2010 yılında beklentileri satın alarak yükselen ve dolar bazında rekorlar kıran Borsa'da, 2011 yılının ilk yarısı beklentili ve genelde 58 bin-70 bin bandında yatay bir seyir izlerken yılın ikinci yarısı tam anlamıyla 2008 yılını hatırlattı. Endeks 48 bine, dolar 1,9 liraya tırmanırken yatırımcıların kayıpları hemen her gün artış gösterdi. Sonuç olarak Türk piyasaları yılın ikinci yarısında dış piyasalara göre daha kırılgan bir seyir izledi. 2010 yılı Kasım ayında başlayan yabancı satışları hemen her ay düzenli olarak devam etti. Bankacılık sektörünün zayıflayan kâr marjları, cari açıktaki artış ve buna bağlı olarak kurlardaki hızlı yükselişlerin oluşturduğu çift haneli enflasyon rakamı yabancı yatırımcıyı piyasalarımızdan uzak tutmaya iterken İMKB'nin zaten 2009-2010 yıllarında elde ettiği yükselişin bir düzeltmesi de kaçınılmaz oldu. Sonuçta korkulan ama beklenen oldu ve Borsa yüzde 40 değer yitirirken hisse bazında kayıplar yüzde 50-60'ları buldu.

2012 beklentileri için piyasalarda yazılıp çizilenler genelde olumsuz görüntünün devam edeceği yönünde, ancak bu negatif seyrin daha ne kadar sürebileceği ya da hangi siyasi sonuçları doğurabileceği ile ilgili görüşlere pek sık rastlamıyorum. Ya da 2002'den 2011 yılına kadar süren likidite bolluğu ve iyimserlik trendinin sonuna gelinmesiyle ilgili bir durum ortaya çıkmış olabilir mi? Bir başka deyişle problem sadece Avrupa'daki borç sorunu olsaydı Türkiye ve diğer gelişmekte olan piyasalara para akması gerekmez miydi? Tersine Merkez Bankası'nın 2011 yılı boyunca aldığı rezervler belki daha yüksek fiyattan elden çıkarıldı ama neredeyse eridi. Petrol zengini ülkelerin belki tarihleri boyunca en fazla gelir elde ettiği bir yıl oldu. Sessiz sedasız ama ne enteresandır ki aynı yıl 'Arap Baharı' başta Suudi Arabistan olmak üzere elde edilen gelirlerin silah olarak bir başka ülkeye transferine vesile oldu. Rusya ve Brezilya gibi petrol ihracatçısı ülkelerden de rekor para çıkışları yaşandı. Resme büyük bakmak gerekirse borsalar için geçen 10 yıl altın yıllar olarak hatırlanabilir. Tekrar büyük bir ivme yakalanması ya da uzun soluklu bir yükseliş şimdilik zor. 2012 yılı içinde geçen yıl olduğu gibi ocak sonu, şubat ortası veya nisan, mayıs gibi geçici düşüş trendlerinde görülen tepki yükselişleri kısa ralliler olarak görülebilir. Mevcut şartlardaki petrol fiyatları, maliyet enflasyonu bizi olduğu gibi diğer ülkeleri de olumsuz etkilemeye devam eder. Dünya haritasında değişiklik isteyen güçler başta ABD seçimleri olmak üzere lider değişimleri için düğmeye bastılarsa genel resim çok olumlu olmaz. Buna karşılık iyimser senaryolar da 2012 yılının ikinci yarısında bazı sürprizlerin olabileceğini gösteriyor.
AVRUPA MART AYINI BEKLİYOR
AB aralık liderler zirvesinde 2012 yılı Mart ayına bırakılan yeni AB anlaşması, bir süredir hazine ihalelerinde faizlerde düşüş gözlemlenen İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerdeki olumlu bir trend mart ayından sonra piyasalarda bahar havası oluşabilir. İMKB belki yeterince dip seviyelere gelmedi ama ağustos ayından sonra iyice hırpalanarak hatırı sayılır bir düşüş yaşadı. Belki yine sıkı bir düşüşün ardından birkaç ayı bulacak bir yükseliş trendi de çok sürpriz olmaz diyebilirim. 2012 yılında dolar bazında önemli gerilemeler yaşanması halinde yabancı yatırımcıların bunu kısa süreliğine de olsa alımla değerlendirmesi söz konusu olabilir. Ancak benim tavsiyem, mevcut pozisyonlar uzun vadede korunsa bile yeni bir alım için sıkı bir düşüş beklenmeli.
Merkez Bankası ne yapmak istedi?
Yılın son işlem günü piyasalarda bildiğimiz ayı-boğa savaşlarının en ilginç olanlarından birine şahit olduk. Malum boğa yükselişi, ayı düşüşü simgeleyen bir borsa terimi. Bu kez döviz piyasasında yaşanan bir güç gösterisi yabancı piyasaların kapanmasına yakın öğle saatlerinde başladı. Son günlerde paritedeki yükselişin de etkisiyle lira karşısında 1.90 seviyelerini aşan doları bazı yabancı bankaların daha da yukarıda kapatma isteğine karşı Merkez Bankası 2 milyar doları aşan bir müdahale gerçekleştirdi. Cuma günü saat 13.00 sularında Merkez Bankası satışa geçti, daha 15 dakika önce 1.92 seviyelerini zorlayan dolar ekranlarda bir anda 1.85 seviyelerine kadar geriledi. Daha sonra tekrar 1.89 seviyelerine kadar yükseldi. Ardından iki kez daha müdahale geldi ve 1.87seviyelerine kadar dolar yeniden geriledi. Yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir doğrudan satış gerçekleştiren MB, doların yıl sonu kapanışını 2 lira yapmak isteyenlerin önünü kesmiş oldu. Başta Türk şirketlerinin bilançoları için olumlu bir kapanış oldu diyebiliriz. Doların eylül sonundaki kapanışa göre yüzde 1,5'lik yükselişle 1.88 düzeyinden kapatması 2011 yılı için makro verilerin kötüleşmesini engelledi. MB, tehlikeli yükselişlerde her an doğrudan müdahale yapabilirim mesajı vererek rezervlerine güvendiğini gösterdi.
Ancak benzer müdahaleleri hatırlayacak olursak bu yıl yen'in dolara karşı aşırı yükselmesi sebebiyle Japon merkez bankası BOJ çok yüklü satışlar yapmış ardından fiyatlar kısa bir süre etkilenmiş, daha sonra yen yükselmeye devam etmişti. Doğrudan müdahaleler akışın yönünü terse çevirmeye yetmez; zira bu durum uluslararası boyutta ve gelişmekte olan piyasaların önemli bir bölümünde yaşanmakta. Bundan sonraki aşamada dolar dışarıda güçlenmeye devam ederse hiç şüpheniz olmasın, rezervlerdeki yüklü dolarlardan satışlar bu yükselişi engellemeye yetmeyebilir. Sonuç olarak Merkez'in müdahalesi kendine göre gerekli bir müdahale de olsa hiçbir müdahalenin akışın yönünü terse çevirmeye yettiği görülmemiştir. 1.905 lira aşağı doğru kırılsa da paritenin 1,85 seviyesinin altına bu şartlarda gerilemesi zor. 1.92-1.86 kısa bir süre için dalgalanma aralığı olsa da 1.92 geçilirse yükseliş devam edebilir.
Selim ışıklar/ZAMAN
Yazdır