Üç generalin görevden alınmasını 'sivil darbe' olarak niteleyen CHP'ye AK Parti'den yanıt geldi: "Bir memlekette hukuk varken, kimse teamüllerle falan iş yapamaz. Klasik CHP budur işte. "
İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün imzasıyla üç generalin açığa alınması siyasette tansiyonu yükseltti.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, üç generalin görevden alınmasını ve gelen tepkileri değerlendirdi. Hüseyin Çelik'in sözlerinden öne çıkanlar şunlar:
"CHP tarafından 'Türk silahlı kuvvetlerinin teamülleri vardır, bu teamüllere uyulmak zorundadır. Kimse onlara karışmasın' anlamına gelebilecek açıklamalar yapıldı.
Teamül dediğimiz şeyler, tekrarlana tekrarlana alışkanlık haline gelen şeylerdir. Bir memlekette anayasa varken, hukuk varken, demokrasilerin evrensel prensipleri varken kimse teamüllerle falan iş yapamaz. Eğer Türkiye gerçek anlamda hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir cumhuriyet olacaksa, sivil memur için, kamu çalışanları için yapılan neyse hukukun işletilmesi açısından bir farklılık görmüyorum.
Sayın İçişleri Bakanı veya Milli Savunma Bakanı, kendi yetkisini aşan, kanunlara ve anayasaya aykırı bir tutum veya davranış içerisinde olursa aynı partiden olmamıza rağmen ben kendilerini eleştiririm. Ama böyle bir şey olmadığına göre, hukuka aykırı bir hamle yapılmadığına göre CHP budur işte. Klasik CHP budur işte. Efendim TSK'nın teamülleri vardır karışmayın diyen zihniyetle şimdi buna 'sivil darbe' diyen zihniyet aynı yerden kopan bir anlayıştır."
Üç komutan açığa alındı
Hükümet, Cumhuriyet tarihinde ilk kez üç generali görevden uzaklaştırdı. Haklarında açılmış davalar nedeniyle Tümgeneral Halil Helvacıoğlu, Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Tuğamiral Abdullah Gevramoğlu açığa alındı.
İçişleri Bakanı’na jandarma personeli, Milli Savunma Bakanı’na Türk Silahlı Kuvvetleri personeli hakkında verilen açığa alma yetkisi Cumhuriyet tarihinde ilk kez kullanıldı.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Balyoz” davası sanığı Tümgeneral Halil Helvacıoğlu’nu, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de Tümgeneral Gürbüz Kaya ile Tuğamiral Abdullah Gevramoğlu'nu açığa aldı.
Lübnan'a gitmeden önce Esenboğa Havaalanı'nda soruları yanıtlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Tümgeneral Helvacıoğlu'nun açığa alındığını doğruladı.
'HER ŞEY YASALAR İÇİNDE'
Başbakan Erdoğan, bir soru üzerine ''Sayın Atalay'ın açığa alma işlemini aynı şekilde Milli Savunma Bakanımız da uygulayacaktır ve belki de şu ana kadar da uygulamış olması lazım'' dedi.
Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bu konunun ilk olup olmadığı noktasında bir araştırmam yok. Fakat her şey yasalar çerçevesi içerisinde. Bakanlarımıza verilen yetkiler vardır, Bakanlar Kurulu'na verilen yetkiler vardır ya da üçlü kararname ile atanmışsa üçlü kararname ile görevden alınmalar vardır. Birçok bu tür metodlar vardır. Nasıl ki herhangi bir üst düzeyde memuru görevden alma yetkisine onları oraya atayanlar sahipse, burada da aynı şeyler geçerlidir.
Kaldı ki burada çok daha farklı, tabii İç Hizmet Kanunu'na göre bazı yetkiler vardır. Bu yetkiler çerçevesi içerisinde gerek İçişleri Bakanımız gerekse Milli Savunma Bakanımız bu yetkilerini kullanmışlardır."
VEKALETEN ATAMA
Tümgeneral Gürbüz Kaya, "siper polemiğine" yol açan Güneydoğu gezisinde Başbakan Erdoğan'a eşlik eden isimdi.
TSK Personel Kanunu’nun 65. maddesinin verdiği açığa alma yetkisi 22 Kasım 2010 tarihinde kullanıldı. Kararlar ivedilikle yerine getirilmesi için Genelkurmay Başkanlığı’na tebliğ edildi.
Kararlarda, her üç general için devam eden yargı süreçlerine atıf yapıldı.
Bu üç isim Ağustos ayında yapılan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısından bu yana gündemdeydi.
Haklarında açılan davalar nedeniyle bir üst rütbeye terfi ettirilmeyen generallerin ismi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e onay için gönderilen kararnameye konulmamıştı.
Buna rağmen Genelkurmay Başkanlığı, üç generali de normalde bir üst rütbeli komutanların görevlendirildiği birimlere vekaleten atamıştı.
ÜNİFORMALARINI ÇIKARACAKLAR
Terfi işlemlerinin uygulanmamasını askeri Yüksek İdare Mahkemesine taşıyan generaller, yürütmeyi durdurma kararı aldırmışlardı.
Bakanlığın itirazına rağmen kararda direnen mahkeme, bugünlerde kesin kararını verecekti.
Açığa alınan generaller, haklarındaki davalar sonuçlanana kadar üniformalarını çıkaracak.
CHP: Üç askerin görevden alınması intikam
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, üç komutanının görevden alınmasını “intikam” olarak değerlendirdi. Anadol, “Bu sivil bir darbe” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ve CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, bir basın toplantısı düzenledi.
Kemal Anadol, bir soru üzerine üç komutanın hükümet tarafından görevden uzaklaştırılmasını değerlendirdi.
Anadol, şunları söyledi: ''İntikam.... Bu da darbe, sivil darbe. İktidarın zihniyetini ortaya koyan, hak arama özgürlüğünü bir suç gibi algılayan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP zihniyeti.”
Jandarma Tümgeneral Halil Helvacıoğlu İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Tümgeneral Gürbüz Kaya ile Tuğamiral Abdullah Gevramoğlu ise Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül tarafından açığa alındı.
Ata: 3 generalin görevden alınması normal
BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, ''3 generalin görevden alınmasının ülkede bir ilk olmasının yarattığı şaşkınlığı bir an önce bir tarafa bırakıp daha kararlı adımlar atmak gerekiyor'' dedi.
''10 yılda bir gerçekleşen darbeler bu ülkede demokratikleşmeye geçiş sürecini uzatmıştır. Ve bugün bu süreçle yüzleşmenin tartışıldığı günleri yaşıyoruz. Darbelerle yüzleşme iddiasıyla halkın oyuna gidildiği yakın tarihi yaşadık. Beklentimiz odur ki Türkiye, bir an önce demokratikleşmeye hizmet edebilecek adımları atabilsin.
Bir darbeler tarihi olan ülke için, demokrasiye geçiş sürecini tamamlayamamış olmanın sancılarını yaşıyoruz. 3 generalin görevden alınmasının ülkede bir ilk olmasının yarattığı şaşkınlığı bir an önce bir tarafa bırakıp daha kararlı adımlar atmak gerekiyor.''
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'in istifa edip etmediğine ilişkin soru üzerine ise Ata, ''Eşbaşkanımızın ve Büyükşehir Belediye Başkanımızın yaptığı açıklama açıktır ve toplumdaki soru işaretlerini de karşılayabilecek düzeydedir. Ama bunun dışında medya kuruluşlarının yaptığı yorumlar bizim gündemimizde değildir.
O yorumları dikkate alıp, bunlara cevap verecek bir konumda da görmüyoruz kendimizi. Böyle bir gündemimiz de yok açıkçası. Sayın Başkanımız da eşbaşkanımız da kamuoyunu tatmin eden açıklamayı yapmışlardır'' dedi.
Ata, Abdullah Öcalan'ın açıklamalarına ilişkin bir başka soruya da şöyle karşılık verdi:
''Yapılan açıklama tabanımız tarafından yeterli görülmüştür. Türkiye kamuoyunu da aydınlatacak bir açıklamadır. Türkiye'deki tüm şahsiyetlerin olduğu gibi sayın Öcalan'ın da bu konuda yorum yapması, Türkiye'deki siyasal gelişmelere dair, siyasi aktörlere dair yorum yapma, eleştiri hakkını kullanma özgürlüğü vardır.
Bu konuda da kamuoyuna yansıyan bilgilerin ne eksiği ne fazlası bizde yoktur. Bu eleştirileri herkesin, her kesimin yapabilecek olması gibi Sayın Öcalan gibi Türk siyasi şahsiyetinin yapma özgürlüğü vardır. Partimizin gündemi demokratikleşmedir, atılacak adımlardır. Bunu da Türkiye'de birçok sorunun çözümü için temel anahtar olarak görüyoruz.''
KADINA YÖNELİK ŞİDDET
Ata, basın toplantısında, 25 Kasımın 50 yıl önce ''Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'' olarak ilan edildiğini anımsattı.
Türkiye'de Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının 2010 yılı verilerine göre 7 ayda 226 kadının cinayete kurban gittiğini belirten Ata, şunları kaydetti:
''Aynı dönem içinde cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar kapsamında 478 kadın tecavüze uğramış, 722 kadın taciz edilmiştir. Aile içi şiddet kapsamında ise 6 bin 423 kadın şiddete maruz kalarak hastaneye kaldırılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, cinsel saldırı suçlarında son 5 yılda yüzde 30 oranında artış gerçekleşmiş, 2005-2010 yılları arasındaki dönemde 100 binin üzerinde kadın cinsel saldırıya maruz kalmıştır. Yine aynı istatistiki verilere göre, kadınların yüzde 40'ı korktukları için şikayetçi olmamaktadır.''
Her yıl ortaya konulan bu tablonun yaşanan şiddetin açığa çıkarılması bakımından yetersiz kaldığını vurgulayan Ata, ''Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa ilişkin devletin ulusal bir veri tabanının bulunmayışı, kadına yönelik şiddetle ilgili ulaşılan bilgilerin güvenirliğini de sorgulatmaktadır. Birkaç şiddet olgusunu kayıt altına almak şiddetle mücadelede ne yazık ki yeterli olmamaktadır'' diye konuştu.
Yazdır