Yazdır

Borsa neden yükselmiyor?

Tarih: 20 Kasım 2011 - 07:56

2010-2011 yılının neredeyse tümünde Avrupa borç krizini konuşarak ve Avrupa borsalarındaki gelişmeleri izleyerek geçirdik diyebiliriz...

-2008 yılında patlak veren küresel kriz , alınan büyük ve maliyetli tedbirlerle büyük bir çöküşe izin verilmeden engellendiyse de özellikle Dubai'de başlayan ve sonrasında domino etkisi oluşturarak Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz gibi ülkelere sıçrayan borç krizinin ortaya çıkmasında etkili olmuştu.
2010-2011 yılının neredeyse tümünde Avrupa borç krizini konuşarak ve Avrupa borsalarındaki gelişmeleri izleyerek geçirdik diyebiliriz. İMKB, 2008 yılındaki çöküşün ardından özellikle 2009 Mart ayında dolar bazında 12.000 puana kadar gerileyerek neredeyse üç büyük krizde olduğu gibi (1990-1994-2001) dördüncü kez zirve noktasından yaklaşık yüzde 70-80 civarı bir kayıpla karşılaşmıştı. Türkiye borsası diğer borsalardan biraz daha fazla kayıpla karşılaşmasına rağmen 2009 Mart 2010 Kasım aylarında öylesine bir yükseliş yaşadı ki kayıplar önce telafi edildi, sonrasında rekorlar rekorları izledi. Borsa endeksi önce lira bazında rekor kırarak 60 bin ve 70 bin zirvelerini gördü. Özellikle anayasa değişiklikleri oylaması sonrasında dolar bazı rekor 51.000 puan geçildi. Özellikle geçen yıl kasım ayı başında kırılan rekorlar sonrası yabancı yatırımcıların satışa geçtikleri görüldü. AK Parti'nin parlak seçim zaferi ve istikrarın devam edeceğine ilişkin beklentilerin kredi notuna yansıyacağı yönündeki beklentilere rağmen Borsa'da yabancıların satış yapmaları ve en önemlisi, büyüme rekoruna rağmen cari açıktaki beklenmedik yükselişlerin yanı sıra kredi derecelendirme kuruluşlarının negatif açıklamaları Borsa'nın yükselişinin önünde büyük engel oldular.
Ayrıca bankaların yıllardır devam eden kâr artışlarının 2011 yılında sona ererek bir önceki yıla göre yüzde 20-25 civarında erimesi de fiyatların baskı altında kalmasına neden olan diğer önemli gelişme oldu. 2009-2010 yıllarında yaşanan ve büyük bir bölümü yabancıların alımlarıyla gerçekleşen yükselişler birdenbire yerini kâr satışlarıyla kayıplara bıraktı. 12 Haziran seçimlerinin ardından yön bulmakta zorlanan Borsa, ağustosta gerek hükümet yetkililerinin kriz uyarıları gerekse ABD'nin notunun düşürülmesinin ardından bir kırılma yaşadı. Endeks 60-70 bin puan bandından 60-50 bin bandına gerilerken kayıplar dolardaki yüzde 20-30'luk yükselişin etkisiyle yüzde 50'yi buldu. Uzun süredir not artışı beklentisini askıya alarak Arap Baharı, Avrupa krizi ve şimdi de İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini vurabileceği konusundaki endişeleri duymaya başlayan piyasalarda iyimser havanın yeniden gelebilmesi sanki yine bir şoka veya geçen haftada belirttiğimiz gibi öncelikle sert bir düşüşe bağlı gibi. Yükselişlerin satış fırsatı olarak kullanıldığı bir piyasanın yatırımcıları memnun edebilmesi oldukça zor. Olumlu bir beklentinin olmadığı krizdeki Avrupa'nın gündemden düşmediği bir ortamda piyasalarımızın yukarı yönlü hareket edebilmesi gerçekten zor. Dahası Türkiye'nin kredi notunun artacağı yönünde henüz emare de yok. Gerçi Latin Amerika ikizimiz Brezilya'nın notunun yükseldiği gün kayıpları yüzde üçe yaklaşmıştı ama sonuçta beklentilerin gerçekleşmesinden çok beklentinin kendisi önem arz ediyor.
Önümüzdeki haftalar ekonomideki çıkmazların askıya aldığı ve teknokratların atandığı ülkelerin alacakları tedbirler ve bu ülkelerdeki tahvil faizlerinin artışına devam edip etmeyeceği ile geçmeye devam edecek gibi görünüyor. İspanya'daki genel seçimler sonrası bu ülkede de yeni sorunlar AB'nin başını ağrıtacağa benziyor.
Sonuç olarak Türkiye, kurumlarıyla en güçlü olduğu bir dönemde dünya krizinde ayakta durmaya çalışıyor. Borsa'da ise fiyatlar genelde bilançolarda açıklanan kâr rakamlarını yansıtan düzeyde, şu an için en iyisi bu noktalarda tutunmak ve dalgalanmalardan mümkün olduğu ölçüde faydalanmak. Yükseliş hareketi için biraz daha beklemek gerekebilir. Genelde zirve noktalarından dip noktalara 17 ay süren düşüşler yaşanıyor. Unutmayalım, zirve noktasından bu yana 12 ay geçmiş durumda. Teknik olarak haftalık grafikler henüz alım bölgesinde ama günlüklerde tüm endeksler satış sinyali vermiş durumda, bu nedenle satıcılı bir seyir daha kuvvetli bir ihtimal. Endeksin 54 bin, 53 bin ve 50 bin puan seviyelerinde destekleri bulunuyor, direnç noktaları ise 55.800-56.200 seviyelerinde.
Amerikan ve Brent petrolde makas daralıyor
Bir süredir ABD ham petrolü Nymex ile Brent tipi petrol arasında makas oldukça açılmıştı. Hatta geçen ay içinde fark brent petrol lehine 28 dolara kadar çıkmıştı. Oysa normalde makasın 5-10 doları geçmediği biliniyordu. Geçen hafta içinde yaşanan gelişmeler, ABD ham petrolünün 100 doları aşmasına sebep olurken Brent tipi petrol ile aradaki farkın 10 dolara gerilemesine yol açtı. ABD ham petrolünün yükselmesine altyapı sorunları ve boru hatlarındaki yetersizlikler sebebiyle artan stokların hattın yeni sahibinin isteği ile terse çevrilmesinin etkili olduğu belirtiliyor. Kapanışta 97 dolardan işlem gören Nymex tipi petrolün yükselişi azalan stoklara bağlanılıyor. Brent tipi petrol ise halen 107 dolar seviyesinde bulunuyor. Geçen yıl bu tarihlerde 80 dolar civarında seyreden petrol fiyatlarının halen oldukça yüksek seviyelerde olması, Avrupa ve ABD başta olmak üzere küresel ekonomilerde büyümenin önündeki en büyük engellerden biri olamaya devam ediyor. 2008'deki gibi petrol fiyatları çok yüksek ve büyük bir deflasyon beklentisi olmadıkça düşeceği de yok. Ama 2008 yılını hatırlayalım, petrol 50 dolardan bir yıl içinde 147 dolara kadar tırmandıktan sonra 33 dolara kadar düşmüştü. O halde şu anki fiyatların bir balon olduğu, gerçek talepten çok spekülatif olduğu, birileri tarafından özellikle yüksek tutulduğu söylenebilir. Ya fiyatlarını düşürecek bir yol bulunacak ya da dünya düzeninin yeniden şekilleneceği bir süreç yaşanacak.
selim ısıklar- zaman

Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/borsa-neden-yukselmiyor/330795