Yunan borç krizi kritik bir aşamada. IMF-AB istikrar planı umulduğu gibi gitmiyor. Denklem oldukça basit. Yunan devleti aşırı borçlu ve bütçe açığı halen çok yüksek. Aslında iflas etmiş durumda. Ama bu iflasın resmen kabul edilmesinin Avrupa Para Birliği üzerindeki sonuçları kestirilemediğinden Yunan ekonomisinin yoğun bakımda kalma süresi uzatılmaya çalışılıyor.
Dün Radikal, ‘Komşuda kıyamet günü: 18 Temmuz’ başlığını atmıştı. Bu tarihe kadar Papandreu’nun ek önlemlerle IMF’yi ve AB’yi ikna etmesi gerekiyor. Aksi takdirde komşu 12 milyar euroluk kredi dilimini alamayacak. Ama merak etmeyin, Ege’nin öteki yakasında kıyamet kopmayacak. Yunanistan kâğıt üstünde özelleştirme gelirleri yazacak, yeni ücret indirimleri vaat edecek, IMF ve AB komiserleri de bunlara bir miktar hayali büyümenin hayali gelirlerini ekleyecekler, hedefler tutturulacak, para verilecek ve biraz daha zaman kazanılmış olacak.
Tatil eşitliği
Ancak zaman da hızla daralıyor. Almanlar artık anladılar ki bu işin içinden Yunanlılara sadece kemer sıktırılarak çıkılamayacak. Alman Şansölyesi Angale Merkel geçen hafta çarşamba günü Alman sanayinin kalbi Ruhr havzasının Meshede adlı küçük bir kasabasında büyük bir laf etti: Merkel, “Birisi çok fazla, diğeri ise daha az tatil yaparken ortak bir para birimine sahip olamayız. Euro para biriminin kullanıldığı tüm ülkelerin, borçlarından kurtulmak için yoğun şekilde çaba harcaması ve tüm kurallara uyması gerekiyor” dedi ve ekledi: “Almanya yardım ediyor ama Almanya sadece diğer ülkelerin de gerçekten çaba harcaması durumunda yardım eder. Bu da ispatlanmalı”.
Hatırladığım kadarıyla Merkel ilk kez eurodan çıkış opsiyonunu dile getiriyor. Alman Şansölyesi’nin bu sözleri partisinin yerel bir toplantısında sarf etmiş olması beklenen sarsıntıyı yaratmadı. Ama eli kulağındadır. Almanya kapalı kapılar ardında Yunanistan’ın eurodan çıkış opsiyonunu gündeme getirecektir. Merkel’in ifadeleri, sorunun basit bir kamu kesimi açığı sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Sorunun diğer yönü olan rekabet eksikliği-verimsizlik ‘tatil’ metaforu ile örtük biçimde de olsa gündeme gelmiş oldu.
Almanları razı etmek için
Çok açık. Almanya Avrupa Para Birliği içinde kalmaya devam etmek için tüm üyelerin Almanya’ya benzemesini istiyor. Euro kurulurken temel varsayım, üye ekonomilerin birbirlerine benzeyecekleri şeklindeydi. Örtük varsayım da bu benzeşmenin Almanya temelli, yani anti-enflasyonist, ücret-verimlilik dengesini gözeten, esnek işgücü piyasalarına sahip bir birlik olacağıydı. Oysa, euro üyesi ekonomiler giderek ayrıştı. Yunanistan başta olmak üzere güney ülkeleri, -ki buna Fransa’da dahil- Almanya’ya kıyasla daha yüksek enflasyon ve daha yüksek reel ücret artışları yaşadılar. Bu ayrışmayı en yoğun Yunanistan yaşadı. Ama Portekiz, İspanya, Fransa için de kayıplar söz konusu. 2000’li yılların başında Fransa’da biraz cari açık, Almanya’da ise biraz cari fazla vardı. Şimdi devasa bir Alman cari fazlasına, devasa bir Fransız cari açığı karşılık geliyor. Yunanistan en zayıf halkaydı ve koptu. Yunanistan’ın borcunun hafifletilmesi şart. Ama aynı zamanda birim reel ücret farkının da kapatılması gerekiyor. Bunun ücret deflasyonu ile elde edilmesi olanaksız. Geriye eurodan çıkış kalıyor. Zaten Almanlar Yunan faturasını ancak Yunanistan eurodan çıkarsa ödemeye razı olurlar.
Seyfettin Gürsel-radikal
Yazdır