Bugün Türkiye’de korkunç bir savaş lobisinin, neo-con’ların siyaset diliyle, Türkiye ile Suriye arasında bir savaş çıkarmak istediğini belirten CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, bunun bölgeyi içinden çıkılmayacak bir türbülansa sokacağını, etnik ve dini sebeplerle bölgesel savaşları tetikleyeceğini vurgulayarak orta vadede dünya savaşına dahi yol açabilecek böyle bir ihtimalin her yönüyle düşünülmesi ve tartılması gerektiğini ileri sürdü.
“Eğer bu Türk ekonomisindeki kırılganlıkları doğru okuyamazsak, doğru karar alamayız ve Enver Paşa’nın hülyalarına benzer hülyalarla milletin geleceğini heba ederiz” diyen Oran, Türkiye ekonomisinde park etmiş devasa boyuttaki sıcak paranın savaş gibi bir durumda kaçma riskinin, Türkiye’nin Suriye’ye karşı gerçekdışı ve anlamsız savaş kararını daha da zorlaştırdığını vurguladı.
Bu koşullarda alınacak bir savaş kararının, Türkiye için ekonomik bir yıkım anlamına geldiğini belirten Oran, hazırladığı “Sıcak Para-Savaşın Gölgesinde Ekonominin Aşil Tendonu” başlıklı raporunda şunları vurguladı:
109 milyar dolarlık yabancı portföyü: Yabancıların, Türkiye’de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407 milyon dolarlık da Eurobond olmak üzere toplam 92 milyar dolara yakın bir portföyü bulunuyor. 17 milyar 422 milyon dolarlık banka mevduatları da dahil edildiğinde toplam portföy büyüklüğü 109 milyar 357 milyon dolara ulaşıyor.
Sıcak para girişi: Sıcak paracılar AKP döneminde ülkenin kanını emdi. 1986 başından bu yılın nisan sonuna kadar olan dönemde 24 milyar 738 milyon doları İMKB’de hisse senedi alımlarına, 78 milyar 43 milyon doları da borçlanma kâğıtlarına yatırım için olmak üzere toplam 102 milyar 781 milyon dolarlık sıcak para girişi yaşandı. Aynı dönemde elde edilen toplam 42 milyar 830 milyon dolarlık kârı ülkelerine transfer ettiler.
9.5 yılda 86 milyar dolar geldi
9.5 yılda rekor: Borsa ve DİBS’e yatırım amaçlı sıcak para girişleri özellikle son 9.5 yılda rekor kırdı. 1986-2002 dönemini kapsayan 17 yılda toplam 16 milyar 732 milyon dolar olan girişler, 2003 başından bu yılın nisan sonuna kadar olan yaklaşık 9.5 yıllık dönemde 86 milyar 49 milyon dolara ulaştı.
Yurtdışına aktarılan kâr: Yoğun sıcak para girişleri paralelinde, İMKB ve DİBS’ten elde edilerek yurtdışına aktarılan kârlar da hızla büyüdü. Önceki 17 yılda 12 milyar 189 milyon, sonraki 9.5 yıllık dönemde ise 30 milyar 641 milyon dolar kâr transferi gerçekleştirildi.
Portföy yatırımı daha kârlı: 2003-Nisan 2012 döneminde “parayla para kazanmak için” getirdikleri sıcak para ile borsa ve kamu kâğıtlarına yatırım yapanların, Türkiye’de katma değer yaratan, istihdamı artıran ve cari açığı küçülten “doğrudan yatırımları” gerçekleştiren yabancı yatırımcılardan çok daha fazla kazanıp ülkesine aktardığı dikkati çekti. Bu dönemde toplam 115 milyar dolar dolayında bir doğrudan yatırım girişi olurken, bu alandaki kâr transferi 19 milyar dolar dolayında gerçekleşti. Bu da Türkiye’de portföy yatırımı yapmanın, doğrudan yatırıma göre daha kârlı olduğunu gösterdi.
Sıcak Para Kaçarsa Ne Olur?
Savaş durumu ya da benzeri yüksek profilli bir istikrarsızlık sürecinde sıcak paracıların fonlarını yeniden dövize çevirerek ülkeyi terk etmesi, ekonomide tüm dengeleri altüst edecek bir felaket senaryosu niteliği taşıyor. Bu durumda ilk planda yaşanabilecek olası bazı gelişmeler şöyle sıralanıyor:
• Kurlarda ani yükseliş; hızlı bir devalüasyon yaşanır.
• Devletin, özel kesim firmaları ve özellikle bankaların kısa vadeli aşırı borçluluğu bu kesimleri zor durumda bırakırken, ekonomide ağır bir krizin önünü açar.
• Döviz rezervleri azalışı ve para arzı daralmasıyla reel faiz hadleri rekor düzeylere ulaşır, TL’nin reel değeri hızla geriler.
• Yüksek iç ve dış borçlar krizin yayılmasına ivme verirken, borç sorunu giderek daha da ağırlaşır.
• Yaşanan hızlı devalüasyon enflasyonu tırmanışa geçirir.
• Yükselen kurlar yüzünden döviz borçlu şirketlerin mali durumu bozulur, iflaslar, kapanan işyerleri ve işten çıkarmalarla işsizlikte ani ve hızlı bir artış yaşanır.
• Türkiye enerjide dışa bağımlı. Bağımlı olduğumuz iki ülke, Rusya ve İran ise Suriye’nin arkasında. Olası bir bölgesel savaşta karşı kamplarda yer alacak tedarikçi ülkelerin gaz akışını kesmesi durumunda, Türkiye’nin üretim çarkını döndürme şansı bulunmuyor.
Yazdır