İrlanda uzunca bir süre, ‘Uzakdoğu Kaplanları’nı hatırlatan yabancı sermaye ve ihracat performansı ile ‘Kelt Kaplanı’ olarak anıldı. Özellikle 1990’larda İrlanda yüzde 11’lere ulaşan GSYİH büyümesi ve GSYİH’nin yüzde 4’üne ulaşan cari işlemler fazlasıyla göz doldurdu. 1990’ların sonundan itibaren ‘yatırım cenneti’ olarak bir dönem yıl itibariyle GSYİH’nin yüzde 27’sine kadar ulaşan tutarlarda yabancı doğrudan yatırım çekmeyi başardı. 2003 yılında İrlanda, tüm ülkeler arasında GSYİH büyüklüğü sıralamasında 33. sıradayken çekmiş olduğu kümülatif yabancı doğrudan yatırım stoku 223 milyar dolara ulaşarak tüm ülkeler arasında 11. sırada yer aldı. Ancak bu gidişat son dönemlerde tersine döndü. Geçen günlerde İrlanda bankalarının AB fonları ve IMF’nin işbirliğiyle kurtarılması gündeme geldi. İrlanda’nın parıltılı bir ekonomik performanstan sonra zor duruma düşmesinin nedenleri, yine bu parıltılı süreçte aranmalı.
İrlanda’nın ekonomik denge(sizlik)leri
İrlanda hızlı ekonomik büyümesini dış ticaret fazlası, iç talep canlılığı ve yabancı sermaye girişi ile gerçekleştirmek istedi. Ancak bu hedeflerin gerektirdiği ekonomik adımlar birbiriyle çelişiyordu. Ekonomik büyümeyi sağlamak için kamu harcamaları hızlanırken yabancı sermaye açısından çekiciliğini arttırmak için vergi oranları aşağıya çekildi. Bu durum bütçe dengesinin büyük açıklar vermesine neden oldu. 1990’larda fazlada olan bütçe dengesi 2000’lerde eksiye dönerek 2008 yılında GSYİH’nin yüzde 11’ine kadar ulaştı. Kamu harcamalarının işsizliğin oldukça düşük ve kapasite kullanım oranlarının yüksek olduğu dönemlerde yapılması, ekonominin ısınmasıyla birlikte işçi ücretlerinin yükselmesine ve böylelikle rekabetçiliğin darbe almasına neden oldu. 2003’te dengede olan cari işlemler 2007 yılında GSYİH’nin yüzde 5’i seviyesinde açık verdi.
Kamu net borcu/GSYİH oranı 2006-2009 arasındaki 3 yılda yüzde 12’den yüzde 36’ya kadar yükselerek üçe katlandı. IMF tahminlerine göre bu oranın, mevcut dengelerin devamı durumunda önümüzdeki birkaç senede yüzde 71’e çıkması bekleniyor. İrlanda’da varlık fiyatlarındaki şişme trendi de olumsuz gidişatın göz ardı edilmesine ve krizde bankacılığın büyük açıklarla karşı karşıya kalmasına neden oldu. 1995-2007 yılları arasında ev fiyatları 4.5 katına yükseldi. İnşaatlardaki baş döndürücü artış, bankacılık sektörünün de ‘gözü kapalı’ kredi vermesine ve büyük riskler almasına neden oldu. Krizle birlikte ev fiyatlarında ve konut piyasasında yaşanan çöküş bir taraftan bankaların büyük zararlara maruz kalmasıyla diğer taraftan kamunun servet üzerinden aldığı vergilerin de daralmasıyla sonuçlandı. 2009’da dünyada kriz etkileri yavaş yavaş aşılarak GSYİH’lerin kısmen de olsa büyümeye geçtiği bir ortamda İrlanda yüzde 7,6 küçüldü.
Metin Ercan Radikal
Yazdır