Geçtiğimiz hafta Beyoğlu Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunun kapısının önünde bekleyenler arasında Yunanistan ve Türkiye’nin üst düzey diplomatları Leonidas Chrysanthopoulos ve Sumru Noyan da vardı. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (KEİÖ) Genel Sekreteri ve Genel Sekreter Yardımcısı olan bu diplomatların bekledikleri dava, uluslararası ilişkilere de yansımaları olan büyük çaplı bir dolandırıcılık davasıydı.
Yaklaşık bir yıldır süren davada, kurumda 16 yıl çalışmış olan muhasebeci Ali Haldun Süner, KEİÖ’yü dolandırmak ve faiziyle birlikte toplam 1 milyon 708 bin 742 TL zarara uğratmaktan yargılanıyordu.
Süreç, 24 Şubat 2009’da Süner’in örgütün bu yönde bir kararı olmadığı halde, KEİÖ adına, Ziraat Bankası’ndan 1 milyon 590 bin 678 TL tutarında kredi çekmesiyle başladı. Krediyi çektikten sonra bunu peyderpey kendi hesaplarına geçiren Süner, ilk yıl bankaya faiz ödemelerini düzenli şekilde yaptı. Olay, Şubat 2010’da, sözleşmesi yenilenmeydı Süner’in işten ayrılmasıyla patlak verdi. Bankadan KEİÖ’ye gelen bir e-posta üzerine durum anlaşıldı, soruşturma başlatıldı. Süner 13 martta tutuklanıp cezaevine kondu.
‘Maaşları ödeyemiyoruz’
Ancak, Türkiye’nin kurucularından olduğu, merkezi İstanbul’da bulunan ve 12 ülkeyi biraraya getiren KEİÖ’deki dolandırıcılık olayının etkileri bununla sınırlı kalmadı. İddianamede yer alan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu raporuna göre, kredi olarak çekilen para Süner tarafından “takibini imkansız kılacak şekilde ortadan kaldırıldı.
TARAF
Yazdır