Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, 21. yüzyıldaki hayırseverliğin artık birlikte hareket etmeyi, birlikten güç almayı gerektirdiğini bildirdi.
Güler Sabancı, Sabancı Vakfı tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen, ''Hayırseverlik dünyayı değiştirebilir mi?'' konusunun tartışıldığı Sabancı Vakfı Semineri'nde yaptığı konuşmada, bugün gerçekleşen seminerin iki açıdan özel önem taşıdığını ifade etti. Bu yılki seminerin 36 yıl önce tüm mal varlığını bağışlayarak Sabancı Vakfı'nın kurulmasına öncülük eden babaannesi Sadıka Hanım'ın 100. doğum yıl dönümü nedeniyle rahmetli Sadıka Hanım'a ithaf edildiğini belirten Sabancı, bugün aynı zamanda Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Günü olduğunu, hayırseverlik ve sivil toplum çalışmalarında insan haklarının çok temel bir yeri bulunduğunu söyledi.
Babaannesi Sadıka Sabancı'nın 2 dünya savaşının etkilerini, Cumhuriyet'i, köyden kente göçü ve fakirlikten zenginliği gördüğünü belirten Sabancı, ''Bütün yaşamı boyunca çok akıllı ama aklından daha fazla çalışkan, sabırlı, tutumlu... Bütün bunların yanında çok yapıcı, pozitif bir kişilikti, bütün bunların yanında gerçekti, yakındı, sıcaktı. Bu kalabalık ailenin içinde dahi mahallesindeki, İstanbul'dakini, Adana'dakini, köyündekini, ihtiyacı olanı bulurdu, bilirdi ve el uzatırdı. Büyük bir kısmını bilmezdik. Onu kaybettikten sonra öğrendik. Hayırseverlik babaannem için dünyanın, yaşamın bir parçasıydı'' şeklinde konuştu.
Bugün hep beraber bir şeyler yapmaları gerektiğini ifade eden Sabancı, ''Sadıka Sabancı'nın kendi çapında hayırseverlik yaptığı dönemden bugün geldiğimiz dünyada, 21. yüzyıldaki hayırseverlik, artık birlikte hareket etmeyi, birlikten güç almayı gerektiriyor. Küresel dünyanın gerekleri, küresel dünyanın sorunlarıyla birlikte hareket ederek ancak çözüm üretebileceğimizi gösteriyor'' dedi.
Sabancı Vakfı olarak dünyanın bu gündeminde kendilerine düşen görevi yerine getirmeye çalıştıklarını kaydeden Sabancı, günümüzde sivil toplum kuruluşlarının sosyal adaletin sağlanması, küresel fakirlikle mücadele, eğitim, sağlık ve diğer toplumsal sorunlara çözüm üretmenin yanında, bu sorunların dünya gündemine taşınması ve karar alma mekanizmalarının etkilenmesi gibi önemli sorumlulukları bulunduğunu anlattı.
''HİBE PROGRAMLARINA 190 TANE BAŞVURU GELDİ''
Güler Sabancı, Sabancı Vakfı olarak sorumluluklarının 36 yıldır farkında olarak bugün yeni bir döneme doğru kendilerine yol açtıklarını, yeni dönemde kadınlar, gençler ve engellilere odaklanmayı, diğer sivil toplum örgütleriyle işbirlikleri yapmayı strateji olarak kabul ettiklerini belirtirken, hibe programları yaptıklarını, 2011 için şu anda hibe programlarına 190 tane başvuru geldiğini ve bunun kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.
Türkiye'de sivil toplum örgütlerinin geliştiğini, birlikte ortak proje yapabilmelerinin gitgide daha kolay olduğunu ifade eden Sabancı, ''Birlikte olmakla Türkiye'ye, ülkemize fark yaratacağımıza inanıyoruz. Bu işler sabır ve gönül işleri... Her şeyin para olmadığını, verilen desteklerin sadece parayla ölçülemeyeceğini hepimiz biliyoruz'' diye konuştu.
BUFFET VE GATES'İN BAŞLATTIĞI ''SERVETİN YARISINI BAĞIŞLAMA'' HAREKETİ
The Economist Dergisinin Amerikan İş Dünyası Editörü-New York Büro Şefi ve ''Filantrokapitalizm: Hayırseverlik Dünyayı Nasıl Kurtarabilir?'' kitabının yazarı Matthew Bishop da toplantının açılışında izledikleri Sadıka Sabancı ile ilgili filmin çok ilham verici olduğunu ifade etti.
Bishop, etkin bir hayırseverlik için dünyanın en önemli sorunlarının üzerine gidebilmenin önemli olduğunu belirterek, Warren Buffet ve Bill Gates'in başlattığı bir hareket kapsamında 500 milyarderden 57'sinin servetinin yarısını bağışlama kararı verdiğini, Buffet ve Gates'in hayırseverlik için Çin'e de gittiğini, önümüzdeki baharda da Hindistan'ı ziyaret edeceklerini bildirdi.
Hayırseverliğin yüzyıllara uzanan bir geçmişi olduğunu anımsatan Bishop, ''Servet anlamında altın bir çağdayız. Küresel krizi bir tarafa koyacak olursak hala olumlu trendler olduğunu görüyoruz'' dedi.
Hükümet ve iş dünyasının giderek uzun vadeli riskli girişimlerden kaçınmak istediğini, iş dünyası ve borsaların kısa vadeli karlara odaklandığını belirten Bishop, ''Bağışın amacı risk almak olmalı. Bir fark yaratabilmenin mümkün olduğu, paranın çok büyük etki yaratabileceği alanlarda... Bill Gates, tarihte herkesten çok büyük bağışta bulunmuştur. Vakıfa geçen yıl 4 milyar dolar bağışta bulundu. Bize 'biz çok küçük bir organizasyonuz. Paramı nasıl vereceğim ve nasıl büyük etki yaratacağım' dedi. Vakıf şu anda eğitim ve sağlıkla uğraşıyor'' şeklinde konuştu.
Bishop, geleneksel bağışın işleyişinin değiştiğini, stratejik ve etki odaklı olduğunu da vurguladı.
''HAYIRSEVERLİK AMAÇLARIMIZIN PEŞİNDEN TUTKU VE İSTEKLE GİTMELİYİZ''
King Baudouin Vakfı'nın Yönetici Direktörü Luc Tayart De Borms ise hayırseverlerin sayısının artmasının sevindirici olduğunu ifade ederek, vakıflar ve iş dünyasındaki liderlerin eskisinden farklı roller almaya başlamasıyla yeni ve dinamik bir hayırseverlik anlayışının ortaya çıktığını kaydetti.
Gösteriş ve özentiden çok tutku peşinde koşmak gerektiğini belirten Borms, ''Yeni fikirleri insanların önüne koyarak hayırseverlik amaçlarımızın peşinden tutku ve istekle gitmeliyiz. Gösteriş ve özentiden kaçınarak tutku ve istekle hayırseverliği yapmalıyız. Hayırsever kurumlar için militan bir ruhla çalışmamız gerekiyor'' diye konuştu.
Vakıfların geleceklerini garanti altına alması gerektiğini kaydeden Borms, tek başına hayırseverliğin pek bir şey ifade etmediğini ve hayırseverliğin kolay bir iş olmadığını söyledi.
Yazdır