Yazdır

Yunanistan'ı batırmaya çalışıyorlar

Tarih: 04 Ekim 2011 - 08:32

Ev yanıyor. Ev sahibi dama çıkmış... Birilerinin kendisini kurtarmasını bekliyor. Merdiven yok.

İnsanlar adamı kurtarma telaşında iken Hoca “Bir ip getirin” demiş. İp getirmişler. Hoca ipin ucunu havaya sallamış. Adama “Tut ipi. Beline bağla” demiş. Adam beline bağlamış. Hoca ipe asılmış. “Kütttt... Adam yerde. Sizlere ömür. Etraftakiler, “Ne yaptın?” diyerek üzerine yürüyünce, Hoca boynunu bükmüş... “Ben daha önce bir adamı beline ip bağlatarak kurtarmıştım da... Acaba kuyudan mı kurtarmıştım? Yoksa damdan mı indirmiştim?” diye fısıldamış.
Hikayedeki gibi... Avrupalılar dikte ettikleri, ısrar ettikleri tedbirler ile Yunanistan’ı kurtaramayacaklar ama yakında batıracaklar.
Yunanistan’ın bütçe gideri 150 milyar euro. Geliri 120 milyar euro. Aradaki 30 milyar euro’yu bulamaz ise, memur maaşı ödeyemez, eski borçların faizini ödeyemez. Aradaki 30 milyar euro’yu bulabilmesi için euro ile borçlanması lazım. Borçlanamıyor. O zaman birilerinin bu parayı yardım olarak Yunanistan’a vermesi lazım. Bunu verecek olanlar şart koşuyor: ‘Bütçe açığını kapat, sonra yardım parası gönderelim’ diyor.
Hükümet bütçe açığını azaltmaya yönelik hedeflerini ne bu yıl, ne de gelecek yıl tutturabileceğini açıkladı. Alınan tüm sıkı tasarruf tedbirleri ve kesintilere rağmen, bütçe dengelerini istenen noktaya getirmek mümkün görünmüyor. Hükümet, bu durumu ekonominin tahmin edilenden çok daha kötü durumda olması ile açıklıyor.
Sonuç: Yunanistan’a dikte edilen tedbirler ekonominin büyümesine, bütçe açığının kapanmasına yarayacak tedbirler değil. Tersine ekonomiyi küçültecek, ekonomiyi bırakınız borç ödemeyi maaş ödeyemez hale getirecek tedbirler. Bu yanlışlar AB ülkelerini, euro para sistemini sallıyor. Ucu bize dokunuyor. Döviz fiyatı çıkıyor. İhracat pazarlarımız daralıyor.
‘Başka ülkede mi yaşıyorum?’
Takside radyo açıktı. Spiker, eylülde tüketici fiyatlarının yüzde 0.75 arttığını, yıllık artışın ağustos ayında yüzde 6.65 iken eylülde yüzde 6.15’e düştüğünü söyledi.
Şoför radyoyu kıstı. Bana döndü “Hocam... Nerenin enflasyonundan söz ediyor bunlar?” deyince şaşırdım. “Tabii ki Türkiye’nin” diye cevapladım. Birden sesini yükseltti “Ben başka bir ülkede mi yaşıyorum?” dedikten sonra başladı sıralamaya “Benzin fiyatı devamlı artıyor, parça fiyatı artıyor. Pazarda her şeyin fiyatı artmış. Çocukları okula gönderdik. Giyim eşyası, ayakkabı, kırtasiye fiyatları artmış. Servis arabaları zam yapmış. Ben devletin bu enflasyon rakamlarına nasıl inanayım?”
Anlatmaya çalıştım. “Bu açıklanan TÜFE ve ÜFE rakamları ülke genelinde belli mallardaki fiyat artışı ortalamasıdır. O malların fiyatı daha fazla artmış olabilir” dedim ama... O beni dinlemedi. Taksiden inerken arkamdan ”Hoca, bana masal anlatma... Ben cebimden çıkan parayı bilirim” diye seslendi.
Gelelim son rakamların özelliğine:
- ÜFE (üretici fiyatları) ile TÜFE (tüketici fiyatları) arasındaki makas açılmaya devam ediyor. ÜFE’de yıllık artış yüzde 12.1 oranında. Üreticinin maliyeti yüzde 12.1 artmış. Ama üretici bu maliyet artışını tüketiciye yansıtamıyor. TÜFE’deki artış yüzde 6.15 oranında.
- ÜFE’de tekstil ürünleri imalat kesiminde yıllık ortalama fiyat artışı 22.35 oranında deri ürünlerinde yüzde 12.25 oranında. Buna karşılık TÜFE’de giyim ve ayakkabı harcama kaleminde yıllık ortalama artış yüzde 5.57 oranında...
- Dövizdeki artışın, petrol ve ithal hammadde ve ara malı fiyatlarındaki artışın enflasyonu olumsuz etkilemediği görülüyor.
Şoför kardeşimden fırçayı yedikten sonra incelediğim TÜİK rakamlarında benim kafamı karıştıran da bu çelişkili gelişmeler oldu.
Güngör Uras/Milliyet

Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/yunanistani-batirmaya-calisiyorlar/326785