka saygı içerisinde icra edilir veya kazanılır. Bir başkasının özgürlük alanına saldırmak suretiyle değil. Bunlar milletin özgürlük alanına saldırdılar. O park, bu işgal güçlerinin değil, samimi duygularla orada olan o gençlerin de değil, tüm İstanbullularındır. 'Buraya biz çadırlarımız kurduk'; 'Kuramazsın kadreşim!' Çadır kurulacak yerler bellidir. Yaylalar çok, çık yaylalarda çadırını kur. Dünyanın hiçbir yerinde bunu göremezsin" dedi.
- "Sanatçı terör estiren olmaz"
Gezi Parkı için "Bir tane çadır olsun da diğerleri de burada kendilerini ifade etsin" şeklindeki görüşü hatırlatan Erdoğan, "Bunların derdi mesaj falan değil, dert başka. Ne diyor bir tanesi; sözüm ona sanatçı. Sanatçı terör estiren olmaz. Teröre yataklık yapanı ben sanatçı olarak tanımıyorum. Ne diyor? 'Mesele Gezi Parkı mı? Hala anlamadın mı?' diyor. Şu hale bak. CHP'li milletvekili ne diyor? 'Mesele Gezi Parkı değil, bu iktidarı devirmek' diyor. Tamam da bu iktidarı devirmenin yolu belli. Nedir? Seçimdir" diye konuştu.
Erdoğan, 2014'te yerel seçim yapılacağını hatırlatarak, "Yerel seçimde gücünü görürüz, orada görelim. Niye böyle abidik gubidik numaralar yapıyorsun? Dürüst ol, samimi ol" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Uluslararası medya bunu da gizleyin olur mu? Hadi bakalım BBC bunu da gizle, CNN bunu da gizle, Reuters bunu da gizle… Günlerdir yalan haberler ürettiniz. Türkiye’yi dünyaya farklı gösterdiniz. Siz yalanlarınızla baş başa kaldınız, bu millet sizin dünyaya tanıttığınız millet değil, bu millet samimi, bu millet gece tencere tava çalan bir millet değil” dedi.
Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın "Büyük oyunu bozmaya haydi tarih yazmaya" sloganıyla Kazlıçeşme Meydanı’nda düzenlediği "Milli İradeye Saygı" mitinginde halka hitap etti.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında uluslararası medyaya seslenerek, şunları kaydetti:
“Uluslararası medya bunu da gizleyin olur mu? Hadi bakalım BBC bunu da gizle, CNN bunu da gizle, Reuters bunu da gizle… Günlerdir yalan haberler ürettiniz. Türkiye’yi dünyaya farklı gösterdiniz. Siz yalanlarınızla baş başa kaldınız, bu millet sizin dünyaya tanıttığınız millet değil, bu millet samimi, bu millet gece tencere tava çalan bir millet değil. Bugün üniversite giriş imtihanları var değil mi? Sabah saat 04.00’e, 05.00’e kadar tencere tava çalanlar bu milletin çocuklarını düşündü mü? Ne adına bu tencere tavayı çaldılar, ne adına acaba sabaha kadar bu işleri yaptılar, bu milletin gençlerini, çocuklarını sevdikleri için mi, çevreci oldukları için mi? Çevrede gürültü kirliliğine karşı olmak da var, görüntü kirliliğine karşı olmak da var. Çevrede yeşili korumak da var, bunlar çevreci filan değil, bunlar dürüst değil.”
Miting alanına Yenikapı’dan geldiğini anımsatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Belediye başkanlığım zamanında diktiğimiz o ağaçların altında vatandaşlarımın piknik yaptığını gördüm. Bunlar ne adına yapıldı? Çevrecilik adına… Türkiye’de neler olduğunu merak eden varsa, işte Kazlıçeşme’ye baksın, İstanbul’a baksın, burada yüzbinlerce insan yakıp yıkan değildir, burada yüzbinlerce insan kırıp döken değildir. Buradaki yüzbinlerce insan elinde çelik bilyelerle, sapan taşlarını kalkıp da insanımın üzerine atan hainler değildir. Eline molotof alıp polise fırlatan, eline sopa alıp kıran, yakan, yağmalayanlar burada değildir."
Bu sırada mitinge katılanların "Polise uzanan eller kırılsın" sloganları atması üzerine Başbakan Erdoğan, "Eyvallah" dedi.
- "Biz söyleyeceklerimizi demokratik yollarla söyleriz"
Erdoğan, kendilerinin söyleyeceklerini demokratik yollarla söylediklerini ifade ederek, "Söyleyeceğimizi hukukun bize tanıdığı yerlerde söyleriz. İstanbul’un miting alanı neredeyse orada söyleriz" diye konuştu.
Asla hukuku zorlamadıklarına ve zorlamayacaklarına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bana günlerce biliyorsunuz heyetler geldi, sanatçılar geldi, 'Taksim Platformu'ndanız' dediler, onlar geldi. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, milletim adına bunlarla görüşmeler yaptım ve kendileriyle konuştuk, görüştük. Bilmenizi istiyorum nedir, ne değildir. Dedik ki, niye bu gençler burada duruyor? Neden yani yeşili korumak için mi burada duruyor? Eğer yeşili korumak için duruyorsa, şu anda yargı sürecinde. Yargı sürecine uyacağını söyleyen bir iktidar var, bir yerel yönetim var ve şu anda yargının kararını bekleyin bu bir. İki, diyorum ki, yargı kararını verdi velev ki lehimizde verdi, o zaman da diyorum plebisit yapalım, halkoylaması yapalım, halka gidelim, halkımız ne diyorsa onu yapalım. Ne deseler beğenirsiniz. Büyük bir çoğunluğu 'evet' dedi, fakat çok enteresan, dışarıya çıktılar, bir bayan ne dese beğenirsiniz. Üzüldüm. Önce saygı duydum ama sonra saygımı kaybettim. Neden? Çünkü dürüst davranmadı. Dedi ki, içeride bize böyle bir teklif yapılmadı, televizyonda bir saat ağzından dinledim.”
Başbakan Erdoğan, daha sonra bir başka grubu daha kabul ettiğini ve onlara da aynı şeyi söylediğini anlatarak, şöyle devam etti:
“Dedik ki, yargı sürecindeyiz, yargı ne karar verirse ona bakacağız. Velev ki yargı lehte karar verdi, o zaman ben diyorum ki halka gidelim, milli iradeye saygı duyalım. Halk ne diyorsa o olsun. Eğer halk diyorsa 'Biz Taksim’e şehir müzesi istemiyoruz'... Şehir müzesini de yaparken Gezi Parkı’nı yakıp yıkmayacağız, kesmeyeceğiz ve oradaki 600 ağacın yaklaşık 500’ünü orada koruyacağız, diğer 100’ünü ise oradan söküp, müzenin çevresine ve yayalaştırmanın içinde de onları kullanacağız. Ne deseler beğenirsiniz, çoğu dedi ki 'güzel'. E tamam, güzelse o zaman hemen lütfen bu akşam gider gitmez söyleyin ve Gezi Parkı’nı boşaltsınlar. Çünkü Gezi Parkı belli bir grubun parkı değildir. Gezi Parkı tüm İstanbul halkının, tüm meydana gelenlerin parkıdır ve bu parklar asla işgal altında olamaz ve benim artık sabrım buraya geldi. Boşalttınız boşalttınız, boşaltmadığınız takdirde bedeli ne olursa olsun, Kılıçdaroğlu’na rağmen, terör örgütlerine rağmen burayı boşalttıracağız dedik."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz sükut ederiz, sabrederiz ama hesabını gün gelir sandıkta sorarız" dedi.
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın düzenlediği "Milli İradeye Saygı" mitinginde konuşan Erdoğan, Gezi Parkı ve Tasim Meydanı'nın boşaltıldığını ve millete teslim edildiğini belirterek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin parkın içini temizlediğini, şimdi de çiçeklendirmesini ve yeşillendirmesini yaptığını söyledi.
Erdoğan, "Gerçek çevreciler şu an iş başında. Cumhuriyet Anıtı’nın çevresinin çiçeklendirilmesi yapılıyor. Çevreciler iş başında. Kim bu çevreci? AK Parti iktidarıdır. Bunların çevrecilikle falan alakası yok. Bunlar ağaçları kırıp dökerler, yeşili duman ederler. Bunların dikili ağacı yoktur bu ülkede" dedi.
- "Ben sizin hizmetkarınızım"
Bugün Taksim Meydanı'na gidilmesi için çağrı yapıldığını ifade eden Erdoğan, "Ey benim sevgili vatandaşlarım, sevgili milletim, lütfen bu oyuna gelmeyiniz. Ben sizin hizmetkarınız olduğumu söyledim. Efendiniz değil, hizmetkarınızım. İstanbul’daki hizmetkarınız olarak bu başbakanınız, İstanbul’un çöp dağlarını ortadan kaldıran bir belediye başkanı, İstanbul’u hava kirliliğinden kurtaran bir belediye başkanı, İstanbul’un susuzluğunu gideren bir belediye başkanı. Benden önce kim vardı? CHP’nin belediye başkanı. O zaman çöp dağları, hava kirliliği vardı" diye konuştu.
Özellikle 20 yaşındaki gençlere seslendiğini ifade eden Erdoğan, "İstanbul’a 180 kilometreden su getiren bir belediye başkanıyım. 2 yılda İstanbul’un hava kirliliğini ortadan kaldıran bir belediye başkanıyım. Haliç'in dili olsa da konuşsa. Haliç’in nasıl koktuğunu biliyorsunuz değil mi? Haliç’i o kokulardan temizleyen belediye başkanı kim? 2,5 milyar metreküp çamuru çıkardık. Şimdi çocuk eğlence alanı Vialand’ı yaptık. Orada 650 bin metrekare" dedi.
Mitinge Haliç’in kenarından geldiğini söyleyen Erdoğan, aileleri piknik yaparken gördüğünü belirtti. Erdoğan, “Ey Allah’ım sana hamdolsun bu günleri gösterdin. Ne diyoruz? At denize, balık bilmezse Halik bilir diyoruz" şeklinde konuştu.
"Biz sükut ederiz, sabrederiz ama hesabını gün gelir sandıkta sorarız" diyen Erdoğan, 27 Mayıs müdahalesi ve 28 Şubat’ın hesabını halkın sandıkta sorduğunu belirtti.
Cumhuriyet mitinglerinin, AK Parti’nin kapatılması davasının, Danıştay senaryolarının, AK Parti’ye, demokrasiye ve hukuka, milli iradeye karşı yapıldığını ifade eden Erdoğan, "Bu millet sabretti, sükut etti. 22 Temmuz’da, 12 Haziran’da hesabını sordu. Bu millet hukuka her zaman sahip çıktı. Bu millet demokrasiye, kendi iradesine, milli iradeye her zaman sahip çıktı. Ey aziz İstanbul, şimdi sizlere soruyorum. Öyle bir haykıracaksınız ki sesiniz tüm Türkiye’den duyulacak. Ankara, Van, Hakkari, Bursa, Edirne’den duyulacak. Öyle bir haykıracaksınız ki Saraybosna sizi duyacak. Öyle bir haykıracaksınız ki, İslamabad, Babil, Bağdat, Şam, Gazze sizleri duyacak. Öyle bir haykıracaksınız ki Türkiye üzerinde oyunlar oynayanlar, ofislerinde, stüdyolarında, bilgisayarlarının başında tir tir titreyecekler" şeklinde konuştu.
- Babalar Günü’nü kutladı-
Erdoğan, konuşması sırasında tüm babaların Babalar Günü’nü de kutladı.
Başbakan Erdoğan, "İstanbul hazır mıyız? Demokrasiye, hukuka sahip çıkıyor muyuz? İstanbul, milli iradeye sahip çıkıyor muyuz? Bizimle misiniz İstanbul? Beraber miyiz İstanbul, bir miyiz. kardeş miyiz?" sözlerine vatandaşlardan "evet" yanıtları gelince, "İşte bu. İşte Türkiye bu. Yazılı görsel medya, sosyal medya bunu da saptırmazsınız inşallah" dedi.
Türkiye’nin sadece Taksim Meydanı, Kuğulu Park ve Alsancak’tan ibaret olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Türkiye Kasımpaşa’dır. Türkiye Fatih, Üsküdar’dır.Türkiye Keçiören, Altındağ, Mamak’tır… Türkiye, Sivas, Erzurum, Kayseri, Antalya, Rize, Muğla, Yozgat, Muş’tur. Türkiye, 81 vilayetinde 76 milyonun beraberce, kardeşçe yaşadığı büyük bir ülke, büyük bir devlettir" diye konuştu. .
Bu sözleri üzerine vatandaşlar "Türkiye seninle gurur duyuyor" sloganları atınca Erdoğan, "Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Sizlerle iftihar ediyoruz" dedi.
"Haziran seçimlerinde yüzde 50, inşallah 2014 Mart sandıkta da siz patlatacaksınız" diyen Erdoğan, Türkiye’nin, Selçuklu’nun, Osmanlı Cihan Devleti’nin torunlarının ülkesi olduğunu söyledi.
- "Türkiye’de Türk baharı 3 Kasım 2002’de oldu"-
Türkiye'nin yedi düvele karşı savaştığını, zafer kazandığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hiç kimsenin oyunu bize sökmez. Hiç kimseniz tuzağı bize işlemez. Hiç kimsenin çirkin senaryosu bize dokunamaz. Türkiye, uluslararası medya kuruluşlarının üzerinde operasyon yapabileceği bir ülke değildir. Utanmadan şunu söylüyorlar. 'Arap baharını gördük, şimdi de Türkiye baharına hazır olun' diyorlar. Dışarıdaki bazı kendini bilmezler, içeride de onların uzantısı olan bazı kendilerini bilmezler. Türkiye’de Türk baharı 3 Kasım 2002’de oldu ama onlar bunun farkında değil. Çünkü bunların gözü var görmez, kulağı var duymaz, dili var gerçeği, hakkı söyleyemez. Ama işte millet. Türkiye, sosyal medya üzerinden, üzerinde ameliyat yapılacak bir ülke değildir. Türkiye, Türkiye’yi tanımaktan aciz parlamento kararlarıyla mahkum edilebilecek bir ülke hiç değildir. Avrupa Birliği Parlamentosu bizimle ilgili karar almış. Haddini bil. Sen Türkiye ile ilgili karar almaya yetkili misin? Daha ilk gün, 'Sizin aldığınız kararı tanımıyorum' dedim. Aldıkları kararı kendilerine iade ettim. Türkiye şu anda ABi üyesi değil, müzakereci. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz, diyorum ki Yunanistan’da bu kadar eylemler oldu. Her taraf yakıldı, yıkıldı, insanlar öldürüldü. Kalktınız 100 milyarlarca avro yardım ettiniz. İngiltere’de G8’le ilgili gösteri yapanları gözaltına alıp götürdüler. İngiltere’yle ilgili ne karar aldınız, söyler misin? Almanya, Fransa.. Bunlarla ilgili kararlar alındı mı? AB ülkelerinde oldu, bunlarla ilgili karar alındı mı? "
Birlikte hareket eden yerli ve yabancı medyaya seslendiğini ifade eden Erdoğan, "Dürüst olun, dürüst. Namuslu olun, namuslu. Eğer Tayyip Erdoğan’dan dürüst olmamayı bekliyorsanız, yanılıyorsunuz. Biz buraya dik çıktık, dik duracağız, dikleşmeyeceğiz" dedi.
Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/yabanci-basina-agir-elestiri/385530