Yazdır

AKP'den BDP'lilere çağrı

Tarih: 23 Haziran 2011 - 20:52

AK Parti'li Bozdağ YSK’nın Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşüren kararı üzerine çıkan tartışmalara değinerek şu çağrıyı yaptı...

AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ YSK’nın Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşüren kararı üzerine çıkan tartışmalara değinerek bu kararın hükümete veya partilerine bağlanmasına tepki gösterdi. "İnsafsızlık ve haksızlık" sözleriyle değerlendirmede bulunan Bozdağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dicle’nin durumlarının da birbirinden farklı olduğunu ve kıyaslamanın mümkün olmadığını dile getirdi.
Gündemdeki son gelişmeleri değerlendirmek üzere AKP Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyen Bozdağ, seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda tek yetkili kurumun YSK olduğunu hatırlattı. Seçimlere ilişkin her türlü şikayet, itiraz ve usulsüzlüklerin değerlendirmesinin YSK tarafından yapılabileceğini dile getiren Bozdağ, "Son gelişmeler üzerine kimi parti sözcüleri veya medya mensupları tarafından ortaya konular görüşler partimize yönelik haksız ithamlar ve değerlendirmeleri içermektedir. Yüksek seçim kurulu AK Parti’ye veya yürütmeye veya yasamaya bağlı bir kuruluş değildir. Üyelerini hükümet atamamaktadır. Alınan kararlar da tamamen Anayasa’nın 79. Maddesi gereği tamamen bu kurumun yetkisi ve tasarrufu dahilinde kararlardır. YSK kararlarını AK parti ile veya hükümet ile ilişkilendirmek büyük bir yanlışlık partimize ve hükümete dönük büyük bir insafsızlık ve haksızlıktır" dedi.
BAŞBAKAN’IN DURUMU İLE BENZERLİĞİ YOK
Bozdağ Hatip Dicle’nin durumunun Başbakan Erdoğan’ın 2002’deki durumu ile uzaktan yakından benzerliği olmadığına da vurgu yaparak "İki durum tamamen birbirinden farklıdır. Kıyaslanması da mümkün değildir" dedi. Bozdağ Başbakan Erdoğan’ın durumunda meri hukukun çiğnendiğini kaydederek, "Sayın Başbakanımızın durumunda Meri Hukuk çiğnenmiş, Meri Hukuk yüksek yargının araya girmesi ve yargı eliyle yapılan bir takım müdahalelerle çiğnenmek suretiyle sayın başbakanımızın milletvekili adaylığı engellenmiştir. Hatip Dicle olayında ise Meri Hukuk uygulanmıştır. Burada yapılan itiraz uygulanan hukuka ilişkindir. Ama sayın Başbakanımızın durumunda meri hukuk çiğnenmiştir. İkisi birbirinden tamamıyla farklıdır ve bunun kıyaslanması söz konusu bile değildir" diye konuştu.
SAVCILIĞIN İTİRAZI
Bazı çevrelerin Hatip Dicle konusunda alınan kararın arkasında AKP’nin başvurusunun bulunduğu yönündeki eleştirilerine de yanıt veren Bozdağ gerekçeli kararın okunması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Bu da tamamen gerçek dışı bir iddiadır. Bu değerlendirilen itiraz AK Parti’nin değil Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazıdır. AK Parti’nin bu süreçte bir itirazı Diyarbakır İl Seçim Kurulu’nun Hatip Dicle’ye itiraz kesinleşmeden itiraz karara bağlanmadan verdiği mazbataya itiraz etmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Dicle’nin milletvekilliğine adaylığına itiraz etmiş dolayısıyla bunun üzerine YSK bir dosya açmış. Hatip Dicle’den savunması istenmiş, bu dosya karara bağlanmadan Diyarbakır İl Seçim Kurulu bu süreçteki en önemli yanlışlıklardan bir tanesini yapmak suretiyle itiraz kesinleşmeden Hatip Dicle’nin mazbatasını hukuka aykırı şekilde vermiştir. AK Parti’nin hukuk zemininde hakkını araması veya itirazda bulunması doğal bir hakkıdır. Bütün partilerde pek çok olaya ilişkin eyleme ilişkin itirazlarda bulunurlar. Buna göre hak arama yoluna giderler. Ak Parti’nin yaptığı da usul ve yasaya aykırı bu işleme itirazdır. YSK’nın kararı ise AK Parti’nin itirazına ilişkin bir karar değildir."
KRİZE DAVETİYE ÇIKARILMIŞ
AKP’li Bozdağ seçim süreci içerisinde BDP’nin bir dizi yanlış yaptığını ve halen de bu yanlışlara devam ettiğini de sözlerine ekledi. Hatip Dicle’nin mahkumiyet kararı 22 Mart’ta kesinleşirken, 11 Nisan’da aday listelerinin YSK’ya verildiğini hatırlatan Bozdağ, "Bir mahkumiyet kararı var. Bu mahkumiyet kararı kesinleşmiş. Milletvekili adayı olmaya engel bir mahkumiyet kararı. Bunu hem Hatip Dicle biliyor hem avukatları biliyor hem de Hatip Dicle’nin bağımsız adaylığını destekleyen BDP de biliyor. Aday olma ehliyeti olmayan birinin aday gösterilmesi ve bu mahkeme kararının da hem Türkiye kamuoyundan hem de YSK’dan gizlenmiş olması oldukça manidar bir durumdur. Bu fevkalade yanlış bir durumdur ve adeta bugün yaşanan krize o günden bir davetiye çıkarmadır. Biz bunu iyi niyetli bir yaklaşım olarak görmüyoruz" dedi.
ŞİDDET ÇAĞRISI DEMOKRASİMİZ İÇİN SAKINCALIDIR
BDP’ye yönelik bir diğer eleştirisinde ise şiddet ve tehdit çağrıları yapılmasına değinen Bozdağ Anayasa’nın veya yasaların eleştirilebileceğini ancak bunların demokrasi ve hukuk sınırları içerisinde gerçekleştirilebileceğini söyledi. Bozdağ şöyle devam etti:
"Tehditle veya şiddet çağrıları yaparak veya kriz çağrıları yaparak veya kaos ortamına dönük bir takım eylem ve davranışlarda bulunarak demokrasinin alanını, hukuk devletinin alanını genişletme imkanı bulunmaz, bugüne kadar da bulunamamıştır. Her ortamda demokrasinin derinleştirilmesini, kökleştirilmesini Türkiye’de demokrasi ile bağdaşmayan bir takım mevzuatların ortadan kaldırılmasını ve ortamın demokrasi ile daha uyumlu hale getirilmesini savunanların bunun mücadelesini verdiğini söyleyenlerin, öncelikle kendi eylemlerinde, kendi söylemlerinde demokrasi sınırı içerisinde kalmaları, hukukun sınırları içerisinde kalmaları, şiddetten uzak durmaları ve tehditten şantajdan uzak bir yaklaşım benimseyerek demokrasinin ve hukukun kendine verdikleri imkanları kullanarak hukuk içerisinde mücadele yapmaları doğru olan bir yaklaşımdır, isabetli olan bir yaklaşımdır. Ancak yaşanan gelişmelere baktığımızda bu yaklaşımın benimsenmediğini görüyoruz. Bu da fevkalade yanlış bir tutumdur. Biz Barış ve Demokrasi Partisi’ne hem de bağımsız adayların hepsine demokrasi içerisinde mücadelelerini yapmaya ve demokrasinin kalbi olan TBMM’deki çalışmalara katılmaya buradan bir kez daha davet ediyorum. Çünkü geçmişte veya bundan sonra demokrasinin kalbi olana mecliste antidemokratik olan yasaların veya anayasal hükümlerin veya başka uygulamaların değiştirilmesi için en uygun zeminin parlamento zemini olduğunu düşünüyoruz. Bugüne kadar böyle oldu. Bundan sonra da böyle olacaktır."
BOYKOT YENİ DÖNEMİN RUHUNA UYGUN DÜŞMEMEKTEDİR
Bozdağ, BDP’nin yaptığı yanlışlardan birinin her sıkıntı karşısında tehdit şiddet çağrısında bulunması olduğunu da sözlerine ekleyerek, "Bu da demokrasimiz için son dere sakıncalı ve tehlikeli bir durumdur" dedi. 12 Haziran seçimlerinin ardından yeni bir dönemin başladığını ve özellikle Yeni Anayasa konusunun toplumda beklentileri arttırdığını kaydeden Bekir Bozdağ, "Bu tarihi fırsatı heba etmemek için sorumlu ve sağduyulu bir şekilde hareket etmek tüm partilerin yükümlülüğündedir. Yeni dönemi krizlerle değil, fırsatlarla karşılamak durumundayız. Meclisin tanınmaması, boykot edilmesi gibi söylemler yeni dönemin ruhuna uygun düşmemektedir" dedi.

Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/akpden-bdplilere-cagri/317988