Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile Kürt sorunu konusundaki görüşmesini anımsatarak, “CHP’nin bu tavrı toplumda yeni bir havanın oluşmasına vesile oldu. Anamuhalefet ile iktidar partisi mutabakatı sağladığı zaman zaten bu işte mutabakat sağlanmıştır. Diğerleri kendisini dışlıyor diye biz atılması gereken adımlardan niye geri duruyoruz? Atalım bu adımları” dedi.
Erdoğan, dün Meclis grubunda şöyle konuştu:
Kapımız herkese açık
CHP’nin tavrı toplumda yeni bir havanın oluşmasına vesile oldu. Geç de kalmış olsa konuyu gündemine almasından, uzlaşma arayışından biz sadece memnuniyet duyarız. Bugün, başta CHP, MHP, BDP olmak üzere, siyasi partilerin sürece dahil olması konusunda hiçbir önyargımız, ön kabulümüz, ön şartımız yok. Böyle milli bir meselede, biz, kimden gelirse gelsin katkı almaya hazırız, kapılarımızı açık tutarız. Sürece destek verenler bizim için değil, ülke, millet için verirler. Sürecin dışında kalanlar ise çözümün değil sorunun parçası olurlar.
Çelik gibi sinir ister
CHP Genel Başkanı’na da söyledim. Toplumsal mutabakat dediğiniz yüzde 100 olmak anlamına gelmez. Anamuhalefet ile iktidar partisi mutabakatı sağladığı zaman zaten bu işte mutabakat sağlanmıştır. Diğerleri kendisini dışlıyor zaten. Biz atılması gereken adımlardan niye geri duruyoruz? Atalım bu adımları. Ben arkadaşlarıma talimatı verdim, kendisi de verirse bu heyet çalışmaya başlar. Biz bu aşamada hiç kimsenin önüne şartlar koymayız, bize dayatılan şartlara da asla boyun eğmeyiz. Bu milli, can yakan, hayati bir mesele. Çelik gibi sinirlerin yanında ilkeli, tutarlı, dirayetli duruşu zorunlu kılan, çark etmeyi kaldırmayacak bir mesele. CHP Genel Başkanı’ndan da en azından bu meselede ilkeli, tutarlı, sağlam bir duruş bekliyoruz. Doğru bulduğumuz yolda tek başımıza da kalsak yolumuza devam ederiz.
Kürtçe seçmeli ders
Öğrencilerimiz, Farklı Dil ve Lehçelerin Öğrenilmesi Hakkında Kanun kapsamında, yaşayan diller ve lehçeler adı altında, yerel dil ve lehçeleri öğrenme imkanına kavuşuyorlar. Örneğin, yeterli sayıda öğrenci bir araya geldiğinde, Kürtçe bir seçmeli ders olarak alınabilecek, öğretilecek ve öğrenilecek. Bu, tarihi bir adımdır. Türkiye’de bazı seçeneklerin, bazı şıkların, bazı tercihlerin üzeri çizilmişti; biz bu çizikleri kaldırdık. Biz kimseye, meslek liselerini ya da imam hatipleri dayatmıyoruz. Hiçbir öğrenciye, veliye seçmeli Kuran dersini, Siyer dersini dayatmıyoruz. Tam tersine biz, önü kapatılmış olan seçeneklerin önünü açıyoruz; milletimizin önüne, seçme özgürlüğünü koyuyoruz.
Sadece normalleşme
Onlarca yıldır millete yaşam tarzı dayatanlar, şimdi farklı yaşam tarzlarının görünür olmasından rahatsızlık duyuyorlar, kendi yaşam tarzları tehdit altındaymış gibi göstererek farklı bir hazımsızlığın içine giriyorlar. Yıllarca ötekileştirilen, insanların eşit yurttaş haline gelmesini kimse farklı yerlere çekmemelidir. Türkiye’de yaşanan sadece ve sadece bir normalleşme sürecidir.
Bahçeli’yi İmralı’ya götürmeli
Başbakan Erdoğan, “Öcalan İmralı’da mı acaba?” diyen MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye “Peki, yaşadığını bizzat görürsen ne yapacaksın? O zaman Beyefendiyi İmralı’ya götürmek lazım herhalde. O da tabii BDP’lilere kötü örnek olacak” yanıtını verdi. Eğitimdeki “4+4+4” sistemini Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi nedeniyle CHP’yi de Erdoğan, “Yeni CHP diyorlar. Bunun neresi yeni? Olsa olsa, Doğan görünümlü Şahin olur” diyerek hedef aldı. Demokratlığın imaj çalışması olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle dedi: “Dere yatağında akar. İstediğiniz kadar derenin yatağını değiştirmeye kalkın, önünde hangi
engeller varsa, yıkıp geçer. Muhalefet de bu değişime ayak uyduracaktır. Zor zamanda statükocu, rahat zamanda demokratlık olmaz.
İtfaiyeci teşekkürü
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, İzmir’deki çeşitli kurumlarda kadro alan 109 itfaiye erini kabul etti. TBMM KİT Komisyonu Salonu’ndaki görüşme yaklaşık 15 dakika sürdü. İtfaiye erleri Erdoğan’a teşekkür ettiler ve çeşitli hediyeler verdiler. Erdoğan, daha sonra TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in başkanlığındaki TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerini kabul etmek üzere Ak Parti Grubu’nun bulunduğu bölüme geçerken, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Salonu’nda bulunan ve Bursa’dan gelen partililerle de kısa bir görüşme yaptı.
Lütfen kırıcı üslup kullanmayın
MHP’den “Toplumsal Mutabakat Komisyonu” randevusu alma umudunu kaybetmeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’dan, üslubuna dikkat etmesini istedi.
Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a, “Biz üslubumuza dikkat ediyor, kırıcı olmamaya dikkat ediyoruz. Sayın Başbakan’a da çağrımız var: Lütfen kırıcı üslup kullanmayın. Kimseye ‘Morg kapısında bekliyorlar’ ‘Ölü seviciler’ demeyin.” Kılıçdaroğlu, 1.5 saat sürmesine alışılmış grup toplantısını dün yarım saatte bitirdi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’la oluşan ılımlı havayı bozmayacak içerikte konuştu. Kendisine “AKP teknesinde yelken oldu” suçlamasında bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik üstü kapalı eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, “Sorunun kendisine teslim olmak değil, sorunun kendisini teslim almak gerekir” dedi. Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:
Altında kalırsınız
Siyasetçiler bir araya gelip konuşmazsa çözüm üretemezler, halka umutsuzluk vaat ederler. Çözüm üretmek demokrasilerde olmazsa olmazdır. ‘Gelin konuşalım’ demek suç mu? Davete icabet etmek lazım. Ülkede terör var, sorun var. Biz konuşmayacağız da kim konuşacak? Biz kavga ediyoruz arkadan şehitlerimiz geliyor. Eğer bu kavgayla şehit sayısı artacaksa bunun sorumluluğu birilerindedir. Vebali vardır, bunun altında kalırsınız. Gencecik evlatları babalar mezara koyacak, anneler ağlayacak ve hiçbir şey yapmayacağız. Olmaz. Lafla da peynir gemisi yürümez. Çözüm üretmek lazım. Bizden sonraki dönemlere baktıklarında, ‘Siyaset kurumu çözüm üretmedi, bize sorun bıraktı’ demesinler. Üstelik bu sorun hiçbir zaman etnik çatışmaya yol açmadı. Çünkü bu ülkenin insanları erdemli, geleceği görüyorlar.
Testiyi kırmadan
Testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur. Biz testi kırılmadan yol göstermek istiyoruz. Eğer siz meşru bir zeminde bir araya gelmezseniz, gayri meşru zeminlerde soruna çözüm bulunmaya çalışılırsa bu Türkiye için iyi olmaz. Bu ülkede milli iradenin tecelli ettiği bir çatının altında, Türkiye’nin en temel sorununu konuşmayacaksak, nerede konuşacağız? Bir araya gelmek zorundayız. Toplumsal rızayı sağlamak zorundayız. Demokrasilerde, dayatmayla değil dinlemeyle çözüm üretilir.
Kaç çocuk sahibi olacağız
Kaç çocuk sahibi olacağımıza karar verilen demokrasiye, demokrasi denir mi? 102 gazetecinin hapiste olduğu demokrasiye, demokrasi mi denir? Parasız eğitim diye pankart açmışlar, atın 8 yıl içeri. Buna demokrasi mi denir? Darbe hukukunun arkasına saklanıp da darbeden nemalananlar darbecilerle aynıdır, darbenin suç ortağıdır. Toplum baskıya direnmeli, teslim olmamalı. Her aydının görevi var; baskıya direnmek ve daha fazla haykırmak.
Yazdır