Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Vergi Usul Kanunu ile Gelir GergisiKanunu'nu yeniden yazacaklarını söyledi. Şimşek, TÜSİAD'ın Görüş Dergisi'nde yayınlanan söyleşisinde,Vergi gelirlerinin kamu harcamaları finansmanında en sağlıklı kaynakolduğunu belirterek, "Bu nedenle vergiye özel önem veriyoruz. Hükümetimizin 2023 vizyonu doğrultusunda, bahsettiğiniz üzere birçok reform çalışmasına imza attık. Bu reformlarla yatırım, Ar-Ge, üretim ve istihdamı teşvik ediyoruz. Vergilendirmeyi basit, anlaşılır ve adil kılmayı, vergi kayıp ve kaçaklarını minimize etmeyi ve verginin tabana yayılmasını amaçlıyoruz." dedi. Şimşek şöyle devam etti: "Yaptığımız çalışmaları iki başlık altında inceleyebiliriz: 1)Vergi mevzuatımızda yapılan iyileştirilmeler, 2) İdari kapasitenin artırılması. Bu kapsamda yaptığımız reform çalışmalarından bazılarını sizlere kısaca anlatmak istiyorum. Öncelikleri yatırımı ve istihdamı teşvik amacıyla mükelleflerimizin vergi yükünü hafiflettik. 2002 yılında %65 olan kurum kazançları üzerindeki toplam vergi yükünü 2006 yılında %34’e indirdik. 2002’de fon payı dahil %33 olan kurumlar vergisi oranını 2006 yılında %20’ye kadar düşürdük. Hatta 2009 yılında uygulamaya konulan bölgesel ve sektörel yatırım teşvikleriyle bu oran, az gelişmiş bölgelerde %2’ye kadar düştü. Ülkemiz artık OECD ülkeleri arasında kurumlar vergisi oranında en düşük altıncı ülke konumundadır. Gelir vergisi oranını üst dilimde fon payı dahil %49,5’ten % 35’e, alt dilimde ise % 22’den %15’e indirdik. Ayrıca işveren sigorta prim payını %19,5’ten %14,5’e indirdik. 2009 yılı itibariyle, sosyal güvenlik primleri dahil edildiğinde, gelir ve kazançlar üzerindeki vergi yükünde ülkemiz en düşük üçüncü OECD üyesidir. Hükümetimiz dar gelirli vatandaşlarımızın refahını arttırmak için, 2008 yılından itibaren asgari geçim indirimini uygulamaya koydu. Örneğin, 4 çocuklu bir asgari ücretli 2002 yılında %12,8 gelir vergisi öderken, 2008’den itibaren hiç gelir vergisi ödememektedir. Vatandaşımızın temel ihtiyaçlarını daha kolay karşılaması ve ekonomimizin dış piyasalardaki rekabet gücünü arttırmak için KDV oranlarında da indirim yaptık. Eğitim, sağlık ve tekstilde %18 olan KDV oranını %8’e indirdik bazı gıdalar için ise %8’den %1’e düşürdük. Bu sayede 2009 sonunda efektif KDV oranını %14,4 seviyesine düşürdük. Benzin ve motorinde de vergi yükü AK Parti hükümetleri döneminde düşmüştür. 2002 yılında benzindeki vergi yükü %70,2 iken şu an %59,6’dır. Motorinde de vergi yükü 2002 yılında %59 iken şu an %48,7 oranına düşmüştür. Bu oran, İngiltere’de %57,8, İsveç ve İrlanda’da da ise %50’nin üzerindedir. Vergilendirmeyi basit, anlaşılır ve adil kılmaya, vergi kaçaklarını minimize etmeye yönelik adımlar attık. 2006 yılında Kurumlar Vergisi Kanunu’nu yeniden yazıp, transfer fiyatlandırması gibi bazı düzenlemeleri AB ve OECD uygulamaları ile uyumlu hale getirdik kurumlar Vergisi genel tebliğlerini tek tebliğ haline getirdik. İdari kapasitenin artırılmasına yönelik olarak ise, 2005 yılında Gelir İdaresi Başkanlığını, 2006 yılında da Gelir Politikaları Genel Müdürlüğünü kurduk. Bu sayede uygulama ve politika üretme alanlarında uzmanlaşma sağladık. Ayrıca vergi denetimini daha etkin hale getirmek için Vergi Denetim Kurulu Başkanlığını kurup, denetimi tek çatı altında birleştirdik. Hükümetimiz mükelleflere ödeme kolaylığı sağlamak ve çeşitli vergisel avantajlar sunmaya yönelik çalışmalar yaptı. 6111 sayılı Kanun ile başta vergi alacakları olmak üzere otuza yakın kamu kurum ve kuruluşunun alacaklarının yeniden yapılandırmasına ilişkin düzenlemeyi hayata geçirdik. Bu düzenleme sayesinde mahkeme ve idarelerin iş yükünü azalttık. Aynı zamanda mükelleflerin birikmiş borçlarını, cari yükümlülüklerini aksatmadan ödemelerini sağladık. İşletme kayıtlarının da gerçek durumu yansıtacak şekilde düzeltilmesi imkanını getirdik. İleriye yönelik olarak, ülkemizin en çok ihtiyacı olan kayıt dışı ile mücadele, verginin tabana yayılması ve vergi kanunlarımızın basit, adil ve anlaşılır olması yönündeki çalışmaların tamamlanmasıdır. Buna yönelik olarak, kayıt dışı ile mücadele eylem planını uygulayacağız ve Vergi Usul Kanunu ile Gelir Vergisi Kanununun yeniden yazacağız." -VERGİNİN TABANA YAYILMASI.. Verginin tabana yayılması için öncelikle yapılması gereken gönüllü uyumun arttırılması olduğunu ifade eden Şimşek,"Vatandaşlarımıza basit ve anlaşılır bir şekilde vergi yükümlülüklerini anlatmak, ihtiyaçları olduğunda vergi ile ilgili soru ve şikayetlerini dinlemek bu kapsamda çok önemlidir." dedi. Şimşek şunları söyledi: "Bu amaçla vatandaşlarımıza ulaşılabilirliğimizi arttırmak için çeşitli hizmetler sunduk. Aralık 2007’de açtığımız Vergi İletişim Merkezi ile bu güne kadar, toplam 1,2 milyon çağrıya cevap verdik. Bu sayede toplumun birçok vergisel sorununu çözüme kavuşturduk. Bu imkanın yanı sıra, vatandaşlarımıza tüm Türkiye’den 444 0 189 numaralı telefonu arayarak, ihbarlarını iletebilme imkanını sunduk. Aynı zamanda Kısa Mesaj Bilgilendirme Servisimiz ile mevzuata ilişkin haberleri abonelerimize kısa mesaj ile iletiyoruz. Ayrıca verginin tabana yayılması için kayıt dışılıkla mücadele de çok önemlidir. Bizim için kayıt dışılıkla mücadele son derece önemlidir. Ekonomide kayıt dışılık hem kamu finansman yapısını bozar hem de rekabet eşitsizliği yaratır. Bunların ortadan kalkması, ekonominin sağlıklı bir seyir izlemesi ve sosyal güvenlik yapısının sağlıklı olması için bu mücadele hükümetimiz için önceliklidir. Aynı zamanda ekonominin kayıt altına alınması, ekonomik büyüklüğün vergi, istihdam ve millî gelir boyutlarıyla da kavranmasını kolaylaştırır. Kayıt dışılıkla mücadele için, mükelleflerin gönüllü uyumunu sağlamak, yaptırımları caydırıcı hale getirmek ve toplumsal farkındalığı arttırmak çok önemlidir. Bu hedefleri gerçekleştirmek için denetim kapasitemizi güçlendirmemiz ve kurumlararası veri tabanı paylaşımına ağırlık vermemiz gerektiğinin de farkındayız. Bunun içindir ki hükümetimiz Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı’nı hazırlamıştır. Bu çalışmalarımızda ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla da işbirliği yapacağız. Özellikle kayıt dışı ve kaçakçılıkla (sigara, alkol ve akaryakıt gibi mallarda) daha etkin mücadele yapabilmek için 2012 yılında 1.500 yeni Vergi Müfettiş Yardımcısı alarak denetim kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz. Denetim elemanı sayısını arttırmanın yanında, özellikle Vergi Denetim Kurulu bünyesindeki Risk Analiz Merkezi başta olmak üzere, modern vergi denetim teknik ve araçlarını kullanarak kayıt dışı ve kaçakçılıkla mücadelemizi daha etkin hale getireceğiz. Son olarak şunu belirtmek istiyorum toplumda vergi bilinci ve ahlakı yerleşmediği sürece kayıt dışı ekonomi tam anlamıyla önlenemez. İşte bunun için basın ve yayın organlarıyla toplum desteğini güçlendirici kampanyalara önümüzdeki dönemde daha da önem vereceğiz. Ülkemizde vergi yükünün çok yüksek olduğuna dair yaygın ama yanlış bir kanaat bulunmaktadır. Bu yanlış kanaatin dolaylı vergilerden kaynaklandığını düşünüyorum. Ülkemizde vergi yükü dolaylı vergilerde daha fazla hissedilmektedir. Bunun önemli bir sebebi dolaylı vergilerin toplam vergi geliri içindeki payının yüksek olmasıdır. Örneğin 2009 yılında, sosyal güvenlik primleri ile mahalli idare vergi gelirlerinin de dahil edildiği dolaylı vergiler, toplam vergi gelirlerinin %45,6’sını oluşturmaktadır. Bu oran ile Türkiye, ortalaması %31,1 olan OECD’de, dolaylı vergi yükü en yüksek olan üçüncü ülkedir. Yalnız bu kesinlikle genel vergi yükünün ülkemizde yüksek olduğu anlamına gelmez. Dolaylı vergilerin payının yüksekliği, dolaysız vergi yükünün düşüklüğünden kaynaklanmaktadır. Zira sosyal güvenlik primleri dahil gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergilerde ülkemiz düşük bir vergi yüküne sahiptir. Bu sınıflandırmada 2009 yılı için Türkiye %12 oranıyla en düşük üçüncü OECD ülkesidir. Ayrıca vergi yükünün yüksekliğinden bahsedebilmek için genel vergi yüküne bakmak gerekir. Türkiye 2009 yılı için OECD ülkeleri arasında Meksika, Şili ve ABD’den sonra en düşük vergi yüküne sahip dördüncü ülkedir. Bu durum ülkemizde vergi yükünün yüksek olmadığının en temel göstergesidir. Bunun yanı sıra KDV ve mülkiyet üzerinden alınan vergiler de ülkemizde nispeten daha düşüktür. Genel KDV oranı Avrupa ülkelerinin birçoğunda %21, bazılarında %25 iken bizde %18’dir. Taşınır ve taşınmaz mal sahipliği üzerinden alınan vergilerin GSYH’ya oranı, 2009 yılında OECD ülkelerinde ortalama %1,8 iken ülkemizde %0,9’dur. Bu oranla OECD’deki en düşük dokuzuncu ülkeyiz. Bugün vergi yükünde OECD ortalamasının çok çok altında olmamızın temel sebebi daha önce bahsettiğim üzere, hükümetimizin uyguladığı doğrudan ve dolaylı vergi oranlarını düşürme politikasıdır. Bu sayede Ar-Ge, üretim ve istihdamı teşvik ediyor ve daha rekabetçi bir ekonomiye sahip olmayı hedefliyoruz. Vatandaşımızın parasının ne şekilde ve hangi amaçlar için kullanıldığını bilmesi en doğal hakkıdır. Bunun için her ay Kamu Hesapları Bültenleri yayınlıyoruz. Ayrıca, hizmet standartları ve hizmet envanterlerini kamuoyu ile paylaşıyoruz. Stratejik Planlama ve Performans Programımız ile de misyon ve hedeflerimizi ortaya koyuyoruz ve halkımızın bizi değerlendirmesi için performans göstergeleri oluşturuyoruz. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın tüm faaliyetlerini internet sitemizde yayımlıyoruz. Mükellefin vergisel yükümlülüklere uyum maliyetini azaltmak için Özelge Otomasyon Sistemi’ni kurduk. Mükellef hakları bildirgesini yayınlanarak da mükellefin hak ve ödevlerini açık bir şekilde ortaya koyduk. Vatandaşlarımıza aynı konuda farklı görüşlerin iletilmemesi için hazırladığımız özelgeleri internette yayımlıyoruz. Vergi mevzuatına yönelik uygulamaları, örneklerle ve açıklayıcı bir şekilde broşürlerle basarak mükellefimize sunuyoruz. Vergi mevzuatına yönelik düzenlemeleri, tüm abonelerimize e-posta yoluyla ulaştırıyoruz. Bahsettiğim tüm bu çalışmalardan anlaşılacağı üzere, vergi idaresinin şeffaflığını geliştirmeyi çok önemsiyoruz ve bu çerçevede çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bugün Avrupa ve birçok gelişmiş ülke kamu borç kriziyle boğuşurken, hükümetimizin uyguladığı başarılı mali politikalar sayesinde, biz sapa sağlam ayakta durduk. Üstüne üstlük bu sene sonu itibariyle birçok mali dengenin kriz öncesi değerinden daha iyi gerçekleşmesini bekliyoruz. Örneğin 2011 yılı sonunda kamu borcunun Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranının %40’ın altında olmasını öngörüyoruz. Bu oran Lehman Krizi öncesi 2007’de yakalanan %39,9’luk değerden de düşük olacaktır. Oysa bu oranın Avrupa’da %90’lara yakın gerçekleşmesi bekleniyor. Ayrıca bu yılın ikinci yarısı itibariyle de, ilk defa net dış borcumuzu sıfırlamış olduk. Hükümetimizin Orta Vadeli Planı’nda açıkladığı üzere, amacımız mali disiplini sürdürmektir. Bu nedenle vergilerde bir düşüş öngörmüyoruz. Yalnız şunu söylemeliyim ki rekabet gücümüzü uyguladığımız mali disiplin sayesinde arttırıyoruz. Bakın birçok ülke krizle boğuşurken biz kriz sonrası kredi riskimizi düşürdük ve borçlanmadaki faiz oranlarımızı ciddi anlamda azalttık. Bunların yanı sıra, ekonomimize destek olacak bir kaynak zemini yarattık. Avro Krizi’nin daha da derinleşmesi halinde, ekonomimizi dış etkenlerden koruyacak mali esnekliğe sahibiz. Tüm bunların ötesinde bugün Avrupa’nın en büyük eksikliği olan siyasi istikrar ve karar alma mekanizmasına sahibiz. Bunun da en büyük ispatı Lehman Krizi döneminde ivedi bir şekilde uyguladığımız kararlı makroekonomik politikalardır. Bu sayede çok hızlı bir şekilde küresel krizi atlattık. Bakın bugün birçok gelişmiş ülke, kriz sonrası büyüme ve istihdam yaratmada zorlanırken, biz geçen sene %9, bu senenin ilk yarısında da %10’dan fazla büyüdük. Aynı zamanda 2007’den beri birçok ülkenin iş gücüne katılım oranı azalıp işsizlik oranı artarken, biz 4 milyondan fazla istihdam yaratıp, işsizlik oranını da Ekim ayı itibariyle %9.2’ye kadar düşürdük. İşte tüm bu sebeplerden dolayı, mali disiplin ve siyasi istikrarın ülkemizdeki rekabet gücünü, yatırım ortamını ve refahı arttırmadaki önemini son bir kez daha belirtmek istiyorum."
Yazdır