“TÜBİTAK yeni dönemde kendi enstitülerindeki araştırmaları ticarileştirmeye odaklanacak. Bu dönem, girişimciliğin, araştırmaların, buluşların ticarileşmesinin, lisansa ve ürüne dönüşmesinin dönemi olacak. TÜBİTAK, KOBİ’leri de destekleyecek. Kurum, geçmişte çok önemli çalışmalar yapmış. Enstitüleri gezdiğimiz zaman, hocaların bir araştırma yapıp, prototipleri ortaya çıkardıklarını, ancak bunların daha sonra raflarda kaldığını görüyoruz. Şimdi bunların ürüne dönüşmesi ve sanayiyle irtibatlanması zamanıdır.
Ceketimizi satıp bu işe yatıralım
TÜBİTAK bütçesinde çok önemli artışlar oldu. Önemli projeler olduğunda, bu kaynaklar artırılacak. Ama 5 yıl önce, 10 yıl önce, sadece 100 milyon, 200 milyon bütçe kullanabilen TÜBİTAK, bugün 1,5 milyarın üzerinde bütçe kullanıyor. Türkiye’nin Ar-Ge inovasyona ve teknolojik yatırımlara öncelik vermesi gerekiyor. Bizim rekabet gücümüz burada. Biz, genç ve dinamik nüfusumuzu bilime, Ar-Ge’ye, teknolojiye yönlendirmemiz lazım. Boğazımızdan kesmemiz gerekirse, az yiyelim, ama buraya verelim. Eskilerin dediği gibi, ceketimizi satıp bu işe yatırmamız lazım, çünkü bizim için gelecek burada.
İstanbul’a proje pazarı
Ankara’da 90 tekno girişimcimizle yaptığımız gibi, İstanbul’da da 470 tekno girişimcimizle çok geniş bir proje pazarı gerçekleştireceğiz. Birçok sanayici, gençlerin yapmış oldukları ürünlerle ilgili bilgi sahibi değil. Şimdi onları aynı masa etrafında buluşturacağız. Projeleri gördüm, tıptan sanayiye bir çok önemli çalışma var. Mesela, bilgisayar kumandalı sualtı robotu yapmışlar. İstediğiniz derinliğe kadar indiriyorsunuz, karadan kumanda ediyorsunuz. Boğulma vakası mı var onu buluyor, bir batık mı var onu buluyor, bir şey mi saklanmış onu buluyor ve size getiriyor.
Yazdır