Yazdır

Mübarek'in 'Son Cuma'sı mı?

Tarih: 04 Şubat 2011 - 08:18

Mısır'da 10 gündür süren isyanda muhalefetin Müberek'e tanıdığı süre bugün doluyor

Tahrir Meydanı'nda çatışmalar sürüyor. Mübarek, kritik cumaya saatler kala oğlu Cemal'i de eylülde aday göstermeyeceğini duyurdu. Mübarek Amerikan ABC televizyonuna "istifa etmek istediğini ancak ülkenin kaosa sürüklenmesinden korktuğunu" söyledi.
Tahrir Meydanı’nda önceki gece Hüsnü Mübarek yanlılarının saldırısına uğrayan muhalifler cehennem gibi anlar yaşadı. Meydan, adeta bir Ortaçağ kuşatması altına girmişti. Mısırlılar buraya şimdiden ‘Şehitler’ Meydanı diyor
Kalabalıklar, Tahrir Meydanı’nda savunmaya geçmiş gruba taş, silah ve molotof kokteyliyle altı farklı girişten saldırırken, sanki bir Ortaçağ kuşatmasından fırlamış, korkunç bir gece geçirdik. Yaşananlar, Mısır’ın Tienanmen’de olanlara en yaklaştığı andı.
Benim için her şey, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i destekleyen kalabalıklar çarşamba öğleden sonra güruhlar halinde, Nil Nehrini’nin üzerindeki 19. yüzyıldan kalma zarif köprüyü geçerek Tahrir (Kurtuluş) Meydanı’nın girişini kapatan tankların önünde yığıldığında başladı. Tahrir Meydanı, protestocuların halkı 30 yıldır eğitim, iş imkânı, düşünce özgürlüğü ve belki de en önemlisi, onurdan yoksun bıraktığını söyledikleri rejime karşı benzeri görülmeyen protestoların odak noktası haline gelmişti. Mübarek yandaşlarının gösterisi ise hükümetin, bu 85 milyonluk ülkede önceki gün yüzbinlerce Mısırlının gerçekleştirdiği ‘Bir Milyon Kişi’ yürüşüne karşı yanıtıydı.
MÜBAREK ÇOK GEÇ KALDI
Baskı altındaki Mübarek geceyarısı televizyona çıkıp kontrolün kendi elinde olduğuna dair bir izleim vermeye çalıştı. Anayasada reform yapmayı vaat etti ve eylüldeki seçimlerde yeniden aday olmayacağını açıkladı. Fakat bir hafta süren devasa protestoların ardından, bu adım çok geç kalmıştı ve yetersizdi. Mübarek’in vaatleri hâlâ meydanda olan protestocular tarafından reddedildi; protestocular meydanı, etraflarını her koldan sarmış olan orduya bırakmayı kabul etmedi.
Kendisini küçük düşürenler tarafından bu sefer de rededdilen Mübarek havucunu bıraktı ve sopa sallamaya başladı. Konuşmasının bitmesinden kısa bir süre sonra, hükümet destekli eşkıyalar Mübarek karşıtı bir protestoya bıçaklarla saldırdı. Çarşamba sabahı, Mısır’ın ikinci büyük kenti olan İskenderiye’de hükümetin para ödediği milislerle reform yanlısı göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Batı Kahire’de yağma olayları ve ‘baltacılar’ın (Mısırlı eşkıyalar) taşkınlıkları yeniden başladı. Öğle saatlerinde, binlerce gösterici Mübarek karşıtı göstericilerin saflarına dayandı. Sağlam ve barışçıl kalmaya yemin etmiş bir muhalefete hakaretler yağdırıldı.
ORDU TARAFSIZ DEĞİLDİ
Fakat yumruklar konuşmaya başlayınca insanlar taş ve sopa yağmuruyla ikiye ayrıldı. Kasklı askerler söz verdikleri gibi tarafsız kalarak tanklarına girerken, gökyüzünden taşlar yağdı. Fakat meydandakiler tümüyle silahsızken ve hükümet yanlıları bıçak ve demir sopalarını sallarken, ordunun tarafsızlığı pek de tarafsızlık gibi görünmüyordu. Göstericiler az daha dağılıyordu fakat meydanı kaybetmenin tehlikesinin farkına vararak canlandılar. Şeyh gibi giyinmiş sakallı adamlar, göstericileri yeniden meydana çağırıyordu. Bir tanesi bir tankın üzerine oturup, adamlarını çağırırken havada uçan taşları görmüyordu bile.
’CENNETE GİDECEĞİZ!’
Gün batarken, Tahrir Meydanı’ndaki atmosfer histeri noktasına varmıştı. Genç adamlar çeşitli cephelerde taş ve su şişelerini fırlatıyordu; ateş almış molotof kokteylleri gökyüzünü aydınlatıyordu. Diğer protestocular da saf tuttular, namaz kılıp “Cennete gideceğiz!” diye slogan attılar.
Meydanın hemen yakınındaki eğreti bir hastaneye, saat başı yüzlerce yaralı sürükleniyordu. Akşam yediye gelindiğinde, doktorlar beş kişinin öldüğünü, 1500 kişinin de yaralandığını kayıtlara geçirmişti. İdrar ve dışkı kokan kirli bir sokağın başında, kaldırımlarda veya çöp torbalarının üzerinde, sargılı hastaların kimisi bilincini kaybediyor, kimisi kendine gelmeye çalışıyordu.
Tarihi Kahire Arkeolojik Müzesi’nin yanında protestocular yanan araçların arkasına gizlenip karşılarında 1 kilometre boyunca uzanan Mübarek yanlısı kalabalıklara taş atıyordu. Havanın kararmasıyla birlikte, taşlar ancak sağır eden bir gürültüyle derme çatma metal barikatlara çarptığında etrafı görmek mümkün olabiliyordu. Meydanda yarısına kadar yanmış bir ‘belle epoque’ binanın merdivenlerinde giysilerine doldurdukları taşları hâlâ dumanı tüten balkonlardan karşı tarafın üzerine atmak üzere koşturan insanlar vardı. O balkonlarda tarifi zor bir görüntü vardı: Kargaşa içinde, yanan araçların arasında ve bir yığıntı denizinde birbiriyle savaşan iki grup insan.
NAMAZ SONRASI ÇATIŞMA
Meydana bakan binalardan birinde daha güvenli bir apartmana sığınıp göstericilerin meydana kurduğu çadırların arasında yanan ateşleri izlemeye başladım. Güneşin doğmasına iki saat kala meydanın dışından silah sesleri gelmeye başladı. En az altı kişi yerdeydi. Ambulanslar hemen gelip kurbanları götürdü. Birkaç dakika sonra ezan okunurken göstericiler namaza durdu. Ancak gün ağardığında binlerce gösterici müzenin yanında çatışmaya devam etti. Bu sırada Mübarek yanıları kısa süre de olsa protestocuları püskürterek stratejik geçişi ele geçirmeyi başardı.
GAZETECİ PEŞİNE DÜŞTÜLER
Bu arada rejimin ajanları olduğu düşünülen kişiler protestocular tarafından yakalanmıştı. Bazıları onları döverken bazıları da korumaya çalışıyordu. Kanlar içinde ve yarı baygın halde bir metro girişine sıkıştırılıp protestoların organizatönlerince tek tek sorgulandılar. Tüm bunlar olurken ben sessizce meydandan ayrıldım. Çetelerin yabancı gazetecileri aramaya başladığı haberleri geldiğinde güvenli bir yere sığındım. Kurtuluş Meydanı Arap kentlerinde çok sık görülen bir isim. Mübarek rejimine karşı direnişin ilk haftasının sonunda, protestocular buraya ‘Özgürlük Meydanı’ adını verdi. Fakat bu kanlı geceden sonra, meydana şimdiden ‘Şehitler Meydanı’ deniyor.
IASON ATHANASIADIS-MİLLİYET

Site adresi: https://www.finansingundemi.com/haber/mubarekin-son-cumasi-mi/301102